Dr. Candemir Zoroğlu: “Müze tuvalet kokuyordu”

HÜRRİYET Akdeniz Editör Masası’na konuk olan Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Candemir Zoroğlu, 2025’te kırılan ziyaretçi rekorlarından 2026’ya dair temkinli ama umutlu beklentilere, Mısır’la rekabetten pazar çeşitlendirme stratejilerine, Uzak Doğu ve Balkan açılımlarından golf ve gastronomi turizmine uzanan süreci değerlendirdi.
MÜZE NEDEN YIKILDI?
Her şey dahil sistemine yönelik tartışmalara da net yanıtlar veren Zoroğlu, turizm emekçilerinin barınma ve eğitim sorunlarına yönelik atılan adımları, AIRBNB düzenlemesiyle getirilen sıkı denetimi ve Antalya Müzesi’nin yıkılıp yeniden yapılma sürecini de tüm boyutlarıyla ele aldı.
İşte Candemir Zoroğlu’nun turizm ajandasındaki dikkat çekici notların başlık başlık detayları…
2025’E DURGUN BAŞLADIK
“2025 yılının ilk 6 ayında ortada bir durgunluk vardı. Elbette ki bölgemizdeki olumsuz gelişmeler bunu tetikledi. Ama haziran ayı itibarıyla gördük ki arka arkaya rekorlar geliyor. Ekim ayında tüm zamanların en yüksek turizm rakamlarını yakaladık. Ve yılı 17,5 milyon gibi ulaşılması çok zor bir seviye ile tamamladık.
YENİ FORMÜL ŞART
2025 yılı bize neyi gösterdi? Hep ‘Mısır Antalya’nın rakibi değil’ diye söylemler geliştirdik ama birtakım parametreler ve Mısır’ın bazı dönemlerdeki mevsim avantajının etkisini haziran ayına kadar hissettik. Yani bizim bu konuda yeni bir formül geliştirmemiz gerekiyor. Bunun için de bakanlık düzeyinde çalışmalar yürütüyoruz.
UZAK DOĞU RADARIMIZDA
Mesela pazar çeşitlendirilmesi noktasında çok etkili bir notaya geldik. 2025 yılında sadece İngiltere, Almanya ve Rusya turizm pazarında değil; Balkanlar, Baltık bölgesi hatta Uzak Doğu turizm pazarlarında etkili olduk. Uzak Doğu, turizm hedeflerinin güncellenmesi noktasında çok etkili bir pazar. Bizim de bu pazara hitap edebilecek Belek gibi özel ürünümüz var. Güney Kore ve Çin’de golf çok yaygın. Biz de doğru pazarlama stratejileriyle bu pazara konsantre olduk. Sosyal medyayı, televizyon programlarını bu kapsam içinde kullandık, kullanıyoruz. Son verilere baktığımızda, Çin ve Amerika’daki arama sonuçlarında umut verici gelişmeler var.
MATEMATİK GERÇEKLİK ORTADA
Yani ‘Türkiye’nin pazar çeşitliliği yok’ iddiası gerçeği yansıtmıyor. Bu iddia matematiğe de dayanmıyor. Mesela Polonya kaynak pazarımız haline geldi. Zirve olarak kabul ettiğimiz 2019 turizm rakamlarıyla bugünü karşılaştırıyoruz ve sadece İngiltere pazarında yüzde 119’luk artış yakalamışız. Yani 1 milyonun üzerinde bir artış var. Aynı tarihler arasında Çekya yüzde 27, Slovakya yüzde 17 artmış. Baltık ülkelerinde yüzde 40-50 artış yakalamışız.
ANLIK KARAR ALINIYOR
Bu başarıyı yakalamak belli bir planlamanın neticesi. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) kurulması çok kritik bir eşik. TGA sonrası çok dinamik bir yapı ortaya çıktı. Artık özel sektör anlayışıyla yapılan bir tanıtım çalışması var. Anlık kararlar alınabiliyor; krizler çok iyi yönetiliyor. Bu yapı içinde yeni bir döneme daha giriyoruz. Artık sağlık turizmi konusu da TGA içinde yer alacak. Bu alandaki tanıtım çalışmalarını tek elden yapacağız.
ANTALYA ARTIK KÜLTÜR ROTASI
Turizmin çeşitlendirilmesi başlığı çok değerli. Spor turizmi konusunda ciddi adımlar attık, sonuçlarını da aldık. Kültürel faaliyetler açısından birden fazla proje gündemimizdeydi. “Geleceğe Miras”, “Gece Müzeciliği” çok önemli başlıklar. Google verilerine bakarak şunu söyleyebilirim; Antalya artık kültür rotası olarak belirlenmeye başladı.
24 FARKLI KAZI, 400 MİLYON TL
Bu başarının arkasında turizmden gelen kaynağı kültüre aktarmaya çalışan bir anlayış var. Sadece Antalya’da geçen sene kazılara aktardığımız bütçe 400 milyon TL’nin üzerinde. 24 farklı kazı alanında çalışıyoruz. Bu konuda Türkiye’nin en büyüğüyüz. Bu kentte bir kültür yolu koridoru oluşturduk ve bununla gurur duyuyoruz. Bundan sonra Antalya’nın amacı; kitle turizminin yanında münferit turizm yüzdesini artırmak olmalı. Şehir, turizmden daha fazla faydalanmalı.
MICHELIN REHBERİNE GİRMELİYİZ
Geçen yıl gastronomi turizminin etkilerini fazlasıyla hissettik. Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy bu konuyu çok önemsiyor. Michelin Rehberi’nin Türkiye’ye gelmesinin arkasında bu anlayış var. İzmir, Kapadokya rehbere girdi. Antalya’nın da bu rehberde yer almasını çok istiyoruz. TGA’nın bu konuda çok önemli çalışmaları var. Rehbere girersek şehrin gastronomi konusundaki görünürlüğünü artacak. Gastronomi City yolunda önemli bir adım olacak.

KENTLE BÜTÜNLEŞTİK
Kültür Yolu Festivalleri şu ana kadar anlattığım birçok başlığa itici güç oldu. Sezonun kapandığı dönemlerde hem turizmciyi hem de esnafı memnun etti. Vatandaşı kentle yeniden bütünleştirdi. Biz bu ürünü daha etkili hale getirmek için yeni çalışmalar hazırlıyoruz. Bundan sonraki festivaller daha da etkili olacak.
NEDEN MACERAYA ATILALIM?
Her şey dahil sistemini doğru şekilde değerlendirmek gerekiyor. ‘Turist otelden çıkmıyor’ eleştirisini bu sistemle bağdaştırmak çok doğru değil. Çünkü elinizdeki ürün kaliteliyse turist otelden çıkar. Kentimizde bunun çok başarılı örnekleri var. Diyelim ki sistemi kaldırdık. O kadar turisti şehirde ağırlayacak alt yapımız var mı? Antalya 1970’lerden beri kitle turizmi için planlanmış. Birdenbire bu sistemden vazgeçtik mi diyeceğiz? Ayrıca çok başarılı olduğumuz, dünyada marka haline geldiğimiz bir sistemi kenara bırakıp neden maceraya atılalım ki?
MISIR’DAN KORKMAYALIM AMA…
Mısır’ın turizmdeki yükselişinden bahsettim. Biz bundan korkmamalıyız. Ama rakip analizi yapmalıyız. Biz tüm rakiplerimizden tarih, sanat, kültür, gastronomi ve en önemlisi hizmet kalitesi açısından ayrılıyoruz. Turizm emekçileri bu işin amiral gemisi. Bizi rakiplerimizden ayıran bu kadar güçlü nitelikler olduğu sürece korkacağımız bir şey yok. Elbette analiz yapacağız, projeler geliştireceğiz. Bakanlığımız da risk analizi yapıyor ve ona göre pozisyon alıyor.
SEKTÖR KENDİNE YATIRIM YAPMALI
Pandemi döneminde turizm çalışanlarının sektörden uzaklaştığını gördük. Aynı riskleri bugün de konuşuyoruz ancak ben öyle çok büyük bir risk görmüyorum. Yine de bu konuyla ilgili radikal adımlar atıldı. Yönetmelik değişikliğiyle otellere lojman tahsisinin önünü açtık. Hazine arazileri artık bu iş için kullanılabiliyor. Çünkü lojman konusu sektör açısından çok kritik. Barınma sorunu çözüldüğünde çalışan sektörde kalmaya devam ediyor. Yine turizm meslek liselerini sektöre uygun hale getirdik. Çünkü en kıymetli tarafımız hizmet kalitesi alanımız. Sektör kendi çalışanına yatırım yaptığı sürece var olmaya devam eder. Çalışanına yatırım yapan tesisler de zaten başarılı olmaya devam ediyor.
HER ŞEY EDERİNE SATILIR
Bundan sonra nitelikli turizme odaklanmalıyız. 2026 sezonu için maceralı bir açıklama yapmaya gerek yok. Sezon zor geçecek. Çalışacağız, tedbir alacağız ama asla umutsuz olmayacağız. Bana göre 2026, 2030’a ve ondan sonraki sürece etki edecek vitrin bir yıl olacak. Hatırlayın: Geçen yıl ‘Antalya çok pahalı. Çok büyük bir kriz geliyor’ dendi. Ama yılı yine rekorlarla kapattık. Doğru ürünü yaparsanız, pozisyonunuzu doğru kurgularsanız başarıya ulaşırsınız. Ticaretin en basit kuralı: Her şey ederine satılır veya satılmaz.

Yıl boyunca Antalya Müzesi’ni konuştuk. Herkes şunu bilmeli: Göreve gelir gelmez müzeyi dolaştım, yapının elini, ayağını nasıl düzeltiriz diye kafa yordum. Ama bir baktım nereyi tutsak elimizde kalıyor. Müzenin o ödüllü yapısından eser kalmamış. Yapının üzerine doğru, yanlış birçok müdahale yapılmış.
TUVALET KOKAN KORİDORLAR
Düşünün arkeoloji dünyasına ışık tutan eserlerin sergilendiği müzenin koridorları tuvalet kokuyor. Herkes bundan şikayetçi. Elbette herkes bizimle aynı fikirde olmak zorunda değil. Bazı çevreler de müzenin korunması gerektiğini düşündü. Ama biz uzmanlar ne diyorsa onu yaptık. Bilime güvendik. Tasarruf genelgelerinin olduğu bir dönemde Antalya’ya yeni bir müze kazandırmak için kollarımızı sıvadık.
BU PROJE ÖDÜL ALIR
Hem vatandaş hem il müdürü hem de bir arkeolog olarak yıkım kararını doğru buluyorum. Yeni projeyi gördüm, inceledim ve çok beğendim. Müze bitince inanın herkes mutlu olacak. Ve bu müze projesi ödül alacak. Eski müze binası köhneydi. Turizm ürününe dönüştüremiyorduk. Yeni proje ise bunun tam tersi olacak.
DAVA AÇMIŞLAR, OLABİLİR…
Biz yapıcı eleştiriye sonuna kadar açığız. Ama eserlerin taşınma sürecinde öyle şeyler söylendi ki çalışmalarda görev alan meslek erbapları adına üzüldüm. Sanki eserleri müteahhide teslim edip içerden çıkmışız gibi davrandılar. Sanki eserler çalınıyor, korunmuyor gibi bir algı yaratmaya çalıştılar. Bu doğru bir tavır değil. Bize dava açmışlar. Olabilir. Hiç sorun değil. Ama yıllarını bu mesleğe adayan hocalarımızın uğradığı hakaretler gerçekten çok vahimdi. Müze alanında ikinci etaba geçildi. İnşallah Kasım ayındaki Kültür Yolu Festivali’ne yeni müzeyi yetiştirmeyi istiyoruz.
7-24 PEŞLERİNDEYİZ
AIRBNB yasası olarak anılan turizm amaçlı konut kiralama dediğimiz sistem bizi en fazla meşgul eden konulardan biriydi. Şu an bize kayıtlı 6 bin 500 konut var. Yüzde 60-70’i Kaş, Kalkan’da. Artık bu işin bir yönetmeliği var. Yönetmeliğe uydukları sürece bu işi yapabilirler. Düzenlemeden önce imar, iskanı olmayan yerlerde bile bu iş yapılabiliyordu. Şimdi her şey denetime tabi. İşi o kadar sıkı tutuyoruz ki Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde özel bir birim kuruldu. Bu özel birim online mecradaki ilanları tek tek kontrol ediyor. Usulsüzlük, yetkisizlik, aldatmaca tespit edildiği anda ilanları kaldırılıyor.”

Erdal Fernergiz
Ömür GEDİK
Savaş ÖZBEY