Paylaş
Sanki boyut değiştiriyorum.
*
Korkunç bir koku, simsiyah duvarlar, kapılar, pislik içinde bir alan…
*
Arkamda asansör sırasına girmiş İngiliz, Fransız, Alman turistler…
*
Ev sahibi gibi utanıyorum!
*
Utanıyorum ama neye yarar?
*
Dünyanın belki de en güzel buluşma noktalarından biri, tarihin, doğanın harmanlandığı Kaleiçi can çekişiyor!
*
Yazık değil mi?
*
Bu kadar mı zor bu alanı temiz, bakımlı tutmak?
*
Kirletende hiç mi suç yok?
*
Elbette var…
*
Ama hiçbir mazeret, tanık olduğum bu korkunçluğun üzerini örtemez…
MÜDÜR BEY, SAAT KAÇ?
Diğer bir utanç kaynağı da Kalekapısı’ndaki tarihi saat kulesi.
*
Kule var, saat var ama zaman yanlış!
*
Hayır, önceden bu saat çalışıyordu.
*
Restorasyon yapalım derken saati bozdular sanırım.
*
Hadi diyelim ki saat bozuldu.
*
Peki aylardır niye tamir edilmiyor?
*
Oysa Antalya Vakıflar Bölge Müdürü Nurullah Pervaneli, Kaleiçi’ni çok sever.
*
İnşallah bu sevgisi saati de çalıştırır…

90’LARDA TEK GEÇERİM…
Melek Deniz Dönmez…
*
Kaleiçi’de dinlediğim en iyi seslerden…
*
Harika bir sahnesi var.
*
Hele 90’lar konusunda tam bir efsane...
*
Gidin, dinleyin; kulaklarınızın pası silinsin…
Paylaş