Paylaş
◊ Riyad’da düzenlenen Joy Awards gecesinin yankıları sürüyor. Geceye katılan Türk ve yabancı ünlülerin kıyafetlerine baktığımızda oranın Arabistan olduğuna inanmak zor. Bu etkinlikler, modernleşmeye çalışan ülkenin 2030 vizyonunun bir parçasıymış.
◊ Hande Erçel’in Arapça konuşma yaptığı gecede spiker kadın da Tuba Büyüküstün’den kendisine Arapça öğretmesini istedi. Komik olan, Tuba Büyüküstün’ün spikere “Ben size Türkçe öğreteyim” deyip, “Samimiyet” sözcüğünü söylemesi. “İçtenlik” dese anlayacağım ama “samimiyet” zaten Arapça...

◊ Hazal Kaya’nın törende Meryem Uzerli’yi görüp, “Yaşlan artık be kadın” demesini millet fena diline doladı: Kendisinden altı üstü 8 yaş büyük olan birine bu denir miymiş?
Ne var ki bu lafta? Bir insan kendinden büyük birine genç göründüğünü, yaşlanmadığını söyleyip iltifat edemez mi?
Eder tabii.
Ama Hazal Kaya ne dese sinir olacak insanlar var. Galiba ben de onlardan biriyim. Söylediğinde kötü bir şey yok aslında. Sanırım yine o kontenjandan ateş altında kaldı.
◊ Bu tür “bol akçeli” işlerin vazgeçilmez kamberi Burak Özçivit bu kez törende yoktu.
Geçen sene organizasyonla ilgili olumsuz paylaşım yapıp sildiği için, bu yıl kara listeye alındığı söyleniyor.
Yazık, gitti paracıklar! Burak Özçivit’in bu hallerini, gelin arabasının önünü kesip bahşiş koparana kadar arabanın üstünde 500 metre gidebilen çocuklara benzetiyorum.
Bu sefer araba hiç yavaşlamamış bile...
Magandalığın sonuçları
Mattia Ahmet’in ardından çok benzer bir şekilde kaybettiğimiz Atlas... Belki sırada başka çocuklar...

Aklıma yılbaşı gecesi Cihan Ünal’ın yaptığı konuşma geliyor:
“Böyle neşeli bir akşamda niçin böyle bir çıkış?” diyenler için bir kez daha hatırlayalım o gece söylediklerini:
“Türkiye’de magandalık kurumsallaştı. Kadınlara, çocuklara, köpeklere, kedilere eziyet edenler var. Kötülüğün zaferine engel olmak lazım. Bunun için bir yol var; o da Mustafa Kemal Atatürk...”
Çok daha enteresan bir başkası: Beyazıt Öztürk.
Bakın ne diyor:
“Bir garip olduk. Kabalaştık, teşekkür etmeyi bıraktık. Anne ve babaya saygı kalmadı. Utanmak falan kalmadı. Böyle erdemlerimiz vardı. Dost, eş, akraba saygısı... Garip bir yere gidiyoruz arkadaşlar. Hepimiz farkındayız...”
Beyaz’ın sözleri eleştiri değil, ders niteliğinde; halimizi gösteren ayna gibi cümleler.
Tabii bakmayı, görmeyi bilene...
Asıl korkutucu olanıysa genç kuşakların bunu normal zannederek büyümesi.
Kamera anksiyeten varsa...
Tatil dönüşü havaalanında muhabirlere yakalanan oyuncu Mine Tugay’ı ilk kez filtresiz görecektik ki görüntü vermek istemedi. Buraya kadar tamam.

Ama bunun için gazetecilere kamera anksiyetesinin tuttuğunu söyledi.
Kamera anksiyetesi sahibi biri olarak ne zor bir meslek seçmiş kendine değil mi?,
Nasıl bir yüce gönüllülük
10 yıl önce trafik kazasında kaybettiğimiz Erdal Tosun, aynı zamanda böbrek yetmezliği çekiyordu.

Meğer böbrek naklini hiçbir zaman kabul etmemiş oyuncu.
Eşinin ve kızının böbreği kendisine uyuyor mu, test bile yapılmasına izin vermemiş. Sevdiği birinin böbreğini almaya kıyamamış.
Nasıl bir yüce gönüllülük...
Paylaş