Paylaş
O zaman yazmaya fırsat bulamadım, ama konuşmanın çeşitli bölümlerinden notlar aldım.
*
Vali Bey, iki önemli konuya değindi.
*
İlki Antalya Arkeoloji Müzesi’nin durumuydu.
*
İkincisi ise yönetmelik değişikliğiyle şimdilik rafa kalkan yangına dayanıklı kapı meselesiydi.
*
Vali Bey, müze tartışmalarıyla ilgili son derece ılımlı ifadeler kullandı.
*
Ortamı daha fazla germedi, taraf olmadı.
*
O konuşmada Vali Bey’in ne dediğini notlarımdan aktarayım:

YÜZDE 10’U MÜZEYİ GÖRMEMİŞTİR
“Antalya Müzesi’nin 1 yıllık ziyaretçi sayısı 150 bin. Konyaaltı sahilini bir günde ziyaret eden kişi sayısı ise 150-200 bin. Müzenin önünden on binler geçiyor ama müzeye uğrayan kişi sayısı yüzler bile değil. Şuna eminim, müze diye reaksiyon gösterenlerin yüzde 10’u müzeyi görmemiştir. Gördüyse hayret ederim.
İKİ TARAF DA DİNLENMELİ
Her şeye rağmen, iki tarafın da haklı olduğu argümanlar olduğunu düşünüyorum. Müze kesinlikle yerinden kaldırılmamalı. Mevcut müzenin tamir kaldırıp kaldırmayacağı tartışmalı. Mimari değeri olup olmadığı da tartışmalı. Zamanında, müzeyi çok bozmuşlar. Müzenin yapı itibariyle sıkıntılı, riskli olduğu söyleniyor. Bu konunun detaylı biçimde incelenmesi konusunda ben de hemfikirim.”
*
Dedim ya cümlelerin büyük bölümünde uzlaşı çabası var.
*
Ateşli müze eylemcilerine yaptığı yüzde 10’luk göndermeyi saymazsak tabi.
BİZ KİME İNANACAĞIZ?
Vali Bey, ATSO’daki açıklamalarıyla doğru bir tavır izledi.
*
Ancak şu tespitine itirazım var:
“Müzenin yapı itibariyle sıkıntılı, riskli olduğu söyleniyor.”
*
Kim söylüyor, nasıl söylüyor, neden söylüyor?
*
Zaten tartışmaların asıl nedeni risk meselesi değil mi?
*
Vali Bey bile bu konuda muallak konuşursa, bize kime inanacağız?
*
Demek ki Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, mevcut yapının riskli olduğuna Vali Bey’i bile inandıramamış.
*
Gerçekten ilginç!
VALİ BEY’İ BEZDİRMİŞLER
Gelelim yangına dayanıklı kapı meselesine.
*
Vali Bey, bu konudan öylesine bezmiş ki, açıklama yaparkenki ruh halini tabletimin ekranından bile hissettim.
*
Meclis üyeleri bu konuyu sordu, Vali Bey de hiç uzatmadı, “31 Aralık’ta yine aynı konuları konuşmayalım” dedi.
*
Bu tek cümle bile herkes için yeterli olmuştur sanırım!
Paylaş