Paylaş
Müzisyen Kenan Doğulu’nun eşi, ünlü oyuncu Beren Saat uzun zamandır beklenen ilk şarkısı “CapitaliZoo”yu yayınladı.

2 aya kadar ilk albüm geliyor, ikinci albümün şarkıları bile hazırmış.
Oyuncuların sonradan müziğe yöneldiği örnekler bolca var hayatımızda.
Mesela Bergüzar Korel de bir albüm çıkarmıştı.
Ama orada amaç belliydi:
Sesim güzel, kulağım da var, neden bir albüm yapmayayım?
Nitekim o çalışmada Bergüzar Korel kendini hiç kasmıyor, sanki mutfakta yemek yapıyor gibi şarkı söylüyordu.
Herhalde prodüktör Aykut Gürel’in başarısı, konsept bu kadar rahat olunca ortaya sevdiğimiz şarkılardan oluşan şahane “dinlencelik” çıktı.
Tavsiye ederim, çok güzel uzun yol albümüdür.
Sevildi ki ikinci albümü de yaptılar.
Ama şimdi Beren Saat’in kalkıştığı iş o değil.
Müzik, altyapı, klip, kostüm, prodüksiyon...
Bildiğiniz Dua Lipa gibi bir şeye oynuyor.
O zaman eleştiri radarları da başka türlü çalışmaya başlıyor.
Baştan söyleyeyim:
Beren Saat’in imajına bayıldım. Çok iyi görünüyor.
Kendisinden bu yaşta nasıl bir “Özlem Tekin 1995” çıkarabilmiş, bravo!

Müzik ve sözler henüz imajı kadar sarmadı ama denemelerim devam ediyor.
“CapitaliZoo”, “Exuberance” tarzında albüm ve şarkı isimlerini biraz zorlama bulduğumu söyleyebilirim sadece.
Yani karar vermek lazım: Kendine bir hoşluk, bir hatıra mı yapma dersindesin yoksa sert kuralları olan dünya popuna mı oynuyorsun...
Kadını zorla büyücü edecekler
Arjantin haber kanalı C5N’ye göre China Suarez hamile, Icardi yeniden baba oluyor. Kanıt olarak da China’nın karnını tuttuğu paylaşımı gösteriyorlar.

Icardi’nin eski karısı Wanda Nara’nın tavuk büyüsü yaptırdığı ortaya çıkmıştı.

Kadını hepten delirtecekler.
Arjantin kazan, Wanda kepçe: Şimdi de haldır haldır düşük büyüsü arıyordur.
Özgü Namal’ın festival açıklaması
Sarı Zarflar filmiyle 76. Berlin Film Festivali’ne katılan Özgü Namal, Türkiye’yle ilgili soruya verdiği yanıtla gündem oldu.

“Bu öyküyü Türkiye’de anlatabilseydiniz, performansınız değişir miydi?” sorusuna şöyle cevap verdi Namal:
“Biz bunu Türkiye’de çekemediğimiz için burada çekmiş değiliz. Burada çekilmesi tercih edilmiş bir iş. Bir zorunluluk yok...”
Çok siyasi bir soruya aslında çok teknik bir cevap vermiş.
Ama festival tribünlerinde alkışlanacak cevap bu mu, ondan çok emin değilim.
Çünkü bu tür atmosferlerde kendi ülkesindeki zor koşullardan bahsetmek, sanki adaylara bir tür avantaj sağlıyor.
Ama çelişki şu ki; ev sahibi ülkenin “koşullarından” bahsetmek pek öyle alkışlanan bir durum değil.
Mesela festivalin jüri başkanı Wim Wenders sanatın siyasetten uzak durması gerektiği yönünde açıklama üstüne açıklama yapıyor.
Sırf Gazze meselesi yüzünden ağızları yanmasın diye tabii.
Hatta bunun üzerine Broker ödüllü Hintli yazar Arundhati Roy da festivale katılmaktan vazgeçtiğini açıklıyor. “Politik olmak” ile “politik olmamak” arasında yaman yaman çelişkiler... Nerede başladığı, nerede bittiği hep sübjektif.
Paylaş