Paylaş
Ben bu yalanlamalara pek güvenmem.
Yalanlanan ilişkinin gerçek çıktığı öyle çok örnek var ki.
Fakat ikilinin birlikte yaptıkları son paylaşım bir itiraf olarak algılandı. Farah bir mekânda video çekiyor ve Athena Gökhan’la konuşuyor. Gökhan’ın magazinde çıkan “Yalnız başına yürüdü” haberlerinden sonra çekilmiş video.

Farah bu haberleri Gökhan’a hatırlatıp, kendisi olmadan yürürken nasıl hissettiğini falan soruyor.
Arkadaşlar kusura bakmayın ama buradan aşk itirafı falan çıkmaz. Çok güzel kafa bulmuşlar milletle, o kadar.
Tabii bütün şüphelerimi saklı tutuyorum:
Şizofren olmanız, takip edilmediğiniz anlamına gelmez.
Hadise’nin Pisa Kulesi
Hadise, Nicki Minaj akımına uydu, masanın üstüne çıkıp, topuklu çizmeyle tek ayak üzerinde poz verdi.
Sosyal medya ikiye bölündü tabii.
Beğenenler ve bu görüntü için “Alaturka tuvalet pozu” diyenler...
Her iki taraf da hem haklı hem haksız bence.
Birincisi; Hadise iyi-kötü yapmış hareketi.

Beğenmeyenler bir deneyip fotoğraf çektirsin de görelim.
İkincisi de Hadise’den ne beklendiği. Eğer bir sabah kalkıp, “Atomu parçaladım” haberi almayı umuyorsanız üzgünüm, biraz vakit alabilir. “Pop işte ya, stalk’luyoruz vakit geçiyor” derseniz...
E tam da adresindesiniz.
Çıkmış tünemiş konuşalım diye. Daha n’apacağıdı kadın size...
Devrim Özkan denince akla gelenler
Futbolcu Lucas Torreira ile oyuncu Devrim Özkan aşkı bir kez daha bitti.
Konuyla psikolojik bir ilgisi var mı bilmiyorum ama Devrim Özkan böbreklerinden rahatsızlandığı için hastaneye yattı.
İkili son olarak ve yine, yeni, yeniden birbirlerini takipten çıkmıştı. Toksik ilişki tam da böyle bir şey işte. Ne seninle ne de sensiz halleri.
Benzer bir durumu başka birçok ilişkide, mesela İbrahim Kutluay&Edvina Sponza birlikteliğinde de görüyoruz.

İki insan düşünün, karşılıklı oturmuşlar, ellerinde çatal-bıçak... Birbirlerini yiyorlar! Öyle bir tablo. Bir yandan saygı duyuyorsunuz. Olmuyorsa çek git. Dünyada başka insan mı kalmadı? Ama nasıl bir tutkuysa artık, vazgeçemiyorlar da birbirlerinden.
Diğer yandan hem kendileri, hem aileleri, hem arkadaşları hem de medya için çok yorucu. Bu gerginlik herkese yansıyor/yansıtılıyor.
Şu sıra en çok Devrim Özkan’ın yakın arkadaşı olmak istemezdim. Kim bilir zavallı aynı teraneleri durup durup sil baştan kaçıncıya dinliyor. Umut edelim de Devrim Hanım bir an önce sağlığına kavuşsun.
Ya İstanbul’u da taşımak zorunda kalırsak?
Yine kavurucu sıcak hava dalgası geliyor ve meteorolojik tahminlerde eylülün de kurak geçeceği öngörülüyor. Bodrum gibi yerlerde susuzluk zaten kendini hissettiriyordu şimdi başka birçok bölge de tehdit altında. Bu aslında bütün dünyayı ilgilendiren bir sıkıntı, mesela komşumuz İran, başkent Tahran’ı taşımayı tartışıyor.
“İçecek bir bardak suyu nasılsa bulurum” diye düşünmemek lazım, bu mesele gıda pahalılığından orman yangınlarına pek çok sıkıntıya neden oluyor.

En büyük kâbus ise 20 milyonluk İstanbul’un susuz kalması. Bu kadar büyük bir nüfus susuzluk yaşarsa emin olun yollarda su tankeri yağması bile yaşanabilir. İstanbul 2023’teki kuraklığı kıl payı atlattı.
Bu sene yağışlar biraz düzeldi ama barajların doluluk oranı her sene düzenli olarak düşüyor. Şu anda yüzde 45 civarında.
Şimdi yaşamasak bile önümüzdeki birkaç yılda ciddi bir tehdit kapımıza dayanmış olacak. Su tüketimimize dikkat etmemiz gerek. Musluğu boşa akıtmamaya, araba yıkamak gibi acil olmayan ihtiyaçları seyreltmeye...
Ama bundan daha çok sinir olduğum bir şey var: Orman yangınları için yol kenarlarına bırakılan su damacanalarıyla arabalarını yıkayanlar! Umarım o çaldığınız su yüzünden bir gün aracınız alevler arasında kalmaz.
Paylaş