Paylaş
“Diplomat kızı, çok iyi eğitimli, rol model olacak” dediler; sustuk.
Hülya Avşar eleştiriler karşısında şaşıp kalmıştı:
“Bir genç kız için insanlar... Nasıl böyle bir şey söyleyebilir?”
Aleyna Tilki destek verdi:
“Beyniniz herhangi bir güzelliği algılayacak kadar özgür değil...”
İrem Derici dedi ki:
“Eleştirmeyi bırakın, yeter. Güzellik standartları? Öff bayat artık...”
Çağla Şıkel sert çıktı:
“Bir genç kıza yapılan bu şiddeti kınıyorum...”
1960 güzeli Nebahat Çehre okudu, üfledi: “Ben kızımızı çok beğendim. Yolu, bahtı açık olsun...”
Bütün bu sözler karşısında kendimizi geri kafalı, güzellikleri göremeyen, bir genç kızı dış görünüşüyle eleştirerek şiddet uygulayan kişiler olduk.
Oysa herhangi bir kızı durduk yere eleştirmiyorduk.
Dış görünüş yarışmasına katılacak kadar iddialı, her türlü olumlu/olumsuz eleştiriyi göze alarak ortaya çıkmış, ülkeyi temsil etme yarışındaki bir hanımdan bahsediyorduk.
Kimse yavaş koştuğu için eleştirilemez. Ama ülkeyi temsilen Olimpiyatlara gideceksen iş değişir.
O ülke ki yakın zamana kadar Azra Akın gibi dünyanın her yerinde tartışmasız güzel kabul edilen yarışmacılar tarafından sürekli dereceye oynayan bir ülkeydi.
Seçtikleri sözcüklere, benzetmelere katılmasam da... Bülent Ersoy da, Ahmet Çakar da gün gibi haklıydı.
Bülent Ersoy, İdil kızımızı Şabaniye’ye benzetmiş, Ahmet Çakar da “Ben katılsam daha iyiydi” demişti.
Evet, İdil Bilgen erkeksi hatlara sahipti.
Ve evet, İdil Bilgen bütün diğer artı özelliklerinin yanında, yeterince güzel değildi.

Sonuç:
Miss World International yarışmasında dereceye bile giremedik.
Şimdi yeni bir güzelimiz var ve yine eleştiri oklarının hedefinde: Ayşe Sena Şeref.
Dolguları, estetikleri bile tartışma konusu.
Kusura bakmayın ama bu kez bizi bastıramayacaksınız.
Eleştirimizi sonuna kadar yapacağız.
Çünkü ortaya bir kez daha çıktı ki, bu yarışmalar her şeyden önce “güzellik” yarışması. Sayılan diğer unsurlar, pastanın kreması.

Konumuz kadın hakları, şu bu değil.
Ve üzülerek söylüyorum, bu sene de şansımız zayıf.
Peki asıl soru şu: Bu jürileri kim seçiyor...
Diplomalarını falan kontrol ettiniz mi?
Adamın başını Ege Üniversitesi yaktı
Bir süre önce ağır sağlık sorunları yaşayan Nazan Öncel, yeni klibinde “Yakışıklı Güvenlik” olarak bilenen Muhammet Sürmeli’yi oynattı diye sosyal medyanın diline düştü.
Aslında bu genci de, Nazan Öncel’i de yakan Ege Üniversitesi oldu.
“Yakışıklı Güvenlik”in yaptığı her şeyde bu kadar reaksiyon almasının nedeni, Ege Üniversitesi’nin bu genç adamı konferansa davet etmesi oldu.

Yoksa yaşananlarda en ufak bir anormallik yok.
Normalden eli yüzü biraz daha düzgün bir insan sosyal medyada ister istemez ön plana çıkıyor. Son derece normal.
Bu işlere her hevesli genç gibi bu yakışıklı arkadaş da müzikten söyleşiye elinden ne gelirse ardına koymuyor, katılabileceği her yere gitmeye, modellik yapmaya, klipte oynamaya vs gayret ediyor. E bu da son derece normal.
Peki böyle yüzlerce başka ve çok daha malı götüren örnek varken Muhammet Sürmeli neden tepki topluyor?
Dedim ya, Ege Üniversitesi yaktı adamın başını.
Paylaş