Paylaş
Umut Akyürek’in sorunlu bir çocuğu var: Evden kaçmalar, karakollar, tedaviler...
Bu çocuk dedesinin cenazesinde çok eleştirilen bir TikTok videosu çekmişti. Umut Akyürek de kızının bu davranışlarından Hadise ve Gülşen’i sorumlu tutmuş, “donla sahneye çıkıp” kötü örnek olduklarını söylemişti.

O zaman da yazmıştım:
Bence bu, kendi sorumluluğunu başkasına yansıtmak, Türkçesi suçu başkasına atmak.
Çocuk da sonradan çıkıp ne Gülşen’i ne de Hadise’yi örnek aldığını açıklamaz mı?
Onları takip bile etmiyormuş, yabancı grupları seviyormuş.
Yani anne Gülşen ve Hadise’yi sorumlu tuttu ama çocuk annesini birinci ağızdan yalanlamış oldu hukuken. Kanımca mahkemedeki en kuvvetli dayanak da bu olacak: Çocuk “Örnek almıyorum” dedikçe Umut Akyürek’in Hadise ve Gülşen’i suçlaması, onları hedef göstermiş olması.

Akyürek’in kullandığı o “donlu” dil çok kötücül tabii. Bu dili en son Demet Akalın kullanmıştı, yine Gülşen için.
Hatta patenti de ona ait yanılmıyorsam.
Konu yine “çocuk” meselesiydi. Güya Demet Akalın’ın kızı, televizyonda Gülşen’i görüp “Anne arkadaşın niye donla sahneye çıkıyor” diye soruyormuş.

Sonra şarkı mı aldı Gülşen’den, alacak mıydı neydi ve birdenbire unutuldu bütün o hassasiyetler tabii.
Umut Akyürek’e gelirsek...
Dışarıdan çok kötücül bir tablo çiziyor ama aslında çok ebeveyn, çok “anne” bir yerden çığlık atıyor bana kalırsa.
Çocuğunu korumak, onun açığını kapatmak, hatalarına mazeret uydurabilmek için normalde yapmayacağı şeyler yapıyor çaresizce.
Herkesin yavrusunun üstüne çullandığı bir anda, topu taca atsın da... Gerisi ne olursa olsun aceleciliği işte. Neden-sonuç ilişkisi de tutarsız zaten.
Umarım bir daire parasına patlamaz bu yaptığı yanlış.
Zaten zor bir hayatı var...
Ama umarım, önce açık yüreklilikle bir telefon açıp özür diler meslektaşlarından.
Davadan vazgeçsinler diye değil. Ondan tamamen bağımsız.
Sonra, sonrası daha kolay.
Bence ne Gülşen ne de Hadise bir annenin bu “özel mazeretine” duyarsız kalacak insanlar değil.

İkisi için de çok özel
Uzun bir aradan sonra Türkiye’ye gelen Ricky Martin’e, yarın akşam Edis eşlik edecek.
Ricky Martin’den önce sahne almanın Edis için ayrı bir önemi var...
Çünkü Ricky Martin ilk kez 1998’de yedi yaşındayken sahnede konserini canlı izleyip sanatçı olmaya karar verdiği kişi.

Şimdi o konserden 28 yıl sonra çocukluk idolüyle aynı sahneyi paylaşacak.
Bence Ricky Martin için de çok güzel hikâye...
Düşünsenize, 28 yıl arayla aynı ülkeye gidiyorsunuz, o zaman sizi izleyip şarkıcı olmaya karar vermiş bir çocuk, bu sefer ülkenin en popüler müzisyenlerinden biri olarak size eşlik ediyor.
Güzel sinerji, keşke devamı da gelse.
Kötü gün dostu mu, gondol kankası mı?
Esra Ruşan’ın programına konuk olan Gupse Özay sosyalleşme ve arkadaşlıkla ilgili ilginç şeyler söyledi.
İstemeden de olsa herkesin derdini dinleyen biriymiş. Bu durum kendisini duygusal olarak yoruyormuş.
Uzun uzun dertleşilen buluşmalardansa, birlikte eğlenebilecekleri aktiviteleri tercih ediyormuş:

“Seninle bütün gün lunaparka gidebilirim, gondola binebiliriz, resim yapabiliriz ama oturup saatlerce dert konuşmak bana iyi gelmiyor...”
İyi, güzel de buna iyi gün dostluğu denir.
Bütün gün “dert dinlemekle” devamlı “gondola binmek” arasında daha makul bir yer yok mu yani?
Arkadaşı olsam, hele bir de bir sorunumu açmış olsam, çok bozulurdum.
Küsermişim değil mi:
Ben de bütün gün gondola binenle gezemem...
Paylaş