GeriŞahver KAYA Milli 5G Adımlarımız – 3 | ULAK GM Röportaj 2
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Milli 5G Adımlarımız – 3 | ULAK GM Röportaj 2

Yeni nesil geniş bant teknolojisi 5G kritik bir altyapı teknolojisidir.

 

Peki 5G neden yerli ve milli olmalıdır?

Çünkü her yıl Telekom altyapımız için yurt dışına 1 Milyar dolar ödemeye devam etmek istemiyoruz.

Çünkü dijital ekonomide teknoloji altyapısında tam bağımsızlık önemlidir.

5G önceki jenerasyon geniş bant teknolojilerinin devamı niteliğinde.

Asıl dramatik farklılıklar 6G’de karşımıza çıkacak. Bu bakımdan yerli ve milli geniş bant teknolojilerine girişimizin 5G’de olması önemli ve değerli.  

5G teknolojisinde tüm ekosistemimizin geliştireceği kaslar, 6G teknolojisinde ülkemizi inovasyon üreten lider ekonomilerden biri olarak üst sıralara taşıma potansiyeline sahiptir.

ULAK Genel Müdürü Dr. Metin Balcı ile yaptığımız sohbetin ilk kısmına buradan ulaşabilirsiniz. Bugünkü son kısımda ağırlıklı olarak milli 5G planları üzerinde durduk.

Şahver Kaya: Biz bu köşede 5G’yi sıklıkla konuşuyoruz biliyorsunuz. Türkiye’nin 5G yol haritası ne olmalıdır?

Dr. Metin Balcı: 5G hayatımızı değiştirecek önemli bir teknolojik altyapı getirecek. Ancak öncelikle 5G’nin 4G, Wifi, LiFi, fiber gibi çözümleri de içeren bir sistemler sistemi konseptine dayandığını hiçbir zaman unutmamalıyız. Yani bizim gelecekte tüm iletişim ihtiyaçlarımız 5G radyolar ile çözülecek diye bir planlama yok. 5G bize bütüncül bir yaklaşımla, ihtiyaca göre, eldeki tüm imkanların en etkin kullanımına yönelik bir sistem anlayışı getiriyor.

Bu kapsamda geniş bant iletişim altyapısına bir bütün olarak bakmak en doğru yaklaşım olacaktır. Kazanımlarımızı, yeteneklerimizi, daha da spesifik olarak, sahada çalışan ULAK 4.5G Baz istasyonlarımızı ve 5G Hazır MAYA sistemlerimizi göz ardı etmeden, bunları da dikkate alacak bir planlama çalışması yapılmalıdır.

Ülkemizin yol haritasına yönelik birçok çalışma yapıldı, güncellenmeye çalışılıyor. Ama çok detaya girmeden baktığımızda bu yol haritasının zamanlaması, maliyeti, siber güvenlik konuları, altyapının yerlilik ve millilik oranı, dikey uygulama alanları, global pazar ve global üreticiler ile etkileşim konuları özellikle ele alınmalı ve dikkatlice koordine edilmelidir.   

Çok da uzun olmayan bir zaman önce operatörlerimizin büyük yatırımlar yaparak geçiş yaptığı 4.5G teknolojisinin geri dönüşü tam anlamıyla gerçekleştikten ve bu yatırımların parasal karşılığı alındıktan sonra yeni bir teknolojiye yatırım yapılmasının hem ülkemiz hem de operatörlerimiz açısından en doğrusu olacağını değerlendiriyoruz.  

Maliyetinin makul bir seviyelere inmesi için üretim miktarlarının artması gerekiyor. Bu da ilk etapta çok kolay olmayacak bir süreç. Bu nedenle kuvvetli bir yatırım, finansal güç gerektirecek. Bu çerçevede elimizdeki finansal gücü son derece etkin kullanmak zorundayız. Sürdürülebilirlik ve maliyet etkin çözümler için ülke olarak global market hedeflerimizi koymalı, ancak koyduğumuz her hedef gibi, global market hedeflerimiz de, yanıltıcı olmamalıdır.

Öte yandan, hepimizin bildiği üzere 5G, önceki teknolojilerden farklı olarak mobil kullanıcılara sağladığı avantajlardan çok endüstrinin dönüşümünü hedeflemektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, 5G ile paralel olarak, dikey sektörlerde kullanım senaryolarının oluşması ve bu sektörlerde gerekli hazırlık seviyesine gelinmesi büyük önem taşımaktadır. Sonuç olarak, 5G Teknolojisini topluma sunacağı fayda boyutu ile değerlendirdiğimizde ülkemiz için geçişin önümüzdeki 1-2 yılın, daha ziyade artan test ve gösterim çalışmaları ile geçeceğini ve bu süreçte de geçiş hazırlıklarının tamamlanmasının hedefleneceğini değerlendiriyoruz.

5G için dikey sektör uygulamalarının, yeni kullanıcı programlarının geri dönüşümü en kolay yatırımlar olacağı aşikar. Ancak güvenlik ve teknoloji açılarından bakıldığında 5G altyapılarında milli yeteneklerimizin, çözümlerimizin de yer almasının stratejik bir ihtiyaç olarak devam edeceğini de değerlendirmekteyiz.

Turkcell CTO’su Gediz Beyin yaptığı açıklamada yer aldığı şekli ile 2022’ye kadar yapılacak mevcut planlı yatırımlar ile 45 ilimizde ULAK Baz istasyonlarının kurulumu planlı. Diğer operatörlerimizde de benzer planlamaları, hem destek sağlanması hem de bizleri yönlendirici olmaları açısından görmek istiyoruz. Bu süreç teknolojik anlamda yakalanan başarının sürdürülmesi, sahada kullanım yeri bulma ve yaygınlaşma anlamında bizi 5G’ye sağlıklı bir şekilde götürecektir.

Bu arada 5G çok farklı bileşenleri olan bir sistem. Bu nedenle özellikle yerli ve gerektiği yerde yabancı ekosistemimiz tarafından geliştirilen sistemleri de bu sisteme entegre ederek ilerlememiz de önümüzdeki seçeneklerden biri olarak ele alınmalıdır diye düşünüyoruz. Elbette çeşitli yabancı üreticiler ile işbirliği yollarının denenmesi ve entegre ürünlerin çıkartılması mümkün ve desteklenmeli ancak bu süreç doğrudan tek taraflı teknolojik transferden ziyade teknolojik işbirliği seviyesinde olmalı diye değerlendiriyoruz.

Şahver Kaya: ULAK’ın 5G yol haritası nedir?

Dr. Metin Balcı: İletişim teknolojileri birbirinin devamı niteliğinde gelişiyor. Geleceğe yönelik olarak da bakmak zorundayız. 5G si olmayan bir ULAK 4.5G Baz istasyonu düşünülemeyeceği gibi, en başından itibaren paylaşmaya çalıştığımız üzere 5G’nin sağlıklı bir şekilde geliştirilebilmesi ve kullanım yeri bulabilmesi de 4.5G de sahada yaygınlaşma ve oluşturulan teknolojik kazanım ile doğrudan bağlantılı. Bir yandan Ulak 4.5G’de sahalarda yaygınlaşırken bir yandan da yol haritası ve takvimini açıkladığımız 5G’ye yönelik çalışmalarımızı sürdürmeye de devam ediyoruz.

Ulak olarak 5G baz istasyonu ve çekirdek şebeke geliştirme çalışmalarımızda 4.5G ürünleşme deneyimimiz, sahalardaki tecrübemiz ve teknolojiler arası benzerlik avantajlarından istifade etmekteyiz. Burada yazılım ve donanım geliştirme tecrübemizin yanında uzun süredir canlı servis sağlayan ürünlerimiz ile sahada yer almamız, 7/24 alarm ve performans takip desteği ile her türlü probleme ülkemiz sınırları içinde anında müdahale edebilmemiz de kritik önem taşımaktadır.

Tecrübemiz, dahili kadromuz ve ekosistemimiz ile hızlı şekilde 5G altyapı ürünleri geliştirmeye devam etmekteyiz. 21 Haziran 2019 tarihinde yapılan ve Savunma Sanayi Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir’in de katıldığı basın toplantısında Türkiye’nin yerli ve milli imkanlarla geliştirilen ilk 5G veri aktarım gösterimini gerçekleştirdik.  Ulak 5G şebeke ürünlerini 2020 çeşitli aşamalarda test ve gösterimini yaptıktan sonra 2021 yılında operatörlerimizin kullanımına sunmayı hedefliyoruz.

Bu arada, son dönemlerde gittikçe önem kazanan “Açık sistemler” konusunda da farklı gelişmeler yaşanıyor. Açık sistemleri destekleyen Telecom Infrastructure Projects (TIP), ONF, OAI gibi oluşumlarda da aktif olmaya özen gösteriyoruz. Bu organizasyonların çalışmalarından özellikle ONF’den geçmiş dönemde çok yoğun olarak istifade ettik. Geldiğimiz aşamada yaygınlaşma açısından TIP ile de çalışmalarımızı yürütme gayreti içinde olacağız.  Global markette olan bir boşluğu adreslemek bizim açımızdan mümkün, yol haritalarımıza uygun fakat hangi beceri ile ne kadar hızlı bir şekilde adresleyebileceğiz ve orada kendimizi nasıl konumlandıracağız konuları tamamen kendimizin, ekosistemimizin bir katkısı olarak önümüzdeki bir-iki senelik gündemimize yansıyacak.

2020 yılı özellikle ULAK ürünleri ile sahada yaygınlaşmanın sağlanması ve 5G yol haritamıza uygun şekilde ürün geliştirme süreçlerimize devam etme açısından son derece önemli, hayati bir yıl olarak geçireceğiz. Bu yılı eko sistemimizle birlikte çok daha güçlenerek geçireceğimize inancımız tam.

Şahver Kaya: Geçtiğimiz haftalarda gündeme gelen ASELSAN ile imzaladığınız akıllı şehirler ortaklık anlaşması konusunda neler paylaşabilirsiniz?

Dr. Metin Balcı: Daha önce de ifade ettiğim üzere her şeyin akıllı olduğu bir döneme giriyoruz. Akıllı şehirler, Akıllı belediyeler, hastaneler, otoyollar. Bizim yaklaşımımız tüm bu akıllı servisler için iletişim ve bilişim şebekesinin de akıllı, esnek, kontrol edilebilir olması gerektiği ve ULAK Haberleşme ürünlerinin bu ihtiyaca cevap verecek şekilde tasarlanıp, geliştirildiğidir. 

Bu alanda her zaman olduğu gibi somut örnekler ile ilerliyoruz.  Bazı yeteneklerimizi bu konuya özelleştirmiş olarak ele alırsak:

  • 5G Teknolojilerinin temeli olan SDN ve NFV teknolojilerine dayanan MAYA ürünlerimiz akıllı şehirler, akıllı belediyeler için olmazsa olmaz bir altyapı sağlamaktadır. Akıllı Veri Merkezleri, Akıllı Geniş Alan Ağ Altyapıları, Akıllı Kampüs Ağ Yönetim çözümlerimiz kullanımda olan ürünlerimizdir. 5G Hazır tamamen yerli ve milli bir altyapıya sahibiz. 
  • Diğer taraftan ULAK 4.5G Baz istasyonumuz:
    • Turkcell lab de testlerini Turkcell ile birlikte yaptığımız ULAK Baz istasyonlarımıza kazandırdığımız IoT ( örn: su/elektrik/ gaz sayaçları) sistemlere entegrasyon yeteneklerimiz ile,
    • Başta ASELSAN’ın Ertuğrul robotu olmak üzere 4-5 farklı otonom sistem ile kazandığımız geniş bant ve düşük gecikme sağlayan entegrasyon yeteneğimiz ile,
    • Fabrika otomasyonu, sensor ağları, gözetleme sistemleri vb. maksatlar için kablosuz çözümleri, sağlamaktadır.

Tüm bu altyapı ve yeteneklerimiz ile Akıllı Şehirler çözümlerimizde biz de varız diyoruz.   

Milli 5G Adımlarımız – 3 | ULAK GM Röportaj 2

Bu noktada ASELSAN ile ortak anlayış ve yoğun bir işbirliği içerisindeyiz. ASELSAN’ın sahip olduğu burada saymakla bitmeyecek sistem yeteneklerini, biz de modern akıllı iletişim ve bilişim altyapılarımız ile desteklemeye aday olduk. Yapılan kapsamlı değerlendirmeler sonucu, bu yeteneklerimizi kendi çözümlerinde kullanmaya karar verdiler. Bizim için son derece sevindirici ve gururlandırıcı bir gelişme oldu.

Bu arada entegre olduğumuz IOT sayaçlar da Türk malı “MANAS” firmasının ürettiği sayaçlar. Düne kadar yabancı bir baz istasyonu üreticisi ile entegre idiler. Şimdi ULAK ile de entegrasyonu tamamladık. Operatörlerimizin ihtiyaç duydukları, 2020’de daha da çok gündeme gelecek IOT yeteneğimizi yerli ve milli sistemler ile entegre edebilmenin de mutluluğunu yaşıyoruz. Bu konuda yakın zamanda farklı IOT nitelikli sistemlerin de entegre edildiğini sizlerle paylaşacağımızı bildirmek istiyorum.

Şahver Kaya: Sizin eklemek istediğiniz konular var mı?

Dr. Metin Balcı: Son derece kritik bir noktada sahada yabancı üreticiler ile benzer özellikler gösterebilen, bazı noktalarda kendi özel yeteneklerimiz ile özgünleşen çözümlerimiz ile yakaladığımız, dünyada sadece baz istasyonu üretebilen 5-6 ülkeden biri haline geldiğimiz, bu noktadan artık geri adım atmamalı,  geniş bant iletişim teknolojilerindeki geleceğimizi kazandığımız yeteneklerin üstüne koyarak eko sistemimizle birlikte inşa etmeliyiz. Teknolojik başarımı, ekonomik başarıya geçirebilmemiz şart.

4.5G de elde edilen başarı tüm sektörümüzde bir güven oluşturmuş; 5G’ye giden yolda hem teknolojik hem de sahada kullanım yeri bulunabilmesi açısından önemli kazanımlar sağlamıştır. Sürecin devamı için operatörlerimizin desteği en kritik konudur.  Aldığımız desteğin çok daha iyi seviyelere geleceğini ümit ediyoruz.

ULAK “Türkiye’nin 5G ve ötesi için İletişim Gücü” yolundaki tüm kazanımlarını ekosistemimizle zenginleştirerek, yerli ve milli bir iletişim/bilişim altyapısı için çalışmalarına tüm gücüyle devam edecektir. Bu kapsamda kamu kurumlarımız, operatörlerimiz, eko sistemimiz ve ebetteki bizim kendi mühendislik gücümüzün topyekûn artan oranda işbirliği ve koordineli çalışmasına ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. 

5G Hazır Şebeke Yönetim Sistemine (MAYA) ürününü geliştiren ve şimdiden kullanmaya başlayan ULAK Haberleşme, ULAK baz istasyonları için 5G yol haritası ve takvimini de açıklamıştır.  Bu çalışmaların sürdürülebilir olma yolundaki en önemli destek, operatörlerin yıllara sari ihtiyaçların tespiti ve buna göre maliyet-etkin çözümlerin ortaya konarak bu ihtiyaçların siparişe döndürülmesidir.

Bu sürecin sağlıklı olarak yürütülebilmesi durumunda, telekom operatörlerince iletişim altyapı harcamaları için, her yıl yurtdışına ödenen asgari 1 Milyar doların çok önemli bir kaleminin yurtiçinden temin edilmesi sağlanabilecektir. Bu yöntemle 4.5G Lisans sözleşmesi kapsamında açıkça belirlenen yerlilik oranlarının amacına uygun şekilde karşılanmasına katkıda bulunulacaktır. 

Diğer taraftan özellikle Kamu’dan başlayarak yerli ve milli MAYA çözümlerimizin kullanım yeri bulması, bilişim şebekemizin tamamen millileşmesi için son derece önemli bir imkan sağlamaktadır. Bilişim şebekelerinde ve veri merkezlerinde 1 Milyar dolara yakın yapılan yurt dışı ödemelerin, MAYA çözümleri ile önemli bir bölümü yurt içinde kalabilecek ve şebeke altyapılarında tam bağımsızlık sağlanabilecektir.

Kablosuz iletişim altyapılarında ULAK Baz istasyonlarında yakalanan fırsat; kablolu iletişim ve bilişim altyapılarında MAYA ürünleri ile de dünya ile eş zamanlı olarak yakalanmıştır.

ULAK, güvenlik, teknolojik iş birliği ve ekonomik anlamda son derece önem arz eden iletişim altyapıları alanında dost ve kardeş ülkelerimizin yanı sıra, etki ve ilgi alanımızdaki diğer ülkeler için de uluslararası teknolojik, ekonomik işbirliği alanı oluşturulması için güçlü bir potansiyele sahiptir. Bu konuyu önümüzdeki süreçte, ilgili tüm birimler ile koordineli olarak çalışacağımız ve sonuç almak istediğimiz bir konu olarak değerlendirilmekteyiz.

X

Teknolojik önemi kadar siyasi önemi olan yapay zeka arayüzü

Çince için bu teknoloji ara yüzü oluşturuldu.

İngilizce için bu teknoloji ara yüzü oluşturuldu.

Bu hafta Korece için bu teknoloji ara yüzü oluşturuldu.

Neden mi bahsediyorum?

Derin öğrenme teknolojilerini kullanarak doğal text geliştirebilen teknolojiler ailesi/ grubundan bahsediyorum.

En başta ABD’de Open AI kuruldu ve GPT-3’yi geliştirdi. Ben bu konuyu, perde arkası ile birlikte detaylı bir şekilde birkaç hafta önce bültenimde yazmıştım.

Daha sonra Çinliler PanGu’yu ortaya koydu.

Bu hafta Kore HyperCLOVA’yı duyurdu. HyperCLOVA Korece data kullanılarak geliştirilmiş bir model. GPT-3 ile uyumlu çalışması beklenen bu sistemde her dilin varlık gösterebildiği bir yarın için hazırlıklarını yapıyor.

Rusya’da Sberbank ve Fransa’da PAGnol sistemleri de GPT-3 ile çalışabilen diğer sistemler ve yakında duyurulması bekleniyor.

Yazının Devamını Oku

Bir sağlık girişimcisinin ilham veren başarısı

2016 Ocak ayında MIT Sloan School’un eski dekanı Glen Urban ile bir teknoloji girişimi üzerinde çalışıyorduk. Boston, Rotterdam ve İstanbul arasında gidip geliyordum.

Kafamı kaşıyacak zamanım yok sanıyordum.

Bu özelliğimi babamdan aldım. Dinlenmeyi bilmez. Her zaman yeni ve daha heyecanlı projeleri vardır. 2016 yılının Ocak ayında çok da önemli olmayan bir rahatsızlık için doktora gittiğinde aile doktoru babama kalbinde sorun olduğunu ve hemen bir uzmana görünmesi gerektiğini söyler. Bunu duyar duymaz apar topar kendimi Aydın’da buldum tabii ki. Babam “ben turp gibiyim, hiçbir sorunum yok” diyordu ancak doktorlar durumun acil olduğunu söylüyordu. Önce ameliyatın gerekliliğini anlamamız ve sonra babamı ameliyat için ikna etmemiz gerekiyordu.

Bunu başarabilmek için de dünyanın en iyi doktorunu bulmam gerekiyordu.

Hemen araştırmalara başladık. Çok sayıda cerrahla konuşma imkânımız oldu. Bir kısmı bizi daha da korkuttu. Bir aile dostumuz bize Prof. Berent Dişcigil’e ulaşmamızı önerdi. Ve ulaştık. Berent Hoca’ya durumu çok açık anlattım ve “sizin babanız olsa bu ameliyatı yapar mıydınız bu koşullarda” diye sordum. “Evet, hiç beklemezdim” dedi.

Berent Hoca bana öyle güven vermişti ki, babamı ikna ettim. Babam 2016 yılının Şubat ayında Berent Hoca’nın gerçekleştirdiği çok başarılı bir operasyon geçirdi. Biz 15 gün Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi bölümünde kaldık. Ve evimize döndük, şükrederek.     

Ameliyat sonrası ADÜ Kalp ve Damar Cerrahisi katındaki huzurlu ve mutlu ortamda hastaların nasıl ivedilikle iyileştiğini gözlemledim. 20 yıldır beraber çalışan bir takım vardı. Sadece güler yüzün ve pozitif enerjinin olduğu iyileştirici bir ortam vardı. Profesöründen hemşiresine ve temizlik görevlilerine kadar sizi iyi eden bir ortam.

Bu iyileştirici ortamın nasıl oluştuğunu geçenlerde Berent Hoca’ya sorma imkânım oldu.

O da detaylı cevaplar verdi.

Yazının Devamını Oku

Z kuşağı ve yapay zekâ bazlı bir oyun girişimi

Bu köşede bundan sonra başarılı çıkış yakalamış veya yakalamaya yakın takımları gündeme getirme niyetim uzun zamandır vardı. Berk Özer bana ulaştığında ve yaptıkları işleri anlattıklarında mutlaka onların hikayesini sizlerle paylaşmak istedim.

Neden?  İki temel sebebi var:

    1-Z kuşağına yönelik ürün ve servisler geliştiriyorlar. Bu grubu onların çalışmalarından daha yakından tanıma fırsatı yakalayabiliriz.

    2-Oyun sektörü ülkemizde en başarılı sektörlerden biri. Bloomberg’in raporuna göre son 5 yılda 5,24 milyar dolar yatırım alan bir sektör. Eminim on yıl sonra bir Türk oyun mafyası ortaya çıkacak (Paypal mafyasını düşünün. PayPal mafyasının en ünlü üyesi Elon Musk) – bu grupta sektörden milyar dolarlık çıkışlar yapmış girişimcileri göreceğiz. Berk ve takımı da bu yarışın içinde.

Berk Özer benim on yıla yakın yaşadığım şehir olan Boston’da şu anda. E-posta yoluyla yaptık söyleşimizi.

Şahver: Berk öncelikle kendinden ve takımından kısaca bahseder misin?

Berk Özer: Kurucu ortağım Olcay Yılmazçoban ile Bilkent Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü‘nden arkadaşız. Lisans eğitimi sonrası ben yine aynı bölümde yüksek lisans yaptım. Sonrasında yönetim danışmanı olarak dijital strateji projelerinde sorumluluk aldım. Görev alanlarımdan biri gelişmekte olan yeni teknolojileri incelemek ve bunları iş modellerine nasıl entegre edileceğini araştırmaktı. Olcay’ın ise yüksek lisans çalışmaları kapsamında MIT - LIDS laboratuvarında araştırma - geliştirme tecrübesi ve yine ABD’de bir girişimcilik tecrübesi oldu. Olcay’ın aynı zamanda teknoloji girişimlerine yatırım yapan bir risk sermayesi (VC) fonunda yatırımcı tecrübesi de bulunuyor.

 

Şahver:

Yazının Devamını Oku

Derin Teknoloji: Çin ve Fransa

Geçen hafta ünlü bir araştırma kurumu şu anda dünyanın en büyük unicorn’larını sıraladı. Bu liste bir arkadaş grubumda paylaşıldı, ben de ilk öyle gördüm. “Çin’den ne kadar çok şirket var” gruptan gelen ilk tepkiydi.

Neden böyle küresel bir listede Çin’den çok fazla yeni şirket var peki?

Çünkü Çin bu oyunu herkesten farklı oynuyor. Yerel yönetimlerle içerde büyük bir yarış sürüyor. Komünist Parti’nin yerel yöneticileri parti içinde daha hızlı yükselebilmek için merkezden gösterilen hedeflere en çabuk koşan, en başarılı çözümleri oluşturan yönetici olmak istiyor. Doğal bir yarış söz konusu. Bu da Çin’den neden bu kadar çok unicorn çıkıyor sorusunun basit cevabı.

Bir örnek: Wuhan’daki çip girişimi HSMC

Çin merkezi yönetimi yerli ve milli yarı iletken sanayii konusunda kararlılığını ortaya koymaya başladığından bu yana çok sayıda girişimci bu işe kafa yoruyor.

Cao Shan isimli girişimci tüm Çin’i dolaşıyor. Yarı iletken ve çip konusunda yatırım yapmaya en motive yerel yöneticileri arıyor.

Yerel yöneticilerin başarı açlığını iyi bilen Shan ve diğer iki girişimci Wuhan Hongxin Semiconductor Manufacturing (HSMC) adında bir şirketi 2017 yılında Wuhan’da kuruyor.

Evet yanlış okumadınız. Bu Wuhan, Korona virüsün ortaya çıktığı aynı Wuhan.

Wuhan’daki yerel parti yöneticileri merkezden aldıkları yarı iletken ve çip üretimi sinyallerini doğru okumuş ve fırsatlarını beklemektedir. İşte bu ortamda HSMC yaklaşık 1 Milyar doları yerel devlet kaynaklarından alıyor.

Yazının Devamını Oku

Dijital sanat ve milyonlarca dolarlık NFT pazarı

Son bir aydır büyük bir rüzgâr ya da balon aldı başını gidiyor.

Son birkaç yıldır ortalıkta olan NFT son birkaç aydır blokzinciri ile alakalı topluluklar arasında konuşulan en sıcak konu haline geldi.

Nasıl gelmesin ki?

Elon Musk tweet atmaya başladı bu konuda.

Elon Musk’ın kız arkadaşı Grimes isimli sanatçı birkaç çalışmasını 20 dakika içinde NFT olarak sattı ve 5,8 milyon dolar kazandı. Bu bugünün kuruyla 20 dakikada 45 milyon TL demek.

Olaylar bu kadar enteresan hale geldiğinde bir Fransız düşünür çıktı ve dedi ki Fransa Mona Lisa tablosunu 55 Milyar dolara satarak tüm milli borçlarından kurtulabilir. Ve bunu bir kişiye değil NFT ile milyonlarca kişiye satar ve hala Fransa büyük hak sahibi olarak da kalır diyordu bu yazar.

Öte yandan NFT ile birlikte algoritmaların ortaya koyduğu sanat hayatımıza girmeye başladı. Buna generative art deniyor. Bu tamamıyla blokzincirinde gerçekleşen kesinlikle değiştirilemeyen türden çalışmalar. Bu blokzinciri üzerinde algoritmaların ortaya koyduğu dijital sanat kısaca.

Geleneksel anlamda bir güzellik ifade ediyor olmasa da bu çalışmalara ilgi gösterenlerin çoğu bu işin önemini ilk anlayan kişiler olduklarını haykırırcasına bu çılgın rakamları ödüyor.  

Mona Lisa için önerilen

Yazının Devamını Oku

Türkiye neden Silikon Vadisi çıkartamıyor?

Bizim Silikon Vadisi’nden daha yaratıcı mühendislerimiz var.

Savunma sanayii şirketlerinin yaptığı projelere bakın. Çok kısa zamanda en karmaşık projeler hayata geçiyor. Çünkü hem beceri hem de istek ve arzu var. Savunma şirketlerimizin arkasında demir bir irade ve finansal olarak Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı kanalıyla tüm halkımız var. 

Öte yandan özel girişimlere bakın. Enteresan ve özgün bazı girişimler var. Çoğunlukla tabii Batı’daki iş modellerini görüp burada uygulayan modeller görsek de arada gerçekten özgün projeler var.

Mesela Getir. Son derece zor ve yenilikçi bir model. Gıpta ile takip ettiğim bir proje.

Silikon Vadisi çıkartamayışımızın arkasında yatan esas sorun kaliteli yatırımcı eksikliği.

Yenilikçi teknolojiler ciddi ve akıllı yatırım gerektirir.

Şimdi ülkemizdeki yatırımcı sınıflarına bakalım ve neden bu yatırımcı sınıflarının Milli Teknoloji Ekosistemi için doğru desteği vermekte eksik kaldığını anlayalım.

İlk grup teknoloji yatırımcısı gibi kendilerini konumlandırmış yatırım şirketleri. Bunlar genelde yatırım yaptıkları girişimlere yüksek pazarlama vs. harcamaları yaptırıp hızlı bir şekilde girişimlerin çoğunluk hissesini ele geçirme peşindedirler. Bu aslında kaybet-kaybet oyunudur. Zira kafaları ancak bu işlere çalışan bu yatırımcılar bu şirketleri ortaya koyan kuruculardan kurtulduktan sonra bu işleri çoğu zaman batırır. Yaklaşımları bir tüccar yaklaşımıdır. Bu teknoloji ortaya koymak için yanlış bir yaklaşımdır.

Bunlar en tehlikeli gruptur. Çünkü girişimciye en doğru grup gibi görünürler ancak sonu genelde hüsrandır.

Yazının Devamını Oku

Dijital ekonominin önemli cepheleri

Bugün büyük bir savaşın ortasındayız.

Bugün büyük bir savaşın ortasındayız.

Adı dijital ekonomi savaşı.

Bu savaşın farklı cepheleri var.

Yapay zeka bunlardan biri.

Siber güvenlik bir diğeri.

5G bir diğeri.

Bizim yaptıklarımız kadar, yavaş yavaş hız almaya çalışan yanı başımızdaki Avrupa’nın bu cephelere nasıl yaklaştığını ve savaştığını anlamamız da önemli.

ABD’de borsasının yüzde 85’inin yüzde 28’i teknoloji şirketlerinden oluşuyor.

Yazının Devamını Oku

Trump’ın Çin’e yaptığı büyük iyilik

Hafta başı mağarada doğmuş ve daha sonra Oxford’da doktora yapmış Çinli bir profesörün uzunca bir yazısını okudum.

Tüm endüstri devrimleri sıralamıştı yazısında. Ve İngiltere’nin 1760’larda tecrübe ettiği, buhar makinalarının başrolü aldığı ilk endüstri devrimini anca 1980’lerde Çin’de kendi köyünde tecrübe ettiklerini yazıyordu. Ve diğer iki endüstri devriminin de bir o kadar gecikerek Çin’e geldiğini söylüyordu.

Bugün Çin yapay zekâ başta olmak üzere şu anda gerçekleşen endüstri devriminin liderlerinden biri.

Peki bu nasıl oldu?

Bu derler ya o milyon dolarlık sorulardan biri …

Batı tüm üretimini Çin’e kaydırdıkça Çin elinde biriken Amerikan dolarlarını çok akıllıca bilim ve teknolojide liderlik için kullandı.

Bildiğimiz tüm sistemlerden farklı olarak Çin var olan tüm güçlerini bir araya getirdi bu zoru başarmak için.

Bugün tüm dünya gibi Türkiye de büyük bir yol ayrımında. Ya gelişmekte olan ülkeler treninde yolculuğa devam edeceğiz. Ya da hızla büyüyerek gelişmiş ülkeler trenine katılacağız.

21.yüzyılda askeri ve ekonomik güç yeni teknolojileri çok hızlı geliştirebilen ülkelerin olacak.

Yazının Devamını Oku

Türkiye‘nin daha hızlı İnternet‘e ihtiyacı var.

Türkiye’de İnternet hızımız 26 Mbps.

Dünya ortalaması 55 Mbps.

Romanya’da sabit İnternet hızı 193 Mbps.

Yazılarımı sürekli okuyan okuyucularım bilir. Bardağın dolu tarafına bakarak daha parlak bir gelecek vizyonu hep aklımdaki. Ben millet olarak bizim çok daha iyi bir geleceği hak ettiğimize inanıyorum.

Dijital ekonomi konusunu her açıdan ele almaya çalışıyoruz bu köşede.

Bu konunun en önemli kısmı dijital ekonominin alt yapısı olan Internet. Internet ne kadar hızlı akıyorsa dijital ekonomi için gerekli uygulama ve çözümleri geliştirmek o kadar kolaylaşır.

Ekonomi o kadar hızlı büyür.

İşsizlik o kadar çabuk azalır.  Örneğin 2023 vizyonunda hedeflenen yüzde 5 işsizlik daha hızlı İnternet ile daha kolay ulaşılabilecek bir hedef haline dönüşebilir.

Bu gerçekten böyle mi?

Yazının Devamını Oku

Hangi teknoloji girişimi?

Jack Ma 2 Kasım 2020 ile 20 Ocak 2021 arasında ortadan kayboldu. Çin’i aşan ünü sebebiyle Ma’nın ortadan kayboluşu tüm dünyayı ilgilendiriyordu.

2020’nin son çeyreğinde Alibaba grubunun finansal kolu Ant 35 Milyar dolar ile halka açılmayı planlıyordu. Dünyada bu kadar yüksek bir değerle halka açılan ilk şirket olacaktı. Ekim ayı sonu itibarıyla Ant’ın pazar değeri 320 Milyar dolardı.

*

Altı yıl önce Alibaba 25 Milyar dolarla halka açılmıştı. Bu 2014 yılında dünyanın en büyük halka açılma işlemiydi.

Alibaba grubu Kasım 2020’de açıkladığı finansal data da son çeyrekteki gelirlerinin 22 milyar dolar olduğunu bildiriyordu. Çin’deki elektronik satışların yüzde 80’i Alibaba’ya ait platformlardan geçiyor.

Alibaba zaman içinde medya, bulut teknolojileri, finans ve ticaret işlerinde de ciddi varlık göstermeye başladı. Bugün Alibaba’nın en büyük hissedarları Softbank (25%), Jack Ma(4.8%), T. Rowe Price Associates (2.31%), Blackrock Fund Advisors(2.07%), Alibaba kurucularından Joseph Tsai (11.9%) ve eskiden Yahoo olarak bilinen Altaba. Alibaba grubunun Ocak ortaları itibarıyla pazar değeri 600 Milyar dolar.

Şirketi kuran yatırım yapan herkesin dolar milyarderine dönüştüğü bu mutlu hikâyede belki de büyüyen servetler veya dünya çapında görülen ilgi Jack Ma’nın 24 Ekim’de Şanghay’da yaptığı konuşmaya zemin hazırlamıştı.

*

24 Ekim’de yaptığı konuşmada Ma, Çin’deki banka regülasyonlarının eskidiğini, bu kuralların tefecilerin kurallarına benzediğini söylüyordu. Bu eskimiş kuralların inovasyonun önünde durduğunun altını çiziyordu. Konuşmasında kurallar koymanın daha başarılı bir gelecek inşa edemeyeceğini söylüyordu. Çin devletinin geleceğin girişimleri için kurallar koyabilecek becerilere sahip olmadığını söylüyordu.

Yazının Devamını Oku

Sonun başlangıcı

Ne haftaydı ama. Yüzyıl sonra bile hatırlanacak bir hafta. Dünyanın en güçlü devletinin milyonlarca vatandaşının iki kez oy verdiği bir lider büyük teknoloji şirketleri genel müdürleri tarafından susturuluverdi.

Her anlamda bu artık yeni bir döneme girdiğimizi göstermiyor mu?

Güçlerini milyonlarca insanın yüzüne vuran bu merkezi kapalı kaynaklı teknoloji platformları artık güçlerinin zirvesine ulaştığını hepimize haykırıyor.

Unutmayalım ki zirve aynı zamanda düşüşün ve sonun başlangıcıdır.

20.yüzyılın başlarında ortaya çıkan yüzlerce başka küçük araba markası ile birlikte GM, Ford ve Chrysler gibi şirketlerin ürünleri ile insanların yaşamları tamamıyla değişti. 1900’lü yılların başında başlayan bu trend 20. yüzyıl boyunca insanların yaşamını şekillendirdi.

İnternet teknolojilerini düşündüğümüzde ise altyapı teknolojilerinin 1974’lerde doğmaya başladığını gözlemliyoruz.

TCP IP, 1974 yılında

DNS, 1985 yılında

HTTP, 1991 yılında

Yazının Devamını Oku

20.sıra

Yeni bir yıl. Yeni planlar.  

Yeni bir yıl. Yeni planlar.  

Ama önce nerede olduğumuzun farkında olmalıyız.

Hakkettiğimiz yerde miyiz?

Hayır.

Milli Dijital ekonomimiz hazır mı?

Hayır.

Ancak ne kadar yol kat ettiğimiz konusunda kafa karışıklığı var.

Bazen kendimizi etrafında hiçbir sorunu olmayan 17 milyon nüfuslu Hollanda ile karşılaştırıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Fırtına sonrası 3 farklı dünya

Büyük bir fırtınanın öncesinde derin sessizliği yaşıyoruz. Bu fırtınanın öncesinde bazıları kap karanlık bu gecede tüm teknolojileri yerlileştirme ve bu teknolojilerde standartları belirleyen otorite olma niyetiyle çalışıyor.

Bazılarıysa ne olduğunun farkında bile değil …

Bir nevi uykuda.

Bugünün uluslararası ticareti tekstil ürünleri, arabalar, çelik ticareti vs. üzerine dizayn edilmiş. Halbuki adım atmak üzere olduğumuz yeni dünya düzeninde yeni uluslararası ticaret data, yazılım ve yapay zekâ üzerinde gerçekleşecek.

Bu yeni dünya düzenine Çin ve ABD’den bakanlar iki sistemli 3 dünya görüyor. Diyorlar ki bir ABD ve bir de Çin sistemleri üzerinden İnternet var olacak.

Ben bu fırtınalı karanlık gecenin ardından bölgesel güçlere ait sistemlerin de söz sahibi olabileceği ikiden fazla sistemli bir dünya hayal ediyorum.

Türkiye gibi 250 Milyonluk bir Türk dünyası ve daha da geniş etki alanına sahip bir bölgesel güç belli senaryolarda kendi İnternet sistem ve standartlarına sahip olacaktır, olmalıdır.

 

Bu fırtınalı karanlık gece sabahında karşımızda 3 dünya olacak:

Yazının Devamını Oku

TikTok ve Ermeni Diasporası

“Ya oğlum kapat şu telefonu artık”

Bu cümleyi günde en azından on kez söyler bulur kendini Berna Hanım.

Bazen çaresiz hisseder kadıncağız kendini …

Zira 16 yaşındaki Hakan günde yaklaşık 3 saatini TikTok platformunda video izleyerek ya da içerik hazırlayarak geçirir. Bu salgın günlerinde genç Hakan’ın tüm sosyal hayatı TikTok’tan ibarettir.

Eh durum böyle olunca TikTok platformunun 16 yaşındaki Hakan’a sunduğu içerik hem anne Berna Hanım için hem de ülkemiz için önemli değil mi?

Zira özellikle bu yaş grubunun karşı karşıya kaldığı her içerik ve deneyim onlar için bir eğitimdir.  

Bu durumda bu platformda sunulacak doğru olmayan içerikler ve yönlendirmeler bizim gençlerimizin yanlış eğitimi anlamına gelmiyor mu?

*

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkan Yardımcısı İbrahim Uslu geçen hafta bir sosyal medya paylaşımında 12 Ekim 2020 itibarıyla Türkiye TikTok kullanıcı sayısını 32.7 milyon olarak açıkladı.

Yazının Devamını Oku

Türkiye’nin ilk Yapay Zekâ Mühendisliği programı

Avrupa, ABD, Kanada ve Çin dijital ekonomi yarışında ve özellikle yapay zekada eğitim, ARGE ve girişimlere verdikleri önemle dikkat çekerken, ülkemizin ilk yapay zekâ mühendisliği lisans programı geçen yıl Hacettepe Üniversitesi’nde açıldı!

Bugün Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim üyesi Doç. Dr. Erkut Erdem bu programın detaylarını bizimle paylaşıyor. Erkut Hoca günümüzün en dikkat çeken problemleri arasında yer alan yapay görme, makine öğrenmesi ve doğal dil işleme gibi alanlarda çalışmalarına devam eden değerli bilim insanlarımızdan.

 

Şahver: Kendinizi ve şu andaki projelerinizi kısaca tanıtır mısınız?

 

Doç. Dr. Erkut Erdem: 2010 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışıyorum. Çalışmalarım genel olarak yapay görme ve makine öğrenmesi alanlarında ama son yıllarda özellikle doğal dil işleme ile yapay görme yöntemlerinin bir arada kullanılmasını gerektiren farklı problemler ile ilgileniyorum. Şu an Koç Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde çalışan bir de ikiz kardeşim var. Aykut (Erdem) ile birlikte bu konularda ortak projeler yürütüyoruz.

 

 

Yazının Devamını Oku

Bir Çığır Açmak

Yüksek teknolojideki liderlik sadece ticari başarı değil, gerektiğinde jeopolitik liderlik ve tam bağımsızlık anlamına geliyor.

Yüksek teknolojide liderlik o ülkeler için yeni bir çığır açıyor.

Örneğin dev Çin’in gölgesinde başarılı bir şekilde varlığını sürdüren bir ada devleti Tayvan. Tayvan bugün yarı iletken pazarının lideri. Çin Tayvanlı mühendisleri Çin’e transfer etmek için büyük mücadele veriyor.

Peki Tayvan bu liderlik yoluna nasıl çıktı? Bu yola çıkışın hikayesi ne?

Tayvan’ın yarı iletken pazarındaki liderliği bir girişimcinin başarısından mı ibaret?

Tabii ki hayır. Bu stratejik yüksek teknoloji alanındaki çalışmalar Tayvan devleti tarafından planlanıyor, 1970’lerde. Tüm bu planları birden fazla kaldıraçla devlet hayata geçiriyor.

Tayvan 1970’li yıllardan bu yana devlet-özel sektör bir arada ARGE programları başlattı. Tayvan devletinin önemli yüksek teknoloji kaldıraçlarından biri olan Industrial Technology Research Institute (ITRI) UMC adında küresel yarı iletken pazarını hedefleyen bir yarı iletken üreticisi kurarak ABD’de bulunan RCA’den 7 mikroçip teknolojisi satın aldı. UMC daha sonra bağımsız bir üretici oldu.

ITRI aynı zamanda bugün dünyanın en büyük yarı iletken üreticileri arasında olan TSMC’nin kurulmasını sağladı. TSMC 1985 yılının soğuk kış günlerinde 56 yaşındaki, ABD’de yarı iletken konusunda uzun yıllar çalışmış MIT mezunu, Morris Chang tarafından kuruldu.

Morris Chang 1931’de Çin’de devlette yönetici olan bir babanın oğlu olarak dünyaya geliyor. Tam iç savaşın kızıştığı zamanlara gelen okul yıllarında babası okuması için onu ABD’ye Harvard Üniversitesi’ne gönderiyor. Ancak Morris Harvard’ın bir mühendis için doğru bir ortam olmadığını görüp, ilk senenin sonunda MIT’ye transfer oluyor. MIT’den lisans ve yüksek lisans derecelerini aldıktan sonra, 1955 ile 1985 yılları arasında Sylvania Electric, TI gibi dönemin en güçlü şirketlerinde çalışıyor. Hatta arada 1961 yılında Stanford Üniversitesi’nden doktora derecesini de alıyor.  

Yazının Devamını Oku

Güçlü olanlar yalnızken daha güçlüdür!

Gün geçmiyor ki karşımıza bir “bilir kişi” çıkıp “Türkiye yalnızlaşmaya devam ediyor” demesin. Bazen öyle anlar geliyor ki bu “bilir kişiler” hep aynı kaynaktan mı besleniyor acaba diyorum. Bu gruptaki “bilir kişiler” ülkemizin geleceğinin bölgemizde kendine yararı olmayan ülkelerden geçtiğini düşünüyorlar.

Ben bunu tam bir 20. yüzyıl kafası olarak tanımlıyorum.

Atatürk sonrası Türkiye’de uçak fabrikaları da dahil olmak üzere birçok sanayileşme atılımının önü kesilmişti. Gizli bir güç veya güçler bizi sürekli sindirmeye çalışıyordu. Halbuki Atatürk döneminde kendi gücümüzden güç almayı öğrenmiş bir toplum olma yönünde hızla ilerliyorduk.

Atatürk’ün bu anlamlı sözlerini hatırlamamız lazım:

‘Efendiler! Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi.

Halbuki, hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!’

 

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk, 20. yüzyılın çok ötesinde bir vizyonla tam bağımsız ve güçlü Türkiye’yi hedef gösteriyordu bize. Ve bunun için bize düşman olan ülkelerden değil, gereken gücü ve kudreti kendimizde, damarlarımızdaki kanda bulmamızı öğütlüyordu. 

Bugün 21. yüzyıldayız.

Yazının Devamını Oku

Mavi Vatan Fonu Kuralım!

Yeni başlangıçları dikkatle değerlendirmek gerekir.

21 Ağustos’ta Karadeniz’de bulunduğu duyurulan kaynak, ülkemiz için farklı bir gelecek oluşturma potansiyeline sahip. Peki bu fırsatı Türk Enerji ekosistemini oluşturmak, yeni enerji teknolojileri geliştirmek için nasıl kullanabiliriz? Mavi Vatan Fonu enerji kaldıracımız olabilir mi?

Bugüne kadar tüm enerji ihtiyaçlarını yabancı kaynaklardan karşılayan bir ülke olan Türkiye, enerji konusunda ciddi bir yatırım yapma imkânı bulamamıştır.

Bugün Karadeniz ve Doğu Akdeniz’deki potansiyel fırsatlar Türkiye’yi enerji alanında yeni kabiliyetler geliştirmeye ve özellikle derin sularda enerji arama ve servise sunma konusunda bilgi ve tecrübe kazanmaya yönlendirecek.

Enerji ihtiyaçları giderek büyüyen Türkiye’nin keşfedilen bu kaynakları ülkenin hizmetine sunmak için çok fazla kaybedecek zamanı yoktur. Zaten zamanında yapılan akıllı yatırımlarla bugün dünyanın en donanımlı sondaj gemilerine sahip olmamız da aslında devletin bu konudaki hassasiyetine işaret ediyor.

Avrupa’da çalışan Türk uzmanlara göre Mısır 2015 yılında Doğu Akdeniz’de keşfettiği sekiz yüz milyar metreküpü aşan kaynağı, 28 ay gibi kısa bir sürede halkın kullanımına sunabilmiştir.

Doğrusu ben Mısır bunu başarmışsa, Türkiye neden başaramasın diye yaklaşıyorum bu duruma.

Karadeniz’de bulunan gazın halkın kullanımına sunulma tarihi, konuyu objektif olarak değerlendirebilen uzmanların görüşlerine baktığımızda, 2023 olarak son derece gerçekçi bir hedeftir.

*

Yazının Devamını Oku

İngiliz Başbakanının Kulağına Fısıldayan Adam

“Korona’dan sonra daha çevik ve büyük bir ekonomi olacak!Bunun için büyük teknoloji yatırım projeleri hazırlıyoruz.”

Bu konuşmayı İngiltere Başbakanı Boris Johnson bir sanayi kenti olan Dudley’de yaptı geçtiğimiz günlerde.

Bu konuşmada 32 kez “build” kelimesi geçiyordu.

Build kelimesini Türkçeye daha çok inşa etmek olarak çeviririz ancak ben özellikle herhangi bir yanlış anlaşılmayı önlemek için build kelimesi için geliştirme anlamını seçtim bu yazıda.

Bu kelime enteresan.

Zira tam pandeminin ortasındaki günlerde Silikon Vadisinden, eğer Silikon Vadisinde bir aristokrat sınıfı varsa bunların başında gelebilecek, bir yatırımcı Marc Andreessen bir makale yayınlamıştı.

Korona pandemisi sırasında yayınlanan bu makale 2011 yılının ağustos ayında Andreessen’ın yayınladığı ünlü “Yazılım dünyayı yiyor” makalesi kadar ses getirdi, özellikle ABD içinde.  

Andreessen bu makalede ABD’yi çok ciddi eleştirirken tüm ekonominin yeniden geliştirilmesini savunuyordu. Makalede build kelimesi 41 kez kullanılmıştı.

Peki Silikon Vadisi ile teknolojiyle çok da alakalı olmadığı bilinen Boris Johnson arasındaki bağlantı neydi? Jonhson’u Dudley’de yaptığı konuşmada 32 kez aynı kelimeyi kullanmaya yönelten neydi?  

Yazının Devamını Oku

Teknolojiye Doğu ve Batı nasıl yaklaşıyor?

Bugüne kadar hem Çin’de, hem de Amerika ve Avrupa’da başarılı teknoloji takımları ile çalışma şansım oldu. Bu takımlar arasında gözlemlediğim büyük bir farkı bugün sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu gözlemimi özellikle hepimizin bildiği sosyal medya platformlarını örneklendirerek paylaşacağım.

 

Özellikle 2000’li yıllardan sonra Batı teknolojiyi daha ziyade dikkat çekmek için kullandı. Her teknoloji uygulaması kendi başına bir vaka olarak değerlendirildi. Tüketiciye yönelik her teknoloji kendi uygulamasını edinip, telefonunuzdaki yüzlerce uygulamadan biri haline gelmeye çalıştı.  

Sosyal medya yaklaşımı bu platformların daha çok ilgi çekerek buradan gelir etmesi şeklinde gelişti. Bugün baktığımızda bildiğimiz tüm Batı kaynaklı sosyal medya mecraları reklamlardan gelir sağlıyor.

Örneğin Facebook bugün hala gelirlerinin yüzde 98’ini reklamdan elde ediyor. Facebook dediğimizde Instagram, Whatsapp gibi diğer sosyal mecraları da bu işin içine giriyor.

Doğu’ya baktığımızda ise teknoloji dikkat çekmenin ötesinde hayatı kolaylaştırmayı hedefliyor. Yani özellikle Çin’de karşımıza çıkan uygulamalar sadece reklam geliri ile var olmak üzere kurgulanmıyor.

Teknoloji Asya’da daha geniş bir bakış açısı ile daha kapsamlı bir fark yaratmaya yönelik kurgulanıyor.

Örneğin Wechat uygulaması. Wechat Whatsapp’ın ya da Facebook’un karşılığı değil. Wechat bir uygulamadan daha çok bir mobil işletim sistemi. Wechat platformu içinde taksi çağırmaktan, çiçek sipariş etmeye, banka hesaplarını yönetmeye kadar birçok hizmet sunuluyor kullanıcıya.

Wechat 2010’lu yıllarda Çin’de var olan sosyal medya uygulaması QQ’dan çok daha farklı bir uygulama hayal eden Tencent yönetimi tarafından hayata geçirildi. Özel bir teknik takım belirlediler ve istenilen tamamıyla yeni bir konseptti. Wechat bu şekilde doğdu.

Yazının Devamını Oku