Paylaş
Köklerden Dünyaya” temalı 15’inci Alaçatı Ot Festivali, okul saldırısının gölgesinde yapıldı.
Konser, DJ performansı gibi müzikli eğlencelerin iptal edildiği festivalde diğer yıllardaki gibi ot pazarı kuruldu, geleneksel festival korteji yapıldı, gastronomi üzerine panel ve atölyeler düzenlendi.
Bu yılki festivali diğerlerinden ayıran en önemli fark ilk kez uluslararası bir ayağının olmasıydı.

Oluşturulan Şefler Meydanı’nda dünyanın 13 farklı ülkesinden gelen 50 şef Ege ürünlerinden yaptıkları yemeklerle yarıştı.
Festivale ilk kez uluslararası bir boyut kazandıran yarışmanın bence en güzel yanı, yapılan yemeklerin finalde halka dağıtılmasıydı.
Evet, niye hep jüri yiyor ki yemekleri?
Mehmet Şef’in (Yalçınkaya) “Sofranın Diplomasi Gücü” başlıklı bir konuşması vardı.
Gastronominin kültürlerarası etkileşimdeki rolünü anlattı.
Uluslararası yarışmayla çok örtüşen bir konu seçmişti.
Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli’den bir plaket aldı.
Otlu alinazik kebabı, enginarlı midye dolma
Balıkçı Ferdi Baba gibi yemekleri yıllardır oturmuş mekânlar, festivale özel menüler hazırlamışlar. Ispanaklı ot kavurma insanı vegan yapar.
Balıkçı Ferdi Baba’nın marinadaki etçi komşusu Sayfiye Ocakbaşı da yaptığı ot festivali menüsünde “otlu alinazik”e yer vermiş mesela.
Böyle arayışlar güzel bence.
Ama inovasyon deyince Oscar heykelciği bir restorana değil, ot pazarındaki bir seyyar tezgâha gidiyor: Enginarlı midye dolma.
Dereotu da koymuş içine.
Havuzlu bahçenin İtalyan sürprizi
Ot Festivali, Çeşme’de yaklaşan turizm sezonunun da bir provası gibi oluyor. Beach’ler henüz açık olmasa da restoranlar, eğlence mekânları, oteller yenilenen yüzleriyle görücüye çıkıyor.

Festival galasına ev sahipliği yapan La Capria Suite, Alaçatı’nın zaten yıllardır bilinen otellerinden. Havuzlu bahçesinin yeni sürpriziyse galanın catering’ini üstlenen İzmirli İtalyan restoranı Paprica.
Eğer masanız kalabalıksa kaburgalı pizza söylemeyin. Hızlı yiyemezseniz aç kalıyorsunuz.
Öyle bir kapışma hali.
Nisanda full çeken eğlence
Alaçatı’da Türkçe eğlence deyince Esnaf, pasaport kontrolü gibi.
Yani mutlaka bir geçmeniz lazım. Ama nisanda full çekmesi de ilginç yani.
Kötü haber: Muhteşem yaptıkları ciğeri menüden kaldırmışlar.

So sad, so sad.
Sezonun en eziyetli mekânı olarak da Port’taki Fabrice’i seçtim.
“Kahvaltısı iyi” dediler, gittik.
Hakikaten güzel: Şahane bir marina manzarası var, yatlara bakarak çayınızı içiyorsunuz. Ama hemen yanı çok şık bir spor salonu. Salona buradan da bir giriş var.
Geçerken bir kafamı uzattım. İçeride canını dişine takmış, zumba falan türü egzersiz yapanlar...
Pişiler boğazınıza diziliyor tabii.
Aklımızla alay ediyor
Etraftaki bunca güzel kokudan, renkten, tattan, mimariden başınızı alabilirseniz size bir de sergi önerim olacak: Macar asıllı Fransız ressam Victor Vasarely. Op Sanatı’nın öncüsü olan bu adam insan beyninin görme bozukluklarıyla alay ediyor.

İç içe girmiş kareler, küpler, yuvarlaklarla yarattığı göz yanılmalarını optik eserlere dönüştürmüş.
Perşembe-pazar, 10.00-18.00 arası Arkas Sanat Alaçatı’da gezilebiliyor.
Paylaş