Paylaş
Ne akla hizmetse, üstüne kendi mayolu-kaslı halinin fotoğrafını koyduruyor.
Altında da şöyle yazıyor: Ye beni aşkım...

Yahu kendine âşık!
Kızın doğum günü. Kızın pastası. Niye senin fotoğrafın?
Ayrıca niye öyle cıbıldak?
Bakalım kız istiyor mu?
Pastayı kesince masadakiler demeyecek mi, “Bana kolu düştü, sana neresi geldi” diye.
Durumu kurtaran tek şey Nilperi’nin de pastayı beğenmemiş, “çocukça” bulmuş olması.
Pastayı sosyal medyaya koymuş altına da şöyle yazmış:
“4 yaşıma girdim çok heyecanlıyım. İşte kreş arkadaşlarımla ben! 2A sınıfından Baturalp, sürpriz kutlama için teşekkür ederim.”
Haklı kız şimdi. Beyler bu pasta işleri kadınlar için çok önemli. Instagram’a koyup hava atıyorlar.
O vesileyle ne kadar ince bir insan olduklarını ve ne kadar ince bir erkek tarafından sevildiklerini gösteriyorlar.
Ya ciddiye alıp adam gibi bir şey yapın. Yahut da hiç yapmayın, daha iyi!
Böyle son dakika aklınıza şahane gibi görünen fikirler, sonra döner sizi tırmalar...
Yine Yılmaz Güney...
Nur Sürer, Yılmaz Güney’in kadına şiddet meselesi için, “N’olmuş canım iki tokat attıysa? Analarımız da tokat yemişti” dedi.

Yılmaz Güney artılarıyla eksileriyle bir sinema değeri. Durup durup bu bu olumsuz yanlarıyla gündeme gelmesi de tuhaf.
Kaç yıl olmuş.
Ama bu şekilde kötü yönleri de “kutsanınca” itiraz edesiniz geliyor, bu kez de “Yılmaz Güney düşmanı” oluveriyorsunuz.
“N’olmuş canım iki tokat attıysa” olmaz şimdi.
Ucu olmayan bir laf bu.
Nur Sürer’in yanlış bulması için illa kendi mi yemiş olmalıydı o tokatları?
Geleceğin doktorları için konser
İstanbul Armoni Koro ve Orkestrası başarılı tıp öğrencilerine burs sağlamak için sahnedeydi. Koro Cerrahpaşa Derneği adına !f Beşiktaş’ta sahne aldı.

Koronun gönüllülerinden iş insanı Rauf Kunt, Coşkun Sabah’ın “Anılar” şarkısını seslendirdi.
Açıkhava tımarhanesinde bugün...
Tuğba Özay büyük oyunu gördü, jetlerden üzerimize sıkılan spreyleri görüntüledi.

Jet uçaklarının havada bıraktıkları izleri göstererek hükmünü de verdi:
“Uçaklar sorti atarak spreyleme yapıyor. Bu bulut falan değil. Kimyasal püskürtmeye maruz kaldığımızı biliyoruz...”
Biri bu hanıma jet uçaklarının egzozunun, eksi 50 derecede kristalleştiğini söyleyebilir mi? Sadece Türkiye’de değil, uçakların geçtiği her yerde oluşup kayboluyor bu çizgiler.
Paylaş