GeriŞahap Bayram TOKGÖZ Örnek Olma Gücü
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Örnek Olma Gücü

Belki de öncü olmak,

vizyon sağlamak, katkı sunmak, 

inisiyatif almak… 

Ya da sadece duyarlı değil fonksiyonel duyarlı olmak. 

Birçok farklı şekilde ifade edilebilir ancak bilmeli ki kurumların tahmin edilenden daha büyük bir gücü var ve 

çoğunlukla bu gücü kullanmaktansa “görünen sosyal sorumlu” olmaya 

meylediyorlar. 

… 

Tercih midir yoksa beceri ve vizyon eksikliği midir bilemem. Hatta tamamen iyi niyetle yapılan 

“biz bunu yapabildik” durumu bile olabilir.

… 

Fazlaca sosyal, toplumsal ya da çevresel gündemi olan & olmak zorunda kalan bir dönemin insanlarıyız. 

Dünyanın bu dönemine denk gelmek bizim seçimimiz değil lakin 

bununla ne yapacağımız bizim 

seçimimiz olacak! 

… 

Cinsiyet eşitliği, çocuk hakları, eğitime ve gelişime olan ihtiyaç, 

iklim krizleri, yangınlar, seller, müsilaj, 

yeşil enerji, atık yönetimi, 

gıda israfı, çeşitli hastalıklara maruz kalanlara destek, 

sağlıklı nesiller yetiştirmek

dezavantajlı grupları topluma entegre etmek 

ve daha birçokları. 

Fazlaca farklı konu saymak mümkün ve hiçbiri önceliksiz değil. 

Hepsi ve daha fazlası çok değerli, çok öncelikli, 

çok çok acil! 

… 

İş hayatı insanları ve tabi ki kurumları kendilerine seçtikleri farklı konularda yıllardır belirli varlıklar gösteriyor. 

Bu etkinlikte; son 20 yılda yükselen sosyal sorumlu hallerin, 

yeni neslin beklediği aidiyet ve anlam arayışının, 

görünürlüğe olan etkisinin 

etkilerini tabi ki görmek mümkün. 

Ama sizce de tüm bu faaliyetin reklam olmasa da yakın bir seviyede konumlanması çok yazık değil mi? 

Sadece bağış yapan, ekibi ya da müşterisi adına şunu ya da bunu yapan, 

reklamına sosyal sorumlu olduğu alanı 

logo olarak ekleyen, 

kısıtlı bir kitle ile çeşitli etkinlikler yapan 

kurumlar sizce de bir fırsat kaybı yaratmıyor mu? 

… 

Oysa bilmeli ki hiçbir değişim ya da gelişim merkezden başlatılmazsa anlam arz edecek kadar etkin olamaz. 

Hiçbir konuda sadece sivil toplumdan, 

devlet ya da özel sektör kurumlarından salt etkinlik beklemek 

doğru değil. 

Doğru olan ortak inisiyatifi harekete geçirip, o an için seçilen gündemin kültüre yansıtılmasıdır. 

Yani önce kendi söküğünü dikmektir. 

Kendi söküğünü dikerken, aynı kurumda bulunan büyük çalışan kitlesini eğitmek ve gücüne güvenmektir. 

… 

Tam olarak,; 

gündeminiz atık yönetimi ise kurum içinde bu konuda bilgilendirmeler yapmak, sadece kurum alanlarını değil çalışanların hayatına da dokunacak destekler sağlamaktan, 

gündem sporsa hayatlarına spor kültürünü sokmaktan, 

gıda israfı ya da sağlıklı gıda ise kurumun her alanını bu yönde güncellemekten ve bilgi kaynağı olmaktan bahsediyorum 

Özetle önemli ve etkin olan; 

seçilen & sahiplenilen konu neyse o konuda hem bilgi, hem uygulama hem de kişilerin hayatına dokunacak alanlar

 oluşturmaktır. 

… 

Çok zor değil… 

Cinsiyet eşitliği konusunda net bilgi mekanizmaları ve prosedürleri olan kurumlar biliyorum, 

sıfır atığı destekleyen ve 

tüm tüketim malzemelerini “dönüştürülebilir” alternatiflerden seçen yönetimler biliyorum, 

otelin çatısına kovan kurup çalışanlarına ve müşterilerine örnek olan üst yönetimler tanıyorum, 

bilgi yoğun aktiviteler yapan ama bunu yaparken sadece çalışana 

değil ailelere dokunanları gözlemliyorum. 

… 

Zor değil, sadece gücü görmek vizyonu buraya çıkarmak yeterli.

Etkisinin ise toplumu olumlu yönde ve hızla değiştirecek kadar 

güçlü olduğunu söylemek mümkün.

X

Çalışanı Neden Motive Edemiyoruz?

Önce ne istediğimize ve hemen ardından neden istediğimize bakalım mı?

Türk Dil Kurumuna göre motivasyon; isteklendirme ve güdüleme anlamlarını ifade ediyor.

 

İstek?

 

Bir şeye duyulan eğilim, arzu, şevk…

 

Peki ya güdü?

 

Yazının Devamını Oku

İlk ayağa kalkmanın dayanılmaz hafifliği!

Öğrenmek üzerine çokça yöntem, yaklaşım ya da öneri bulmak mümkün.

Ama işlerliği bozduğu halde, 

bazı davranışların değişmediğini görmek 

hayret verici. 

… 

Konuyu toplumsal yaşama, hayata, bireyin anlayış seviyesine yani 

daha derine taşırsak “eğitim” özelinde de 

ele alabiliriz. 

Ki yine de aynı derecede hayret verici. 

Yazının Devamını Oku

Hikaye Mühim

Hayır hayır… Hikayeleştirmeden, anlatıcılıktan,

ya da anlatım metodundan, 

iş hayatı insanının sevdiği yabancı ifade ile storytelling örneklerinden 

falan bahsetmiyorum. 

… 

Yeri geldiğinde hepsi değerli ve elzem ancak şu an 

öncelikli konumuz biraz daha 

derin. 

… 

Yazının Devamını Oku

Yangın Var!

Çok acı ve çok zor bir sürece şahit oluyoruz.

Şahit değil müdahil olan & olabilen herkese şükran borçluyuz. Böyle durumlardaki emeğin ve çabanın tarifi gerçekten çok zordur.

İşin teknik kısmına girmeden,

mühendis kökenli ( Orman Mühendisi ) biri olarak çok net söyleyebilirim ki;

bu acıyı sarmak için tüm ekipler

daha çokça uzun bir süre çaba sarf etmeye devam edecek.

Hatta genel ilgi azaldıktan çok sonra bile!

Yangın var!

Yazının Devamını Oku

İş Hayatında Aşı Gündemi

22 milyondan fazla kişinin, aşı hakkı olduğu halde aşı olmadığı ilginç bir gerçekliği yaşıyoruz.

Kaçının iş hayatında doğrudan karşılığı var bilinmiyor ama yönetimlerin, insan kaynaklarının, sorumluluk sahiplerinin 

ve bu süreçten etkilenme ihtimali olanların tedirginliğini 

fark etmek için istatistiğe gerek yok. 

… 

Sadece ekonomiye ve tüm iş alanlarına doğrudan etkisinden bahsetmiyorum, 

dolaylı olarak tüm süreçlere, operasyonlara etkisi 

sabit planlamaların çok ötesinde. 

Yazının Devamını Oku

Derinlik Üzerine

İşinizde ne kadar derinleşiyorsunuz?

Ne kadar uzman, ne kadar güncel ya da ne kadar gelişime, sıfırlanmaya ve

deneyimi cepte tutarak baştan başlamaya

açıksınız?

Bu soruların cevabı, otomasyonun yüksek bir ivme ile kabul gördüğü iş hayatında insan dokunuşunu

değerli kılan nokta olacak.

Yıllar önce kendisinden hiçbir şey öğrenmediğimi düşündüğüm bir yöneticimin (ki şu anda derin hayat dersleri aldığım görüşündeyim)

Yazının Devamını Oku

Tatilci Haller

Haydi açık olalım; sevgili beyaz yakalı, maalesef özgür değilsin!

Evet evet değilsin…

Ondandır tatil gördüğünde,

çocuklar gibi sevinip şen olman. Bu güzel tabi, ama daha ötesi var ki bak bunlar hayra alamet değil…

Hani tüm tatilleri heyecanla bekleyişlerin,

dönüş yolundaki buruk esprilerin, her gördüğün yere yerleşme isteğin,

küçük şirin cafe’den Bodrum’daki domatese ortak hayallerin,

hayatı tatil gibi yaşama isteğindeyken

tatili iş gibi yaşamaların,

Yazının Devamını Oku

Biz bir aileyiz

Kurumlar bu ifadeyi neden sık sık kullanır? Hiç düşündünüz mü?

Toplumumuzda çok derin ve değerli karşılığı olan “aile” kavramı ile yakınlık kurmak, 

aynı amaç için bir arada olunduğunun vurgusu, 

belki kurum için herkesin değerli olduğuna atıf, 

şu an ve gelecek üzerine güvence sözü & koruma vurgusu, 

“Neşeli Günler” nostaljisince kalbe dokunmak 

Vs. 

… 

Daha birçokları sayılabilir… 

Yazının Devamını Oku

Evde Kalamayanlar

Biraz mesleki merak, biraz da kişisel bilgi ağını tam tabiri ile kurcalamaya meyilli biri olarak, niteliğinden bağımsız fazlaca araştırma sonucunu incelediğimi söyleyebilirim.

Bu arada bilmeyenler için yetişkin eğitimi üzerine çalıştığımı ekleyeyim… Konu insan ve eğitim olunca bilgi çeşitliliğinden uzak durmak

net olarak imkansız.

Lakin geçtiğimiz günlerde öyle bir çalışma ile

öylesine tesadüfi olarak karşı karşıya kaldım ki, bu benim için bile şaşırtıcı oldu.

İsmi çok çarpıcı; Evde Kalamayanlar

Araştırmayı Universus adında, çok genç ve belli ki bir o kadar da aktif bir ekibin kurduğu Sosyal Araştırmalar Merkezi yayınlamış.

Yazının Devamını Oku

Hissettirilen Proje Uzunluğu

Çalışan insanın manifestosunu yazıp dillendirsek en öz ifadelerden biri bu olurdu sanırım.

“Hissettirilen” …

Sizde de çok anıyı canlandırdı mı?

İnsanları çoğunlukla işleri yormaz, çünkü iş alanı ne olursa olsun içsel ya da fiziksel olarak göreve bir ölçüde hazırlanır herkes.

Ama insanı insan öyle derinden yorar ki,

kurumlardaki birçok kırılım noktası buraya gelir sıkışır.

Yani hissedilen değil de hissettirilen mevzu oldukça mühim!

Yazının Devamını Oku

Bullet Point!

Evet evet “bullet point”…

Bir iş ortağımın söz konusu süreç ve içeriğin ana başlıklarını listelemem için 

benden rica ettiği şey, 

tam olarak bullet point. 

… 

Plaza dili esprileri artık uzun zamandır iş hayatının içindeyken, 

bazı kurumlar ve sayıları az da olsa bazı vizyon sahibi yöneticiler dile sahip çıkmakla ilgili iç kampanyalar başlatalı çok olmuşken, 

Cem Yılmaz’dan Kaan Sekban’a gösteri dünyası 

konuyu ele alıp farkındalıkta sıçrama yaratmışken ya da  ister istemez bu kullanımlar bir alay konusu olmuşken 

Yazının Devamını Oku

Performans değerlendirmede neredesiniz?

Performans; başarım.

Başarı; başarma işi, muvaffakiyet. 

Dil bilimi uzmanı değilim ama iş hayatındaki iş alışkanlığının, başarının, davranışın ve 

potansiyelin toptan ifadesi 

en doğru şekilde Fransızcadan gelen performans kelimesi ile eşleşiyor sanırım. 

Kelime derinliği açısından muvaffakiyete yakın olsam da 

iş hayatına dair bütünlük halen performansta. 

… 

Bu kısa yazıda konumuz kelime kökeni ya da performans olmadığı için burayı hızla geçiyor ve 

Yazının Devamını Oku

Sabah 09.00 Toplantısı

Ekibinizle... 09.00 toplantılarına devam ediyor musunuz?

Peki ya mesai kontrollerine ? Mesela çalışanınızın bilgisayarda aktif kaç saat geçirdiğini, adım adım hangi işleri takip ettiğini, 

kaç toplantı yapıp kaç rapor yazarken kaç mail cevapladığını 

kayıt altına alıyor musunuz? 

Açık ekran politikanızı anlık kurum içi yazışma programları ile destekleyip WhatsApp grupları 

ile taçlandırmaya ne dersiniz? 

Gün ortası, saat başı ya da gün sonu kontrolü ne durumda? 

Mesai başlangıcına ve gün içi kontrolüne sıkı sıkıya bağlıyken 

mesai dışı küçük (!) istekleriniz istediğiniz oranda karşılanıyor mu?

Yazının Devamını Oku

Çalışan Anneler

İşleri her zaman gözle görülür ölçüde zordu ama son bir yılda, görmeyi bırakın hayal edemediğimiz ölçüde bu zorluk katlandı sanki. Ne dersiniz? 

Hiçbir açıklama yapmadan ve öncelikli olarak vurgulamak istiyorum;

eğer pandemi döneminde özellikle

minnet gösterilmesi gereken bir kitle varsa o kesinlikle

çalışan annelerdir!

Üstelik her iş dalından tüm çalışan anneler…

Üretimde çalışanı, güvenlikte duranı, beyaz yakalılığa evden devam edeni, doktoru, esnafı, temizlik görevlisi,

hemşiresi, sipariş taşıyanı, öğretmeni,

tarlada çalışanı ya da avukatı… Hepsi!

Yazının Devamını Oku

Bir Başarı Hikayesi

Bayılıyoruz başarı hikayelerine…

Hatta çoğu zaman hikayenin niteliği, niceliği, başlangıç noktası vs hiç gözümüze gelmeden doğrudan

sonuca odaklanıyoruz.

Varlık, tanınırlık, cazibe ve ilgi odağı olma ve olmama!

Çoğu başarı hikayesi bundan ibaret.

Aman yanlış anlaşılmasın, her başarı hikayesi ve hatta her hikaye kendi içerisinde muazzam derecede

önemlidir. Ve elbette anlatılmaya, anılmaya değerdir.

Üstelik hepsinden çıkarılacak bir ders,

Yazının Devamını Oku

İş hayatında davulun sesi

Bu sesin ehil ve bilgili ellerde uzaktan hoş gelmesi muhtemel olsa da, iş hayatında konu biraz farklı sanki.

Hatta geçmiş deneyimleri ele alırsak deyişi biraz uyarlamak

doğru bile olabilir. Deneyelim;

“iş hayatında davulun sesi geliyorsa, iş işten çoktan geçmiştir”.

Ne dersiniz?

Çok net söylenebilir ki bir konu iş hayatında konuşulmaya başlandıysa,

o konu hakkında alınacak

aksiyon tasarlanmaya başlanmıştır bile.

Yazının Devamını Oku

İş Hayatındaki Yeni Konu; Freelance

Doğrudan üzerine odaklanılması gereken net bir konumuz var.

Olumlu ya da olumsuz, oldukça ciddi sonuçlar doğuracağını söylemek ise

şimdiden mümkün.

Yöneticilerin, planlayıcıların ve tüm çalışanların

hızla farkına varmasında sadece fayda değil, geleceğin

vizyonuna uyum ve

riskleri görebilme ihtimali de var.

“Freelance” çalıştırılmanın ayak sesleri duyuldu…

Yazının Devamını Oku

Yine Gözden Kaçmamalı

İş hayatının dinamikleri değişiyor, tamam.

 

Çalışma şekilleri, işlevsellikten kurum kültürüne kadar geniş bir yelpazede

etkin dönüşüme başladı bile…

Yakın dönemde dijitalin etkilerini değil katma değerini, uygulanış ve uyum sistemlerini,

ölçülebilir artı ve eksilerini ve

daha da önemlisi

gelecekte hazırladığı zemini konuşacağız gibi görünüyor.

Yazının Devamını Oku

Kurumda Cinsiyet Eşitliği - Hafıza

Bugün, toplumdaki cinsiyet algısı ile

beslenen “Kurumlarda Cinsiyet” konusunu, tekrar hatırlama

vaktidir düşüncesindeyim.

Şiddet farklı formlarda da olsa, maalesef kurumlarda da karşımıza çıkıyor.

Dikkat etmeli, hatırlamalı…

Eşitlik…

TDK’ya göre; iki veya daha çok şeyin eşit olması durumu, denklik, müsavilik, müsavat, muadelet,

kanunlar yönünden insanlar arasında ayrım

Yazının Devamını Oku