Paylaş
Çadır gibi şemsiyeler, renk renk tabureler, sandalyeler…
*
Yaya yollarında Maraş dondurmacıları, mısır tezgahları…
*
Saatçi, parfümcü, dövmeci…
*
Sezen Aksu şarkısı gibi mübarek.
*
Şinanay da yavrum şinanay…
*
Hiç şaşırmayın!
*
Meydanın ortasında onu söyleyen de var.
*
Üstelik megafonla.
*
Yetmez!
*
Elindeki kanlı, canlı yılanla hanutçuluk yapan, hıyar tezgahıyla Attalos’a komşu olan…
*
Ne ararsanız var, anlayacağınız…
*
Bir tek şey yok…
*
Zabıta!
*
İş öyle bir noktaya gelmiş ki, işgalci de hanutçu da seyyar satıcı da birbirinden şikayetçi!
*
Vallahi, billahi Aziz Nesin hikayesi gibi…
*
20 milyon turisti ağırlayan Antalya’nın düştüğü hale bakın!
*
“Yazıktır, günahtır” diyeceğim ama inanın ben de yoruldum.
*
Asıl merak ettiğim bu rezalete izin veren daire başkanları, şube müdürleri geceleri nasıl uyuyor acaba?

AHMET HOCA ŞAŞIRTTI BENİ
YouTube’da gezinirken gladyatörlerle ilgili bir program dikkatimi çekti.
*
Açtım, detaylıca izledim.
*
Sonra programın konuğuna baktım, şaşırdım.
*
Meğer konuyu anlatan Antalya Müzesi Müdür Yardımcısı arkeolog Doç. Dr. Ahmet Çelik’miş…
*
Ahmet Bey’le hiç tanışmadım.
*
Ama uzun uzun araştırdım.
*
Son derece deneyimli, donanımlı bir isimmiş.
*
Açıkçası bugüne kadar nasıl tanışmadık, niye tanışmadık diye hayıflandım.
*
Alanında uzman böyle akademisyenlerin daha çok konuşması, daha çok anlatması gerekiyor bence.
*
Umarım bundan sonra böyle olur…
Paylaş