GeriŞahap Bayram TOKGÖZ Top Kimde Kalırsa
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Top Kimde Kalırsa

Bayılıyorum kurumlardaki sportif yaklaşıma !

Zannediyorum kurumun yapısı ve kültürüne göre bu top oyunlarını daha kategorize etmeye ve anlamaya çalışmak mümkün…

Mesela futbol ya da basketbol gibi tam ekip koordinasyonu gerektirenler,

bilardo, bowling,tenis gibi daha bireysel olanlar,

hatta kurucular yurt dışı sermaye ise Amerikan futbolu yada beyzbol’a yakın olanlar,

veya kriketten ragbiye

hokeyden polo’ya açılanlar,

üst segmente geçip golf’e merhaba diyenler

vs vs.

Aslında çok heyecanlı! Her kurum kendi kültürüne göre bir spor dalında uzmanlaşıyor bile denilebilir.

Ortada sürekli bir yerden diğer yere atılan, hedeflenen,

ulaşması için uğraşılan bir top var.

Aktiflik üst seviyede ve ilerleyiş neredeyse bu oyunların üzerine kurulmuş durumda.

İşinizdeki başarı kriterlerinden, kişisel ilerleyişinize,

hatta günlük aksiyon listenizin oluşmasına kadar

oyunlar oldukça etkili !!!

;)

Şaka bir yana, sporu ve oyunları hayatımıza bu kadar alamamış olmakla birlikte, top oyununa karşı

kurum çalışanlarında bir heves olduğu doğru.

Ancak bu oyun daha çok yakar top’a benziyor…

Elindeki işi en yakın kişiye atan, üstten geleni alta yollayan,

yan ekipten geleni yönetime ileten,

üzerine iş almayan,

aldığı işi kime yaptıracağının peşine düşen,

en basit projede bu işin eşlenikleri kimdir (?)kime hangi görevleri paslayacağız (?)diye düşünen,

durumu bir hamlede çözmektense kimlerin çözebileceği ve yorum verebileceği ile ilgili mailler, cc’ler, telefonlar derken

yoğun bir trafik oluşturan

ama bir türlü sonuç ve çözüm odaklı olamayan kişiler tanıdık geldi mi?

Evet artık kurumsal liginizi kurmaya hazırsınız!

İşi kim mi yapacak?

Tabi ki top kimde kaldıysa…

ŞahapT.

 

X

İşinle meşgul olmak üzerine

Evet, birçok noktada ve birçok konuda problem yaşıyoruz. Haklısınız, hayat ve iş hayatı dengesinin şaştığı fazlaca örnek sıralamak mümkün.

Ve gerçekten katılıyorum ki; bütün bu hengamenin içinde çoğumuz genel tabiri ile günü kurtarmaya meylediyor.

Hani eskiler “hayat gailesi” der ya, tam da oradayız.

Lakin bence hepimiz biliyoruz ki;

mecburen de olsa sadece günü döndürmenin - özellikle iş hayatında – orta ve uzun vadede bir bedeli var.

Atalet!

Yazının Devamını Oku

İyi Niyet Faktörü

Kariyerimin en özel anlarından biri;

işe alım yaptığım dönemde bir adayın, başka bir adayın hakkını yememe refleksi ile adaylıktan çekilme anıdır.

Masadakilerin gözyaşlarını çok zor tuttuğunu hatırlıyorum!

Hızlıca özetlemek gerekirse; Anadolu’da yaptığımız mülakat süreçlerinden biriydi,

hani aynı gün içerisinde hem toplu mülakat hem bireysel görüşmeler

hem de gerekirse yönetici görüşmelerinin yapıldığı

yoğun koşuşturmalardan biri…

Adayımız her şeyi ile göreve uygun ve tüm yöneticilerden onay almış durumda.

Yazının Devamını Oku

Kalite

Kalite… Yani nitelik.

Nitelik; bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet. 

Veya, bir şeyin iyi ya da kötü 

olma özelliği. 

… 

Türk Dil Kurumu böyle söylüyor ancak kalitede konu iş hayatına 

geldiğinde, konu bir anda 

değişiveriyor. 

Not: Ben yine de TDK’ya sadık kalma taraftarıyım.

Yazının Devamını Oku

Maslow Amcaya Övgüler

Çalışanlarınızı Maslow İhtiyaçlar Hiyerarşisinin hangi basamağında tutuyorsunuz?

Oluşturduğunuz çalışma ekosistemi, imkanlar

ve de kurum psikolojisi çalışanlarınızın hangi basamakta olduğunu belirler.

Dolayısı ile olay ve süreçlere tepkileri, doğal olarak da şirketinizin geleceği doğrudan Maslow etkisi ile şekillenir.

Mesela sunduklarınız çalışanınızı,

Fizyolojik ya da Güvenlik İhtiyaçları seviyesinde tutuyorsa yani çalışan hayata dair kaynak kıtlığı yaşamak zorunda kalıyorsa;

ekip içi aşırı rekabetten huzursuz ve verimsiz bir çalışmaya,

ilk fırsatta terk edilmeye ya da kurumdan daha fazlasını almaya yönelik agresif hamlelere,

Yazının Devamını Oku

Uzmanlığın Aldırmazlık Seviyesi

Uzun süre önce alttaki satırları “Çok Uzman!” başlığı ile yazmıştım.

Amacım; uzmanlaşmamanın, bazı durumlarda uzmanlaşamamanın sebebi ve muhtemel etkilerini vurgulamaktı. 

Lakin fark ettim ki bir nokta daha var! Aldırmazlık… 

Sebebi tartışılır ancak aldırmazlık yani boş vermişlik, umursamazlık, 

umudu kesmişlik ve hatta 

yaptığı işte “uzman” olmanın ne demek olduğundan bihaber olma hali 

hadleri aşmış durumda. 

… 

Yol & kural bilmeyen şoförler, kullanacağı malzemeyi tanımayan ustalar, 

Yazının Devamını Oku

Çalışma isteği hakkında

İş ve çalışan bulma konusunun “keyifli” bir döneminde olmadığımız aşikar…

Eminim işin uzmanları konuyu, 

arz / talep, iş gücüne katılım, ekonomik parametreler 

ya da sektörel verilerle ele alıyordur.

… 

Bense konuya şu an için bireyi çok ilgilendiren ve iş hayatına doğrudan etki ettiğini çokça gördüğüm iki parametre ile ele almak istiyorum. 

Kişinin mali sabrı ve dayanıklılığı

Kişinin duygusal sınırı ve konfor alanı 

Konu iş veren ile çalışanı eşleştirme olunca, birçok alanda ve birçok dönemde istatistiklerde sadece bir sayı olarak yer bulan birey 

Yazının Devamını Oku

Çalışanı Neden Motive Edemiyoruz?

Önce ne istediğimize ve hemen ardından neden istediğimize bakalım mı?

Türk Dil Kurumuna göre motivasyon; isteklendirme ve güdüleme anlamlarını ifade ediyor.

 

İstek?

 

Bir şeye duyulan eğilim, arzu, şevk…

 

Peki ya güdü?

 

Yazının Devamını Oku

İlk ayağa kalkmanın dayanılmaz hafifliği!

Öğrenmek üzerine çokça yöntem, yaklaşım ya da öneri bulmak mümkün.

Ama işlerliği bozduğu halde, 

bazı davranışların değişmediğini görmek 

hayret verici. 

… 

Konuyu toplumsal yaşama, hayata, bireyin anlayış seviyesine yani 

daha derine taşırsak “eğitim” özelinde de 

ele alabiliriz. 

Ki yine de aynı derecede hayret verici. 

Yazının Devamını Oku

Hikaye Mühim

Hayır hayır… Hikayeleştirmeden, anlatıcılıktan,

ya da anlatım metodundan, 

iş hayatı insanının sevdiği yabancı ifade ile storytelling örneklerinden 

falan bahsetmiyorum. 

… 

Yeri geldiğinde hepsi değerli ve elzem ancak şu an 

öncelikli konumuz biraz daha 

derin. 

… 

Yazının Devamını Oku

Örnek Olma Gücü

Belki de öncü olmak,

vizyon sağlamak, katkı sunmak, 

inisiyatif almak… 

Ya da sadece duyarlı değil fonksiyonel duyarlı olmak. 

Birçok farklı şekilde ifade edilebilir ancak bilmeli ki kurumların tahmin edilenden daha büyük bir gücü var ve 

çoğunlukla bu gücü kullanmaktansa “görünen sosyal sorumlu” olmaya 

meylediyorlar. 

… 

Tercih midir yoksa beceri ve vizyon eksikliği midir bilemem. Hatta tamamen iyi niyetle yapılan 

Yazının Devamını Oku

Yangın Var!

Çok acı ve çok zor bir sürece şahit oluyoruz.

Şahit değil müdahil olan & olabilen herkese şükran borçluyuz. Böyle durumlardaki emeğin ve çabanın tarifi gerçekten çok zordur.

İşin teknik kısmına girmeden,

mühendis kökenli ( Orman Mühendisi ) biri olarak çok net söyleyebilirim ki;

bu acıyı sarmak için tüm ekipler

daha çokça uzun bir süre çaba sarf etmeye devam edecek.

Hatta genel ilgi azaldıktan çok sonra bile!

Yangın var!

Yazının Devamını Oku

İş Hayatında Aşı Gündemi

22 milyondan fazla kişinin, aşı hakkı olduğu halde aşı olmadığı ilginç bir gerçekliği yaşıyoruz.

Kaçının iş hayatında doğrudan karşılığı var bilinmiyor ama yönetimlerin, insan kaynaklarının, sorumluluk sahiplerinin 

ve bu süreçten etkilenme ihtimali olanların tedirginliğini 

fark etmek için istatistiğe gerek yok. 

… 

Sadece ekonomiye ve tüm iş alanlarına doğrudan etkisinden bahsetmiyorum, 

dolaylı olarak tüm süreçlere, operasyonlara etkisi 

sabit planlamaların çok ötesinde. 

Yazının Devamını Oku

Derinlik Üzerine

İşinizde ne kadar derinleşiyorsunuz?

Ne kadar uzman, ne kadar güncel ya da ne kadar gelişime, sıfırlanmaya ve

deneyimi cepte tutarak baştan başlamaya

açıksınız?

Bu soruların cevabı, otomasyonun yüksek bir ivme ile kabul gördüğü iş hayatında insan dokunuşunu

değerli kılan nokta olacak.

Yıllar önce kendisinden hiçbir şey öğrenmediğimi düşündüğüm bir yöneticimin (ki şu anda derin hayat dersleri aldığım görüşündeyim)

Yazının Devamını Oku

Tatilci Haller

Haydi açık olalım; sevgili beyaz yakalı, maalesef özgür değilsin!

Evet evet değilsin…

Ondandır tatil gördüğünde,

çocuklar gibi sevinip şen olman. Bu güzel tabi, ama daha ötesi var ki bak bunlar hayra alamet değil…

Hani tüm tatilleri heyecanla bekleyişlerin,

dönüş yolundaki buruk esprilerin, her gördüğün yere yerleşme isteğin,

küçük şirin cafe’den Bodrum’daki domatese ortak hayallerin,

hayatı tatil gibi yaşama isteğindeyken

tatili iş gibi yaşamaların,

Yazının Devamını Oku

Biz bir aileyiz

Kurumlar bu ifadeyi neden sık sık kullanır? Hiç düşündünüz mü?

Toplumumuzda çok derin ve değerli karşılığı olan “aile” kavramı ile yakınlık kurmak, 

aynı amaç için bir arada olunduğunun vurgusu, 

belki kurum için herkesin değerli olduğuna atıf, 

şu an ve gelecek üzerine güvence sözü & koruma vurgusu, 

“Neşeli Günler” nostaljisince kalbe dokunmak 

Vs. 

… 

Daha birçokları sayılabilir… 

Yazının Devamını Oku

Evde Kalamayanlar

Biraz mesleki merak, biraz da kişisel bilgi ağını tam tabiri ile kurcalamaya meyilli biri olarak, niteliğinden bağımsız fazlaca araştırma sonucunu incelediğimi söyleyebilirim.

Bu arada bilmeyenler için yetişkin eğitimi üzerine çalıştığımı ekleyeyim… Konu insan ve eğitim olunca bilgi çeşitliliğinden uzak durmak

net olarak imkansız.

Lakin geçtiğimiz günlerde öyle bir çalışma ile

öylesine tesadüfi olarak karşı karşıya kaldım ki, bu benim için bile şaşırtıcı oldu.

İsmi çok çarpıcı; Evde Kalamayanlar

Araştırmayı Universus adında, çok genç ve belli ki bir o kadar da aktif bir ekibin kurduğu Sosyal Araştırmalar Merkezi yayınlamış.

Yazının Devamını Oku

Hissettirilen Proje Uzunluğu

Çalışan insanın manifestosunu yazıp dillendirsek en öz ifadelerden biri bu olurdu sanırım.

“Hissettirilen” …

Sizde de çok anıyı canlandırdı mı?

İnsanları çoğunlukla işleri yormaz, çünkü iş alanı ne olursa olsun içsel ya da fiziksel olarak göreve bir ölçüde hazırlanır herkes.

Ama insanı insan öyle derinden yorar ki,

kurumlardaki birçok kırılım noktası buraya gelir sıkışır.

Yani hissedilen değil de hissettirilen mevzu oldukça mühim!

Yazının Devamını Oku

Bullet Point!

Evet evet “bullet point”…

Bir iş ortağımın söz konusu süreç ve içeriğin ana başlıklarını listelemem için 

benden rica ettiği şey, 

tam olarak bullet point. 

… 

Plaza dili esprileri artık uzun zamandır iş hayatının içindeyken, 

bazı kurumlar ve sayıları az da olsa bazı vizyon sahibi yöneticiler dile sahip çıkmakla ilgili iç kampanyalar başlatalı çok olmuşken, 

Cem Yılmaz’dan Kaan Sekban’a gösteri dünyası 

konuyu ele alıp farkındalıkta sıçrama yaratmışken ya da  ister istemez bu kullanımlar bir alay konusu olmuşken 

Yazının Devamını Oku

Performans değerlendirmede neredesiniz?

Performans; başarım.

Başarı; başarma işi, muvaffakiyet. 

Dil bilimi uzmanı değilim ama iş hayatındaki iş alışkanlığının, başarının, davranışın ve 

potansiyelin toptan ifadesi 

en doğru şekilde Fransızcadan gelen performans kelimesi ile eşleşiyor sanırım. 

Kelime derinliği açısından muvaffakiyete yakın olsam da 

iş hayatına dair bütünlük halen performansta. 

… 

Bu kısa yazıda konumuz kelime kökeni ya da performans olmadığı için burayı hızla geçiyor ve 

Yazının Devamını Oku

Sabah 09.00 Toplantısı

Ekibinizle... 09.00 toplantılarına devam ediyor musunuz?

Peki ya mesai kontrollerine ? Mesela çalışanınızın bilgisayarda aktif kaç saat geçirdiğini, adım adım hangi işleri takip ettiğini, 

kaç toplantı yapıp kaç rapor yazarken kaç mail cevapladığını 

kayıt altına alıyor musunuz? 

Açık ekran politikanızı anlık kurum içi yazışma programları ile destekleyip WhatsApp grupları 

ile taçlandırmaya ne dersiniz? 

Gün ortası, saat başı ya da gün sonu kontrolü ne durumda? 

Mesai başlangıcına ve gün içi kontrolüne sıkı sıkıya bağlıyken 

mesai dışı küçük (!) istekleriniz istediğiniz oranda karşılanıyor mu?

Yazının Devamını Oku