GeriSavaş ÖZBEY Ozan Dolunay: Aşkın acısı yokluğuna yeğdir
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ozan Dolunay: Aşkın acısı yokluğuna yeğdir

Oyunculuk kariyerine “küçük tatlı bir yalancı” olarak başladı, sonra “Yüksek Sosyete”, “Zalim İstanbul” gibi dizilerde başrol olarak devam etti. Ozan Dolunay yeni nesil dizi oyuncularının sinemaya en yakıştırılan yüzlerinden. “Oyunculuk, hayatın cilvesi mi?” diye sorunca “Emek ve fedakârlıklarla kendime kattığım bir kazanım” diye çıkışıyor. Ama iş Beşiktaş’a gelince ödülünden geçiyor da takımından geçemiyor: “Çok Sevdik Be Abi!”

Ozan Dolunay: Aşkın acısı yokluğuna yeğdir

◊ 2 Mayıs, Boğa burcu... Nesi daha zor: İnat mı, takıntı mı?
- İnatçı olduğumu söyleyemem ama az da olsa takıntılı olduğum konular var. (Gülüyor)
◊ Sahne mi, ekran mı?
- Sahnede olmak başka hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Ekranda görsellik ön plandayken sahne tamamen duygulara hitap ediyor. Özgür ve yargılanmadığınız bir alan. Dolayısıyla kesinlikle tiyatro sahnesi.
◊ Kariyerinizde hangisi daha önemli bir dönemeç: “Tatlı Küçük Yalancılar” dizisi mi, “Killology” oyunu mu?
- “Tatlı Küçük Yalancılar” mesleğe giriş yaptığım dizi. “Killology” ise hem mesleki hem de ruhsal anlamda beni çok geliştiren, ilk tiyatro oyunum. İkisi de benim için çok önemli. Ama birini seçmem gerekirse “Killology” derim.
◊ Tip olarak benzetiliyorsunuz. Hangisiyle abi-kardeş olmak isterdiniz: Nejat İşler mi, Kerem Bürsin mi?
- Küçük yaştan beri çok saygı duyduğum ve merak ettiğim; Nejat İşler.
◊ Rivayetler muhtelif. Hangisinde büyüdünüz: Antalya mı, Adapazarı mı?
- İkisinde de yaşadım, ikisinde de büyüdüm.
◊ Koç Üniversitesi’nde makine mühendisliği okumuşsunuz. Oyunculuk, hayatın cilvesi mi, yoksa mühendislik zaten hiç size göre değil miydi?
- Mühendislik hiçbir zaman bana göre olmadı. Ama oyunculuk, hayatın cilvesi de değil.
Emek ve fedakârlıklarla hayatıma kattığım bir kazanım.
◊ Koyu taraftarmışsınız, Beşiktaş mı, aldığınız Üstün Akmen Ödülü mü?
- Sanatımla takdir edilmek küçük yaşımdan beri hayalimdi, dolayısıyla Üstün Akmen Ödülü benim için çok kıymetli... Ama birini seçmem gerekiyorsa Beşiktaş demek zorundayım. Çünkü; “Çok sevdik be abi!”
◊ Bir şeyi gece planlamak mı, sabah planlamak mı?
- Gece. Öyle yaptığımda, psikolojik olarak hazır uyanıyorum sabahları.
◊ Mantık mı, içgüdü mü?
- İkisini de dengeli kullanmaya çalışırım ama birini seçmem gerekirse mantığı seçerim.
Daha kuvvetli olduğuna inandığım tarafım olduğu için.
◊ Zaman makinesi icat ettiniz, nereye giderdiniz: Geçmişe mi, geleceğe mi?
- Geçmişe. Tanışmak istediğim çok kişi var.
◊ Tüm müzik aletlerini çalabilmek mi, bütün sporları yapabilmek mi?
- Sporların çoğuyla haşır neşir oldum geçmişte. Dolayısıyla tüm müzik aletlerini çalabilmeyi tercih ederim.
◊ Bugün aldığınız kararlarda anneniz mi, babanız mı etkilidir?
- Karar alırken onlarla istişare yapmayı severim. Fakat günün sonunda kararlarımı kimseden etkilenmeden alırım.
◊ Hangisinden daha çok korkarsınız: Yalandan mı, yılandan mı?
- Yalandan tabii ki. Hiçbir hayvan, insan icadı olan bir şeyden daha zararlı olamaz bence.

Ozan Dolunay: Aşkın acısı yokluğuna yeğdir

ÖZEL MESELELER

Affetmek insanı hafifleten bir şey

◊ Hangisi daha kötü senaryo: Kimselere âşık olamamak mı, her aşkınızın kötü bitmesi mi?
- Aşkın acısı, yokluğuna yeğdir.
◊ Eski bir hatıranın yâdına hangisi daha güzel eşlik eder: Sezen mi, Ajda mı? Neden?
- Sezen Aksu tabii ki.
◊ Tek başınıza ağlamak mı, birinin yanında ağlamak mı?
- Tek başıma ağlamak. Daha rahat hissederim kendimi.
◊ Aşkın karşıtı: Nefret mi kayıtsızlık mı?
- İkisi de değil bence. Aşk, karşıtı olan bir şey değil ki...
◊ Affetmek mi, unutmak mı?
- Unutmak, içinde bir şeyler bırakır insanın. O duygu neyse onu tamamen unutamaz hiçbir zaman. Affetmek öyle değildir. Yüzde 100 kabullenmek gerektirir. Bu da insanı hafifleten bir şey. Dolayısıyla affetmek.

EV HALLERİ

Pijama, terlik, televizyon insanıyım

◊ İstanbul’un... Kokuları mı, sesleri mi?
- İstanbul’un karakteristik kokusu veya sesi olduğunu düşünmüyorum. İkisi de değil. Kimliksiz bir şehir burası.
◊ Anadolu Yakası mı, Avrupa Yakası mı?
- Anadolu Yakası, daha sakin, daha mütevazı olduğu için.
◊ Hangisinin manzarası daha güzel: Anadolu Yakası’ndan Avrupa’nın mı, Avrupa Yakası’ndan karşının mı?
- Avrupa Yakası’nın karşıdan görünüşü daha güzel.
◊ Ayaklarınıza kara sular inmiş: İyi bir roman mı, iyi bir film mi?
- İyi bir film. Yorgunluğa en iyi gelen şey herhalde.
◊ Evdeki halinizi hangi üçlü daha iyi tanımlar: Telefon-YouTube-sosyal medya mı, pijama-terlik-televizyon mu?
- Evde pijama-terlik-televizyon insanıyım. Telefonumla çok fazla haşır neşir değilim. Genelde ya bir şey izliyorum ya bir şey okuyorum.
◊ Kedi mi, köpek mi?
- İki kedim var. Seviyorum onları, keyifli de kedi bakmak. Ama köpekle kurduğun bağ başka bir bağ oluyor.

POPÜLER ŞEYLER

Bahtsız Pamuk Prenses
öğrenci evinde yaşadı

◊ Hangisi daha çok çekti? Külkedisi mi, Pamuk Prenses mi?
- Pamuk Prenses daha çok. Öğrenci evinde yaşayan tek masal kahramanı kendisi. Bahtsız bir durum.
◊ Peki sizin için hangisiyle ev arkadaşı olmak daha şamatalı olurdu: Çatlak Şanzel mi, Yıldız Tilbe mi?
- Tabii ki Yıldız Tilbe. Büyük hayranıyım kendisinin. Fantastik bir karakter.
◊ Cem Karaca mı, Barış Manço mu?

Ozan Dolunay: Aşkın acısı yokluğuna yeğdir

- “Adam Olacak Çocuk”tan dolayı Barış Manço bir adım önde.
◊ Nâzım Hikmet mi, Orhan Veli mi?
- Nâzım Hikmet Ran. Hikâyesi, mücadelesi ve şiirleri çok etkiler beni. Süssüz edebiyat severlerdenim.
◊ Cem Yılmaz mı, Ata Demirer mi?
- Cem Yılmaz. Çocukluğumdan beri...

KÜÇÜK KEYİFLER

Satranç samimi bir oyun değil

◊ Bodrum mu, Çeşme mi?
- Pek zaman geçirdiğim yerler değiller açıkçası. İkisinin de kendine göre bir havası var ama o kesin.
◊ En iyi tekne kiminkidir? Kendinizinki mi, arkadaşınızınki mi?
- Arkadaşımınki tabii ki. Sorumluluk yok, sadece keyif var.
◊ Deniz-kum-güneş mi,orman-ağaç-temiz hava mı?
- İkisine de hasretim. Aklım diğerinde kalarak orman-ağaç-temiz hava diyeceğim. Bu üçlünün benim üzerimde terapötik bir etkisi var.
◊ Tavla mı, satranç mı?
- Tavla! Satrancın da kendine göre bir havası var ama samimi değil. Mesafeli. Koltuk altına satranç tahtası sıkıştırıldığını görmedim ben mesela.

HİÇ DÜŞÜNMEDEN HIZLI HIZLI...

◊ Yılın hangi dönemi daha romantik? İlkbahar-yaz mı, sonbahar-kış mı?
- İlkbahar.
◊ Gece hayatında hangisi çok iç gıcıklar: Göz kırpmak mı, göz kaçırmak mı?
- Kaçırmak.
◊ Hangisiyle komşu olmak isterdiniz: Marilyn Monroe mu, Brigitte Bardot mu?
- Marilyn.
◊ Gündoğumu mu, günbatımı mı?
- Batımı.

X

Dişi enerjisine alışık mısınız?

Yeni albüm çıkaran Gökhan Türkmen, etrafındaki dişi enerjisinin üretkenliğini nasıl artırdığını anlatmış. Çok da güzel ifade etmiş. Ama gel de bunu bizim “dişi”lere anlat...

7 şarkılık yeni albümü “7” için Sinem Vural’a konuşan Gökhan Türkmen, “dişi enerjisi”ne alışık olduğunu açıkladı:
“Evlenmeden önce de ablam ve annemle yaşadığım için dişi enerjisine hep alışkınım. Eşim ve kızlarım vizyonumu genişletiyor, farkındalığımı artırıyor. Çok şey öğreniyorum eşim ve çocuklarımızdan.”
Gökhan Türkmen’in bahsettiği bu “dişi enerji” konusu mühim.
Biraz açmak lazım.
Ben de son birkaç gündür Bodrum’da böyle bir “dişi enerji”nin tam ortasındayım.
Misafiri olduğum kadın arkadaşım, annesiyle çok içli dışlı yaşıyor. İki kadının hakimiyetini evde sürekli hissediyorsunuz.
İki kadının sistem kurduğu bir yerde sizin hanenize sadece beceriksizlik, sakarlık, işgüzarlık düşüyor.

Yazının Devamını Oku

Tık için ünlü “öldürüyorlar”

Ne sinir bozucu. Özellikle de aileniz için... Çünkü duyanlar ilk iş başsağlığı için yakınlarınızı arıyor. Gecesi, sabahı da yok. En komik örnek Fedon. Onu da geçen yıl “gömdüler”. Hem de doğum gününde.

En son oyuncu Melek Baykal’ı “öldürdüler”. Haberi uydurup yayanlara dava açma kararı almış.

En son Baykal ama en çok “Çaycı Hüseyin” Alpaslan Özmol “öldürüldü” galiba.

Kimi “koronadan”, kimi “uçak kazasında” diye o kadar çok ölüm haberi yayıldı ki...

“Arkadaşlar, ben yaşıyorum” diye isyan etti: “Öldüğüm gün size haber vereceğim. Adamı hasta etmeyin. Bir gün öleceğiz, bu sefer de ‘Yok ölmemiştir’ diyecekler...

Allah gecinden versin, daha geçen ay Emel Sayın “gitti” mesela. Kalpten.

Kadıncağız sevenlerimi yaşadığıma inandırayım diye canlı video yayınlamak zorunda kaldı: “Gördüğünüz gibi gayet iyiyim.

Aslında çok sinir bozucu bir şey. Özellikle de yakınlarınız için... İnsanlar başsağlığı niyetiyle ilk iş ailenizi arıyor.

Gecesi-sabahı da yok bu işin.

Yazının Devamını Oku

Ortaokulda müzikten kalan bir çocuktum

Hayat gerçekten sen planlar yaparken başına gelenlerden ibaret: Aslında basketbolcu olmak istiyormuş. Ne alaka; kendini Pavarotti’yle makarna tarifleri paylaşırken bulmuş! İkilemli sorularda bu hafta “operanın gülümseyen yüzü” Hakan Aysev var.

◊ Hakan Aysev olmanızda hangisi daha etkili: Viyana Devlet Operası’na kabul edilmeniz mi, Pavarotti’nin hocanız olması mı?

- En önemli etken, Viyana Devlet Operası’na kabul edilen ilk Türk solist olmam. 21 yaşında bu tecrübeyi yaşamak, benim için önemli başlangıç oldu. Sonra dünya ve Türkiye’deki kariyerimin temelini oluşturdu.

◊ Sizce hocanıza hangi yönünüz daha çok benziyor: Tekniğiniz mi, balıketliliğiniz mi?

- Aslında her ikisi de. (Gülüyor) Çünkü beraber yaptığımız şan derslerinin yarısı makarna tarifleriyle geçiyordu. Ondan öğrendiğim en önemli şey, efsane bir sanatçı olsanız bile önce iyi insan olmanız gerektiği... Luciano bir fırıncı oğlu olarak doğdu ve o şekilde bu dünyadan ayrıldı.

◊ Hangisinde müzik ortamında albüm kaydı yapmak daha profesyonel: Frankfurt mu, Barselona mı?

- Almanlar her zaman daha profesyonel ve disiplinli. Almanya’da yaptığım kayıtlar hep daha hoşuma gitmiştir. O yüzden Frankfurt diyorum.

Yazının Devamını Oku

Çamlıca Kulesi pahalı mı?

Giriş 60 lira. İndirimli 30. Asansörle yukarı çıkmanız 1 dakika sürüyor. Çıkınca restoranda çay 10 lira, poğaça 10, ızgara köfte 62. Yani bir öğrenci ancak 40 lira verirse kulede bir çay içebiliyor.

Ne şiirler, ne şarkılar var... “Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır”dan tut...
(Günümüz Türkçesiyle diyor ki: Tek bir çakılını bile bütün İran’a değişmem.)
Kaldı ki o zaman İran, kıymetli memleket.
“Sana dün bir tepeden”e kadar...
İşte “Aziz İstanbul”u seyredebileceğimiz en yüksek bina, artık Çamlıca Kulesi.
Uzunluğu 369 metre.
Deniz seviyesinden 587 metrelik yüksekliğiyle İstanbul’un en yüksek yapısı.

Yazının Devamını Oku

Ses tellerini mi kessinler?

Müzisyen Hakan Altun sazının tellerini kesti. “Bu ut artık sustu” diyor canlı yayında. 80 milyon toplanıp bir avuç yeteneğimize sahip çıkamıyoruz.

Anlatamıyorlar, duyuramıyorlar.
Pandemi harala gürelesinde fark edilmiyor.
Müzisyen Hakan Altun sazının tellerini kesti.
“Bu ud artık sustu” diyor.
Ne yapacaklar artık?
Canlı yayında ses tellerini mi kessinler?
80 milyon toplanıp bir avuç yeteneğimize sahip çıkamıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Yasınızı nasıl tutacağınızı sosyal medyadan öğreneceksiniz

Pelin Öztekin bir fotoğraf paylaştı. Havuza girmiş. Altına da “Sezonu açtım” yazmış. Vay efendim, babasının ölümü bu kadar yakınken nasıl havuza girermiş? Nasıl sezon açarmış? Sosyal medyanın yarattığı en büyük erozyon bu bence: Toplu pervasızlık, örgütlü hadsizlik.

Usta oyuncu Rasim Öztekin’i üç ay önce, 8 Mart’ta kaybettik.
Kızı Pelin Öztekin şu sözlerle dağladı yürekleri sosyal medyada:
“Eskiden en sevdiğim 8, artık uğursuz. Her ayın 8’i çıkmaz sokak gibi. Bıraktığından beri daha dağınık buralar. Ben toparlamaya çalıştıkça tuttuğum, tutunduğum her şey paramparça. ‘Alışacaksın’ diyorlar ama sormuyorlar hiç baba: Ben alışmak istiyor muyum?”
Sadece baba kaybetmenin acısı değil bu sözler.
Aynı zamanda “muhterem” biri hayatınızdan gittiğinde yarattığı boşluğun ifadesi.
Yani Pelin Öztekin’in acısı çifte:

Yazının Devamını Oku

Ekmek polemiği yeni sanatçıların katılımıyla büyüyor

Bir tarafta Seda Sayan... “Sen kimsin” Seda. Kadırga kaplanı. Karşı köşede Demet Akalın... Polemik, kavga ve giderler kraliçesi. Mevzu: Birinin programının bitmesi, öbürünün başlaması... Kabaca böyle. Ama şeytan ayrıntılarda gizli.

Güreşin tarafları o kadar “ağır sıklette” ki...

Bir tarafta Seda Sayan...

“Sen kimsin” Seda.

Kadırga kaplanı.

Karşı köşede Demet Akalın...

Polemik, kavga ve giderler kraliçesi.

Mevzu: Birinin programının bitmesi, öbürünün başlaması...

Kabaca böyle.

Yazının Devamını Oku

Para insan seçer herkesi sevmez hazır değilsen perişan olursun

İkilemli soruların konuğu oyuncu ve fenomen Akasya Asıltürkmen. Türkiye’de kadın olmanın zorluğunu cesaretle göğüsleyebilmiş biri. Aile, hayat gibi konularda şaşırtıcı bir dinginlik sahibi: “Unutmadıysan affedememişsindir” diyor. Aşk ve mutluluk konularındaysa buz gibi bir bilgelik sergiliyor: “Affetmeden unutamazsın.” Bazı konularda çok keskin: “Beyaz yalan yoktur”... Bazı konularda dost gibi acı söylüyor: “Kalbini tamir et”.

◊ Kariyerinizde hangisi daha büyük dönüm noktası: “İstanbul Kanatlarımın Altında” mı, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu mu?
- İkisi de değil. Konservatuvarı kazandığım gün. İşte o zaman herhangi biri olmaktan çıktım. Bir daha geri dönmemek üzere sahne için yetiştirildim.
◊ Oyuncusunuz ve şimdi de influencer... Hangisi: Sahne mi, ekran mı?
- E sahne. Kendimi daha iyi hissediyorum çünkü eğitimim, birikimim tamamen o yönde. Onu becerebiliyorum. En iyi bildiğim şey sahneye çıkmak.
◊ Sosyal medyada çok reklam yapmakla eleştiriliyorsunuz: Kişisel fayda mı, toplum faydası mı?
- Olabilir. Herkesi memnun edemezsin. Ama daha çok teşekkür ediyorlar. Ben de işime olumlu tarafından bakmayı tercih ediyorum. Influencer olarak körü körüne bir şeyi önermeyi doğru bulmuyorum. Bunun sonuçları çok ağır oluyor. Bana güvenip bir ürünü alan herhangi bir tüketici değil, benim takipçim. Onları hayal kırıklığına uğratacağıma güvenmediğim ürünün tanıtımını yapmamayı tercih ederim.
◊ 14 Nisan, Koç. Nesi daha zor: Küçük şeyleri büyütmek mi, acelecilik mi?

Yazının Devamını Oku

Aylarca köşe bucak kaç sonra kendi evinde çekil

Yılbaşında birlikte fotoğrafları ortaya çıkınca bir rahatladı aslında Demet Özdemir-Oğuzhan Koç çifti. Doludizgin aşk yaşıyorlar. Bırakınız olsunlar, bırakınız yaşasınlar. Peki söyledikleri gibi her şeyi konuşmaya varlar mı?

Demet Özdemir’in Oğuzhan Koç’la ilişkisini aylarca saklamasının haklı bir gerekçesi vardı.
Oğuzhan Koç, aslında “arkadaşının aşkı”ydı.
Kim o?
Yağmur Tanrısevsin.
“Gizli Kalsın” adlı gece kulübünün çıkışında “yakalanmalarının” ardından “arkadaşız” diyerek magazin basınını 1 sene oyaladılar.
Ama Yağmur yemedi tabii.
Anlar anlamaz arkadaşına bastı “engel”i...

Yazının Devamını Oku

Herkese ayrı laf mı bulacak?

Sıla’nın yeni sevgilisi İlker Kaleli’ye de ayrıldığı eşi Hazer Amani’ye dediği gibi “Canımın canı” diye hitap ettiği ortaya çıktı. Sosyal medya kullanıcıları, şarkıcıyı topa tuttu.

Bodrum’da aynı lüks villada görüntülenince ilişkileri ortaya çıkan Sıla ve İlker Kaleli, art arda yaptıkları sosyal medya paylaşımlarıyla aşklarını itiraf etti.
Önce İlker Kaleli birlikte fotoğraflarını koyup yazdı:
“Gelirmiş... Bazen biri gelirmiş kalbin en kıymetli köşesine. Bilmediğim canımdan can bir yere.”
Sonra Sıla’dan etkileşim geldi:
“Diyecek afili söz çok fakat söze ne hacet... Konu sen olunca afili olan kalbim. Şu canımın canısın.”
Sıla’nın bir süre önce ayrıldığı eşi Hazer Amani’ye de aynı şekilde “canımın canı” diye hitap ettiği ortaya çıkınca sosyal medya kullanıcıları şarkıcıyı topa tuttu.
E n’apsın yani kadın?

Yazının Devamını Oku

Gündoğan’da Müjde Ar kazandı

Müjde Ar’ın gürültü nedeniyle davalık olduğu Günay Restoran’ın Bodrum Gündoğan’daki yazlığı, Yalıkavak’a taşındı. Peki bu taşınma kararında Müjde Ar’ın payı ne?

İmzalar, dilekçeler, demeçler... Bulunabilen her ortamda sürdürdü kampanyasını Müjde Ar.

Bodrum Gündoğan’daki komşularıyla beraber BVS Bosphorus Resort Hotel’de yazlık açan Günay restoranın gürültüsünden şikâyetçiydi. Sonuç alamadıkça gözünü daha da kararttı. İşletmeyle karşılıklı davalık oldu.

Hatta açık bir mektup yazıp belediye başkanına da dava açtı.

Bence Gündoğan’daki bu evin bir önemi de şuradan kaynaklanıyor Müjde Ar için...

Nisanda kanserden kaybettiği oyuncu kardeşi Mehtap Ar da son dönemlerinin orada geçirmişti.
Neyse ki hikâyede mutlu son göründü.

Geçen yaz Müjde Ar’ı rahatsız olduğu konserler bu yaz Günay’ın Yalıkavak’taki yeni yerinde yapılacak.

4 bin metrekare, denize sıfır. Komşuları Şenol Koloğlu Kebap ile Paysage deniz ürünleri restoranı. Sahilinde Costa Beach var.

Yazının Devamını Oku

Kilolular da âşık oluyor ama sadece aile filmlerinde

64 kilo verip 140’tan 76’ya düşen Uraz Kaygılaroğlu, “Belirli bir kilonun üzerindeki insanlar âşık olamaz mı” diye soruyor.

Sektörde kilolu insanlara fiziksel ayrımcılık yapıldığı tartışmasını yeniden harladı.

Kilolulara başrol oyuncusunun en yakın arkadaşı olup onun yaşadığı aşka imrenerek bakmaktan başka bir rol düşmüyor. Bu bana gerçekçi gelmiyor” diyor.

Zeki-Metin’den Perran Kutman’a, Ata Demirer’e kilolu oldukları halde aşk hikâyelerinde oynayan çok örnek var tabii.

Var, var ama çoğunluk aile komedisi.

Perihan Abla” da biraz öyle, “Eyyvah Eyvah” da.

Yani kiloluların âşık olmalarına imkân veriyoruz ama...

Öyle çok tutkulu değil, tatlış tatlış bir hikâyeyse.

Bugün günlerden

Yazının Devamını Oku

Cilve olsun flört olsun

Kendisi oyuncu ve müzisyen. Babası yazar Vedat Türkali. Kardeşi yönetmen Barış Pirhasan. Eşleri İtalyan şarkıcı Ernesto Casalini ve 50 yıl hayatı paylaştığı yönetmen Atıf Yılmaz. Öz kızı Zeynep Casalini, cici kızı ressam Kezban Arca Batıbeki... Deniz Türkali’nin sanat, aşk ve aktivizm dolu hayatına konuk oluyoruz.

◊ Bu kadar çok ünlünün olduğu bir ailedeki ilişkileri nasıl tanımlarsınız: Yıldızlar takımı mı, yıldız savaşları mı?

- Tabii ki “yıldızlar takımı”... Hepsi alanının yıldızı. Bu arada ilk eşim Ernesto’yu niye öldürdünüz? Gayet hayatta. (Gülüyor) Barış da aslında şair. Ve çok iyi bir şair. Yeni kitabını herkese tavsiye ederim: “Büyük Atlas Küçük Canlılar”. Kezban’ın da ekimde açacağı sergi “Senin Annen Bir Melekti Yavrum” kaçırılmasın...

◊ Oyunculuğun yanında seslendirmeciliğiniz, senaristliğiniz, yazarlığınız, prodüktörlüğünüz de var. Ekranın önü mü, arkası mı?

- Elbette önü. Asıl mesleğim oyunculuk. Diğerleri zaman zaman yaptığım işler...

◊ Hangi evladınıza daha çok pozitif ayrımcılık yaptınız: Müzik mi, tiyatro mu?

- Tiyatro tabii... Pozitif de olsa ayrımcılığı sevmem. Ama bazen tiyatroya ve diğer bazı konulara yapabilirim pozitif ayrımcılık...

◊ Hem kardeşiniz hem ömrünüzün yarım asrını geçirdiğiniz merhum eşiniz yönetmen. “Kardeşin” sinemasında mı, “koca”nın sinemasında mı daha çok etkiniz vardır?

Yazının Devamını Oku

Kullanıcının fendi platformu yendi

WhatsApp’ın 15 Mayıs’a kadar tanığı süre sona erdi ama Türkiye “sözleşme”nin dışında bırakıldı. Sonuç: WhatsApp’ı yendik!

Küresel iletişim platformu WhatsApp, verilerini paylaşabilmek için kullanıcılarına bir sözleşme dayatmıştı.
E olur...
İsteyen, istediği hizmeti, istediği koşullarla sunar; bunu beğenen alır, beğenmeyen yoluna bakar.
Sonuçta kimse kimseye bedavaya bir şey sunmaz. Herhalde artık hepimiz bunu belledik.
Fakat WhatsApp buna geçerken önemli iletişim hataları yaptı.
Mesela Avrupa Birliği üyesi ülkelerin vatandaşlarını bu dayatmadan muaf tuttu.
Bu ne demek?

Yazının Devamını Oku

90’larda star olmanın olası bir dezavantajı

Onlar hiç pandemi gibi koşulları görmemiş bir kuşaktı. Sektörde her şeyin büyüdüğü bir döneme doğdular. Ama bu durum belki de en büyük dezavantajları oldu.

Üçü de aynı yılların, aynı kuşağın pop starları. Ama ortak bir noktaları daha var. Zamanında iyi kazandıkları halde, idaresini beceremeyip bugün eskiye nazaran “zor” durumda olmaları.
En çarpıcı örneği Serdar Ortaç. Bankaların kredi düzenlemeleri sayesinde idare edebildi. Serdar Ortaç demişken... Kıbrıs’ta bir otelde çalışmaya başlayan Ozan Orhon da aynı kuşaktan. Bugün daha şaaşalı bir hayat sürmesi çok muhtemeldi.
“Bebeto” (Burak Kut) benzer şeyler yaşadığını açıkladı:
“Servet yapmak değil, serveti korumak önemli. Gelir düzeyin yüksek olunca ona göre bir hayat yaşıyorsun. Para kesilince maddi zorluklar yaşadım. Bankadan kredi çektim, geri ödeyemedim...”
Sanatçı insanın ticari hayatta ille de başarılı olmasını beklemek de haksızlık tabii ama...
Bu durum da ilginç.
Şimdiki gibi pandemi koşullarını görmemiş bir kuşaktı onlar.

Yazının Devamını Oku

Kainatın değişen güzellik anlayışı

Ezbere söylenmiş “Dünya barışı istiyorum” gibi klişeler artık güzel seçilmeye yetmiyor. Bunu yemeden-içmeye, sosyal dayanışmaya kadar hayatının her alanında yaşıyor olman lazım. Kainat Güzeli Andrea Meza ile belki de yeni bir tip “güzel” ortaya çıkıyor.

Yeni “Kainat Güzelimizi” görmüşsünüzdür.
Meksikalı Andrea Meza.
Geçen yıl pandemi nedeniyle iptal edilen, bu sene ABD’de yapılan yarışmada aldı bu unvanı.
En başta bu “Kainat Güzeli” lafı problemli bence.
Başka gezegen katılmadığı için birinciler sürekli Dünya’dan çıkıyor.
Belki “Dünya Güzeli” dense daha doğru olacak ama...
Ona bile itiraz edenler var.

Yazının Devamını Oku

Pandemi günlüğü... Sakın ola ki bu yazıya güvenip memurlarla falan tartışmayın

Tam kapanma sona erdi. Yine, yeni, yeniden, yepisyeni bir “normal”e döndük. “Gündelik hayatın anayasası” iki haftada bir değişiyor.

Dükkânlar açık ama...

Paket servis var.

Sokağa çıkmak serbest ama...

21.00’den sonra yasak.

65 yaş üstü artık “hürgeneral” ama...

10.00-14.00 arası.

Birbirimize göz koymak serbest ama... Nikâh için 1 Haziran’ı beklemek lazım. Yok, 1 Temmuz!

Pardon, tekrar baktım: 1 Haziran’mış.

Yazının Devamını Oku

“Serenay’a albüm teklif ettim, kabul etmedi alçak!”

Hakaret anlamında değil bu “alçak”... Hani bazen çok değer verdiklerimizi, hatta çocukları bile kötü sözlerle severiz ya, “Seni çirkin” diye... Öyle bir lafı onun. İlber Ortaylı, Perran Kutman gibi aksiliğin çok yakıştığı nadir insanlardan. Şimdi okuyacaksınız, bana da çok “alçak” dedi röportaj boyunca. Müziğin her alanında var: Besteci, söz yazarı, bas gitarcı, prodüktör... Sezen Aksu’nun yıllar boyu has adamı. En son Demet Evgar, Gonca Vuslateri, Bülent Şakrak, Bergüzar Korel ve Gökçe Bahadır’a albüm projeleriyle gündeme geldi. Yakından tanıdığım için “siz” demek yapmacık geldi, müsaadenizle “sen” diye girişiyorum müzisyen Aykut Gürel’e.

- Genelde disiplini zordur ama bendeki beklenti oldu. Rahmetlilerin ikisi de öğretmendi. Kıyamet senaryosu gibi.

◊ Yıldız Teknik mezunusun. Sence müzikte mi mühendislik var, mühendislikte mi müzik?

- Resmen mezun değilim ki... Gidip diplomamı bile almadım. Ama müzikte mühendislik olduğu kesin. Ve tartışmaya kapalı bir konu bu.

◊ 29 Nisan... Boğa burcu olmanın nesi daha komik: İnatçılık mı, konfor düşkünlüğü mü?

- İnatçılığı elbette, yalan çünkü...

◊ Söz yazmak mı, beste yapmak mı?

- Elbette beste yapmak. Sorgulayanı az olur (Gülüyor).

◊ Sahne önü mü sahne arkası mı?

Yazının Devamını Oku

Bir bayramdan bir bayrama

Bayram bayram diyorduk, koca bayramı da ezdik, gitti. Yapacak hiçbir şey yok. Önümüzdeki bayramlara bakalım.

Herkes ilk gününü sever bayramın. Ben ikinci gününü.

Çünkü o ilk günün koşuşturmasından sonra bayramın tadı en güzel ikinci gün çıkıyor.

Hem hâlâ bayram hem de ilk günün telaşesi olmuyor.

Ama birinci günün bütün gereklerini yerine getirdim tabii.

Aramam gereken herkesi aradım.

İsmime özel yazılmış bütün tebrikleri tek tek yine “isimle” hitap ederek cevapladım.

Jenerik, tek tuşla herkese gönderilen tebrikleri zaten uzun zamandır kale almıyorum.

Pandemiden dolayı mezarlık-aile ziyareti bu sene zaten yok. Dualarımı okudum, ruhlarına yolladım. Bu koşullar altında olunabilecek en pırıl “

Yazının Devamını Oku