GeriSavaş ÖZBEY Haftanın testi!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Haftanın testi!

Soruları bu kez mizah yazarı Mehmet İren’e sordum. Ben çok eğlendim, bakalım siz de gülecek misiniz...

1 - Sosyal medyada yazım hatalarıyla bilinen Demet Akalın bir paylaşım yaptı: “Canım Hande Yenerim dışarı çıkamıorm diye yakın gözlüğü gönderdi artık hatasız yazıcam”... Sizce bu paylaşımda bile kaç imla hatası yaptı?

a) Sıfır hata, meğer problem, gözlüğü olmamasıymış
b) Sadece bir hata, o kadarı kadı kızında da olur
c) 10 kelimede noktalamalar dahil beş hata var
d) İlkokul öğretmeni insan içine çıkamıyorHaftanın testiMEHMET İREN: C’dir bu. D’ye kadar da yolu var. Demet Akalın’ın imla konusundaki çizgisini bu saatten sonra bozacağını düşünmüyorum. Ama kendisinden biraz çekiniyorum, konuyu çok da kurcalamak istemem. Tersi, ters bir insan.

2 - Sıla’nın eşi şef Hazer Amani üç ay önce Bebek’te açtığı ve 1 milyon lira harcadığı restoranını neden kapattı?

a) Mutfakta ne var, ne yok hepsini Sıla yiyormuş
b) 50 bin lira kirayla korona önlemlerine dayanamamış
c) MasterChef’te azarladığı öğrenciler müşteri olarak gidip intikam alıyormuş
d) Sıla için ayrıldığı eşi Deniz Mumcuoğlu zırt pırt zabıtaya şikayet ediyormuş

Haftanın testiMEHMET İREN: B diye tahmin ediyorum. (Dayanamadım gidip baktım; B imiş evet. Haklı adam, ne diyeyim...)

3 - Şarkıcı Ebru Polat karantinadan çıkınca ilk iş ne yapacakmış?

a) Her güne bir sevgili...
b) Gün aşırı zekâ testi...
c) Kayseri mantı, Aristo mantı...
d) Saat başı “Ay’a, Ay’a, Ay’a” dansı...

Haftanın testi

MEHMET İREN: Cevap A. Yine de ayıp, kaynakları adil paylaşmakta yarar var.

4 - Yatak odasından poz paylaşan Aleyna Tilki, “fotoşop yapmışsın” diyenlere ne cevap verdi?

a) Aynaya bakınca ben de gerçek olduğuma inanamıyorum
b) Ayna ayna, söyle bana, var mı benden güzeli bu dünyada?
c) Çanakkale içinde Aynalı Çarşı
d) Fotoşop değil bel kısmını incelten güldüren ayna kullanıyorum

Haftanın testi

MEHMET İREN: Hepsini diyebilir Aleyna Reis. Yok, bu olamaz diyebileceğim bir seçenek yok. Ama ben şansımı A’dan yana kullanıyorum. Kendisinin edilen lafları sallamayan tavrını tasvip etmelere doyamıyorum. Çekemeyen anten taksın başkan, sen yürümene bak.

5 - Serdar Ortaç uyarıları önemsemeyerek sokağa çıkınca tepki çekti. Peki Ortaç niçin dışarı çıktı?

a) “Bana ev bastı” diyerek helikopterle Kıbrıs’a gitmeye kalkıştı
b) “Yaza damga vurmamı hiçbir virüs engelleyemez” diyerek mayo aramaya gitti
c) “Bir çay demleyenim yok” diyerek taksi durağına esnaf ziyareti gerçekleştirdi
d) “Balkondan söylenecek tempolu şarkılara ihtiyaç var” diyerek stüdyoya girdi

Haftanın testi

MEHMET İREN: Hayatın doğal akışına uygun olanı A. Ama bunda da kopya çektim ve C olduğunu öğrendim. Çay demlemek çok komplike bir eylem değil bu arada. Evde çay yok diye durağa giden yumurta kırdırmaya da sanayiye gider. Biz bu adamı zor evde tutarız bu kafayla.

6 - Instagram’dan canlı yayın yapan ABD’li model Emily Ratajkowski’ye bir Türk takipçisi ne yorum yazdı?

a) Ar yu disko? Ar yu kola?
b) Evlenirsek soyadını muhafaza edecek misin?
c) Kim Kardashian’ı tanıyor musun?
d) Yorum yazmayın, memeleri kapatıyor

Haftanın testi

MEHMET İREN: Bu alternatifler içinden tabii ki D diyeceğim. Kendisine mail yoluyla soru göndererek ilk Türkiye röportajını yapan kişi olduğumu da gururla belirtmek isterim. Kariyerimdeki en büyük başarım.

7 - Evde oturmaktan 23 günde 10 kilo alan İrem Derici sıkıntıdan ne yemiş?

a) Lahmacun arası çiğköfte
b) Ekmek arası lahmacun
c) Devre arasında futbol topu
d) Şehirlerarası otobüs

Haftanın testi

MEHMET İREN: Ekmek arası lahmacundan da şüpheleniyorum, yeni nesil patso gibi bir şey olabilir. Ama gastronomimiz henüz oraya gelmemiştir inşallah diye dua ederek A diyorum.

CEVAP ANAHTARI:
1) C, 2) B, 3) A, 4) A, 5) C, 6) D, 7) B

Haftanın testi
Mehmet İREN

X

İdeal tatile kaç kişiyle çıkılır?

Yıllar yıllar sonra geçen hafta ilk kez aile tatili yaptık. Üç kuşak, yedi kişi bir arada. Kalabalıktan, kalabalığın yavaşlığından darlanan tezcanlı gitti, yerime anın tadını çıkaran biri geldi. Aile ve bayram gibi geleneksel konforlar bu tip rahatsızlıkları iyileştirmeye birebir.

Ben tek başıma seyahat etmeyi severim. Tek tabanca. Çin’den Hindistan’a birçok coğrafyayı böyle dolaştım.
“Sıkılmıyor musun?” diye soran oluyor.
Tam aksine, tek başına olunca gittiğiniz coğrafyaya daha açık oluyorsunuz, insanlarla daha fazla iletişim kuruyorsunuz.
Bazen şöyle olduğu doğrudur: O kadar tuhaf bir şeyle karşılaşıyorsunuz ki, bunu kendi kültürünüzden, kendi bakış açınızdan biriyle paylaşmak istiyorsunuz.
O zaman da sosyal medya var. Çek-koy, bütün memleket okusun...
Bir tek kafamın çok uyuştuğu bir tanıdığım ya da sevgilim olursa ona tahammül edebiliyorum seyahatte.
Üçüncü bir kişi beni yavaşlatan ayak bağına dönüşüyor. Onun çıkması, bunun girmesi, birinin susaması, öbürünün tuvaleti derken yavaşlayıp zaman kaybediyoruz.

Yazının Devamını Oku

Parti güzel miydi?

Bozcaada Belediyesi’nin sosyal medyadan yaptığı paylaşım bu. Plajın mahvolmuş görüntüleri eşliğinde yayımladılar: “Parti güzel miydi? Yazık, çok yazık...”

Hakikaten “yazık” denecek kadar var. Etrafı bir görseniz, ateş yakmışlar, şezlongları kırıp parçalamışlar, her taraf çöp, şişe, poşet...
Emin olun durum üç aşağı beş yukarı bütün Ege ve Akdeniz sahillerinde benzer.
Belediyelerin yetişmesi imkânsız. Bodrum’da suyu bile çeşitli bölgelere ikişer saat tanzim ediyorlar. Mesela Gümüşlük bu halde.
Türkbükü’nde sadece su değil, elektrik de gidiyor. Bu sıcakta klimalar, buzdolapları çalışmıyor.
Bunca yıldır Bodrum’a gider gelirim, hayatımda ilk kez böyle bir şey gördüm:
Havaalanından sonra trafik, ta Güvercinlik’ten başladı. Hani yol üstünde denizi ilk gördüğümüz yer.
50 dakikalık yolu 2.5 saatte aldık. O da tepeden, arkadan, gizli yollardan dolaşarak.

Yazının Devamını Oku

Artık kel hakları istiyoruz bütün filmlerde ya tetikçiyiz ya kötü adam

Elektronik müziğin Türkiye’deki öncülerinden. Tarzı, dansı, stiliyle hep farklı oldu, kendi sularında boy verdi Bedük. Sadece Türkiye’de değil, yabancı listelerde de başarılara imza attı. Şimdi ailesiyle birlikte Londra’da yaşıyor. İsminin çok geçtiği Eurovision için “Birinciliği tekrar Türkiye’ye getirmek güzel olur” diyor.

◊ Müziğinizde hangisi daha önemli nirengi taşı: İlk yüklemeleri yaptığınız MySpace mi, ilk ciddi konserlerinizi verdiğiniz Juice grubu mu?
- Juice grubu. Çünkü ilk gerçek sahne deneyimlerimi kan, ter, gözyaşı olarak orada yaşadım. Şimdiki sahne performansımı o günlere borçluyum.




◊ Bilkent Grafik’te hem öğrenci hem müzisyen olmanın nesi zordu: Uykusuzluk mu, sosyalleşme zorluğu mu?
- Okurken düzenli sahneye de çıktığım için sosyalleşmekte sorun yoktu da uyku işi pek uğramazdı bize. (Gülüyor)

Yazının Devamını Oku

Siz istediğiniz gibi yazın

Ünlülerle duygusal ilişki, bütün toplumun gözü önünde cambazlık gerektiren zor bir şey. Her babayiğidin altından kalkabileceği bir baskı değil, besleyici olduğu kadar tüketici de olabiliyor. Mehmet Dinçerler, Hadise ile oynadığı oyuna, kurallarına ve rolüne uygun başlamış görünüyor: Mesafeli, ketum, umursamaz...

Tam da ayrıldığı sevgilisi Kaan Yıldırım’ın adının Çağla Şıkel’le anılmaya başladığı 24 saat içinde Hadise’nin de yeni sevgilisi ortaya çıktı:
Mehmet Dinçerler.
Gençlik fotoğrafları falan kaç gündür sosyal medyanın dilinde.
Zaten popüler bir genç iş insanıydı.
Şimdi semi-celebrity.
Fotoğrafları gibi her şeyi didik didik edilecek.
Hadise’nin 12 milyon takipçisi yeter...

Yazının Devamını Oku

“Ama”sız, “fakat”sız

Gülşen’in giydiği transparan pantolon sadece tartışmaya değil, bir ilke de neden oldu, iki rakibesi çıkıp destek verdi meslektaşına. Keşke devamı da gelse...

Alaçatı’da sahne alan Gülşen’in giydiği transparan pantolon, 2021 yazı denince artık akla gelecek ikon parçalardan.
Pantolondan ziyade kalın telli bir külotlu çorap gibi.
Ben “Çok iyi taşımış“ diyenlerin tarafındayım.
Fakat sosyal medyada çok tartışılması bir yana, bir ilke de neden oldu bu seçim.
Gülşen’in bir rakibi Hande Yener çıktı “ama”sız, “fakat”sız destek oldu meslektaşına:
“Sosyal medyanın gazına gelmeyelim, herkes özgürlüğünü yaşasın. Zaten ‘Sarışınım’ klibinde de öyle giyinmişti, unutuldu. Ben de bazı konserlerimde böyle şeyler yapmıştım. Tabii dünya starları bunu yapıyor ama Türkiye’de pek alışıldık bir durum değil.”
Gerçi onun üstünde de gayet tasarruflu bir kıyafet vardı.

Yazının Devamını Oku

Yağmur Tanrısevsin’in diplomat sakinliği

“Şu şu şu oldu, aldatıldım” demiyor. “Sonradan öğrendim” demiyor. Peki ne diyor? “Aldatıldıysam bu benim suçum değil” diyor. “Vicdanım temiz, bende yara oluşmadı, oluşmaz” diyor.

Oğuzhan Koç’la ilişkisinin Demet Özdemir nedeniyle bittiği söylenen Yağmur Tanrısevsin, şöyle konuşarak hem hiçbir şey söylemedi hem çok şey dedi:

Bazı ilişkiler bittikten sonra daha önce aldatıldığını öğrenenlere tanık oluyoruz. Aşka emek harcarım. Vicdanen elimden gelen her şeyi yaptığıma inanırsam bende herhangi bir yara oluşmaz.

Ne demiyor bu paragrafta?

“Benim başıma geldi” demiyor. 

“Şu şu şu oldu, aldatıldım” demiyor. 

“Sonradan öğrendim” demiyor.

Peki ne diyor?

“Ben elimden geleni yaptım, vicdanım temiz” diyor.  

Yazının Devamını Oku

Lale Mansur: Kazığı yiyene kadar herkesi iyi zannediyorum

Balede zaten başarılıydı. 20 yaşında İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin başbalerini olacak kadar. 36 yaşında oyunculuğa geçmeye karar verdi, aynı yıl Altın Portakal aldı: 1992, “Düş Gezginleri”. Bunlar tartışılmayan tarafları. Fakat Lale Mansur aynı zamanda siyasi faylarda dans etmekten geri durmayan bir aktivist. Hayatı boyunca takdir kadar tepki de topladı. Bu yönü sorulduğunda “İnandığım bir şey yaptığımda başkalarının ne söylediğine asla aldırmam” diyor.

◊ Asker kızı olmanın nesi daha zor: Disiplin mi, hayata bakış farklılıkları mı?
- Hayata bakış konusunda babamla bir görüş ayrılığımız olmadı. Üç oğlandan sonra gelen kız çocuğu olduğum için malum, disiplin de bana hiç sökmedi.
◊ Müzisyen Şanar Yurdatapan abiniz. Evde kim avantajlı: Büyük kardeş mi, küçük mü?
- Ben küçükken Şanar Abim üniversitede okuyordu. Sadece tatillerde birlikte olabiliyorduk. Eve gelmesini dört gözle beklerdim.
◊ Sahnede hangisi daha keyifli: Oyunculuk mu, başbalerinlik mi?
- İkisi de âşkla yaptığım işler. Tercih etmem imkânsız.
◊ Hangi ödül sizin için daha anlamlı: Ankara Uluslararası Film Festivali’nde aldığınız en iyi kadın oyuncu ödülü mü, Antalya Film Festivali’nde aldınız mı?

Yazının Devamını Oku

Tel sarar Aleyna tel sarar

İki mühendis yolda giderlerken araba bozulmuş. Makine mühendisi yatmış hemen otomobilin altına fakat uğraş uğraş, bir türlü yapamamış.


Bilgisayar mühendisi olan dayanamamış, en sonunda sormuş: “Acaba bir kapatıp yeniden mi açsak...”
Aleyna Tilki’ninki de o hesap.
Artık asistan kaprisiyle uğraşamayacağını açıklayıp onun yerine dadı aradığını duyurdu sosyal medyadan.
Bilgisayar mühendisi haklı.
Bazen her şeye en baştan tekrar başlamak iyi fikir olabilir.
Aradığı dadı İngilizce ve Rusça bilmeliymiş.

Yazının Devamını Oku

Kahvaltıcı gece kulübüne, kebapçı Reina’ya dönüşüyor

Pandeminin sosyal hayatımıza kattığı en önemli şeylerden biri de fazla yer değiştirmeden aynı mekânda, aynı insanlarla, aynı personelle birkaç işi birden çözebilmek: Hem ‘happy hour’, hem akşam yemeği hem de bar...

Sadece İstanbullu olup bu yaz Bodrum’da yazlık açanların sayısı 20’ye yakın: Lucca, Must, Topaz, Galliard, Mânâ, 25 sene sonra ilk kez Papermoon, 27 sene sonra Sunset...

Çeşme bariz geri kaldı, böyle bir hareketlilik yok. ‘Sezonun yenileri-merak edilenleri’ dediğinizde üç-beş yer arasında adı geçenlerden biri Cherie.

Kahvaltıda kahvaltıcı: Taze kruvasanlar. Öğle brasserie: Provensal ızgara enginar. Akşam restoran: Odun ateşinde kaburga. Gece bar: Sakızlı riz au lait. Sabah 10.00’dan 1.00’e kadar kendi içinde bir döngüsü var. Ve kahvaltıda gördüğünüz biriyle ya akşamüzeri ya da gece tekrar karşılaşıyorsunuz.

Pandeminin sosyal hayatımıza kattığı en önemli şeylerden biri de bu bence. Fazla yer değiştirmeden aynı mekânda, aynı insanlarla, aynı personelle birkaç işi birden çözebilmek: Hem ‘happy hour’, hem akşam yemeği hem de bar... Hem kahvaltı mekânı hem gece kulübü şeklinde bütün güne yayılan servisiyle pandemi tipi yeni işletme tarzının bir öncüsü sayılabilir Cherie. Benim işime gelir. Çünkü Çeşme’nin normalde sürekli mekân değiştirmek üzerine kurulu bir düzeni var. Sabah kalk, arabaya bin, koştur koştur meşhur kahvaltıcılardan birine. Dön otele hazırlan, sahil uzak olduğu için yine arabayla sahile. Güneşlendin, yüzdün, ‘happy hour’ için başka ‘beach’e. Dön otele, giyin, balıkçıya... Eğleneceğiniz yer yemekten uzaktaysa, bin tekrar, gece kulübüne... Gün ağarırken o senenin popüler ‘after mekân’ına. Dön otele. Her gün aynı turnike...

Çeşme izlenimlerimin devamı, haftaya...

Çamlık Yolu’ndaki Cherie’de gündüz kahvaltı edilen rahat masalar akşam stantlaşıyor, birkaç küçük neon numarasıyla ortam seksileşiyor. Bu kabuk değiştirmeye paralel olarak DJ performansı yabancıdan Türkçelere dönmeye başlıyor.

KİTLESİ DE REINA KİTLESİ

Yazının Devamını Oku

Sertab haklı mı haksız mı?

Bodrum’da bir çevre etkinliğine katılan Sertab Erener’in, “Artık çocuk doğurmamamız gerekiyor. Biraz duralım gerçekten, çoğalmamamız gerekiyor. Fareden beter olduk, onlar bizden az ürüyor olabilirler” açıklaması tartışılıyor.

HAKSIZ ÇÜNKÜ:

Fare benzetmesi çok talihsiz olmuş. İnsanların çocuklarına fare yavrusu der gibi. Sertab’ın çocuğu yok. 56 yaşından sonra da yapacağını zannetmiyorum. Belki de kendisi çocuk yapmadığı için kuramadı bu empatiyi, farkında olmadan çok çocuğu olan aileleri incitti.

HAKLI ÇÜNKÜ:

Dünya, sonsuz kaynakları olmayan, orta büyüklükte bir gezegen. 2 bin yıl önce 300, 1600’lerde 600 milyon olan insan nüfusu, şu anda 8 milyara dayanmış durumda. 2100’de 11 milyarı geçecek. Bu kadar boğaza can mı dayanır?

HAKSIZ ÇÜNKÜ:

Gezegendeki kaynakları hızla yok etmemizin tek nedeni nüfus artışı değil. Aşırı tüketim de bir o kadar önemli. Eskiden insanlar tek bir kıyafetle ömrünü geçirirmiş. Sertab’ın sadece kostüm odasını gözünüzün önüne getirsenize... 

HAKLI ÇÜNKÜ:

Dünyanın bazı bölgeleri için ciddi planlamalar gerekiyor. 30 yılda nüfusu en çok artacak 10 ülke arasında Kongo, Bangladeş, Etiyopya gibi kaynakları kıt, halkı fakir ülkeler yer alıyor. Bu toplumlar göç vererek başka coğrafyalar üzerinde de baskı oluşturacaklar. 

Yazının Devamını Oku

Evlenmeden çocuk

Model Didem Soydan, sevgilisi Burak Deniz’den ayrıldı. Artık evleneceğinden ümidi kesen ailesi “Bari çocuk yap” demiş.

Valla güzel polemik.
Bana çok acayip geldi.
Öbür yandan da çocuğunun mürüvvetini görmek gibi torun sevmek de her ebeveynin hakkı.
Öyle de evlenmiyor, böyle de.
Bari torun bakalım kafası...
Düşündüm taşındım, şuna karar verdim:
Baba çocuğu nüfusuna aldıktan sonra sorun yok bence.

Yazının Devamını Oku

Bodrum ve Çeşme’nin fiyatları kime ucuz kime pahalı?

Yine yılın o dönemi. Yani Bodrum’dan ve Çeşme’den aşırı pahalı lahmacun ve harburger haberleri mevsimi... Her sene, her sene bıkmadan, sıkılmadan aynı geyik. Demek alıcısı var ki her yaz başı ısıtılıp ısıtılıp yeniden önümüze konuyor.

Aslında bir-iki kere ben de yazmıştım denk geldiğim fahiş fiyatları.
Çeşme’deki bir beach’te 3 sene öncesinin parasıyla 500 liralık pizza falan... Artık elim gitmiyor.
Yazmaktan da duymaktan da fena halde sıkıldım. Kendimi, “zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış” dizisinde figüran gibi hissediyorum.
Oralar, bölüm başına 75 bin lira alan oyuncuların, 50 metrelik yatlarıyla gelen Arap şeyhlerinin, Rus oligarkların takıldıkları yerler. Gitmezsin, yemezsin olur biter.
Üç tarafı denizlerle çevrili memleket. Yalıkavak Marina’dan, Alaçatı Port’tan başka yer mi yok? Hem de ne âlâları var.
Ama yok ille de “Can Yaman’ın yan şezlonguna uzanıp milkshake höpürdeteceğim”, “Abromoviç’in yatına nazır lahmacun ezeceğim” dersen de bedelini gözden çıkaracaksın tabii.
Hayatta nelerden “beslendiğinle” ilgili bir şey.

Yazının Devamını Oku

Barış Manço abimiz Cem Karaca babamızdır

Ekranın sabah şekeri, akşam yakışıklısı. Ben demiyorum, dünya üçüncüsü seçildi. Ama o taraklarda bezi yok artık, “Gece hayatını evlenince bıraktım” diyor, artık bir aile babası. İkilemli sorularda bu hafta sunucu, model ve oyuncu Alp Kırşan’ın Bodrum’daki yaşamına, Çeşme’de üşümesine, balık avı turnuvalarına, motosiklet merakına, Acun’la ilişkisine, zenginlikle ilgili düşüncelerine konuk oluyoruz.

Hangisi daha büyük pişmanlık: Çocukken üçüncü kattan atlayıp sakatlanmak mı, “Survivor”da yarışmacıyken fazla mızıklanmak mı?

- Üçüncü kattan atlamak! Doğru şekilde atlarsam hiçbir sorun olmayacağını düşünmüştüm. Yere inene kadar çok heyecan vericiydi. Ama sonuç büyük pişmanlık oldu tabii.  

Büyük balık avı turnuvalarına katılıyorsunuz. Hangisi mühim: Şans mı, strateji mi?

- Şans önemli ama o şansı kendin yaratman lazım. İyi futbol oynamak için sahanın güzel olması gibi düşünebilirsin bunu.

3 Kasım, Akrep burcu... Hangi yönü daha zor: Aşırı sahiplenmecilik mi, zaman zaman bencillik mi?

- Valla bende ikisi de yok. Benim problemim disiplinle. En zor olan yanı bu. Benim için zevk ama etrafımdakiler için tam bir eziyet. (Gülüyor)

Hayatınız bir film olsa macera mı olurdu, romantik komedi mi?

- İkisi de. Yani bir macera-romantik-komedi olurdu. Çünkü her anım öyle geçiyor. 

Yazının Devamını Oku

Elini ayağını soframdan çek

Kısa süre önce süt küvetinde banyo yapan, turşuların üzerinde çıplak ayakla dans edenlerin görüntülerini izlemiştik. En son ekmek hamuruyla futbol düştü ekranlara. Hepsi gıda sektöründe mi toplaşıyor bunların?

En son, Van’daki bir fırında ekmek hamuruyla futbol oynayan çalışanların görüntüsü düştü ekranlara.
Kahvaltıdan önce izlemeyin, eliniz ekmeğe gitmez. Bir de videoda utanmadan “Ustaya bakın. Şimdi onu ekmek yapıp millete satacak” diyorlar.
Normalde yerde ekmek görsek “nimet”e saygıdan bir kenara kaldıran bir kültürümüz var bizim.
Kısa süre önce süt küvetinde banyo yapan, turşuların üzerinde çıplak ayakla dans edenlerin görüntülerini izlemiştik.
Nasıl bu hale geldik?
Yoksa hep böyleydi de şimdi teknoloji gelişince, cep telefonları ortaya çıkınca mı haberimiz olmaya başladı?
Acaba kameraya çekilmemiş, hiç haberimiz olmayan başka şeyler de var mı?

Yazının Devamını Oku

Burası neresi?

Beyoğlu’nun göbeğinde Hayriye Caddesi... Gelenler bir köşeye çantasını attığı gibi açıyor müziğini, ister tek başına, ister kendi grubu içinde eğleniyor, dans ediyor... Tam festival havası, epeyce Berlin kafası.

Üstünde tişörtü olan sayısı, olmayandan daha az. Şort üstü bikinililer, mini üstü büstiyerliler, yelekliler, dövmeliler, dövmesizler, Cihangirliler, Cihangir’e parası yetmeyen Kadıköylü, Beşiktaşlı genç beyaz yakalılar, ekspatlar, fenomenler, DJ’ler, modeller, LGBTİ bireyler, ‘cool’ çocuklar, onlardan daha ‘cool’ kızlar, mısırcılar... Ve nereden duyup öğrenmişlerse turistler...

Panayır yeri gibi. “Bu insanlar nereden gelmiş, İstanbul’da mı yaşıyorlar” diyeceğiniz bir profil. Bir ara Şokopop’u da (Ekim Acun) gördüm sanki.

Yok yok, plaj değil, sokak arası burası. Beyoğlu’nun göbeğinde Hayriye Caddesi.

Fotoğraf: Uygar Taylan

Galatasaray Lisesi’ni bildiniz, işte onun İstiklâl yüzü değil, tam arka tarafı. Hani otopark vardır ya lisenin bittiği yüksek duvarlar, tam orası. Fransız Sokağı’nın girişi.

Saat 15.00 gibi insanlar toplaşmaya, lisenin yanından inen merdivenlerde sanki amfitiyatro gibi yerlerini almaya başlıyorlar. Saat 19.00 olduğunda artık göz alabildiğine insan...

Burası eskiden sakin bir yerdi. Kaburgadan hamburger yapan üç-beş masalı Markus Tavern vardı. Hemen yanında botanik-kafe Müz. Pek de iş yapmazlardı. Şimdi bırakın mekânlarda, ayakta bile yer bulmak imkânsız.

ARABAYLA GEÇMEYİN

Yazının Devamını Oku

Yuvarlaktan kafalar çizgiden kollar

Antalya’da tacize uğrayan kardeşlerin çizimlerini görünce Cin Ali’yi hatırladım. Yuvarlaktan kafaları, çizgiden kolları... Hoparlörü, sirki, kırtasiyeci amcayı, canım öğretmenimi... 40 yıl önce, 40 yıl sonra. Tıpkı şarkıdaki gibi: Biz büyüdük ve kirlendi dünya.

Babamın işi gereği ilkokula Karamürsel’de başladım. Öğretmenim Sabahat Karanlık’a bayılıyordum. Soyadıyla tezat, öyle aydın bir kadındı ki.
Kendimi ona beğendirmek için yanıp tutuşuyordum.
Daha okulun ilk ayı mı ne...
Bir gün “Öğretmenim ben okumayı söktüm” dedim ona. “Aferin benim güzel çocuğum, yarın birlikte okuyalım, bir bakalım” dedi.
Eve gittim, sevinçten uçuyorum: “Anne, anne ‘örtmen’ beni yarın okutacak!”
“İyi de sen okumayı bilmiyorsun ki” dedi annem.
Dünyam başıma yıkıldı. Nasıl bilmiyorum ya? A, yanına B gelirse AB işte...

Yazının Devamını Oku

Meedo tarifeli uçağı milleriyle mi kapattı?

Aslında bir “Şeyma Subaşı detoksu”na girmeyi çok istiyorum ama her seferinde öyle “kayıtsız kalınamaz” şeylerle geliyor ki... Kendinizi kapağı kapatılmış bir “Sadece Şeyma” kitabında hapis buluyorsunuz. Son bölümde dolandırılma ve bebek kaybetme var. Mısırlı sevgili Mohammed Alsaloussi ağırlığınca altın değil, hacmi kadar “patlamış mısır”mış. Yüzükler falan sahte, ilişki bitti, evlilik iptal. Yine de bu hikâyede anlayamadığım bazı şeyler var.

◊ Mesela-1:
Madem Meedo dolandırıcıydı, Şeyma’nın garajda gösterdiği o lüks arabalar kimindi? Peki ya Şeyma’ya doğum gününde hediye ettiği ultra lüks cip?
Meedo’nun daha önce iki kere çalıntı Ferrari’yle yakalandığı söyleniyor. Belki de onlar da çalıntı...
◊ Mesela-2:
Maldivler’de birlikte tatil yaptılar. Meedo bir adadan diğerine geçerken özel uçak bulamadığı için güya tarifeli uçak kapattı.
Bu tatilin uçağının parasını kim verdi? Meedo tarifeli uçağı milleriyle mi kapattı?
Belki tanıdıkları vardı, belki de gözünü boyayıp o masrafları Şeyma’ya ödetti.

Yazının Devamını Oku

Hadise mi, Demet mi?

İki yaz şarkısı: “Bi Daha Bi Daha” ile “Hay Hay”... Benzer kitlelere oynayan iki rakip pop stardan: Demet Akalın ile Hadise. Gel de kıyaslama... “Bi Daha Bi Daha” daha kapalı tribün, daha alaturka. Eurovision’a gönderilmez mesela. “Hay Hay” daha batılı ama o da bu mevsimde “eller havaya”cıları kesmez. N’apsak?

Demet Akalın’ın “Bi Daha Bi Daha”sı aslında tam anlamıyla “bi daha”. Sanki daha önce dinlemişsiniz gibi, “Ben bu şarkıyı bir yerden biliyorum ama” deyip her bölümünü başka bir şarkıya benzetiyorsunuz.

Yormayan bir şarkı.

Bilmiyorsanız bile hatmetmeye, ilk defa dinleseniz bile bir sonraki sözü tahmin etmeye mütevazı bir zekâ kâfi.

Bakınız: Çektim o fişini, yırttım afişini...

Sloganı da var. Ezberleyiniz: Seviyorum yine / Ama başşşka birini...

Beach’te, barda, kulüpte bağıra bağıra söyleyebilirsiniz.

“Şarkıyı bilmiyorum, nasıl söyleyeyim” diye korkmayın sakın.

Dedik ya, siz bir başlayın “Düştün aşk yine bende karanlığa” diye...

Yazının Devamını Oku

Ben söylediklerimden sorumluyum başkalarının anladıklarından değil

Yonca Evcimik, 57 yıllık hayatına bale, dans, tiyatro, televizyon, sunuculuk, yapımcılık ve akıllara kazınmış onlarca popüler şarkı sığdırdı. Bunun sırrı, sanat hayatına henüz 14 yaşındayken çocuk tiyatrosuyla atılması. Bunca yılda her yaştan hayranları oluştu, satış rekorlarına imza attı. Sezen Aksu onun için “Aynı imkânlar verilse Madonna’dan âlâsını yapar” diyor. Zaman zaman kendini polemiklerin içinde buluyor: “Amy Winehouse ve Aysel Gürel için sarf ettiğim cümleleri, kendi fesatlıklarıyla yorumlayıp beni kötü gösterenlerle hiç ilgilenmiyorum.”

◊ 16 Eylül, Başak burcu... Nesi daha zor: Aşırı detaycılık mı, zaman zaman kıskançlık mı?
- Kıskanç hiç değilimdir. Ama aşırı detaycılığımla karşımdakine kök söktürürüm. Bilen bilir.
◊ Hayatınız bir film olsa macera mı olurdu, romantik komedi mi?
- Romantik-komedi görünümlü macera olurdu. Aksiyonu bol biriyim, tüm türler çorba olurdu benim filmimde.
◊ İkisini de yaptınız. Tiyatro mu, bale mi?
- Bale benim ilk gözağrım.
◊ Hangi ekip daha şamatalıydı: “Yedi Kocalı Hürmüz” mü, “Hisseli Harikalar Kumpanyası” mı?

Yazının Devamını Oku

Salya Akdeniz’e iner mi?

Müsilaj sadece bir çevre problemi değil, aynı zamanda çok ciddi bir ekonomik mesele. Ülkemize gelecek turistin yerine kendinizi koyun. Bütün sene çalışmışsınız, 1 haftacık tatil yapacaksınız, televizyonda ya da acentede böyle bir kare görseniz, müsilaj küvetine girmek ister miydiniz?

Ata Demirer Bozcaada açıklarından müsilaj görüntüleri paylaşınca “Marmara’daki deniz salyası Ege’ye de iner mi?” diye yazmıştım, 15 gün önce.
Ohoo... Yunan adalarına vardı bile.
Belli ki koşulları uygun bulduğu sürece kuzeyde Karadeniz’e doğru ve güneyde ilerlemeye devam edecek. Bu sadece bir çevre problemi değil, aynı zamanda çok ciddi bir turizm sorunu.
Güneyde henüz Marmara’daki gibi bir panik yok. Erdek ve civarında olduğu gibi insanlar ev kiralamaktan, plaja-otele gitmekten vazgeçmedi.
Tabii henüz...
Ama bu iş böyle devam ederse başımız ağrıyacak gibi.Gurur duyduğumuz Çeşme, Bodrum, Marmaris, Fethiye, Kaş sahillerinden benzer görüntüler geldiğini düşünsenize...

Yazının Devamını Oku