Paylaş
2 metre 16 santimlik, 147 kiloluk bir dev. Öyle ki kilo alıp verdiğinde bir küçükbaş hayvan kadar ağırlık kazanıp kaybediyor.
Dünyanın gelmiş geçmiş en dominant pivotları arasında gösterilen Shaquille O’Neal, hâlâ NBA sahalarında yarattığı kaos ve smaçlarıyla kırdığı potalarıyla anılıyor.

Ama artık o bir DJ. Hem de dünyaca tanınan bir DJ.
En son Antalya’da yeni açılan Regnum The Crown’da pikap başına geçti ve ultra lüks otelin çeşitli milletlerden konuklarına harika bir gece yaşattı.
DJ Diesel adıyla müzik yapan bu dev adamla ayaküstü konuşma fırsatı bulduk.

Ona basketbolla DJ’liğin benzer bir yanı olup olmadığını sordum. Yanıtı ilginç:
“Basketbolla müziğin ortak bir yanı var tabii. O da kalabalığın coşkusu” diyor.
Demek insan tribünlerin gazına alışınca, sonra o işi bıraksa bile benzer bir tatmini başka yollarla yaşamak isteyebiliyor. Yoksa bu işi para için yaptığını hiç sanmıyorum.

Zaten bir keresinde, hayatında yaptığı en büyük hatanın ailesini dağıtmak olduğunu şöyle anlatmıştı: “7000 metrekare bir ev ama çocuklar olmadan, tek başına...”
Neyse ki şimdi çocuklarıyla arası iyi. “Onlara benden daha iyi olmayı öğretiyorum” diyor.
Belki de performans gerçekleştirdiği gecenin sabahında, saat 7 buçukta otelin mağazasından hediyelik oyuncak alması bu yüzden.

İlginç bir adam. Nargileye bayıldığını ve odasına 5 adet istediğini öğrendim.
Bu arada bu yeni otel, Türkiye’nin en iyi otellerinden Regnum Carya’nın yeni sürümü.
Şimdi İstanbul’u saran Jennifer Lopez heyecanını Antalya ve konuklarına iki kez yaşatmış olan tesis.
Öyle bir lüks anlayışı var ki yedinci kattaki sonsuzluk havuzunda, “güneş gözlüğü silicibaşı” bile mevcut.
Bu adamın sıkıntısı ne?
İtalya’da yaşayan oyuncu Can Yaman, yeni çektirdiği güzel bir fotoğrafı eşliğinde kendisine gelen eleştirilerle dalga geçen bir paylaşım yaptı:
“Yaşlıyım, çirkinim, uyuşturulmuşum, alkolik olmuşum, sağlığım sigaralarla mahvolmuş. Artık örnek alınacak biri değilim. Değiştim, artık eskisi gibi profesyonel değilim. Kariyerimi berbat ettim. Yanlış kadına âşığım. Her şey sadece reklam için. Davranışlarım korkunç. Artık kimse bana inanmıyor. Ne yaparsam yapay duruyor. Kimse beni sevmiyor. Etrafımdaki herkes beni sadece kullanıyor. Arkadaşlarımı değiştirmeliyim. Bencilim ve kabayım. Aldatırım, hırsızlık yaparım. Başka?”

Allah her şeyi vermiş:
Fizik desen fizik, yakışıklılık hakeza, uluslararası şöhret, otel kapılarına yığılan hayranlar, iyi bir eğitim, anadili gibi yabancı lisan, mutlu bir aile, tahmin ediyorum ki yedi sülalesine yetecek para, insanların rüyasında göremeyeceği sevgililer...
Allah bütün bunları vermiş ama psikolojisinden kısmış anlaşılan:
Durup durup bir çemkirmeler, insanlardan şikâyet etmeler, medyayla sürekli gerilim, eleştiri kaldıramamalar, sürekli bir defans/atak hali, sivri sözler, kinayeler...
Ya bir sal, kendini de sal, bizi de sal.
Ne istiyorsun arkadaş?
İşi gücü bırakıp tapınalım mı sana?
Hele bir rahatla, azıcık keyfini sür, bazı şeylere gül geç!
Neyedir isyanın, kimedir tahammülsüzlüğün?
Bak yeminle:
Hepsi bir psikiyatri seansına, bir de günde küçücük bir hapa bakıyor.
Açıkhava tımarhanesinde bugün
Müzisyen Rıza Tamer, Türk lirası geçmediği için Azerbaycan konserini iptal edip Türkiye’ye döndü.
Şimdi bu arkadaşa liramızın sadece Türkiye’de ve KKTC’de geçtiğini nasıl anlatacağız ki?
Kendince milliyetçilik yapıyor galiba ama şikâyet edip gücendirdiği ülke de depremde ilk koşan kardeş ülkemiz. Hadi Türk lirasını bulamadın, döviz bürosu da mı yoktu Bakü’de?
Vereydin doları, verselerdi sana Türk lirası. Zırvalıklar sonra başka şekillerde de devam etti; işin içine başka şeyler de girdi. Akıl-fikir dağıtılırken bunlar neredeydi acaba?
Paylaş