Savaş Özbey

Savaş Özbey

sozbey@hurriyet.com.tr

‘Atma Ziya’ların memleketinde bir Aslan Kral

Düşünsenize: Manavgat’ta tarlanızda yatıyorsunuz. Saat sabahın 4’ü. Bir hışırtı duyuyorsunuz, üstünüzdeki battaniyeyi bir açıyorsunuz ki 200 kiloluk bir aslan üzerinize çullanıyor.

Haberin Devamı

‘Atma Ziya’ların memleketinde bir Aslan Kral

Gerisini aslan saldırısına uğrayan köylü Süleyman Kır’dan dinleyelim:
“Üstüme çöktü. Mücadele ettik... Boynunu elime geçirip sıktım. O ara kaçtı. Biraz güçlü olmasaydım, gittiydim.”
Güler misin, ağlar mısın?

‘Atma Ziya’ların memleketinde bir Aslan Kral

Gülersin çünkü koca koca filleri, gergedanları indiren aslanın boğazına bir sarılmış, aslan kaçmış.
“Neşeli Günler” filmindeki “Atma Ziya” (Şener Şen) gibi.
Ağlarsın çünkü o aslanın orada değil, aslında Afrika’da kendi doğasında, özgürce dolaşıyor olması lazım.
Hayvanlar aleminin kralının, bir doğa harikası yaratığın ne işi var Manavgat’ta patlıcan tarlasında?
İnsanlara sergilenmek, telefonlara kafes arkasında story olmak için yaratılmadı ki o mucize.
Baş edemeyince ağla yakalamak yahut uyuşturarak etkisiz hale getirmek yerine vurup öldürmüş avcılar. Gururla da yanında poz vermişler.
Önce yakala, sonra topraklarından kopar, Türkiye’ye getir, hapset, onu da becereme, kaçsın, yakalayama, öldür...
Ne günahı var ki o hayvanların küçücük kafeslerin içinde bu eziyete maruz kalıyorlar? Tavuktu, tavustu, oğlaktı, kuzuydu, bunlar tamam. Çiftlik hayvanları oluyor bu şekilde insanlarla.
Ama doğası gereği asla olmaması gereken yerlerde hapsedilen bu doğa harikalarının sergilendiği yerlere gitmeyin.
Çoluğunuzu çocuğunuzu götürmeyin. Hayvanlar üzerinden süren bu sömürü düzeninin ateşine bir odun da siz atmış oluyorsunuz.
Onlar kendi doğalarında güzeller. Belgesellerde izleyin.
Çok istiyorsanız, imkânınız varsa gidin yerinde, uzaktan safaride falan görün.
Antalya’da daha önce bir kurt kaçmıştı hayvanat bahçesinden. Hem insana hem hayvana zararlı.
Bütün hayvanat bahçeleri kapatılsın.

Haberin Devamı

Olan eniştelik müessesesine oldu

‘Atma Ziya’ların memleketinde bir Aslan Kral

Haberin Devamı

Yakın arkadaşı Burcu Kıratlı’dan dolayı “Enişte” diye hitap ettiği Sinan Akçıl’la sürpriz bir aşk yaşamaya başlamıştı Ece Erken.
Gelen reaksiyonlara “Bırakın mutlu olayım / Bırakın aşk yaşansın” türünden büyük büyük cevaplar vermişti ikili.
Üç gün sonra Ece Erken takipten çıktı.
İlişki bu, olabilir, onlarca yıl da sürebilir aşk; bir gecede de bitebilir.
Ama olan “eniştelik” kurumuna oldu.
Üstelik her iki taraf için de.
Çünkü Sinan, Ece Erken’in merhum eşi Şafak Mahmutyazıcıoğlu’na hiç yüz yüze “Enişte” diye hitap etmiş midir bilmiyorum ama eşli olarak bir araya gelseler aralarındaki hukuk bu olacaktı.
Keşke “üç günlük sevda” için eniştelik müessesesine bu şekil bir yanlış yapılmasaydı.

Haberin Devamı

Küçüğe de yazık edecekler

Anoreksiyadan hayatını kaybeden fenomen Nihal Candan’ın babasından sonra annesi de nihayet nedamet getirdi:
“Benim de hatam var. Nihal’e aşırı güvendim. ‘O yapıyorsa doğrudur’ dedim. Keşke...”
Başlarına gelen bu feci kayıptan sonra sürekli eski damadını falan suçlayıp duruyorlardı. İş işten geçtikten sonra da olsa nihayet bu idraka gelmiş olmaları doğru bir şey. Ama bakıyorum başka konularda hâlâ saçmalamaya devam ediyor anne Umut Candan:
“Tek çare var. Bahar (kız kardeşi) acil evlenmeli. Bahar’la konuştum. Evlenip çocuğu doğarsa Nihal tekrar doğar. Nihal o şekilde dönüş yapacak bize. En az dört tane doğurmasını istiyorum. Bir an evvel görücü usulü evlenmesini istiyorum. Zaten Bahar da kabul etti...”
Sarhoşun mektubu okunmaz misali, acılı insanın ne dediğine de bakılmaz, normalde mantık aranmaz söylediklerinde.
Ama korkum o ki görücüdür, dört çocuktur, reenkarnasyondur... Küçüğe de yazık edecekler bu gidişle.

Yazarın Tüm Yazıları