Savaş Özbey

Savaş Özbey

sozbey@hurriyet.com.tr

Eski aşkla sonradan buluşmak

Defne Samyeli evliyken ilk aşkıyla buluşup yemek yemiş. Böyle bir şey yapar mıydınız? Yapmaya kalksanız, hayatınızdaki kişi izin verir miydi? Yahut siz ona verir miydiniz?

Haberin Devamı

Defne Samyeli şaşırtıcı bir itirafta bulundu. Aradan yıllar geçip evlendikten sonra çocukluk aşkını internetten bulduğunu, buluşup yemek yediklerini anlattı Enis Arıkan’ın programında.

İlk erkek arkadaşım rüyama girdi. Uyandığımda ona ulaşmak zorundayım hissi oluştu. Google’dan arayıp buldum ve mesaj bıraktım. Beni geri aradı, inanamadı. Birlikte bir yemek yedik. Kıymetini anladığım bazı şeyler vardı, onları kendisine söyleme imkânı buldum...”

Eski aşkla sonradan buluşmak

Siz böyle bir şey yapar mıydınız? Yapmaya kalksanız hayatınızdaki kişi izin verir miydi?

Ben yapardım. Daha doğrusu yapmak isterdim. Çünkü ilk aşk meselesi önemli.

Haberin Devamı

Öyle ki bazen hayatınızın geri kalanını, bütün tercihlerinizi, sonradan hayatınızı kiminle birleştireceğinizi bile etkileyebiliyor.

Bazen olumlu, bazen de olumsuz yönde.

Sonra ömrünüz boyunca o kişiye benzer birini arıyorsunuz farkında olmadan. Ya da belki onu anımsatan herkesten kaçıyorsunuz köşe bucak. 

Ondan işittiğimiz güzel ya da kötü bir söz, tanık olduğunuz örnek ya da çirkin bir davranış ileride en büyük travmanız ya da tam tersi en büyük konfor alanınız olabiliyor.

Bu nedenle yüz yüze gelmek, “Biliyor musun, ben aslında...” diye başlayıp içinizi dökmek ve helalleşmek istiyorsunuz. Eğer karşınızdaki de düzgün biriyse yüzlerce psikolog seansına bedel bir yenilenme... Söyle-kurtul!

Ama ne mümkün? Hayat çoğu zaman izin vermiyor bu kadar medeni hallere.

Herkes başka bir hayat, başka bir düzen kurmuş oluyor. “Ben yapardım” diyorum ama mesela eşim ya da sevgilim bana böyle bir şey sorsa ilk tepkim “Ne lüzum var şimdi, bık bık bık...” olurdu.

Özgüven eksikliğinin bahanesi de hazır: “Sen şimdi böyle iyi niyetle yaklaşıyorsun ama bakalım karşı taraf öyle mi? Ya senin bu hareketinden şunu çıkarmaya, bunu anlamaya kalkarsa...”

Kadın-erkek fark etmiyor sanırım, çoğu kişinin aklından geçer bu: “Durduk yere ne lüzum var...” 

Sırf birlikte olduğunuz kişiyi kızdırmamak, üzmemek; bazen de karşı tarafın özeline saygı duymak adına vazgeçersiniz bu isteğinizden.

Haberin Devamı

İyi mi edersiniz, yani iyi mi ederiz bilmiyorum.

Ama içinde yaşadığımız gerçek dünyada Defne Samyeli’nin yapabildiği yüzleşmenin, çok şanslı bir azınlığın nasibi olduğunu düşünüyorum.

O yüzden Sezen Aksu gibi “uzaktan yüzleşmek” bazen olabileceğin en iyisi galiba:

Benden selam söyleyin bütün aşklarıma...

Taksi boş musun Giresun’a kardeş! 

Uzun yol taksi seyahatleri hepimizin ilgisini çeken bir şey. Hemen ne kadar tuttuğunu hesap etmeye kalkarız. Eskiden Nurseli İdiz’in vardı böyle haberleri. Bodrum’dan taksiye atladığı gibi soluğu İstanbul’da alırdı.

Eski aşkla sonradan buluşmak

Şimdi benzin de taksi ücretleri de pahalı tabii. Öyle her babayiğidin yapabileceği şey değil şehirlerarası taksi yolculuğu.

Haberin Devamı

Geçenlerde İstanbul’dan taksiyle Ankara’ya giden bir yolcu çıkmıştı. Hatta taksi şoförü 430 kilometre karşılığında 18 bin 250 liralık ücreti az bulmuştu.

Şimdi de Ankara’dan binip, şoföre “Çek Giresun’a” diyen biri çıktı. Şoför Adem Kaya önce Ankara’daki Giresun Caddesi zannetmiş. Sonra anlamış ki cadde olan değil, şehir olan Giresun!

700 kilometrelik yol, 28 bin 500 lira yazmış. Ücrete “Az” diyenlerle, “Çok” diyenler kapışıyor. Kimisi başımıza taksici kesiliyor, kimisi de yolcu:

∆ “Duraklamalarla birlikte gidiş-dönüş 18 saat. Çekilir mi be usta!”

∆ “Ben olsam binerken pazarlık ederdim. Fiks bir paraya anlaşırdım...”

∆ “Şehir içinde bile artık 500’den aşağı ücret yok, Giresun’a az bile...

Haberin Devamı

∆ “Mesele gidiş değil, onca yolu tek başına geri dönmek de var...”

∆ “28 bini aldıktan sonra ister otelde kalır, ister ertesi gün tatil yapar...”

∆ “Belli bir saatte arabayı teslim etmesi lazım, öbür şoför n’olacak...

Kalben seyirciyi ısırdı mı? 

Şarkıcı Kalben hakkında şaşırtıcı iddialar ortaya atıldı. Bir hayran fotoğrafının altına yazılmış bu yorumlar.

Biri, konser sonrası sanatçıyı beklediklerini ama korumanın kendilerine “Sahnedeki haliyle kulisteki hali çok farklı. Bırakın sahnedeki haliyle aklınızda kalsın” dediğini yazmış.

Eski aşkla sonradan buluşmak

Yaşça küçük bir hayranı, “Yaşımız yakın olsa seninle çok iyi arkadaş olurduk” lafına verdiği alaycı ifadeyi aktarmış.

Hele içlerinden biri, inanılması iyice güç bir şey ortaya atmış: “Arkadaşımın kolunu ısırdı...

Haberin Devamı

Eminim ki bunların bir kısmı art niyetli, bir kısmı abartılmış, bir kısmı da sırf eğlence olsun diye yazılmış yorumlar.

Fakat şöyle de bir durum var: Kalben öyle deli dolu bir figür ki, atılan çamurun da izi kalıyor.

Mesela çok efendi bir sanatçı söyleyin: Diyelim ki Erol Evgin, diyelim ki Muazzez Ersoy... “Müşteriyi ısırdı” dense gözünüzde canlanmıyor.

Ama söz konusu Kalben olunca o sahneyi görmüş gibi oluyorsunuz, insan ister istemez gülümsüyor.

 

 

Yazarın Tüm Yazıları