3 büyük şehir için sosyal mesafeli mekân önerileri

Yandaki iki fotoğraf, kısıtlamaların kalkmasının ardından İstanbul’un iki yakasında çekildi. Oysa kendimizi ve normalleşmeyi korumanın yolu sosyal mesafeden geçiyor. İstanbul, Ankara ve İzmir’de daha güvenli hissedeceğiniz adresler derledik, yeni normalin kent trendlerini uzmanlarıyla konuştuk.

3 büyük şehir için sosyal mesafeli mekân önerileriSalı, 16.00, Caddebostan...

3 büyük şehir için sosyal mesafeli mekân önerileri
Gece 12.00, Bebek. Hani 22.00 kısıtlaması?

ANKARA
İKİ SAATTE BİR PERSONELİN KIYAFETLERİ DEĞİŞİYOR

Cambo3 büyük şehir için sosyal mesafeli mekân önerileri
Çayyolu’nda, kendi bahçe içindeki binasında hizmet veriyor. Köfte ve döneriyle meşhur. Her türlü hijyenik önlem alınmış durumda. Servis takımları gözünüzün önünde poşetten çıkarılıyor, her müşteriye yeni eldivenle servis yapılıyor, mutfak personeli de dahil tüm çalışanların kıyafetleri iki saatte bir yenileniyor. 

Kepos Meyhane
Angora Bulvarı’ndaki meyhane açık alanı ve titiz servisiyle hijyen konusunda iç rahatlığı sağlıyor.

Trilye Restoran
Bırakın Ankara’yı, Türkiye’nin deniz ürünleri konusunda sayılı yerlerinden. Müstakil villası ve geniş bahçesi var.

Downtown Food Club Cafe
Eskişehir Yolu üzerinde, Armada Hayat Sokağı’ndaki kafenin ister bahçesine, isterseniz kapalı alanına dezenfektan paspaslarından giriyorsunuz giriyorsunuz. Masalar arasında şeffaf duvarlar var. Dezenfektan kutuları geri dönüşüme de hizmet ediyor. Bardaktan tabağa, çataldan bıçağa her şey kapalı ambalajda.

(Başkent önerileri için şehrin sosyal nabzını yakından tutan gazeteci abimiz Erdal İpekeşen’den yardım aldım.)

İZMİR
‘KENDİN PİŞİR KENDİN YE’NİN EN GÜZELLERİNDEN BİRİ

Teleferik
Kabul, şehrin yerlisine biraz demode geliyor olabilir. Ama biz İzmirli olmayanlar için bulunmaz nimet, bence bütün Türkiye’deki en iyi üç ‘kendin pişir, kendin ye’ yerinden biri. Üstelik doğuştan sosyal mesafeli. Balçova’dan teleferikle çıkılıyor, ince uzun bir yolun her iki yakasına etçiler, kafeler ve seyir terasları kurulmuş. Her birinin ayrı manzarası ve tertemiz bir hava var. Tavsiyem, en sondaki belediye tesisi Et Evi. Koronadan önce de vitrinden seçiyordunuz; salatanızı, etinizi, çatal bıçağınızı paketli şekilde veriyorlardı. Birbiriyle arası gayet açık masalardan birine kuruluyorsunuz, yanınızdaki mangala hazır közleri koyuyorlar, yakma derdi olmadan hemen cızbız faslına geçebiliyorsunuz.

Od Urla3 büyük şehir için sosyal mesafeli mekân önerileri
İzmir deyince gazeteci Çağdaş Ertuna hiç tereddüt etmeden buranın ismini veriyor. Ona katılan biri daha var; yazarımız Saffet Emre Tonguç: “San Sebastian’ın Michelin’li restoranlarını hatırlatıyor. 350’den fazla zeytin ağacının altında yemek ise ayrı bir keyif. Şıklık, müthiş sunum ve lezzet bir arada...”

Bunlar dışında servis titizliğiyle bilinen Konak Gregor Kafe’yi, ferah bahçesiyle yine Konak’taki Reyhan Pastanesi ve Yüzde Yüz Cafe’yi, Çeşme’deyse Fava Restaurant ve Dost Pide’yi sayabiliriz.

İSTANBUL
BAHÇELERE NUR YAĞIYOR

Gazeteci ve life style yazarı Işın Cinmen’le aklımıza ilk gelen bahçeler, Cihangir’de Emily’s Garden, Galatasaray’da Limonlu Bahçe, Arnavutköy’de Revma Balık... Etiler’de Ati’ler... Bir ferah feza örnek de Caddebostan’dan: Neni Brasserie. Ama bahçe deyince İstanbul’un aklına gelen semt artık Bebeköy. Bacyard senelerin mekânı: Yayıl yeşile. Rakibiyse kışın yıldızı Momo. Bahçeden de harika Boğaz manzarası var.3 büyük şehir için sosyal mesafeli mekân önerileriBackyard

Bahçe demişken bir yeni mekân haberi de verelim: 10 gün sonra Harbiye’deki Room&Roomers’ın yerine gelen Cabbar için Esin Övet, “İnşaatı gördüm, kendinizi bir ormana girmiş gibi hissedeceksiniz” diyor.

NE VARSA ESKİLERDE VAR

Rehber ve seyahat yazarımız Saffet Emre Tonguç, turistlere terk ettiğimiz klasiklerin yeniden kıymete bineceği görüşünde. Misal, Pierre Loti Kahvesi. Bence bunun yanına Fenerbahçe Parkı’nı da eklemek lazım.

Sokak ve mahalle buluşmaları3 büyük şehir için sosyal mesafeli mekân önerileriNişantaşı

Şu anda Paris, Milano, Amsterdam, Berlin, Londra ve Barselona’da gördüğümüz keyifli sokak ve nehir buluşmaları, bizde de Boğaz ve mahalle buluşmalarına dönüşecek. “Cihangir, Çukurcuma, Nişantaşı, Arnavutköy, Bebek ve Moda bu sokak&mahalle buluşmalarının üssü olacak” diyor iletişimci İsmail Polat: “AVM’lerdeyse meydanı olanlar tercih edilecek.” Nereleri var öyle?

Zorlu Center, İstinye Park, Vadistanbul... Buralarda da geniş açık alanı olan Morini, Parle, Michelle, Inari aklınızda olsun.

Kayıkhaneler yeni baş tacımız
Anadolu Yakası’ndaki Moda Kayıkhane iki yeni sürprizle geri dönüyor. Biri, Gardens of Garbo. Dünya mutfağı; kahvaltıya da gidebilirsiniz. İkincisi, yan komşu Paslı Pelikan. Sahil meyhanesi, kendinizi Ege’de hissedeceksiniz. Diğer kayıkhane de Avrupa Yakası’ndaki Kilyos’ta. Plaj kalabalığına çok karışmazsanız istediğiniz kadar sosyal mesafe var.

Eski köye yeni muhtar
Sosyal mesafeye uygun, geniş yayılımlı yerlere Topağacı Grey, Kabataş Setup, Ulus Sunset gibi klasik örnekler verilebilir ama biz gelin yeni bir mekândan bahsedelim: Ataşehir Muhtar. Ülker Spor Arena’nın hemen yanında dün akşam açıldı. Girişte ateşiniz ölçüldükten sonra açık hava sizde iştah açıcı etki yapacak. Sonra gelsin mavi haşhaşlı muhammara, gitsin tereyağında ciğer sote. Biraz Maslak’taki Esnaf’ın Kadıköylü kuzeni gibi.

Fersah fersah uzaklıkta masa ve özel localar
Çağdaş Ertuna ‘denize sıfır’ ve çok geniş alanı olduğu için Kuruçeşme’deki Ringa’yı öneriyor. İtirazım var: Sadece Ringa değil, Kuruçeşme hattında, Ringa’nın da içinde bulunduğu Oligark; Sortie gibi geniş alanlı, çok bölmeli, bol localı bütün mekânlar koronaya karşı avantajlı durumda. ‘İkinci dalga’ yerine deniz dalgası vaat ediyorlar.

Püfür püfür şehir manzarası3 büyük şehir için sosyal mesafeli mekân önerileriMonkey

Teraslar da yükselişte. Kent yazarları Çağdaş Ertuna ve Esin Övet’in akıllarına ilk gelen Emirgân’daki La Boom. Şişhane’deki Haliç manzaralı Monkey, geçen yazın en sükselisi Bebek Otel Teras, Ulus-Ortaköy arasındaki Meftun, Beyoğlu’ndaki 360 akla gelen diğer alternatifler. Üyeleri ve misafirleri için Beyoğlu’ndaki Soho House’un terası ve girişteki yemyeşil gizli bahçesiyle The Allis var. Nişantaşı’ndaki Frankie’de sizi cep telefonundan mönüye ulaşma ve temassız ödeme karşılayacak. Ama en avantajlısı zaten otel içinde olduğu için Nişantaşı’ndaki Spago. Oteller saat kısıtlamasının dışında çünkü. Bakalım şehrin en popüler teras kulübü Beyoğlu Klein Garten için 22.00 yasağı ne zaman kalkacak?

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Araba kullanamayan erkekler-2

Yazar Emrah Serbes trafikte hiç tanımadığı üç kişinin canını aldı. Ödeyeceği tazminat belli oldu, infaz yasasından faydalanarak çıkması gerekenden daha erken çıkacak. Kendi başıma geldiğini düşünüyorum. İyiyim ben böyle ya. İnsanın peşini hukuk bıraksa, vicdanı rahat bırakmaz. Ne bu dünyada ne öbüründe...

Daha önce de yazmıştım, resmi olarak araba kullanabiliyorum, ehliyetim var. Ama onu da iki kerede mi, üç kerede mi ne vermişlerdi.

En sonunda sınava giren hocaya şunu dedim:

Beyefendi ehliyetsiz olmak ağırıma gidiyor, sadece onun için alıyorum. Benim bunu kullanacağım yok zaten.

Bu lafın sınavı geçmemde etkisi oldu mu, bilmiyorum.

Ama sözümü tuttum, sonra bir daha hiç direksiyon başına geçmedim.

Geçemem de zaten.

Bana çok karmaşık geliyor.

Nasıl yapabiliyorsunuz anlamıyorum:

Yazının Devamını Oku

Sarı yazınız kutlu olsun

Aslında tam bir tarihi yok. Eylül ortası gibi başlıyor, ekim sonuna kadar yolu var. Sadece deniz-kum-güneş değil, kültür ve gastronomi gezileri için de biçilmiş kaftan... Gidemeseniz bile şöyle arkanıza yaslanın, gözlerinizi kapayın, bir 15 dakikacık olsun kendi astral sarı yaz tatilinize ışınlanın.

Bugün Seyahat ilavemizde harika bir “pazar haberi” var.
Melis Yılmaz imzalı yazıda “sarı yaz”ı en güzel değerlendirmek için 10 seyahat uzmanından 10 öneri sıralanmış: Kaleköy, Yedigöller, Cunda...
Gidemeseniz bile okuyup okuyup hayal kurun, içiniz açılacak.
Bilmeyenler için hemen sarı yaz nedir, kısaca anlatalım...
Aslında tam bir tarihi yok. Eylül ortası gibi başladığı varsayılıyor; yerine, coğrafyasına göre ekim sonuna kadar yolu var.
Yazın o bezdirici harareti elini ayağını çekmiş... Hatta akşamları hafif hafif ısırıyor.
Okullar açıldığı için çocuklu aileler şehirlere dönmüş... Etraf size kalmış, sessiz sakin.

Yazının Devamını Oku

Neslican bu polemiği hak etti mi?

1 yıl önce kansere yenik düşen Neslican Tay’ın filmi, daha çekimlere bile başlanmadan çirkin polemiğin konusu oldu. Neslican’ı canlandıracağı söylenen Neslihan Atagül’ün rolü reddettiği ortaya çıktı. Yapımcılar PR yapmakla suçlanıyor.

Kansere karşı verdiği umut dolu mücadelesiyle bütün Türkiye’nin sevgilisi olmuştu Neslican Tay.
Bacağını kaybetmesine rağmen hayat dolu mesajlar veriyor, “Ben bir bacaktan ibaret değilim ki... Çok daha fazlasıyım!” diyerek başka kanser hastalarına ve yakınlarına da umut oluyordu.
Fakat kansere çalım atan, ölüme nanik yapan bütün o hallerine rağmen hastalığı ilerledi ve 1 yıl önce kaybettik Neslican’ı.
İnsanlar öyle sevmiş ki onu, pazar günkü ölüm yıldönümünde sosyal medyanın gündeminden düşmedi.
Çevresine, yaşadığı topluma böyle ilham veren insanlar dünyanın her yerinde popüler kültürün ilgisini çeker.
Nitekim hayatının film olacağı duyuruldu: Demir Kadın Neslican. Neslican’ı da oyuncu Neslihan Atagül canlandıracak denildi.
Sadece isimleri benzeşmiyor.

Yazının Devamını Oku

Severek evlendik saygıyla ayrıldık

Gizem Salkım’ın eşinden ayrıldıktan sonra sarf ettiği dört sihirli kelime. Boşanmayı beceremeyen bir toplumda, şiddet ya da rezillik yaşanmadan yolları ayırmanın formülü gibi.

Yeşim Salkım’ın kızı Gizem Salkım, 3 yıllık eşi Ozan Düzdaş’tan boşandı.
İkisine de geçmiş olsun.
Bunlar zor ve hırpalayıcı kararlar. Her iki taraf için de. Hatta aileleri, yakınları, arkadaşları için bile.
Kim bilir o sürece gelene kadar neler, neler yaşandı aralarında...
Ama bazı ilişkilerin de bir miadı var işte.
O gün geldi mi tükeniyor.
Üstelik o sırada bir gönül artık gitmek isterken, bir gönül hâlâ sevebiliyor.

Yazının Devamını Oku

Pijama, terlik ve televizyon kullanmam

Birçoğumuz onu gastronomi yazı ve programlarıyla tanıyoruz ama bildiğimizden çok daha ötesi. Öğrencilikten hocalığa: Galatasaray Lisesi, Boğaziçi Üniversitesi, Londra Ekonomi Okulu, Berkeley, Stanford, Princeton üniversiteleri... Fransa’da tamamladığı doktora tezi American Sociological Association tarafından 1990’da senenin en iyi doktora tezi seçildi. Dünya Bankası’nda çalıştı. Ayrıca milyon takipçili bir sosyal medya fenomeni. Gelin, ikilemli sorularımızla bu ilginç adamı biraz daha ayrıntısına tanıyalım: Vedat Milor.

Misafir gittiğiniz bir yerde yemeği beğenmediniz. Tabakta bırakmak mı, çaktırmadan köpeğe vermek mi?

- Ev sahibinin kötü hissetmemesi için çaktırmadan köpeğe verirdim. Herkesin tahminin aksine, ben misafirliğe gittiğim bir yerde yemeği beğenmediğimi kesinlikle söyleyemem. 

Sofrada hangisi çekilmez? Obur mu geveze mi?

- Geveze çekilmez çünkü insanı yorabilir. Obur, insana kendini iyi bile hissettirir.

Sosyal medyada bir anket yaptınız, 500 bin kişi katıldı, memleketi ikiye böldünüz. Siz söyleyin bakalım: Soğanlı menemen mi soğansız menemen mi?

- Çok iyi domates ve biber bulabiliyorsam soğansız. Aksi durumda lezzetini artırmak için soğan cazip geliyor bana.

Yazının Devamını Oku

2-3 milyar kişi 2-3 üç hafta boyunca İstanbul’u izleyecek, dinleyecek, konuşacak

Oldu, oluyor; geldi, geliyor derken nihayet Formula 1, 13-15 Kasım’da resmen yeniden Türkiye’de. Dokuz sene önce ev sahipliğini yitirdiğimiz bu önemli yarışları ülkemize kazandıran isimse bu yarışlar için inşa edilen pist Intercity İstanbul Park’ın patronu Vural Ak. Kendisi de bir yarışçı ve otomobil koleksiyoneri olan işadamı, duyurunun yapılmasının ardından ilk röportajını Hürriyet Pazar’a verdi: “2017’de Formula 1’in yeni sahiplerini Türkiye’ye davet ettim. Cumhurbaşkanı bizi kabul etti. Zaten o günden beri çok yakın görüşüyorduk...”

◊ Sıfırdan başlayacaklar için... Formula 1 nedir ve neden bu kadar önemli?

Değişik spor faaliyetleri arasında en büyüğü olimpiyatlar. Ondan sonra malum, futbol geliyor. Onun da zirvesi Şampiyonlar Ligi ya da Dünya Kupası. Statta 100 bin kişi izliyorsa, televizyon gibi mecralardan da en son bildiğim kadarıyla 1 milyar kişiye kadar çıktı canlı seyredilme oranı. Futboldan aşağı doğru indiğinizde başka hiçbir spor dalı yok bu rakamlara yaklaşan. Tek istisnası Formula 1.

Neden?

Çünkü bugün dünyada en çok izlenen tekil spor faaliyeti. Olimpiyatların küçüğü desek abartmış olmayız. Bernie Eccleston adında zeki bir İngiliz, Formula 1 diye bir marka oluşturdu. Üretici ve yarış takımlarını bir araya getirdi. Ve bu şampiyonayı düzenlemeye başladılar.

Ama başka bir sürü şampiyona var...

Evet ama bunu, tamamını televizyonda canlı yayımlayabilecek bir formatta tasarladılar. Ralli, off road gibi alternatiflerini canlı yayımlayamıyorsun. Ralli de off road da başından sonuna kadar gösteremediğiniz için dünyanın hiçbir yerinde büyük bir olaya dönüşemedi. Ama pist yarışları yüzde 100 gözünüzün önünde ve canlı. Formula 1’i büyüten de bu oldu.

Yani işin sırrı her şeyin gözümüzün önünde olup bitmesi mi?

Ve dünyanın her yerinden her anının aynı anda izlenebilmesi. Bu sene 250 farklı kanaldan 500 milyona yakın şifreli kanal satışı yapıldı. Bir decoder’dan 5 kişi izlese, 2 buçuk milyar kişi bu yarışları izliyor. Bu kadar büyük bir televizyon izleme kapasitesi olunca sponsorlar da daha çok ilgi göstermeye başladı. Böylece çok büyük bir endüstriye dönüştü. Büyük otomotiv firmaları rekabete girdi.

Yazının Devamını Oku

Songül Karlı’yla perhiz-lahana turşusu

Yazın çektiği bikinili pozunu sosyal medyaya koyan türkücü Songül Karlı olay olmuş. Ne oldu, ne zaman oldu; ben kaçırmışım.

Doğum günü vesilesiyle dün bir açıklama yapan Karlı, oğlunun bu durumdan rahatsız olduğunu söylemiş:
“Efe diyor ki anne Allah aşkına yapma, YouTube’a giriyorum hep bir yerlerin konuşuluyor!”


Tamam, buraya kadar perhiz...
Ama konuşması bitmiyor ki Songül Karlı’nın.
Bakın bu da lahana turşusu...

Yazının Devamını Oku

Pandeminin en havalısı

Şehirde yeni açılan bir yer çok uzun zamandır beni böyle heyecanlandırmamıştı. Gördüğümden beri birilerini tutup kolundan “Bak İstanbul’da böyle bir yer var” diye götürmek istiyorum: Karaköy, Sky Bar...


Otelin kendisi de yeni sayılır, JW Marriott İstanbul Bosphorus’un terası... Karaköy’ün o hizadaki en yüksek binası. Sky Bar 10’uncu katta.

Önden ve yandan 270 derece İstanbul manzarası... Şehir dışından, yurtdışından misafiriniz mi geldi? Kenti gezdirmenize gerek yok, buradan parmakla tek tek gösterebilirsiniz. Öyle bir konum, öyle bir açı.

270 derecenin bir ucundan diğerine gördüğü önemli bina ve yerleri sayıyorum: Galata Kulesi, Süleymaniye Camisi, Beyazıt Kulesi, Mısır Çarşısı, Galata Köprüsü, Sultanahmet Camisi, Ayasofya Camisi, Topkapı Sarayı, Kınalıada, Moda, Haydarpaşa Garı, Selimiye Kışlası, Kız Kulesi, Kuleli, Köprü, Ortaköy Camisi, Çırağan, Dolmabahçe Sarayı...

Duayen işletmeci Emre Ergani’nin yeni numarası... Manzarası olmayan tek kör noktayı bar yapmış. Ortada stantlar. Yan tarafta Alman usulü tribün gibi seyir terası ve localar... En önde küçük, şık bir havuz...Sky Bar pazartesileri kapalı. Onun dışında haftanın her günü 18.00-24.00 arası hizmet veriyor. (0212) 806 20 20

NORMALİ 120, SALGIN KAPASİTESİ 70 KİŞİ

Mekân akşam 6’da açılıyor. O saatte gittiğinizde ki gidin, günbatımı mükemmel, hâlâ şezlongda bir-iki otel müşterisi görebilirsiniz.

Şehirde yeni açılan bir yerle ilgili çok uzun zamandır böyle heyecanlanmamıştım. Gördüğümden beri birilerini tutup kolundan, “Bak İstanbul’da böyle bir yer var” diye götürmek istiyorum.

Yazının Devamını Oku

Halil Sezai neresinden tutsanız dökülüyor

Yaşlı bir adamı döverken görüntüleri ortaya çıkan müzisyen Halil Sezai, bir açıklama yaparak güya özür diledi, yaptığının hayvanlık olduğunu bile kabul etti ama olmuyor, kesmiyor, gönüller soğumuyor.

Halil Sezai dövüyor... Öyle tokat, ittirmek falan değil, kasti yaralamaya dönük şekilde yaşlı adamın kafasından tutup yüzüne diz atıyor.
Dışarıdan bakan “Kendini kaybetmiş” diyebilir. 
Hayır, bu olay başlamadan önce, acaba gören var mı diye sokağın sağını solunu kontrol edecek kadar aklı yerinde.
Ama daha korkuncu Halil Sezai tek değil.
Yanında iki kişi daha var.
Yaşlı adam dövülürken seyrediyorlar, araya girip Halil Sezai’yi durdurmuyorlar.
Ne biçim insanlarsınız siz?

Yazının Devamını Oku

Cem Yılmaz sıradan insansa bize başka isim lazım

Eğlenirken eğlendiren bitirim gitti; yerine asık yüzlü, etrafıyla gergin, hatta neredeyse insandan rahatsız olan bir orta yaşlı geldi. Medyasıyla, sosyal medyasıyla, sosyal iklimiyle Türkiye böyle bir yer işte. Ne dersiniz? Yedik mi koca Cem Yılmaz’ı?

AVM’de oğluyla kırtasiye alışverişi yapan Cem Yılmaz çıkışta ayaküstü muhabirlerin sorularını yanıtladı. Bence bu “ayaküstü yanıtlamalar” magazin dünyamızın en tehlikeli yanlarından biri.
Bize bir dönemin “Televole kültürü”yle yerleşti.
Batı’da böyle şeyler pek olmuyor. Ya 40 kere tartarak sosyal medya ya da kurumsal basın toplantılarıyla yapılıyor açıklamalar.
Sanatçı ve medya arasındaki bu “yüz-göz” hâl de genellikle ünlü ya da ünlümsüler tarafından besleniyor.
“Hazır akşam yemeğine gelmişken, haber salın muhabirlere, çıkışta iki sivri cümle edeyim, ertesi günün manşetlerini süsleyeyim” mantığıyla yapılıyor.
Bir kere yer edince, heveslisine de heveslisi olmayana da uzatılmaya başlıyor mikrofonlar.
Cem Yılmaz ikili oynayanlardan.

Yazının Devamını Oku

Küçük lokma yerim büyük söz ederim

Tractor Sazi’yi çalıştırırken Tebriz’de ziyaretine gidecektim, araya pandemi de girince Ulus’taki evinde kısmet oldu söyleşi. Tanıdığım en şahsına münhasır insanlardan biri. Onca büyük başarıya imza atmış bir spor adamından ziyade, duygusal bir filozof gibi. İnanılmaz alçak sesli ve sakin konuşuyor. Bir soruyu cevaplarken duygulanıp gözleri dolabiliyor. İkilemli soruların bu haftaki konuğu her taraftar grubunun sevdiği, “Kahin” lakaplı hoca Mustafa Denizli.

◊ Hangisi daha şiir gibi goldür: 1986 Dünya Kupası’nda Maradona’nın İngiltere’ye attığı ikinci gol mü, Euro 88’de Van Basten’in SSCB’ye attığı gol mü?
- İkisini de izledim, bilirim. Hollanda-Rusya maçının 1988 finaline özel uçakla gitmiştim. İki farklı golden bahsediyorsun. Biri Van Basten’in inanılmaz bir vuruş güzelliği, öbür tarafta da Maradona’nın yarı sahadan alıp İngilizleri ekarte edip, kaleciyi ekarte edip attığı gol... Maradona’nın golü, bu manada tartışma götürmez.
◊ Hangisi daha ‘arıza’ futbolcudur: Eric Cantona mı, Felipe Melo mu?
- İkisi de birbirinin aynı... Felipe Melo’nun yine bir sevimli tarafı vardır. Bunu derken latife ediyorum tabii. İkisi de üst sınıf futbolculardı.
◊ Altay’da oynarken “Büyük Mustafa” diye anılmaya başladınız. Seçme şansınız olsa takımda hangi lakap daha güzel: Büyük mü, küçük mü?
- Büyük olmaktan korkma. Bizde bir laf vardır: Büyük lokma ye, büyük söz etme. Ben onun tam tersini düşünüyorum. Büyük söz ederim, küçük lokma yerim.
◊ Futbolumuzun gelmiş geçmiş en iyi sol ayaklı futbolcularından birisiydiniz. Sizce sol ayak mı, sağ ayak mı?

Yazının Devamını Oku

Kaskını takmadan gelene servis yapmıyorlar!

4. Levent’teki Cool Jr. motor tutkunlarının buluşup sosyalleşme yeri. Hele haftanın bazı gün ve saatleri var ki birbirinden güzel onlarca makine dükkânın önüne çekiliyor, ortalık motosiklet festivaline dönüşüyor.

Salıları ‘enduro’cular toplanıyor. Onların motorları uzun yol için; geniş, uzun ve konforlu. BMW ve Yamaha marka makineler.

Çarşambaları Goldwing’cilerin günü. Onların motorları daha sportif. Honda marka.

Akşam 19.30 gibi oldu mu, sıra sıra diziyorlar motosikletleri dükkânın önüne; kuruluyorlar stantlara; birbirini tanıyan tanımayan, başlıyorlar muhabbete.

Burası Goldwing Türkiye, Ducati Owners Club, Harley Owners Club, Vespa Club gibi motorcu kulüplerinin buluşma noktası Cool Jr.200 kişilik Cool Jr.’ın biri önde caddeye bakan, diğeri arkada iki bahçesi var. Haftanın her günü 12.00-2.00 arasında açık. (0212) 279 97 09

Gezi programı yapıp yarışları konuşuyorlar

4. Levent’te, Sabancı Kuleleri’nin girişinde. Sahibi Hakan Lik de yıllardır motorcu olduğu için 2012’de açtığı bu pub zamanla motorcuların uğrak yeri haline gelmiş.

Sadece Türk motorcuların da değil, mesela geçen pazar Türkiye’ye gelen Polonyalı, Ukraynalı ve Rus motorculardan oluşan bir grup da soluğu Cool Jr.’da almış.

Yazının Devamını Oku

“Müziği bıraktım” diyen Hakan Altun’muş

Demet Akalın ile Alişan yeni şovları “Sabah Sabah”ta yaşadıkları konuk meselesini gündeme taşımış; “Müziği bıraktım deyip 1 hafta sonra şarkı çıkaran var” demişti. O kişi Hakan Altun’muş.

Sabah Sabah” programını yapan Demet Akalın ve Alişan, ilginç bir çıkış yapıp şöyle demişti:
“İnsanları programa çağırıyoruz ama katılmamak için bize yalan söylüyorlar, ‘müziği bıraktım’ diyorlar. Bunu dedikten 1 hafta sonra şarkı çıkaranlar var.”
Ben de çarşamba günkü yazıma “Demet Akalın programına neden konuk bulamıyor?” başlığını atıp, pandemiden sosyal medyaya kadar bazı zorlaştırıcı faktörleri sıralamıştım.
En çok da kaytarmak için “Müziği bıraktım” deyip 1 hafta sonra şarkı çıkaran kim, onu merak etmiştim.
E neresinden baksanız komik çünkü... Bütün oklar da Hakan Altun’u işaret ediyordu.
Demet Akalın’la yazıştık, o ismin Hakan Altun olduğunu doğruladı.
Hakan Altun da bir sosyal medya açıklaması yaptı: “Sevgili Demet ve Alişan beni davet etti ama pandemi sebebiyle 2020’de şarkı söylemeyeceğimi iletmiştim kendilerine. Hem moralim bozuk hem riskli gruptayım ben. Bir yanlış anlaşılma... Ölürüm de müziği bırakamam.”

Yazının Devamını Oku

Demet Akalın programına neden konuk bulamıyor?

Alişan’la beraber sunduğu “Sabah Sabah” adlı şova konuk bulamamaktan yakınan Demet Akalın’a göre katılmamak için yalan söylüyorlar; ‘müziği bıraktım’ deyip 1 hafta sonra şarkı çıkaran var...

Haftanın en komik haberi: İnsanlar Demet Akalın’dan kaytarmak için “müziği bıraktım” diyormuş, programa katılmıyormuş.

Yalana bak yuh: Ben müziği bıraktım! 

“Şarkıcılığı bıraktım” deyip 1 hafta sonra şarkı çıkaran kim acaba, en çok onu merak ettim.

Dışarıdan bakınca komik ama bırakın her günü, haftada bir kere bile olsa, televizyondaki programınıza, gazetedeki köşenize konuk bulmak aslında çok stresli bir iş.

Yaşadığım için biliyorum.

Konuğu bulmak da yetmiyor. Aniden işi çıkan mı ararsınız, son dakika annesi hastalanan mı...

Gelecek mi gelmeyecek mi, ya bir aksilik olursa vs. gibi kaygılar yaşıyorsunuz.

Hele ki şu pandemi döneminde... İnsanlar evlerinden çıkmaya, stüdyo falan gibi yerlere gitmeye korkuyor doğal olarak.

Yazının Devamını Oku

Şevval Şahin’in partisinin öğrettikleri

“Bize başkasından korona bulaşabilir ama benim tanıdıklarımdan, benim davet ettiklerimden birbirine zarar gelmez” önyargısı gittikçe yaygınlaşıyor. Şevval Şahin ile sevgilisi Yiğit Marcus Aral’ın verdiği parti, işte bu tıbbı reddeden, gayribilimsel ön kabulü yıkması açısından önemli.

Miss Turkey 2018 birincisi Şevval Şahin, geçen hafta sevgilisi Yiğit Marcus Aral’a Rumelihisarı’ndaki bir yalıda doğum günü partisi düzenledi.
Parti sonrası Yiğit Marcus Aral ve bazı katılımcıların Covid-19 testinin pozitif çıkmasıyla büyük panik başladı.
Çünkü partideki diğer katılımcılar arasında Şeyma Subaşı, Murat Dalkılıç, Buse İskenderoğlu, Baran Süzer, Kasım Garipoğlu, Ali Cem, Kerim Sabancı gibi ünlüler vardı.
İsimlere, hatta soyisimlere bakar mısınız?
Pozitif çıkmasalar bile bu insanların kendilerinin, çevrelerinin ve ailelerinin testler sonuçlanana kadar yaşadıklarını düşünün.
Birçoğunun ailesinde ileri yaşta insanlar mevcut.
Birinden birine bir şey olsa onun vicdan azabından nasıl kurtulursun?

Yazının Devamını Oku