İngiliz Başbakanının Kulağına Fısıldayan Adam

“Korona’dan sonra daha çevik ve büyük bir ekonomi olacak!Bunun için büyük teknoloji yatırım projeleri hazırlıyoruz.”

Bu konuşmayı İngiltere Başbakanı Boris Johnson bir sanayi kenti olan Dudley’de yaptı geçtiğimiz günlerde.

Bu konuşmada 32 kez “build” kelimesi geçiyordu.

Build kelimesini Türkçeye daha çok inşa etmek olarak çeviririz ancak ben özellikle herhangi bir yanlış anlaşılmayı önlemek için build kelimesi için geliştirme anlamını seçtim bu yazıda.

Bu kelime enteresan.

Zira tam pandeminin ortasındaki günlerde Silikon Vadisinden, eğer Silikon Vadisinde bir aristokrat sınıfı varsa bunların başında gelebilecek, bir yatırımcı Marc Andreessen bir makale yayınlamıştı.

Korona pandemisi sırasında yayınlanan bu makale 2011 yılının ağustos ayında Andreessen’ın yayınladığı ünlü “Yazılım dünyayı yiyor” makalesi kadar ses getirdi, özellikle ABD içinde.  

Andreessen bu makalede ABD’yi çok ciddi eleştirirken tüm ekonominin yeniden geliştirilmesini savunuyordu. Makalede build kelimesi 41 kez kullanılmıştı.

Peki Silikon Vadisi ile teknolojiyle çok da alakalı olmadığı bilinen Boris Johnson arasındaki bağlantı neydi? Jonhson’u Dudley’de yaptığı konuşmada 32 kez aynı kelimeyi kullanmaya yönelten neydi?  

Bu bağlantı Jonhson’ın en yakın yardımcı ve danışmanı olan Dominic Cummings’den bir başkası değil.

Cummings 48 yaşında. 2019 yılında European Research Group tarafından yapılan bir araştırmaya göre İngiltere’nin en etkin 100 muhafazakâr lideri listesinde ikinci sıradaydı.

Başbakanlığın ilk yılında tüm ofisleri daha da çevikleştirmek üzere yeniden yapılandırdı.

Tüm dünya Çin’in hızlı teknolojik şahlanışını durdurma yarışına girmişken İngiltere Silikon Vadisi ruhuyla harekete geçmeye yelteniyor ve geçiyor da.

Eski sanayi şehirlerinde Johnson teknoloji ve büyük yatırımlarla yenilenen İngiltere’yi nasıl şahlandıracaklarını anlatıyor.

Cummings 1970’lerin Silikon Vadisi girişimci kültürüne kafayı takmış durumda diyor onunla yakın çalışanlar.

Aynı kültürü İngiliz devletinin kültürü haline getirmeyi kafaya koymuş diyorlar…

Daha geçen hafta dört büyük teknoloji şirketi CEO’su ABD kongresine çağrılmış ve kongre üyelerinin sorularına cevap vermişti. İngiliz parlamentosu da aynı şekilde teknoloji şirketi yöneticilerini azarlamayı alışkanlık haline getirdi son dönemde.

Jonhson daha geçen hafta 3 cümlelik bir kararname ile artık Başbakanlığa bağlı Kabine ofisinin tüm büyük milli veri setlerinin sorumluluğunu alacağını açıkladı. Sağlık sektöründen tarım ve emlak verilerine kadar çok geniş bir yelpaze bu ...

Şu anda İngiliz yapay zekâ politikaları devletin farklı bölümlerine yayılmış Office of Artificial Intelligence tarafından yönetiliyor. Cummings milli yapay zekâ politikalarını da aynı şekilde Kabine ofisi altında konumlandırmak istiyor.

İngiliz parlamentosunda Cummings’e ve gerçekleştirmeye çalıştıklarına karşı çıkanlar var. Zira işler sadece en yüksek seviyede değil alt seviyelerde de Silikon Vadisi yaklaşımıyla yürüyor. İngiliz Başbakanlık Ofisinin yayınladığı iş ilanlarında genelde Silikon Vadisinde görebileceğiniz tarzda ilanlar çıkıyor karşınıza. İlanlarda kullanılan dil tipik İngiliz devlet iş ilanları dilinden çok farklı. 

Cummings’in 2016’da gerçekleşen Brexit kampanyasında önemli bir rolü vardı.

Brexit’in gerçek mimarlarından biri olarak biliniyor.

Cummings bugün Silikon Vadisinin tüm teknoloji liderleri ile iç içe.  Korona ile ilgili ilk toplantılarda Cummings İngiltere’de görev yapan teknoloji yöneticilerini çağırdı.

Jonhson’un kulağına fısıldayan ve hatta beyni olarak da tanımlanan Cummings’in iş yapma şekli farklı. Tepkiler alıyor.

Ancak işlemeyen hantal düzeni daha çevik bir düzene evirmek ancak çok farklı bir yaklaşımla mümkündür değil mi?

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Türkiye’nin ilk Yapay Zekâ Mühendisliği programı

Avrupa, ABD, Kanada ve Çin dijital ekonomi yarışında ve özellikle yapay zekada eğitim, ARGE ve girişimlere verdikleri önemle dikkat çekerken, ülkemizin ilk yapay zekâ mühendisliği lisans programı geçen yıl Hacettepe Üniversitesi’nde açıldı!

Bugün Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim üyesi Doç. Dr. Erkut Erdem bu programın detaylarını bizimle paylaşıyor. Erkut Hoca günümüzün en dikkat çeken problemleri arasında yer alan yapay görme, makine öğrenmesi ve doğal dil işleme gibi alanlarda çalışmalarına devam eden değerli bilim insanlarımızdan.

 

Şahver: Kendinizi ve şu andaki projelerinizi kısaca tanıtır mısınız?

 

Doç. Dr. Erkut Erdem: 2010 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışıyorum. Çalışmalarım genel olarak yapay görme ve makine öğrenmesi alanlarında ama son yıllarda özellikle doğal dil işleme ile yapay görme yöntemlerinin bir arada kullanılmasını gerektiren farklı problemler ile ilgileniyorum. Şu an Koç Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde çalışan bir de ikiz kardeşim var. Aykut (Erdem) ile birlikte bu konularda ortak projeler yürütüyoruz.

 

 

Yazının Devamını Oku

Güçlü olanlar yalnızken daha güçlüdür!

Gün geçmiyor ki karşımıza bir “bilir kişi” çıkıp “Türkiye yalnızlaşmaya devam ediyor” demesin. Bazen öyle anlar geliyor ki bu “bilir kişiler” hep aynı kaynaktan mı besleniyor acaba diyorum. Bu gruptaki “bilir kişiler” ülkemizin geleceğinin bölgemizde kendine yararı olmayan ülkelerden geçtiğini düşünüyorlar.

Ben bunu tam bir 20. yüzyıl kafası olarak tanımlıyorum.

Atatürk sonrası Türkiye’de uçak fabrikaları da dahil olmak üzere birçok sanayileşme atılımının önü kesilmişti. Gizli bir güç veya güçler bizi sürekli sindirmeye çalışıyordu. Halbuki Atatürk döneminde kendi gücümüzden güç almayı öğrenmiş bir toplum olma yönünde hızla ilerliyorduk.

Atatürk’ün bu anlamlı sözlerini hatırlamamız lazım:

‘Efendiler! Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi.

Halbuki, hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!’

 

Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk, 20. yüzyılın çok ötesinde bir vizyonla tam bağımsız ve güçlü Türkiye’yi hedef gösteriyordu bize. Ve bunun için bize düşman olan ülkelerden değil, gereken gücü ve kudreti kendimizde, damarlarımızdaki kanda bulmamızı öğütlüyordu. 

Bugün 21. yüzyıldayız.

Yazının Devamını Oku

Mavi Vatan Fonu Kuralım!

Yeni başlangıçları dikkatle değerlendirmek gerekir.

21 Ağustos’ta Karadeniz’de bulunduğu duyurulan kaynak, ülkemiz için farklı bir gelecek oluşturma potansiyeline sahip. Peki bu fırsatı Türk Enerji ekosistemini oluşturmak, yeni enerji teknolojileri geliştirmek için nasıl kullanabiliriz? Mavi Vatan Fonu enerji kaldıracımız olabilir mi?

Bugüne kadar tüm enerji ihtiyaçlarını yabancı kaynaklardan karşılayan bir ülke olan Türkiye, enerji konusunda ciddi bir yatırım yapma imkânı bulamamıştır.

Bugün Karadeniz ve Doğu Akdeniz’deki potansiyel fırsatlar Türkiye’yi enerji alanında yeni kabiliyetler geliştirmeye ve özellikle derin sularda enerji arama ve servise sunma konusunda bilgi ve tecrübe kazanmaya yönlendirecek.

Enerji ihtiyaçları giderek büyüyen Türkiye’nin keşfedilen bu kaynakları ülkenin hizmetine sunmak için çok fazla kaybedecek zamanı yoktur. Zaten zamanında yapılan akıllı yatırımlarla bugün dünyanın en donanımlı sondaj gemilerine sahip olmamız da aslında devletin bu konudaki hassasiyetine işaret ediyor.

Avrupa’da çalışan Türk uzmanlara göre Mısır 2015 yılında Doğu Akdeniz’de keşfettiği sekiz yüz milyar metreküpü aşan kaynağı, 28 ay gibi kısa bir sürede halkın kullanımına sunabilmiştir.

Doğrusu ben Mısır bunu başarmışsa, Türkiye neden başaramasın diye yaklaşıyorum bu duruma.

Karadeniz’de bulunan gazın halkın kullanımına sunulma tarihi, konuyu objektif olarak değerlendirebilen uzmanların görüşlerine baktığımızda, 2023 olarak son derece gerçekçi bir hedeftir.

*

Yazının Devamını Oku

Teknolojiye Doğu ve Batı nasıl yaklaşıyor?

Bugüne kadar hem Çin’de, hem de Amerika ve Avrupa’da başarılı teknoloji takımları ile çalışma şansım oldu. Bu takımlar arasında gözlemlediğim büyük bir farkı bugün sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu gözlemimi özellikle hepimizin bildiği sosyal medya platformlarını örneklendirerek paylaşacağım.

 

Özellikle 2000’li yıllardan sonra Batı teknolojiyi daha ziyade dikkat çekmek için kullandı. Her teknoloji uygulaması kendi başına bir vaka olarak değerlendirildi. Tüketiciye yönelik her teknoloji kendi uygulamasını edinip, telefonunuzdaki yüzlerce uygulamadan biri haline gelmeye çalıştı.  

Sosyal medya yaklaşımı bu platformların daha çok ilgi çekerek buradan gelir etmesi şeklinde gelişti. Bugün baktığımızda bildiğimiz tüm Batı kaynaklı sosyal medya mecraları reklamlardan gelir sağlıyor.

Örneğin Facebook bugün hala gelirlerinin yüzde 98’ini reklamdan elde ediyor. Facebook dediğimizde Instagram, Whatsapp gibi diğer sosyal mecraları da bu işin içine giriyor.

Doğu’ya baktığımızda ise teknoloji dikkat çekmenin ötesinde hayatı kolaylaştırmayı hedefliyor. Yani özellikle Çin’de karşımıza çıkan uygulamalar sadece reklam geliri ile var olmak üzere kurgulanmıyor.

Teknoloji Asya’da daha geniş bir bakış açısı ile daha kapsamlı bir fark yaratmaya yönelik kurgulanıyor.

Örneğin Wechat uygulaması. Wechat Whatsapp’ın ya da Facebook’un karşılığı değil. Wechat bir uygulamadan daha çok bir mobil işletim sistemi. Wechat platformu içinde taksi çağırmaktan, çiçek sipariş etmeye, banka hesaplarını yönetmeye kadar birçok hizmet sunuluyor kullanıcıya.

Wechat 2010’lu yıllarda Çin’de var olan sosyal medya uygulaması QQ’dan çok daha farklı bir uygulama hayal eden Tencent yönetimi tarafından hayata geçirildi. Özel bir teknik takım belirlediler ve istenilen tamamıyla yeni bir konseptti. Wechat bu şekilde doğdu.

Yazının Devamını Oku

Bu pizzacı 10 yılda 30 kat nasıl büyüdü?

On yıl önce hisseleri 12 dolardı.

Bugün 370 dolar.

10 yılda 30 katlık bir artış.

Bu bir global pizza markası.

Peki bu büyümenin sebebi nedir?

İnsanlar daha çok pizza mı yiyor ve bu sebeple pazar mı genişledi?

Sanmıyorum.

Peki şirket köklü değişimler mi geçirdi ve geçirmeye devam mı ediyor?

Evet öyle görünüyor.

Yazının Devamını Oku

Yapay zeka insan kaynakları – iki araştırma

Gelişmiş ekonomiler yarının kalkınma motorunu inşa etmekle meşgul. Yarının yarışı bugünkülerden daha amansız!

Ya siz birilerini alıp elinizde oynatacaksınız, ya da birileri sizi ellerinde oynatacak.

Ya güçlü bir çekme gücünüz ve zayıf bir itme gücünüz olacak ve büyük bir ivmeyle yükseleceksiniz,

ya da zayıf bir çekme gücü ve kuvetli bir itme gücü ile birilerine pazar ve kukla olacaksınız.

 

Yarının yarışında var olabilmek için güçlü bir kalkınma motoru gerekiyor. Bu kalkınma motorunun temel parçalarından biri yapay zeka teknolojileri. Yapay zeka arge, mühendislik becerileri, ürünleştirebilme becerileri ve güçlü bir ekosistem gerektiriyor.

Yani temelde insan kaynağı meselesi.

Yapay zeka insan kaynağında dünyadaki büyük resmi anlamak için iki yeni araştırmayı inceledim.

İlki geçen hafta yayınlandı.

Yazının Devamını Oku

‘’Gördüğüm en kapitalist ülke’’  

Pazartesi günü yaklaşık 9 ay önce kaydedilmiş bir mülakatı dinliyordum …

 

‘’ABD duvar örmekle, İngiltere Brexit sonrası vergilerle uğraşırken, Çin 20-30 yıl sonra yapay zekâ, robotiks, yenilenebilir enerjide dünya lideri olma yolunda ilerliyor.’’

‘’Çin’de herkes kendi şirketini kurup, zengin olmanın hayalini kuruyor. Gördüğüm en kapitalist ülke’’

‘’Çin halkı çok milliyetçi! Dünyanın en güzel ülkesinin kendi ülkeleri olduğunu düşünüyorlar. Herkes kendini çok şanslı hissediyor! ‘Binlerce yıl dünyanın en ileri milletiydik. Birkaç yüzyıl ara verdik. Şimdi tekrar olduğumuz yere, dünyanın liderliğine dönüyoruz’ diyorlar …’’

‘’Eğer bir müteahhit yeni büyük bir bina yapacaksa, yerel yönetim o binada yapay zekâ teknolojisinin kullanılmasını zorunlu kılıyor. Bu şekilde en ücra yerel şehirlerde bile yapay zekâ yatırımları yapılıyor.’’

‘’Çin bir grup mühendis tarafından yönetiliyor. Sürekli olarak kendini optimize eden bir devlet yapısı var. ABD avukatlar tarafından yönetiliyor ve hali ortada.’’

‘’Çin’de sadece devleti eleştirdiğinizde başınız derde girer. Onun dışında kimse kılınıza dokunmaz.’’

Bunları Sophia isimli ünlü robotu yaratan Hanson şirketinin eski bilim adamı, mühendisi ve araştırmacısı Brezilya asıllı Amerikalı Ben Goertzel söylüyor.  

Yazının Devamını Oku

21. yüzyıl için 2 öneri

Acaba 2030’da hangi meslekler revaçta olacak?Acaba 2050’de hangi meslekler en çok kazanacak?

 

8-10 yıl önce mavi yakalıların işlerinin tehlikede olduğu konuşuyorduk. Artık bu işleri robotlar kolayca yapacak bu yüzden mavi yakalılar için yeni meslekler dizayn edilmeli diyorduk.

Sonra 2013 yılında bugün makine öğrenmesi dediğimiz alanda, yani yapay zekâ teknolojileri alanında büyük bir atılım gerçekleşti.

Son birkaç senedir geleceğin meslekleri konuşulduğunda artık denklemin içine yapay zekâ giriyor. Hatta başrolde!

Peki makine öğrenmesi ile oluşturulan algoritmaların yeni algoritmalar üreterek işleri hallettiği bir dünyada beyaz yakalıların işleri ne kadar güvende kalacak?

2017 yılında Stanford Tıp Fakültesi bir algoritmanın bronşiti bir doktordan çok daha iyi saptayabildiğini duyurdu web sitesinde.

Belli kurallar çerçevesinde trend belirleyerek kararlar veren finansçı ve yatırımcılar da yapay zekayı en hızlı kullanmaya başlayan sektörler arasında geliyor. New York’taki fonlardan birinin yönetim kurulunda bir algoritma olduğunu duymuştuk, hatırlarsanız.

Makine öğrenmesi, yani yapay zekâ hızla gelecek tahayyüllerimizi değiştiriyor.

Yazının Devamını Oku

Dolunay Topluluğunun Devrimi

18. yüz yılın yaklaşık ortalarında birinci endüstri devrimi gerçekleşti, biliyorsunuz.

Peki bu endüstri devrimi sadece teknolojinin sebep olduğu bir devrim miydi?

Aslında hayır.

Ortaya yeni çıkan teknolojilerin yeni bir organizasyon ortaya koymaya başlamasıydı bu devrim.

Birinci sanayi devrimini ortaya koyan koşullara kısaca bakalım.

17.Yüzyılın ortalarından itibaren İngiltere’de köylerde ve kasabalarda insanlar kendi evlerine aldıkları tezgahlarda tekstil üretimini evlerinden gerçekleştiriyordu.

Bu süreç çok verimli bir süreç değildi zira insanlar çok fazla kazanç sağlayamadıkları dokuma işini, daha kazançlı veya gerekli bir alternatif olduğunda hemen kenara bırakıyordu.

Zaman içinde tezgâh sahipleri yün ve pamuk veren tüccarlara borçlanmış buldular kendilerini, özellikle 18. yüz yılın ilk yarılarında. Öyle ki tüccarlar artık herkesin evindeki tezgahlara da sahip olmuştu. Ve tüccarların beklentileri artmıştı. Çok daha yüksek verim bekliyorlardı. Ama evlerde bu verimi yakalamak pek mümkün olmuyordu.

İşte tezgahların bir lokasyonda toplanarak insanların bir fabrikadan çalışmaya başlaması ile birinci endüstri devrimi hayata geçmiş oldu.

Yazının Devamını Oku

Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanına 4 soru sordum

Pandemi bizi hızla daha dijital bir dünyaya sürüklüyor. Peki bu dönemde bugünün ve yarının dijital Türkiye’sini çalışan ve hazırlayan Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofis Başkanı Ali Taha Koç neler planlıyor ve neler üzerinde çalışıyor merak ettim.

4 soru sormak istedim.

Sağ olsun hızla geri dönüş yaptı ve bu harika mülakatı gerçekleştirdik.

4 soruda çok şey öğrendim. Örneğin son dört ayda e-devlet trafiği yüzde 60 artmış.

DDO’nun kendi kaynakları ve yerli ve milli yazılımla ve açık kaynak kodlamayla güvenli bir video sistemi hayata geçirilmiş. Fiber Altyapı çok daha önemli hale geliyor diyor Sayın Koç.

Çin’den sonra uzaktan eğitime başlayan ikinci ülkenin Türkiye olduğunu biliyor muydunuz?

Ve 5G…

Sayın Koç, 5G’nin bir paradigma değişimi olduğunun altını çiziyor. 20 yıllık telekomünikasyon deneyimi olan, uzun yıllar ABD’de Intel’de ARGE alanında çalışan bir mühendis olan Sayın Koç’un gözlemlerine katılmamak elde değil.

Son 20 yıldır teknoloji ve yazılımla iç içe yaşayan bir mühendis olarak, bugün de mezunu olduğum MIT’de dijital ekonomi araştırma projelerine katkıda bulunan bir teknolojist olarak teknoloji ve yazılımın ruhundan anlayan, teknolojistlerin dilini konuşan bir mühendis liderin ülkemizin dijital altyapı projelerini yönetiyor olması beni gerçekten çok memnun ediyor.

Yazının Devamını Oku

Değişen 4 İnsan Deneyimi

Sadece bizim jenerasyonumuzun değil tüm insanlık tarihinin en büyük travmalarından birini yaşıyoruz. Eski normalimizde var olan birçok alışkanlık yeni normalin parçası olmayacak.

Mesela ben yakın bir dönemde sinemaya gideceğimi sanmıyorum.

Spor için kapalı bir spor kulübüne gitmeme artık gerek kalmadı, çünkü son iki ayda İnternet’ten son derece kaliteli ve güvenilir spor hocalarıyla spor yapmayı öğrendim.

Dünyayı gemi ile dolaşmak hayalim çocukken vardı. Son on yılda bu gemilerde ortaya çıkan sorunlardan sonra ve özellikle şimdi kovid-19 krizi ile artık beni kimse gemiye sokamaz!

Restorana gitmek çok zor görünüyor. Zira yemeğimi kovid-19 taşıyıcısı birinin pişiriyor olması tüylerimi diken diken ediyor.

İnternet’ten eve yemek ısmarlamak da aynı sebepten yeni normalin parçası olmayacak bence. Yemeğimi kim hazırlıyor?

Ya kovid-19’lu biri hazırlıyorsa şüphesi…

Tatil mutlaka gerekli ama daha pahalı hale geleceği kesin. Belki ilk aşamada sadece kendi ülkemizde tatile gidebileceğiz. Neyse ki dünyanın en güzel coğrafyasında yaşıyoruz!

Yeni normalde deneyimlerimiz ve dünyaya yaklaşımımız değişiyor.

Yazının Devamını Oku

Dünya Sağlık Örgütü verisi eksik mi?

Türkiye kovid-19 mücadelesini başarıyla sürdürmeye devam ederken, dost ülkelere de yardımını esirgemiyor. Atasözünde olduğu gibi ‘dost kara günde belli olur’.

 

<blockquote class="twitter-tweet"><p lang="en" dir="ltr">Huge thanks to our friend and ally <a href="https://twitter.com/hashtag/Turkey?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#Turkey</a> for its generous offer of vital personal protective equipment for <a href="https://twitter.com/hashtag/UK?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#UK</a> medical workers on the frontline of tackling the <a href="https://twitter.com/hashtag/Coronavirus?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#Coronavirus</a>. 🇬🇧🇹🇷 <a href="https://t.co/8EZeIK0OQk">pic.twitter.com/8EZeIK0OQk</a></p>&mdash; Dominick Chilcott (@DChilcottFCO) <a href="https://twitter.com/DChilcottFCO/status/1248572731190325248?ref_src=twsrc%5Etfw">April 10, 2020</a></blockquote> <script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

Bu zorlu savaşı verirken, bir yandan da Dünya Sağlık Örgütü gibi dünyada covid-19 mücadelesine veri sunan küresel grupların verilerini dikkatle analiz etmemiz gerekiyor.

%3,4

Dünya Sağlık örgütü bu sayıyı, kovid-19 kaynaklı ölüm sayısını korona vaka sayısına bölerek elde etti.

3 Mart’ta anons etti.

Ve %3,4’ü dünyaya kovid-19’un ölüme yol açma riski olarak duyurdu.

Daha önce bu oranı %2 olarak duyurmuşlardı.

Yazının Devamını Oku

5G ve virüs bağlantıları yapadursunlar ….

‘Elektrik, elektrik, elektrik …Düşünsenize kullanmadığımızda bile odanın içindeki kablolarda akan bir elektrik dalgası. Bu elektrik dalgası vücudumuza ne tür zararlar verecek kim biliyor? Özellikle bu elektrik dalgalarına sürekli maruz kaldığımızda neler olacağını bilmek imkansız. Evet, kesinlikle insanlık ilerliyor bu modern zamanlarda, ama nereye gittiğimizi kim bana söyleyebilir’ diyordu bir ABD’li yazar 1900 yılında Portsmouth, New Hampshire’da yayınlanan bir yazıda.

Tam 120 yıl sonra bu modern zamanlarda bilimsel olarak desteği olmayan benzer iddialar 5G teknolojisi için gündeme getiriliyor. 5G virüsün yayılmasına yol açıyormuş. Bu iddiaların arkasında birden fazla grup var.

İddiaların ana mecrası sosyal medya.

Literatürde bu konuda çalışmalar görmek zor. Dünya Sağlık Örgütü 2022 yılında tüm radyo frekanslarının etkilerini analiz ederek bir rapor yayınlayacağını duyurdu.

Pek tabii ki tüm yeni teknolojilerde olduğu gibi 5G teknolojisinin de insan sağlığı bağlamında sürekli olarak araştırılıp, analiz ediliyor olması gerekiyor.  Ancak şu anda 5G ve virüs bağlantısını kuran herhangi saygın bir bilimsel çalışma yok. Olsa burada yer verirdik.

2018 yılı temmuz ayında Yeni Dünya Düzeni Jeopolitikten, Jeoteknolojiye evrilirken başlıklı yazımızda yeni dünya düzeninde teknolojinin alacağı başrolden bahsetmiştik.

2020 yılında görüyoruz ki Çin 5G teknolojisinde varlık gösterebilen tek ülke. Ne AB ne de ABD, Çin karşısında 5G varlığı gösteremiyor.

5G kritik önem taşıyan bir teknoloji altyapısı. Virüsün de yardımıyla açılan alanda Çin kendi 5G teknolojisi ile tüm dünya altyapısını kolaylıkla ele geçirebilir.

Tabii tüm bu değerlendirmeleri yaparken 21. Yüzyılda olayları Çin ve Batı olarak algılamanın da yetersizliğine işaret etmemiz lazım. Bugün dünyada asıl mücadelenin küreselciler ve milliyetçiler arasında olduğu açık ve net. Çin küresel finans kapital ile hızla kalkınırken, diğer birçok ülkede halkın milliyetçileri görev başına getiriyor olması diğer birçok konuda olduğu gibi 5G kavgasına da farklı açılar kazandırıyor.

Yazının Devamını Oku

21. yüzyılın fırsatı diyenler var …

Bu virüs 2020 yılını 10 veya 20 yıl sonra hatırladığımızda aklımıza gelecek ilk kelime olacak.

O anda içinde bulunduğumuz dünya da bugünkünden farklı olacak. Birçoğumuzun bildiği süper güç artık daha çok içine kapanmış, kendi içindeki sınıf çatışmalarına odaklanmış bir ülke olacak.

Birden fazla güç merkezinin olacağı bu yeni dünya düzeninde Türkiye de hızla büyüyen savunma sanayisi ve etki alanı ile bugünden çok daha farklı bir klasmanda yer alabilir ve alacaktır.

**

Ülkeler ve dünya böylesi dramatik değişimler geçirirken, bizler de bireyler olarak bu virüs mücadelesinden güçlenerek çıkmanın yollarını bulmalıyız. 21. yüz yılın fırsatı olduğunu söyleyenler var, o halde bu fırsatı değerlendirmenin yollarını bulmak lazım.

Bu virüs birçok konuda kişisel olarak kendimize çeki düzen vermemizi bize hatırlatıyor sanki. Mesela ben iş güç peşinde koşmaktan organize olmaya pek eğilemem. Çok organize olduğumu söyleyemem zaten. Masamın üstü oldum olası karışık görünür başkalarına. Benim içinse her şey yerli yerindedir.

Bu krizden daha organize biri olarak çıkmayı koydum kafama.  

Bu virüs krizi yeni bir dünya düzeni çıkaracaksa karşımıza, ben de kendimde köklü değişiklikler yapabilmeliyim diyorum.

Bardağa dolu tarafından bakabilmek önemli. Dolu tarafından bakıp, farklı bir gelecek planlamak önemli.

Yazının Devamını Oku

Korona ve yeni paradigma

Global ekonominin fazlaca ısındığı biliyorduk. Bir sebepten patlayacağı belliydi. Bu sebep ne yazık ki tüm dünya nüfusunu etkileyen bir virüs oldu.

Ellerimizi sık sık yıkamak ve sosyalleşmekten bir süre uzak kalmak yoluyla bu toplumsal mücadeleye destek olacağız. Sorun küresel, mücadele ise ulusal.

Büyük problemler aynı zamanda yolunda gitmeyen şeyleri de gün ışığına çıkararak yeni fırsatlar yaratma potansiyeline sahiptir. Büyük problemler çoğu zaman arkalarında değişmiş bir paradigma bırakırlar.

Önümüzü görmekte zorlandığımız bugünlerde ben bardağın dolu tarafına bakmak istiyorum.

Koronavirüs krizinin neresinde olduğumuzu kestirmek zor. Ama gün ışığına çıkan bazı problemler ve fırsatlar var. 


1. Her bakımdan güçlü devlet yapısı bu tür mega problemlerde çok hızlı ve kapsayıcı hareket edebiliyor. Devletin her bireye doğrudan ulaşabilmesi gerektiğini görüyoruz. Liberal ekonomilerin çözüm bulmakta pek verimli olmadıkları ortada.

2. Çin en başında beceriksiz birkaç parti yöneticisinin geciktirmeleri olmasına rağmen, bugün koronavirüs konusunda ‘bakın bu sorun böyle çözülür’ diye akıl verir hale geldi. Çin Başkanı Xi belki de Korona virüs mücadelesindeki başarı ile ülke tarihine geçecek.

Yazının Devamını Oku

Milli 5G Adımlarımız 5 | ‘Bitiş çizgisi olmayan bir yarış’

Teknoloji hiçbir zaman bugünün işi olmadı.

Hep yarını yaşayabilenlerin ortaya koyduğu bir mücadele oldu. Bilgi ve iletişim teknolojileri özellikle çok yüksek ivmeli bir toplumsal ve ekonomik dönüşümü temsil ediyor.  Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkan Yardımcısı Gazali Çiçek ‘Gözlerimiz ve zihinlerimiz sürekli dünyaya açık olmalı. Sürekli yenilik ve ilerleme peşinde koşmalıyız’ diyor.

 

Yerli ve milli 5G çalışmalarını daha yakından anlamak üzere Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkan Yardımcısı Sayın Gazali Çiçek ile yaptığımız söyleşinin ikinci ve son bölümünü bu hafta yayınlıyoruz.  Söyleşinin ilk bölümüne geçen hafta köşemizde yer vermiştik. 

 *** 

Şahver: Herhangi bir teknolojide iddialı olabilmek için o alanın Ar-Ge’sinde de güçlü olmak önemli. Yerli ve milli 5G konusunda akademide nasıl araştırmalar yürütülüyor? 5G’nin ekonomimize finansal katkıları, KOBİ’ler ya da dikeyler bazındaki katkıları üniversitelerde veya sizin dışınızdaki kurumlarda araştırılıyor mu? Bu konuda hangi üniversitelerde hangi hocalar çalışmalar yürütüyor? Kısacası ülkemizde 5G/Telekom Ar-Ge ekosisteminin durumu nedir ve nasıl güçlendirebiliriz? 

Gazali Çiçek: 5G ve ötesine yönelik hem mobil şebeke altyapısının geliştirilmesi hem de bu teknolojilerin ilgili dikey sektörlere etkisinin efektif bir şekilde belirlenerek Ar-Ge çalışmalarının gerçekleştirilmesi konusunda kamu, üniversiteler ve sektörün tüm paydaşları arasında iş birliği büyük önem taşıyor. BTK olarak tüm teknoloji paydaşlarının bir araya gelerek çalışmalarını yürütmelerine önem veriyor ve bu kapsamda gereken çabayı sarf ediyoruz. Bu kapsamda yaptığımız bazı çalışmalardan bahsetmek istiyorum. 

5GTR Forum çatısı altında üniversitelerimiz, işletmecilerimiz, tedarikçilerimiz ve teknoloji şirketlerimizi bir araya getirdik. 

5GTR Forumun en önemli çıktılarından biri Ülkemizin 5G ve ötesine yönelik yol haritası niteliğinde olan

Yazının Devamını Oku

LoRaWAN | ‘Armut piş, ağzıma düş’ 

Dijital ekonomide yüksek ivmeli bir sıçrama kaydedebilmek için kritik altyapı teknolojilerinde kamunun daha aktif rol alması önemli ve çok değerli.

Doğru makro kaldıraçlarla bu kritik teknolojilerde verimli ekosistemlerin oluşturulması ülkemizin dijitalleşme sürecine en pozitif katkıyı yapacaktır.

Özel sektör ne yazık ki ‘armut bir yerlerde pişsin, ağzıma düşsün’ yaklaşımını yıllardır kanıksamış ve hala aynı tutumuna ısrarla devam etmektedir. 

Bu sebeple kamunun daha girişimci olması ve doğru makro kaldıraçlarla ihtiyaç duyduğumuz yüksek ivmeli sıçramayı başlatıyor olması değerli. 

Şimdi gelelim bu haftanın konusu olan LoRaWAN teknolojisine ve global LoRaWAN ekosistemin uzmanlarından Alper Yeğin ile yaptığımız söyleşiye. 

LoRaWAN düşük güç tüketimi ile uzak mesafelere veri aktarımı sağlayan kablosuz iletişim teknolojisidir.

Kitlesel Nesnelerin İnterneti Teknolojisi olarak da tanımlanabilir.   

Su sayaçlarını düşünün.

Bu sayaçların ağ içinde ölçülmesi, açılması, kapanması LoRaWAN ile mümkün. 

Yazının Devamını Oku