Bir tek manzara aynı kalmış

Türkiye’ye geldiklerinde ABD başkanlarının bile önünde poz vermek için seçtikleri manzaraya bakıyorum. Ortaköy’ün eski halinden tek tanıdık görüntü... Sabaha kadar asla bitmeyen trafik, lüks arabalar, her birinden yükselen müzik sesleri, inip yürümeye karar vermiş havalı tipler, mekânların kapısındaki kalabalıklar... Bugün hangisi, neredeydi hatırlaması güç.

Haberin Devamı

Bir tek manzara aynı kalmış

Radisson Blu otelinin önündeki ışıklarda iniyorum araçtan. Ortaköy-Kuruçeşme istikametinde sürekli trafik yaratan ışıklarda yığılma yok, hatta boş.

Pandemi yetmezmiş gibi şehir son yılların en yoğun kar yağışını almış...

Bundan 30 sene önce, 90’ların başında bu ışıklara çok yakın bir yerde Flatline adlı gece kulübü vardı. Ağırlıkla kolej çocukları giderdi eğlenmeye, İstanbul’un en marjinal mekânlarından biriydi. Mad Madame gibi gruplar çıkardı. Kaan Tangöze ve arkadaşları gecelikle falan sahne alırdı. Şimdi ya şu dürümcü ya da parfümeri olan yerdeydi diye hatırlıyorum.

Hemen sağa sapınca bu kez Sis Bar’ın uğultusu karşılardı sizi. Özlem Tekin’li, Şebnem Ferah’lı Volvox grubu sahneye çıkardı. Müzik tarzları ve kitleleri birbirine bu kadar yakın olmasına rağmen neden iki mekânın müşterileri arasında o kadar sık kavga çıkardı, anlamak mümkün değil.

Haberin Devamı

Hesaplamaya çalışıyorum, Hikmet Aksesuvar’ın yerinde falandı herhalde. Belki de şimdiki Oasis Bar’ın... ‘Şimdiki’ dediğime bakmayın, Oasis de bir yıldır kapalı.

Oasis’in yanında Arapça bir tabela... Neyse ki tam altında Türkçesi de yazıyor: Lazerle yazı yazıp resim yapabiliyorlarmış.

Karşısındaki PTT’nin sokağı, yani Sağlık Sokak’tan girerseniz solda Ortaköy Oteli’nin yakışıklı kafe, bar ve restoranı var. Çaprazı Laika Tiki Bar ve onun karşısı bir zamanların meşhur Ceneviz Kahvesi. Şehrin üçüncü nesil kahve macerası bu ince-uzun daracık kahvede başladı desek yalan olmaz.

Girmeyin PTT’nin sokağına, aşağı denize doğru düz devam edelim. Zaten saydıklarımın hepsi kapalı.

Solda Hobo Kitchen Bar, karşısındaki köşede The Stay Otel ile The House Cafe dip dibe.

Eğer o ıssız sokağa girerseniz solda Bamya restoran ve yanında Ruby var.

Ruby, Reina saldırısından sonra Ali Ünal’ın eski Anjelique’in yerine açtığı restoran-kulüp.

Bir tek manzara aynı kalmış

Haberin Devamı

EN AZINDAN TABELALAR DURUYOR

Pandemiden önce turist ağırlıklı çalışıyordu. Ama daha eskiden, Anjelique zamanlarında Türk sosyetesinin buluşma yeriydi. Boğaz’a karşı önce yemek yenir, sonra sabaha kadar masa tepelerinde eller havaya faslı yapılırdı.  Şimdi Ruby’nin sıkı sıkı kapanmış ahşap panjurlarını görünce, burada böyle bir hayatın yaşandığına inanmak zor. Saat 20.00, sokakta benden başka kimse yok.

Bir tek manzara aynı kalmış

O sokağa sapmayıp düz aşağı devam edince karşınıza Ortaköy Vapur İskelesi çıkıyor. İskeleden camiye kadar sağ taraf, o meşhur Ortaköy manzarası. Köprü, cami ve Boğaz... Manzara yine görkemli. Ama bu manzarayı asıl Kuruçeşme’deki Reina ve Sortie’nin havai fişek gösterisi tamamlardı. Akşamları gün batınca kiminki daha uzun sürecek diye yarışırlardı. Bütün Boğaz, Ortaköy sahili rengârenk olurdu.

Haberin Devamı

Meydanın diğer tarafındaysa yan yana kafe ve çay bahçeleri uzanıyor.

Köşedeki çoktan kapanmış, yanı Çınaraltı, onun yanı Monk. En azından tabelaları duruyor. Sonra sırasıyla Mado, Malt, Black, Özlem, Yelken, Tomurcuk... İkişerli-üçerli gruplar kumpir, waffle falan alıp meydanın farklı noktalarına dağılmış. Manzarada selfie çekenler var. Meydanın en ‘sesli’ noktası en sondaki ağacın dibi. Bir genç bankta gitar çalıyor; etrafında da dört-beş kişi onu dinliyor.

GENÇLERE ANLATSAN İNANMAZ

Shishah Bosphorus, Hoolah Lounge, Çerağ, Karak gibi o kadar çok nargileci var ki... Mecidiye Köprüsü Sokak’ı falan hızlıca geçip  elde kumpir, sinagogun sokağına giriyorum. Osmanzade Sokak. Sağda Beer House, Amper ve Laika Bar... Hepsi kapı duvar. Solda Ceneviz Kahvesi, yanında Ginza Suşi ve Lokkaa Irish Pub. Lokkaa’da eskiden canlı müzik yapılırdı, terastan sesi gelirdi. Şimdi sadece Ceneviz Kahvesi’nde, bir masadaki üç adamın hararetli tartışması duyuluyor. Işıklar kapalı. Belli ki sahibi ya da çalışanları...

Haberin Devamı

Yanındaki Ginza’nın ışıkları yanıyor ama içeride tek bir çalışan oturuyor. Elinde telefon.

Türkiye’ye geldiklerinde ABD başkanlarının bile önünde poz vermek için seçtikleri manzaraya tekrar bakıyorum.

Sanki bir tek o aynı kalmış.

Sabaha kadar asla bitmeyen trafik, lüks arabalar, her birinden yükselen müzik sesleri, inip yürümeye karar vermiş son moda giyimli havalı tipler, mekânların kapısındaki kalabalıklar...  

Bugün 20 yaşındaki bir gence onun doğduğu zamandaki Ortaköy’ü anlatmaya kalksanız, zor.

Bir tek manzara aynı kalmış

ESKİ DOST KUMPİR

Seyyar çaycıların devamlı çay isteyip istemediğinizi sorması yorucu. Aynı şeyi camiden sola dönüp kumpircilerin sırasına gelince de yaşıyorsunuz. Her bir müşteri için öyle rekabet var ki... Arapça, İngilizce, Türkçe seslenerek dikkatinizi dağıtıyorlar. Ama ‘eski dost kumpir’le hasret gidermeden de olmaz. Bir kumpir, bir ayran 30 lira. Hemen yanında balık-ekmek 20, çay 3 lira.

Haberin Devamı

Bir tek manzara aynı kalmış

Yazarın Tüm Yazıları