Paylaş
Yaklaşık 20 firmadan reklam toplayan damat Ramazan Bekrek, bu sayede harcamaların dörtte birinin bedavaya geldiğini söylüyor.

Gelin Pınar Abas ise başta mesafeli yaklaştığı bu fikre sonra destek vermiş.
Damatlığa reklam veren firmaların temsilcileri de katılmış düğüne.
Sponsorlardan Burak Özenir, “Daha önce böyle bir teklif gelmemişti, hemen kabul ettim” diyor.
Belli ki damat Ramazan Bey, biraz eşini dostunu sokmuş devreye.
Bir kere başlayınca da devamı gelmiş espri olarak: Semtin çiçekçisi, pilatesçisi hep ceketin üstünde.
Damadın hafif cüsseli olması avantaj tabii. Zayıf bir damat olsa sığdıramazdı o kadar reklam.
Daha önce aynı şeyi bir Fransız damat da yapmıştı, bu kadar reklam sığdıramamıştı o sıska.
Ben olsam firmalarla anlaşırım, başkalarının düğünlerine giderken de giyerim bu ceketi.
Takacağın altını beleşe getirsen, o bile yeter.
Parasızlıktan düğün yapamayan fakir fukarayı da boş yere umutlandırmış olmayalım şimdi.
Her damat da reklam alamaz.
Mesela Hakan Sabancı evlense, iç ceketine bile sponsor gelir. Bütün zengin hedef kitle düğünde. Oysa sıradan bir düğünde ilanı kim görecek?
Artık o da susmayacakmış
Oğlu Ahmet Tatlıses ve kızı Dilan Çıtak’tan sonra kardeşi Hüseyin Tatlı da İbrahim Tatlıses’e cephe açtı:
“İbrahim Tatlıses benim abimdir, canımdır ama o da benim önümü kesmiştir. Benim sanat hayatımı bitirmek için elinden geleni yapmıştır. Şimdi çıkmış, destek olduğunuı söylüyorlar. Yalan, külliyen yalan. Artık susmayacağım, kimin ne olduğunu herkes görecek...”

Anlat, sen de anlat kardeşim de...
Biz dinleyenler olarak doyduk/dolduk biraz.
Ne aile arkadaş, herkes birbiriyle ayrı, İbrahim Tatlıses’le ayrı kavgalı.
Bütün sülale toplanıp bir meydan savaşı falan yapsanız da bir kere de mi çıksa bütün anlaşmazlıklar aradan?
Kervanın yeni üyesi: Zara
Yıllarca durup durup, birdenbire 20 kilo verenler kervanına şarkıcı Zara da katıldı.
Çok güzel olmuş, yeni kilosu çok yakışmış ama böyle aniden zayıflayanlarda hep aynı şüphe uyanıyor:
Acaba iğneyle mi zayıfladı?

Ben şöyle bir formül buldum: Bir kişi zayıflama sürecini ne kadar acılı anlatıyorsa, ne kadar abartıyorsa o kadar inandırıcılığını kaybediyor.
Mesela “Tabakları kemirdim, açlıktan ağladım” falan diyorsa, bilin ki saklamaya çalıştığı bir şeyler var...
Zara da aynı şekilde porsiyonlarını küçültmüş.
Mümkün mertebe de ev yemeği yiyormuş.
Hani bir diyet fıkrası vardı ya: Doktor Bey bunları yemekten önce mi, sonra mı alacağız?
Ona benziyor:
Ev yemekleri tamam da...İğneden önce mi, sonra mı?
Rihanna’nın çocuğu olmak
Rihanna, çocuklarının kâğıda “karaladığı” çizimleri bacağına dövme olarak yaptırdı.

Her çocuk, annesi için bir Picasso. Çocuklarının eserlerine bu kadar önem vermesi de güzel tabii. Ama biz niye o kadar kötek yedik kapıyı, duvarı boyadık diye? Belli ki yeteneğin y’si bile yok bu çocuklarda. Acaba herkes gibi çerçeveleyip çocukların odasına falan mı assa?

Paylaş