GeriSalim Uzun ‘DÜDEN ÇAYI’NI BİZ KİRLETMEDİK
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘DÜDEN ÇAYI’NI BİZ KİRLETMEDİK

Başlıktaki ifadenin sahibi iş insanı Hayati Özener.

Kimdir Hayati Özener? ITC Enerji Üretim A.Ş.’nin ortağı. Peki, neden böyle bir açıklama yapma gereği duyuyor?
*
Çünkü ortak olduğu şirket yaklaşık 4 ay önce Düden Çayı’nda yaşanan köpürme ve balık ölümlerinin sebebi olarak gösterilen Kızıllı Katı Atık Depolama Sahası’nı işletiyor.
*
4 ayda yaşananları şöyle özetleyeyim:
*
Düden’de yaşanan çevre felaketi sonrası çok sayıda haber yaptık. Uzman görüşlerine, kamu kurum temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının açıklamalarına bu haberlerde yer verdik.
*
Antalya Valiliği de süreci yakından takip etti. Hatta birçok şirkete ağır cezalar kesildi, faaliyetleri durduruldu.
*
Olayın yaşandığı ilk günlerde Kızıllı hiç gündeme gelmemişti. Ta ki Antalya Kent Konseyi’nin hazırladığı rapora kadar.
*
Raporda şu iddia vardı: Kızıllı Katı Atık Depolama Sahası’na ait boru hattından çöp suyu sızıntısı yaşanmış olabilir.
*
Bu rapor açıklandıktan birkaç hafta sonra bu sefer de Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Bayram Ali Çeltik, çok ağır iddiaları gündeme taşıdı.
*
Tesiste inceleme yaptığını anlatan Çeltik, yağışlı dönemlerde taşkın suyunun kontrol edilemediğini, bu nedenle taşkın suyunun çöp tahliye kanallarına girip doğaya karıştığını iddia etti.
*
Olayın yankısı devam ederken Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, çöp suyunun taşkınlarla birlikte doğaya karıştığı iddiasını doğruladı ancak Düden’deki kirlenmenin çöp suyu nedeniyle yaşandığına dair net bir açıklama yapmadı.
*
İşte tam bu süreçte Hayati Özener geniş kapsamlı bir basın açıklaması yapacağını, doğanın korunması için tesiste alınan önlemleri bizzat anlatacağını söyledi.
O toplantıya ben de katıldım. Farklı birimlerden 3 mühendis bolca rakam ve fotoğraf içeren bilgiler aktardı, analiz sonuçlarını, hat çalışmalarını, tesiste tutulan tutanakları paylaştı.
*
Sunumun sonunda Hayati Bey’in yaptığı açıklamayı da kamuoyu ile paylaşıp kenara çekiliyorum. Bundan sonraki süreç kamu kurumlarının yapacağı yeni tespitler ışığında devam edecektir…

HİÇ CEZA ALMADIK
Açık ve net söylüyorum; Düden’i biz kirletmedik. Bunu da elimizdeki analiz raporları ile bilimsel olarak kanıtlıyoruz. Zaten yetkili kamu kurumlarının yaptığı hiçbir denetimde aleyhimize bir sonuç çıkmadı. Tüm denetlemelerden anlımızın akıyla geçtik. Hiçbir ceza almadık.

NUMUNELER ORTADA
Boru hattımızda yapılan incelemelerde kaçağa rastlanmadı. Biz bununla da yetinmedik. Düden’den kendimiz numune alıp bağımsız laboratuvarlarda incelettik. Elde ettiğimiz sonuçlarla Düden’deki kirlenmenin bu tesis nedeniyle yaşanmadığını kanıtlamış olduk. Çünkü her kirlilik iz bırakır. Buradaki iz ise bize ait değil.

DENETİME AÇIĞIZ
Evet, yoğun yağış döneminde yüzey sularının tutulması noktasında sıkıntı yaşadık. Bunu da yeni yaptığımız yağmur suyu lagünü ile çözeceğiz. Lagünün yapımı bu ay sonu itibariyle tamamlanacak. Bugüne kadar defalarca denetlendik. Bundan sonra da her türlü denetime açığız. Ayrıca çevrenin korunmasına yönelik yaptığımız yatırımların da göz ardı edilmesini istemiyoruz.

X

ANTALYA GÜNEŞİ BOŞA GİTMESİN

GEÇEN hafta cumartesi günü Hürriyet’in manşetinde “Güneş topla Türkiye için” başlığıyla Karapınar Güneş Enerjisi Santrali vardı.

Bir Antalyalı olarak başlığın içinde ‘güneş’ geçince dikkat kesildim.
*
Haberi satır satır okudum, tesis tamamlandığında Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise 5’inci büyük güneş enerjisi santrali olacağını öğrendim.
*
Sonra güneş enerjisi yatırımları ile ilgili birkaç makaleye göz attım.
*
O makalelerde Antalya’nın güneş enerjisi potansiyelinin ne kadar yüksek olduğu anlatılıyordu.

Yazının Devamını Oku

DOĞA ÖÇ ALIYOR

MARMARA Denizi’nin fotoğraflarına bakıyorum…

Tıpkı korku filmi gibi!

*

Ama korkmak yersiz. Çünkü bu hepimizin eseri.

*

Marmara’nın ölümünde hepimizin suçu var. Bedelini de hep birlikte ödeyeceğiz.

*

Sadece Marmara mı? Hayır. Akdeniz için de kirlilik uyarıları yapılıyor.

*

Yazının Devamını Oku

BOĞAÇAYI’NA CARETTA ÇÖZÜMÜ

Dünkü yazımda, “Ne olacak bu Boğaçayı?” diye sormuştum.

Yanıt gelmesini beklemeden, konuyla ilgili kim varsa aradım, sordum. 

*

İlk bilgileri Başkan Danışmanı Çevre Yüksek Mühendisi Lokman Atasoy verdi. 

*

Sonra Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’le konuştum.

*

Muhittin Bey, Boğaçayı’ndaki sualtı bitkisi sorununun ortadan kalkması için yapılanları, yapılacakları tek tek anlattı. 

*

Yazının Devamını Oku

ORTAK MÜCADELE ŞART

HAFTANIN bir günü sırtıma çantamı takıp kentin farklı yerlerini dolaşıyorum, gözlem yapıyorum, esnafla, muhtarlarla sohbet ediyorum.

Açıkçası eskiden bunu daha çok yapardım. Ancak gazetedeki yüküm ağırlaşınca sokaktan kopmaya başladım.
*
Bu kopuşu durdurmanın tek yolunun da yeniden kente dokunmak olduğunu bildiğim için bazen yaya, bazen toplu taşıma aracıyla en azından kentin merkezi noktalarında gözlem yapıyorum.
*
Geçen hafta Işıklar, Atatürk Caddesi ve Kalekapısı’nı dolaştım. Haşimişcan Mahallesi Muhtarı Halil Ay da bana eşlik etti.
*
İlk gözlemim şu oldu: Birçok işletme ya el değiştirmiş ya da faaliyet alanını. Bu da pandeminin yıkıcı gücünün önce küçük esnafı vurduğunun açık kanıtı.

Yazının Devamını Oku

VİZONTELE OLMADIK

YANDAKİ fotoğraf Kepez Cemil Meriç Kütüphanesi’ne ait.

İçinde tam 100 bin kitap var. Toplam kitap kapasitesi ise 200 bin…
*
Cemil Meriç 19 Mayıs’ta kapılarını kitapseverlere açtı.


Açılıştan yaklaşık 1 ay önce Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü ile bir araya geldik.
*

Yazının Devamını Oku

ASIL MÜCADELE ŞİMDİ BAŞLIYOR

Bugün itibariyle 17 günlük tam kapanma günleri şimdilik geride kaldı.

Genel tabloya bakarsak bu süreçte Antalya iyi bir sınav verdi.
*
Tabii Manavgat’ta 5 yıldızlı bir otelde yapılan skandal partiyi saymazsak!
*
Bazen siz her şeyi doğru yapsanız da birileri o doğruların yanına yanlış eklemek için adeta mücadele ediyor.
*
İşte Manavgat’taki olayda böyle bir şeydi. Neyse ki salgınla mücadeleyi sulandıran o otelin önce sertifikaları iptal edildi ardından faaliyetleri durduruldu.

Yazının Devamını Oku

BİR GÜNDE 7 DEFA DENETLENDİM

Bugün tam kapanmanın 5’inci günü. Antalya bu süreçte şimdilik iyi bir sınav veriyor sanırım. En azından sokaklardan edindiğim izlenim bu.

Açıkçası kent olarak kısmi kapanmalarda bu kadar disiplinli değildik. Ya koronavirüsü ciddiye almaya başladık ya da denetimler bizi caydırdı.
***
Bana fikrimi sorarsanız hemen ikinci şıkkın ağır bastığını söylerim.
***

Neden mi? Çünkü Antalya Emniyet Müdürlüğü resmen kenti ablukaya almış gibi.
***

Yazının Devamını Oku

17 GÜN KÜS KALALIM

Ve beklenen oldu… Uzun süredir konuşulan, tartışılan tam kapanma kararı hepimize hayırlı olsun.

Yeni karara göre; 29 Nisan-17 Mayıs tarihleri arasında kesintisiz sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak.
Antalya’da tam kapanma önerisini aldığı tepkilere rağmen ısrarla gündemde tutan öncelikli isim Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin’di.
Hatta biz de Başkan Çetin’in bu yöndeki açıklamalarını, “Tam kapanma virüsü yener” manşeti ile duyurmuştuk.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tam kapanma açıklamasını yaptıktan hemen sonra Davut Bey’i aradım, “İstediğiniz oldu. Peki, şimdi ne olacak?” diye sordum.

PAKET BEKLİYORUZ
Davut Bey, “İstediğimiz tam olmadı. ‘Tam’ demek için ekonomik destek paketi bekliyoruz” dedi ve anlatmaya devam etti:

MAALESEF HAKLI ÇIKTIK

Yazının Devamını Oku

AŞI BEKLER DE ÖLÜM BEKLEMİYOR!

Sağlık Bakanlığı koronavirüs aşısına yönelik ön yargıların giderilmesi ve aşı hakkı bulunanların bir an önce aşılarının yapılması için ikna timleri kurdu.

Bu timler Antalya’da da görev yapıyor. Hatta 30 kişiden oluşan tim, İl Sağlık Müdürlüğü verilerine göre şu ana kadar 40 kişiyi aşı için ikna etmiş.

Açık ve net bu timlerin işi çok zor. Çünkü toplumda o kadar fazla bilgi kirliliği var ki hangi birini düzeltsinler, hangi sözlerle aşı olmaktan çekinenleri ikna etsinler?

Aşı ikna çalışmaları devam ederken ben de çevremde küçük bir kamuoyu yoklaması yaptım. Yakın çevremden 55 yaş üstü tanıdıklarıma aşı olup olmadıklarını sordum.

Şu kadarını söyleyeyim; sonucun bu kadar kötü olacağını tahmin etmiyordum. Çünkü aşı olan sayısı ile hala aşı olup olmama konusunda kararsız kalanların sayısı kafa kafaya.

Aşıdan kaçınanların birçoğu eğitimli ve halen çeşitli iş kollarında aktif olarak çalışıyor. Doğal olarak “Önceliğiniz varken neden aşı olmadınız?” dedim.

Çoğunluk somut bir gerekçe göstermeden beklemeyi tercih ettiklerini söyledi. Benim anladığım Çin veya Alman ayrımı yapmadan aşının uzun vadedeki etkilerini görmek istiyorlar.

İyi de unuttuğumuz başka bir şey var; aşı bekler de ölüm beklemiyor!

ŞİMDİ DE DOZ TARTIŞMASI

Yazının Devamını Oku

NE YAPTIN BİZE RALPH

BİR animasyon filmi dünyayı değiştirebilir mi? Bence evet.

Neden böyle bir kanıya kapıldım? Çünkü Human Society International kurumu tarafından hazırlanan Spencer Susser’in yazıp yönettiği Save Ralph (Ralph’i Kurtar) isimli kısa filmi izledim.
*
Boğazım düğümlendi, 3 dakika 53 saniye boyunca insanlığı sorguladım. Olmadı bir daha izledim. Bu kez bencilliğimi sorguladım.
*
Çünkü bugüne kadar deney hayvanlarının da canlı olduğunu, onların da acı çektiğini hiç aklıma getirmemiştim. Belki getirmiştim ama sonra boş vermiştim.
*
Aslında PETA başta olmak üzere bazı hayvan dostu kuruluşların hazırladığı belgeselleri defalarca izledim. Üstelik bu belgesellerde gerçek görüntüler vardı.

Yazının Devamını Oku

OKUMAK GÜZEL DE OKUTMAK BİR BAŞKA

İbradı Antalya’nın nüfus bakımından en küçük ilçesi. İklim olarak soğuk ama son derece sevimli bir ilçe.

Haber amaçlı birkaç kez ama kısa süreli İbradı’da bulundum. Bugüne kadar da siyasi konular hariç gündeme geldiğini de hiç görmemiştim.
*
İlçenin il kez farklı bir konuyla gündeme gelmesini sağlayan kişi daha 25 yaşında genç bir kütüphaneci olan Oğuz Kuru.
*

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın açtığı kütüphaneci sınavını kazanıp yaklaşık 1 yıl önce İbradı İlçe Halk Kütüphanesi’ne kütüphaneci olarak atanmış.
*

Yazının Devamını Oku

VİRÜSE GÖRE GAZETECİLİK

Koronavirüs birçok sektörü değiştirdi. Sadece sektörler değil insan ilişkileri bile dijitalleşti.

Her gün gördüğümüz, çay, kahve içtiğimiz dostlarımızla sanal görüşmeler yapmaya başladık.
İşte tam da böyle bir ortamda Hürriyet de kendi içinde koşullara ayak uydurdu ve okuyucusuna daha fazla ulaşabilmek adına yeniliklerle karşımıza çıktı.

Bu yeniliklerden biri de meslektaşım Fulya Soybaş’ın YouTube’da hazırlayıp sunduğu Hürriyet Bizimle programı oldu.
Bana göre konuları ve konukları ile son derece iyi düşünülmüş bir proje. Neden böyle diyorum?
Çünkü pandeminin oluşturduğu koşullar içinde doğru bilgi içeren, kaliteli zaman geçirebileceğimiz programlara çok ihtiyacımız var.

Fulya’nın konuklarına bakınca zaten hem bilgiyi, hem eğlenceyi aynı anda alabileceğinizi görüyorsunuz.
Konular güncel daha önemlisi sunum son derece pozitif. Saatlerce süren bol tartışmalı televizyon programlarının alternatifi.

Yazının Devamını Oku

KORONAYI BOŞVEREMEYİZ

Salgının ilk zamanlarını hatırlayın; ayakkabıların altını dezenfektanla silip eve giriyorduk. Sonra ne oldu? Yavaş yavaş biz virüse virüs bize alıştı. En yakınlarımızda yaşanan ölümler bile sıradan gelmeye başladı…

YAŞAM TEDBİRLE DEVAM EDECEK (GENEL MASKELİ FOTO)

KORONAVİRÜS hayatımıza girdiğinden beri her şey değişti. Eğitim, ticaret, özel hayat…
*
Salgının ilk zamanlarını hatırlayın; ayakkabıların altını dezenfektanla silip, doğru banyoya koşuyorduk.
*
Sonra ne oldu? Yavaş yavaş biz virüse virüs bize alıştı. En yakınlarımızda yaşanan ölümler bile sıradan gelmeye başladı.
*

Yazının Devamını Oku

KORONAYI BOŞVEREMEYİZ

Salgının ilk zamanlarını hatırlayın; ayakkabıların altını dezenfektanla silip eve giriyorduk. Sonra ne oldu? Yavaş yavaş biz virüse virüs bize alıştı. En yakınlarımızda yaşanan ölümler bile sıradan gelmeye başladı…

KORONAVİRÜS hayatımıza girdiğinden beri her şey değişti. Eğitim, ticaret, özel hayat…
*
Salgının ilk zamanlarını hatırlayın; ayakkabıların altını dezenfektanla silip, doğru banyoya koşuyorduk.
*
Sonra ne oldu? Yavaş yavaş biz virüse virüs bize alıştı. En yakınlarımızda yaşanan ölümler bile sıradan gelmeye başladı.
*
Kısıtlamalar ilk kalktığında işte bu sıradanlık bize ikinci darbeyi vurdu ve yeniden evlere kapandık.

Yazının Devamını Oku

ÜST GEÇİTLER İHALEYE TAKILMIŞ

Antalya Gazi Bulvarı’nda yaşanan üst geçit sorununu hafta başındaki köşe yazımda, “Ne yapsın vatandaş uçsun mu” başlığıyla ele almıştım. Cevabı Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve Fen İşleri Dairesi Başkanı Serkan Temuçin bizzat verdi…

ANTALYA Gazi Bulvarı’nda yaşanan üst geçit sorununu hafta başındaki köşe yazımda, “Ne yapsın vatandaş uçsun mu” başlığıyla ele almıştım. Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı’ndan herhangi bir açıklama gelmeyince Başkan Muhittin Böcek’i aradım.


BAŞKAN TALİMATI VERMİŞ
Sayın Böcek her zamanki gibi son derece ilgili yaklaştı konuya. Aslında bu bölgedeki sorunu daha önce de konuşmuştuk kendisiyle. Sürecin tüm detaylarına hâkim olduğunu, ilgili birimlere de sorunun çözümü için gerekli talimatları verdiğini söyledi.

NE OLDU ÜST GEÇİTLER
Hatta bizzat Fen İşleri Dairesi Başkanı Serkan Temuçin’i arayarak sorularımızı yanıtlamamız için talimat verdi. Ben de vakit kaybetmeden Serkan Bey’i aradım ve sordum: “Üst geçitlerden haber var mı?”

FESİH SÜRECİ BAŞLADI

Yazının Devamını Oku

Üst Geçitlerden Haber Var Mı?

Tarih 4 Nisan 2019… UKOME Şube Müdürü Sevcan Atalay, Antalya Gazi Bulvarı’na 3 ayrı üst geçit yapılacağını açıkladı, “Hemen uygulamaya geçiyoruz” dedi.

Tarih 15 Mart 2021… Ortada ne üst geçit, ne hem zemin geçit, ne sinyalizasyon sistemi var! Bulvardan sağ salim karşıya geçmek istiyorsanız ya şanslı ya da çok hızlı olmalısınız…

NE YAPSIN VATANDAŞ UÇSUN MU?

ANTALYA’da araç trafiğinin en fazla olduğu noktalardan biri Gazi Bulvarı. Her gün binlerce araç bu bulvarı kullanıyor. Daha önce bu noktada yayaların karşıdan karşıya geçmesi için hemzemin yaya geçitleri vardı.
*
Ancak herhangi bir sinyalizasyon sistemi olmadığı için ve araçlar yüksek hızda seyrettiği için bu geçitler yayalar için adeta ölüm tuzağına dönüştü.
*
Sonra mı ne oldu? Antalya Emniyet Müdürlüğü, “Hem zemin geçitler hem araç sürücüleri hem de yayalar için risk oluşturuyor. Buraya üst geçit yapılsın” önerisini Büyükşehir Belediyesi’ne sundu.

Yazının Devamını Oku

MUCİZENİN MİMARLARI

Sadece 8 Mart’ta değil her yeni günde kadının izi var. Koca koca adamların övündüğü, ‘Ben yaptım’ dediği her başarıda kadının izi var…

SADECE 8 Mart’ta değil her yeni günde kadının izi var. Koca koca adamların övündüğü, ‘Ben yaptım’ dediği her başarıda kadının izi var. Yaşam mucizesinde, eğitimde, sevgide, şefkatte kadının izi var…
*
İşte bu ‘iz’ dünyayı değiştiriyor. Değişimin en büyük kanıtı da yanı başımızda, Akdeniz Üniversitesi’nde. 8 Mart öncesi Akdeniz’in başarılı bilim kadınları ile özel bir haber yapmak istedik.
*
Arkadaşlarım uzun uzun çalıştı. Son dönemde kendi alanlarında yeniliklere imza atmış akademisyenlerin listesini çıkardı. Liste o kadar uzundu ki üzülsem mi sevinsem mi bilemedim.
*
Sevindim, çünkü kadınların akademik alandaki bu başarılarını somut olarak görebildim. Üzüldüm, çünkü her bir ismi o haberin içine taşımak mümkün değildi.

Yazının Devamını Oku

Dönüşümün İşaret Fişeği

32 yıldır bu kentin her köşesinde var olan bir marka Hürriyet Akdeniz. Bölgenin sesi, nefesi. Toplumun aynası…Ayrıştırmadan, ötekileştirmeden sadece ve sadece bölgeye hizmet eden bir marka. Biz de o markanın emekçileriyiz.

Tek gayemiz işimizi iyi yapmak, daha fazla okuyucuya ulaşmak, daha fazla ses, nefes olmak. Bu amaca ulaşmanın da tek bir yolu var o da dönüşmek.

Bugün o dönüşümün ilk işaret fişeğini attık. Yeni sayfalar, yeni yazarlar, yeni köşelerle okuyucunun bakış açısını değiştirmek için harekete geçtik.

Biraz dijitalleştik, biraz esnafa, biraz Antalya, Alanyaspor taraftarına yakınlaştık. Aslında her şeye yeniden başladık. Daha fazla HÜRRİYET için…

2 MART’A NASIL UYANACAĞIZ? 

Bugün yapılacak kabine toplantısı sonrasında alınacak yeni kararların Antalya’ya yansımalarını çok merak ediyorum. Hafta sonu yasakları kalkacak mı? Restoran ve kafeler açılacak mı?

SINIRLI SERBESTLİK
Resmi verilere göre Antalya ne çok iyi ne de çok kötü durumda. Bu açıdan bakarsak çok ciddi serbestlikler beklemiyorum açıkçası. Ancak Antalya’nın özel koşullarını göz önüne alırsak restoran ve kafelere birtakım serbestliklerin getirileceğini düşünüyorum.

EN BÜYÜK GÖREV VALİ’DE

Yazının Devamını Oku

FIRSAT VERİN ÖRNEK OLALIM

PANDEMİ dünya ekonomisini alt üst etti. Birçok sektör şekil değiştirerek süreci yönetmeye çalışırken, Türkiye’de en ağır hasarı restoran ve kafeler aldı. Aslında salgının ilk döneminde restoran ve kafelerin belirli kurallar çerçevesinde açılmasına izin verilmişti.

*
Ama bu fırsat maalesef sektör temsilcileri tarafından iyi kullanılamadı. Antalya’da öyle görüntüler ortaya çıktı ki herkes şaştı kaldı. O dönemde Kaleiçi’de yaptığımız tespitlerden sonra “Koronaiçi” başlığı ile manşete taşıdığımız haber süreçte yapılan hataların belgesi gibiydi. 


Şimdi sektör yeni bir virajda. Gerçekten çok yoruldular. Bana göre ilk süreçten de ders çıkardılar. Hayat Eve Sığar (HES) koduyla açılma önerisi uygulanabilir ve mantıklıydı. Şimdi ise Sağlık Bakanlığı’nın gündeminde yeni bir formül var: “İl ve ilçeye özel serbestlik.”
*
Peki, nasıl olacak? İl ya da ilçeler bazında daha az vaka ve ölüm olan yerlerde kısıtlamalar azaltılacak. Buna İl Hıfzıssıhha kurulları karar verecek. Bir il ya da ilçede vaka sayıları ve ölüm oranları azalmışsa, kurallara uyan vatandaş ödüllendirilecek. Vaka sayıları azalan illerde öncelikli olarak lokanta ve kafeler açılacak.


Yazının Devamını Oku