Paylaş
Mesele, Güllü’nün ölümünün ardından kendisi hakkında ortaya atılan şüphe: “Olayın ardından neden eve gizlice pencereden girdin?”
Bu soru Tuğberk Yağız Gülter’i çok kızdırdı, sert tepki gösterdi:
“Annemin evine girerken kimseye haber verecek hesabım yok benim. Keşke canım ciğerim annem hayatta olsaydı... Küfretmem lazım ama edemiyorum. Sizi ilmek ilmek ederdi!”

Arkadaş; kızacak, küfredecek hiçbir şey yok. Madem annen canın ciğerin, en başta senin memnun olman lazım bütün ayrıntılarla bu kadar ilgilenilmesinden.
Normalde üstü kapatılacak birçok şey bu dikkat sayesinde ortaya çıkmadı mı?
Elbette ki annenin evine girip çıkarken kimseye hesap verecek durumda değilsin. Ama normal koşullarda. Ortada “normal” bir durum mu var sanki?
Doğal olarak insanlar merak ediyor:
Pencereden girip içeride ne yaptın?
Keşke 80’lerde kalsaymışsınız
Sosyal medyadaki 80’ler akımı hız kesmeden devam ediyor.
Hatta bana biraz gına geldi bile diyebilirim vatkadan, aslan başı saçtan, deri ceketten, zincir kolyeden...

Artık bu konuda yapılan yorumlar işin kendisinden daha eğlenceli geliyor.
Dün, Nurgül Yeşilçay’ın bu işin bir PR çalışması olduğuna dair yüksek tespitlerine değinmiştik.
Fakat en eğlenceli yorum Trilyon Teyze’den geldi.
Trilyon Teyze, makyöz ve piyanist Tolga Aybakan tarafından sosyal medyada canlandırılan bir parodi hesabı.
Güngörmüş, üstenci, insan sevmeyen bir orta yaşlı kadının sağa sola laf attığı bir mizah karakteri.
Herkes gibi Trilyon Teyze de bir 80’ler fotoğrafı paylaştı ve sonra şu komik yorumu yaptı:
“Şimdi tabii herkes 80’ler akımına katıldı, çok şükür. Ama birçoğunuz da keşke 80’lerde kalsaydınız arkadaşlar... Ne kadar güzelmişsiniz, muhteşem! Yani keşke 2026’lara gelmeseymişsiniz. Ama işte insan bilemiyor ki, değil mi? O yüzden
ı ıhh. Olmamış yani bu yıllar size...”
Kadınlardan sonra erkekler
Bakırköy’de bir güzellik merkezinde ortaya çıkan gizli kamerayla kayıt düzeneklerinin ardından bu işin organize olduğu ileri sürüldü. Sayısının 80 bin civarında olduğu tahmin edilen videolar internetin karanlık dehlizlerinde “AVM”, “Otobüs”, “Etek altı” gibi kategoriler altında servis ediliyormuş.
Hatırlarsınız belki: Daha önce de Sapanca’da bir bungalovda ampul içine saklı gizli kamera tespit edilmişti.
Son haber ise Manisa’dan: Bu kez Şehzadeler ilçesinin Yarhasanlar mahallesindeki bir çay bahçesinin erkekler tuvaletinde bulunmuş benzer bir düzenek. Olayla ilgili olarak çay bahçesinin bir çalışanı tutuklanmış.
Belli ki erkekler de böyle bir riskle karşı karşıya.
Hangi mantıkla, ne diye yayınlıyorlarsa artık, iyice paranoyak olup çıkacağız bu gidişle.

Uyku kaçıran istifa
Haklı ya da haksız: Biz “Terminatör” serisiyle büyümüş kuşaklar, yapay zekâ ve robotlara karşı, Z kuşağından daha kuşkucu yaklaşıyoruz. En azından ben öyleyim.
Fakat benim paranoyak olmam, gerçekten de takip edilmediğimiz anlamına gelmiyor elbette. Dünkü Hürriyet’te okudunuz mu:
“Yapay zekâ şirketi Open AI ve Anthropic’in kıdemli araştırmacısı Jacob Coxon, insanlığın bir felakete sürüklendiği uyarısını yaparak istifa etti. Yapay zekânın 2030’a kadar insan kontrolünden çıkabileceğini öne süren Coxon, şirketlerin insan hayatıyla kumar oynadığını, önlem alınmazsa insanlığı yok edecek bir tehdidin ortaya çıkacağını ileri sürdü...”
Aynı haber, ABC’den WSJ’ye, Le Monde’dan The Guardian’a kadar dünyanın bütün prestijli yayınlarının da gündemindeydi.
Bu adam, eğer çok çalışmaktan sürmenaj falan olmadıysa, niçin böyle parlak bir kariyeri, devasa şirketi, onca maaşı bırakıp istifa etsin?
Bir daha iş falan da bulamaz. Niçin “deli” gözüyle bakılmak pahasına kendisinin ve ailesinin geleceğini riske atsın?
Şunun şurasında 2030’a ne kaldı? Kaldı ki ha 2030, ha 2035... Gördüğü yakın tehlike nedir?
Öyle kan-ter içinde uyanmışım...
Paylaş