Paylaş
Bunlardan biri de 25 yaşındaki mısırcı Alper Temel.
Alper’in özelliği, “fazla yakışıklı” olması. Öyle ki gece-gündüz tezgâhının önünden ne zaman geçseniz, kendisiyle fotoğraf çektiren turistler görüyorsunuz.

Bazı ülkelerde öyle fenomen olmuş halde ki İstanbul’a gelenler sanki turistik bir kule ya da binaymış gibi, birlikte fotoğraf çektirmek için kuyruğa giriyorlar.
Özellikle eski Sovyet coğrafyasından gelen kadın turistlerin gözdesi ama en son, Özbek bir erkek turist Balat’taki evine kadar Alper’le yürüyüp büyüdüğü yaşadığı sokakları da görüntüledi mesela.
Alper de bu ilgiden memnun görünüyor. Fotoğraf çeken olabilir düşüncesiyle hep pırıl pırıl giyiniyor.
Bir çeşit “atanamamış Burak Özçivit” gibi. Ama Burak bu işten milyonları kaldırırken Alper’in fotoğraf ve videolar karşılığında para aldığını da görmedim.
Kırık İngilizcesiyle çat pat sohbet edip yardımcı da oluyor turistlere.
Madem bu kadar ilgi var, keşke bir yolunu bulup paraya çevirebilse bu işi.
Yahut da devlet bir yere koyup maaş mı bağlasa...
Tatlıses cephesinde değişen bir şey yok
İbrahim Tatlıses’in yoğun bakıma kaldırılması sonucu küs olduğu çocukları Dilan Çıtak ve Ahmet Tatlıses’le hastanede görüşmesi, “Acaba buzlar eridi mi?” sorusunu akla getirmişti ama sonuç beter oldu.

Ahmet Tatlıses yoğun bakımdaki ziyaretin ardından “Ayağımızda kelepçe bile olsa babamızın yanına geliriz” demişti.
İbrahim Tatlıses şöyle karşılık verdi çocukları Dilan ve Ahmet’e:
“Kameralara artizlik yapmaya geliyorlar. Dolandırıldım. Paramı aldılar. Zehir zıkkım olsun. Nefret ediyorum...”
Yahu madem hâlâ bu kadar kızgınsın, niye soktun yanına?
Tansiyonu falan fırlayacak müşahede altında...
Işın Karaca’nın Yunanistan’a alınmaması
Işın Karaca eşi ve çocuğuyla gittiği Yunanistan’da pasaporttan içeri sokulmadı.
Gerekçe, daha önce Yunanistan Gümülcine’de verdiği bir konserde Atatürk’ün “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözünü tekrarlayıp “İzmir Marşı”nı okuması.

Demek o konserde almışlar kara listeye.
Ne kötü düşünsenize: Ailece yola düşmüşsünüz, biletler-rezervasyonlar falan, onca vakit, onca para...
Hop havaya uçuyor!
Olaya bir de şöyle bakalım...
Birincisi, Işın Hanım zaten Kıbrıs Türk’ü.
İkincisi, konser verdiği yer Gümülcine.
Yani Yunanistan’da Türk azınlığın en kuvvetli olduğu yer.
Yunanistan oradaki halkın Türk olduğunu bile kabul etmiyor, “Müslüman Yunanlılar” diyor.
Sen hem gidip orada “Ne mutlu Türk’üm diyene” diyeceksin, hem de Yunan’ı denize döküşümüzün marşını okuyacaksın...
Konseri takip edip kayda almakla görevli Yunan sivil polisinin o anki surat ifadesini düşündükçe gülesim geliyor.
Bir yandan geçmiş olsun tabii ama bir yandan da ağzına sağlık Işın...
Ayrıca ağır hareketleri ve hantallıklarıyla meşhur Yunan gümrük polisine bakın hele!
30 kilo verdi Işın, sokakta görsek biz bile tanımayız.
Hemen nasıl anladınız Işın Karaca olduğunu...
Altın çocuğa bir de altın madalya
Barış Arduç meğer bir spor meraklısıymış. Profesyonel jiu-jitsu yapıyormuş.
Öyle ki bu pek bilinmeyen yönüyle en son İtalya’da düzenlenen Milan Jiu-jitsu Şampiyonası’nda altın madalya kazandı.

Sessiz sedasız...
Hiç bağırtmadan...
Şovunu yapmadan...
Kendi kendine...
Haftaya da Nobel Edebiyat Ödülü alır bu.
Kendi kendine karaladığı romanla falan.
İnsanlar ister istemez soruyor tabii:
“Gupse Özay acaba ne sevap işledi?”
Paylaş