GeriRıza Özel Yaşadığı coğrafyanın tanıtım elçisi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yaşadığı coğrafyanın tanıtım elçisi

Kayseri’nin yılkı atlarını, Kapadokya’nın balonlarını, Tuz Gölü’nü fotoğraf turlarıyla dünyaya tanıtan bir isim Nuri Çorbacıoğlu.

Yaşadığı coğrafyanın tanıtım elçisi

Asıl mesleği öğretmenlikken tutkusu fotoğrafa sarılan Çorbacıoğlu, “20 yıldır fotoğrafla yatıp fotoğrafla kalkıyorum. Fotoğrafı bir yaşam biçimi olarak seçtim. Bugün fotoğrafa adanmış bir hayatı yaşıyorum” diye konuştu. Düzenlediği fotoğraf turları sayesinde yaşadığı coğrafyanın tanıtım elçisi gibi çalışan usta isim, “Fotoğraf turizmi nitelikli ve gelir seviyesi yüksek grupların ağırlandığı bir alan. Gelenler yüksek takipçili isimler ve burada çektikleri fotoğrafları kendi platformlarında paylaşıyor. Kısaca hem bıraktığı dövizle hem de kendi içerisindeki tanıtım gücü ile fotoğraf turizminin ülkeye katma değeri oldukça yüksek” sözleriyle sektörün önemini anlattı.

Yaşadığı coğrafyanın tanıtım elçisi

HOBİYDİ İŞE DÖNÜŞTÜ

Fotoğraf turları ile dünyanın önemli isimlerini bölgeye çekmeyi başaran Nuri Çorbacıoğlu ile hikâyesini, fotoğraflarını ve fotoğrafın turizmini konuştuk:
“Üniversite yıllarında seçmeli ders olarak fotoğrafı almıştım. Öyle başladı. Ama o zaman için şuursuz fotoğraf çektiğimi düşünüyorum. Okulun ardından Denizli’de öğretmenlik mesleğine atıldım. Denizli Mehmet Çakır Fotoğraf Sanat Evi hayatımda mihenk taşı oldu. Mehmet Çakır sayesinde fotoğraf hayatımın odağına oturdu. Sonrasında Kayseri’ye gittim, TED Koleji’nde 10 yıl boyunca tarih ve coğrafya öğretmenliği yaptım. Öğretmenliğin yanında fotoğraf hep oldu. Ulusal ve uluslararası fotoğraf yarışmalarını takip ettim. Fotoğraf öğretmenlikle birlikte hobiydi, bugünse tek işim ve profesyonel bir hal aldı.

Yaşadığı coğrafyanın tanıtım elçisi

BÖLGEYE GELEN BENİ BULUYOR

Fotoğraf turizmi yapıyorum. Beni sektöre taşıyan yine fotoğraflarım oldu. Yaşadığım bölgeyi, Kayseri’yi, Kapadokya’yı, çevresini fotoğrafladım çoğunlukla. Paylaşımlarım sayesinde fotoğraf meraklıları sosyal medyadan beni buluyorlardı. Eşe dosta gönüllü fotoğraf turları ile fotoğraf mihmandarlığı yapıyordum. Bir şeyi keşfettim. Yalnızca eşim dostum değil fotoğraf tutkunlarının büyük bir ilgisi vardı buraya. Bölgeye gelen beni bir şekilde bulmaya çalışıyordu. Meslektaşlarımın tavsiye ve yönlendirmeleriyle profesyonel olarak mihmandarlık yapmaya başladım.

Yaşadığı coğrafyanın tanıtım elçisi

FOTOĞRAFÇILAR İÇİN CENNET

Kayseri’de yılkı atları fotoğraflarım beni dünyaya tanıtmıştı. Dünya’da neredeyse bu kadar çok atı aynı noktada görebileceğiniz başka bir yer yok. ABD’de veya Moğolistan’da kısa aralıklarda ya da büyük bütçeler harcayarak çekebileceğiniz fotoğrafları Kayseri’de yılın 365 günü yakalama şansınız var. Kapadokya’da balonların size sunduğu görsel zenginliği yine dünyanın başka bir yerinde görmeniz imkânsız. Tuz Gölü yanı başımızda ışığı, doğası ve barındırdığı flamingoları ile bambaşka. Aynı noktada bu kadar zengin bir görsel şölen, üstelik bu kadar kolay ulaşılabilir. Fotoğrafçılar için bu coğrafya cennetten bir köşe.

Yaşadığı coğrafyanın tanıtım elçisi

KATMA DEĞERİ YÜKSEK

Kayseri, Kapadokya başta olmak üzere tüm Türkiye’de 2 ila 12 kişilik küçük gruplar için fotoğraf turları organize ediyorum, Cappadocia Photo Tours markasını kurdum. Her geçen gün bu turlara yeni destinasyonlar ve içerikler ekleyerek buraya gelen insanların tekrar gelmesi için çabalıyoruz. Bölgede dünyanın dört bir yanından konukları ağırlıyoruz. Fotoğraf turizmi nitelikli ve gelir seviyesi yüksek grupların ağırlandığı bir sektör. Üstelik gelenler yüksek takipçili isimler ve burada çektikleri fotoğrafları kendi platformlarında paylaşıyor. Bu sayede deklanşöre bastıkları her noktanın tanıtımını da yapıyorlar. Kısaca hem bıraktığı dövizle hem de kendi içerisindeki tanıtım gücü ile fotoğraf turizminin ülkeye katma değeri oldukça yüksek.”

Yaşadığı coğrafyanın tanıtım elçisi

YILKI ATLARININ ALİ DAYISI

Kayseri’deki yılkı atlarını fotoğraflarıyla dünyaya tanıtan, bugünse dünyadan fotoğrafçıların bölgeye gelmesini sağlayan Nuri Çorbacıoğlu ile bu atların hikâyesini de konuştuk. Kayseri Hörmetçi’deki atların 40 yıllık bir geçmişi olduğunu hatırlatan Çorbacıoğlu, “Bu atların sahibi Ali Kemer. Özellikle traktör yaygınlaşınca bu atlar boşa çıkmış yıllar içerisinde. Atları Ali Kemer almış, beslemiş, sahiplenmiş. ‘Atçı Ali Dayı’ diye biliyor herkes. Atlar biz keşfetmeden önce vardı burada. Ali Dayı, bu atlara sahip çıkmasaydı yok olurlardı. Bugün onun sayesinde hem yaşıyor hem bizler için görsel bir zenginlik sunabiliyorlar” dedi.

Yaşadığı coğrafyanın tanıtım elçisi

NURİ ÇORBACIOĞLU KİMDİR?

1981 yılında Denizli’nin Çivril İlçesi’nde dünyaya gelen Çorbacıoğlu, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği mezuniyeti ardından öğretmenlik mesleğini 15 yıla yakın Türkiye’nin saygın dershaneleri ve özel okullarında sürdürdü. Halen Kayseri Nuh Naci Yazgan Üniversitesi’nde fotoğraf dersleri veren Çorbacıoğlu, fotoğraf turları organize ediyor ve bu alanda danışmanlıklar yapıyor. 10’dan fazla ülkede 100’e yakın ödül ve sergilemesi bulunan Çorbacıoğlu, 2012 yılında Uluslararası Fotoğraf Sanatı Federasyonu (FIAP) tarafından, AFIAP unvanı ile onurlandırıldı. 20’ye yakın karma sergide yer alan sanatçının, ‘Yaşamdan Seçkiler’ ve ‘Güzel Atlar Ülkesi’nden Erciyes’e’ adlı iki kişisel sergisi bulunuyor. Çorbacıoğlu’nun ayrıca ‘İki Şehrin Dokusu’ adında, Bursa ve Kayseri fotoğraflarından oluşan bir de fotoğraf albümü yayınlandı. 2012 yılında kurduğu ‘‘Kayseri Fotoğraf Sanat Evi’nde fotoğraf meraklılarına bu sevgiyi aşılayan Nuri Çorbacıoğlu, son dönemlerde belgesel yapımcılığı, görüntü yönetmenliği ve yönetmenlik de yapıyor. Çorbacıoğlu’nun karelerine İnstagram’da @nuricorbacioglu hesabından ulaşabilirsiniz.

X

Fotoğrafa sarıldı bir daha bırakmadı

Sevgili okurlar... Bu hafta sizleri bir portre ustasıyla tanıştıracağım. Hem işi hem de nezaketi ile çok sevdiğim, arkadaşlığından ve dostluğundan büyük keyif aldığım bir kadın foto muhabiri Dilan Bozyel.



Diane Arbus’dan etkilenip sıra dışı bir şekilde fotoğrafa tutkuyla sarılan Dilan Bozyel, “Fotoğrafa adanmış hayatları yaşayanlar kendi özel hayatlarını yaşayamıyor. Ailemizi bile geri planda bırakmak zorunda kaldığımız anlar oluyor. Önceliğimiz her zaman fotoğraf” derken, erkek egemen bir meslekte erkek meslektaşlarından destek ve saygı gördüğünü söyledi.
İşte size hayatı ve fotoğraf üzerine gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbette Dilan Bozyel’in anlattıkları:



Yazının Devamını Oku

Son 400 metrede fotoğraf da yarışıyor

Sevgili okurlar... Gazi Mustafa Kemal Atatürk adına geçen hafta Veliefendi Hipodromu’nda düzenlenen 95. Gazi Koşusu yine muhteşem bir mücadeleye sahne oldu. ‘Burgas’ adlı yarış atıyla birinci olan jokey Ahmet Çelik, bu zaferiyle Gazi Koşusu’nu üst üste 7’nci kez kazanarak rekor da kırdı. Ve bu girişin ardından gelelim asıl konumuza yani fotoğrafa...



Bu hafta sizleri, daha öncekilerde olduğu gibi 95. Gazi Koşusu’nda da fotoğraf çeken Türkiye Jokey Kulübü(TJK) fotoğrafçılarından Çağatay Kenarlı ile tanıştırmak istiyorum. Yarış atlarını, “Büyüleyici ve asiller” diyerek iki kelimede özetleyen Çağatay Kenarlı, son düzlükteki fotoğraf heyacanını ve at yarışı fotoğraflarındaki zorluğu ise “Hakem bayrağını indirdiği anda bir yarış 1.5–2 dakika sürüyor. Yarıştan gördüğünüz kareleri çektiğimiz süre ise yalnızca 7-8 saniye süren son 400 metre” diye aktarıyor. Atları, yarışları ve elbette bu köşenin olmazsa olmazı fotoğrafı konuştuğumuz Çağatay Kenarlı, bakın neler anlatıyor:



GAZETECİLİKLE BAŞLADI

Yazının Devamını Oku

Görev izni istiyorum

Sevgili okurlar... Uzun süredir aralıksız bu sayfada sizlerle buluşuyoruz.

Geçen hafta sonu, başkanı olduğum Türkiye Foto Muhabirleri Derneği’nin (TFMD) 17. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdik. Türkiye’nin dört bir yanından meslektaşlarımızı ağırladığımız genel kurulumuzda, başkanlığımda yeni bir yönetimle tekrar göreve geldik. Ben öncelikle bu göreve bizleri layık görüp destekleyen tüm meslektaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Derneğimiz organizasyonunun yoğunluğu nedeniyle bu haftalık sizlerden de görev izni istiyorum. Haftaya tekrar fotoğrafa dair konuklarımızla sizlerle buluşacağız.


TFMD ATA'YI ZİYARET ETTİTFMD dernek yönetim kurulu ve üyeleri genel kurul sonrası, Anıtkabir’i ziyaret ederek Atatürk’ün mozolesine çelenk koydu.

Yazının Devamını Oku

Ankara’da şanslıyız

Kuş fotoğrafçılığının başarılı isimlerinden Okan Akyürek, “Ankara’da şanlıyız. Ankara ve çevresindeki iller su yolları üzerinde ve bu bölge ciddi kuş popülasyonu barındırıyor” dedi. Akyürek, 190 farklı türde kuşu fotoğrafladı.

Sevgili okurlarım, sizleri fotoğrafçılığın en sabır gerektiren alanlarından birinde, kuş fotoğrafçılığında başarılı işler üreten bir isimle tanıştırmak istiyorum; Okan Akyürek. Kuş fotoğrafçılığı, ornito fotoğraf olarak anılıyor. İç Anadolu’da 295 tescillenmiş kuş türü olduğunu anlatan Akyürek, 190 farklı türde kuşu fotoğraflamış. Ornito fotoğrafların inceliklerini aktaran Okan Akyürek, “Kuş senden korkuyor. Sen kuşun kaçmasından korkuyorsun” diyerek yaşadığı heyecanı dile getirdi. Okan Akyürek’le kuş fotoğraflarına uzanan yolculuğunu ve kuş fotoğrafları çekmenin inceliklerini konuştuk:



ÇİZERLİKLE BAŞLAYAN MESLEK HAYATI

“Eğitim hayatımın ardından çizer olarak dergilere iş yapmaya başladım. Gazetecilik hayatım da yine alaylı bir çizer olarak başladı. Sonrasında Daily News’te 1988’de sayfa sekreteri oldum. Ardından farklı gazetelerde görsel yönetmenliğe kadar yükseldim. Basında hep mutfakta yer aldım. Ve o mutfakta hep fotoğrafın gücüne inandım. Birçok gazetede yıllarca birinci sayfa yaptım. Birinci sayfa bir yayının vitrinidir. Birinci sayfa için seçilen, büyüyen habere dair fotoğraf, etkilidir, güçlüdür, kısacık bir fotoğraf altıyla bile gücünü hissettirir. İyi bir fotoğraf, haberi sayfada her zaman yukarı taşır.

Yazının Devamını Oku

İnşaat şantiyesinden fotoğraf stüdyosuna

Sevgili okurlar, sevgili fotoğraf sevdalıları... Bu haftaki konuğum Sefa Yamak’ı pek çoğunuz yakından tanıyor. Ve tabii birçoğunuz onu sosyal medyadaki tek aktif hesabı olan Instagram’dan da takip ediyor.



Sefa Yamak, babasının inşaat işleri için şehir şehir, şantiye şantiye gezmiş. İlk önceleri boş vakitlerinde çektiği fotoğraflar, ilerleyen yıllarda vazgeçilmez tutkusu ve her şeyi bir yana bırakıp çıktığı yeni yolculuğu yani mesleği haline gelmiş. Sefa Yamak’la yaptığımız fotoğraf sohbeti ve anlattıkları şöyle:



HER ŞEY HOBİYLE BAŞLADI

Yazının Devamını Oku

Ağrı Dağı’ndan Erciyes’e zirvedeki gazeteciler

Sevgili okurlar... Sizlere bu köşede kimi zaman usta bir fotoğrafçıyı, kimi zaman genç bir objektifi, kimi zaman gazetecilik mesleğinden önemli bir ismi, kimi zaman ise bir kitabı hatta bir fotoğraf yarışmasını anlattım. Bugün sizlere gazetecilerden oluşan doğasever bir grubu tanıtmak istiyorum: “Medyatrek.”



Ağrı Dağı’ndan Erciyes’e Türkiye’nin zirvelerine tırmanan Medyatrek, altı yılda altı farklı şehirde 15 farklı doğa etkinliğine imza attı. 100’e yakın gazetecinin katıldığı bu etkinlikler sırasında 20 köy okuluna ulaştı, üç bin çocuğa yardım götürdü.



KENDİ SESİMİZİ DUYURAMIYORUZ

Yazının Devamını Oku

Karanlık odadan şampiyonluklara

Sevgili okurlar... Fotoğrafın farklı alanlarından pek çok ismi her hafta bu köşede tanıma fırsatı buluyorsunuz. Bu hafta ise sizleri spor fotoğrafının usta isimlerinden biri ile tanıştırmak istiyorum: “Gökhan Kılınçer.”



Meslekte “dostum” dediğim, spor fotoğrafı alanında Türkiye’nin saygı duyulması gereken gözlerinden biridir. Tabii bizim meslekte “şans faktörü” de önemlidir. Gökhan Kılınçer, Süper Lig’in son 20 yılında Türkiye’deki tüm şampiyonluk maçlarını fotoğraflayacak kadar da sanslıdır.
Mesleğe ilk adımını ortaokul yıllarında atan sevgili dostum Gökhan Kılınçer’le foto muhabirliği hayatını, spor fotoğraflarının geçmişten günümüze yolculuğunu ve fotoğrafın geleceğine bakışını konuştuk. İşte Gökhan’ın anlattıkları:



Yazının Devamını Oku

Kızıyla birlikte fotoğraf aşkı da doğdu

Sevgili okurlar... Bu hafta sizlerle tanıştırmak istediği konuğum, freelance yani serbest çalışan başarılı bir foto muhabiri: “Tolga İldun.”



Sekiz yıl önce dünyaya gelen kızı Zeynep’in fotoğraflarını çekmek için bir fotoğraf makinesi almış ve fotoğrafa olan tutkusu işte böyle başlamış.
Sonrasında hayatının tam da merkezine giren fotoğraf tutkusu uğruna, 15 yıl çalıştığı otomotiv sektöründeki işini bırakmış.
Ve bugün sevgili Tolga İldun’un çektiği kareler, ulusal ve uluslararası birçok yayının sayfalarını süslüyor.
Tolga İldun, fotoğrafla tanıştıktan sonra hayatının nasıl değiştiğini şöyle anlatıyor:

Yazının Devamını Oku

Tazminatını Instagram’a sermaye yaptı

Bu haftaki konuğum bir Instagram yıldızı ve bu alanda Türkiye’nin en çok tanınan isimlerinden biri: “Ahmet Erdem.”



Instagram’ı keşfedince 12 yıllık işini bırakan ve tazminatını sermaye yapıp yollara çıkan Ahmet Erdem, Türkiye’nin cennet köşelerini dünyaya tanıttı, tanıtmaya da devam ediyor.
Karadeniz yaylalarının tesisleşmesindeki payına dert yanan Ahmet Erdem, “Kimsenin bilmediği cennet köşeleri gösterdik. Bazı yerlerin bozulmasında pay sahibiyiz, kabul ediyorum, ama bunun asıl sebebi biz değiliz. Oradaki insanların açgözlülüğü ve turizm sektörünü bilmemesiydi” diyor.
Hayallerinin peşinde koşan cesur bir fotoğraf tutkunu Ahmet Erdem’le hayat yolculuğunu ve başarılarını konuştuk, şunları anlattı:


Yazının Devamını Oku

Korona oldum evde uçurdum

Hürriyet sayfalarına bu hafta Türkiye’nin başarılı drone fotoğrafçılarından genç bir ismi taşıyoruz. Sizleri İhlas Haber Ajansı’nın gökyüzündeki gözü Ahmet Faruk Sarıkoç’la tanıştırmak istiyorum. Henüz 16 yaşında mesleğe adım atan Sarıkoç’un çektiği fotoğraflar gazete sayfalarını, görüntüler haber bültenlerini süslüyor. Bu genç isim fotoğraflarıyla sosyal medyanın da ilgisini çekiyor.

BABA MESLEĞİNİ SEÇTİM

Ahmet Faruk Sarıkoç’la mesleğe başlangıç hikâyesini ve drone tutkusunu konuştuk:
“Gazetecilik baba mesleği aslında. Babam Hüseyin Sarıkoç, Türkiye Gazetesi’nde Yazı İşleri Müdürü’ydü. Bugün İHA’da çalışıyorum. Çalıştığım ajansın girişinde İHA’nın açılış kurdelesinin kesildiği fotoğrafın yer aldığı bir gazete sayfası var. O fotoğrafta babam da var. Ajansı kuran ekipten bir ismin oğlu olarak burada görev yapmak benim için ayrı bir gurur. Dolayısıyla evimizde hep fotoğraf makineleri olurdu. Çocukluğum evdeki filmli makinelerle fotoğraflar çekerek geçti. Çocukluk sonrasında lise eğitimini şehir dışında almak, hayat tecrübesi kazanmak istiyordum. Balıkesir’de yurtta kalarak Adnan Menderes Lisesi’ne gittim.



Yazının Devamını Oku

Şanslı azınlıktayım sevdiğim işi yapıyorum

Reuters Foto Muhabiri Ümit Bektaş: “Uluslararası bir ajansta çalışmanın foto muhabirine iki temel katkısı var. 1) Mesleki standartlarınız yükseliyor. 2) Yaptığınız işin görünürlüğü uluslararası bir boyuta taşınıyor.”



Bu haftaki konuğum, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği(TFMD) Yılın Basın Fotoğrafları 2021’e damgasını vuran bir isim: “Reuters Foto Muhabiri Ümit Bektaş.”
Yarışmada bu yıl “Yılın Haber”, “Yılın Pandemi”, “Yılın Günlük Yaşam” ödüllerinin yanı sıra bir de “Jüri Özel” ödülünü de alan Ümit Bektaş, bu başarısı ile yarışma tarihinde de bir ilki gerçekleştirmiş oldu. Yani özetle ilk kez bir foto muhabiri, aynı anda üç kategoride birincilik kazandı.



Yazının Devamını Oku

Süper kahramanı nikâh şahidi oldu

Gezgin Foto, fotoğraf tutkunlarının bildiği, yakından takip ettiği bir dergi. Bu derginin imtiyaz sahibi Adem Meleke, genç yaşlarda fotoğraf çekmeye başlasa da hayat mücadelesi başka alanlara yöneltmiş.



“Fotoğraf, çocukluk hayalimdi. 17 yaşındayken Coşkun Aral olmak istiyordum. Yıllar sonra Coşkun Aral, nikâh şahidim oldu. Süper kahramanım, ustam, abim oldu” diyen Meleke, Gezgin Foto’nun amacını ise şöyle özetliyor: “‘Ben fotoğrafçıyım’ diyen herkese kendilerini ifade edece bir alan vermek.”
Tam kapanma sürecinde fotoğraf çekmek için ABD’de kendisine altı bin kilometrelik bir rota hazırlayan Adem Meleke ile bu yolculuğu öncesinde hem fotoğrafa bakışını hem de Gezgin Foto’yu konuştuk.



Yazının Devamını Oku

Hürriyet’in genç yeteneği

Türkiye Foto Muhabirleri Derneği, 1985 yılından bu yana aralıksız olarak Yılın Basın Fotoğrafları Yarışması’nı düzenliyor.



Geçtiğimiz günlerde bu önemli organizasyonun sonuçları açıklandı. 5 bin 188 kare fotoğrafın yarıştığı organizasyonda Hürriyet foto muhabirleri Mert Gökhan Koç, Selahattin Sönmez ve Selçuk Şamiloğlu 6 ödül kazandı. Bu ödüllerden üçünü gazetenin genç yeteneği Mert Gökhan Koç aldı. Bugün sizlere bu genç yeteneği tanıtmak istiyorum.

YARIŞMANIN PRESTİJİ

Bir fotoğraf yarışmasının prestijini belirleyen birkaç unsur var. Biri kaç yıldır yapıldığı ki Yılın Basın Fotoğrafları, Türkiye’de aralıksız olarak düzenlenen en eski ve köklü fotoğraf yarışması olarak bugünlere geldi. Bir diğeri kaç fotoğrafın organizasyona katıldığı ki her yıl 5 bin karenin üzerinde aldığı başvuru ile bu alanda da yarışma zirvede yer alıyor. Ve belki de en önemlisi kimin, nasıl seçtiği ki Yılın Basın Fotoğrafları Yarışması her yıl jüri toplantılarını ayrı bir organizasyon gibi geniş katılımla yapıyor. Türkiye’nin yanı sıra dünyadan isimleri jürisinde konuk ederek fotoğraf alanında önemli isimleri bir araya getirmeyi başarıyor. Jürisinde özel davetlileri ağırlıyor, fotoğraf üzerine tartışmalara tanık olmalarını sağlıyor. Sanırım bu saydıklarım arkadaşlarımızın aldığı ödüllerin önemini aktarmak için yeterlidir.

Yazının Devamını Oku

Tablo değil, hücre

Gözün görmediği alanın renkli dünyasından fotoğrafları “Mikroskopi” adlı başvuru kitabında toplayan Prof. Dr. Alp Can, Türkiye’de Türkçe yazılmış tek kaynak yayın olan bu çalışmasıyla geçtiğimiz ay Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın elinden Türkiye Bilimler Akademisi Bilimsel Telif Eser Ödülü aldı.

Mikrografi (mikroskobik fotoğraf) konusunda 33 yılı aşkın süredir çalışma yapan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Can’ın “Yaşam Bilimlerinde A’dan Z’ye Mikroskopi” isimli kitabı hem bilim hem de fotoğraf dünyasında ses getirdi.



MİLİMETRENİN MİLYONDA BİRİ

Mikroskop kullanılarak çok özel tekniklerle çekilen fotoğraflara, kullanılan teknolojiye göre milimetrenin milyonda biri büyüklüğü yansıtılabiliyor. Mikrografi adı verilen mikroskobik fotoğraf konusunda Türkiye’de uzun yıllardır fotoğrafları ile uluslararası alanda ödüller de alan Prof. Dr. Can, “Yaşam Bilimlerinde A’dan Z’ye Mikroskopi” isimli kitabında kendi arşivinden çok sayıda mikrografa da yer verdi.

Yazının Devamını Oku

Sağlıkçılara saygı sergisi

Koronavirüs tüm dünyayı sardı hatta derinden sarstı. Gözlerimizden saklanan bu gizli düşman, yaşamlarımızı olağan akışının dışına sürüklerken sağlık çalışanlarının insan hayatı üzerindeki etkisini de acı bir süreçte gösterdi bize.

Hacettepe Üniversitesi ise Mutlu Topaloğlu’nun fotoğraflarıyla hazırladığı dijital bir sergi ile sağlık çalışanlarına ‘saygı’ sundu. corona.hacettepe.edu.tr/sergi/ adresinden online gezilebilen ‘Gizli Düşman’ adlı sergide 67 fotoğraf yer alıyor.



DİJİTAL OLMASININ SEBEBİ KONUSU

Hacettepe Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü Foto Film Birimi sorumlusu Mutlu Topaloğlu’yla ‘Sağlık çalışanlarına saygı duruşu’ sloganı ile açılan ‘Gizli Düşman’ sergisini ve fotoğraf tutkusunu konuştuk;

Yazının Devamını Oku

Fotoğraflar maç yaparsa

Evet evet, bu yarışmada fotoğraflar gerçekten maç yapıyor. Türkiye’de ortaya çıkan bu sıra dışı fotoğraf uygulamasının adı “PhotoCup.”



Uluslararası alanda da ilgi çeken ve kısa sürede 40 binin üzerinde üyeye ulaşan PhotoCup uygulamasında, fotoğraflar tıpkı bir spor müsabakalarındaki gibi ikili karşılaşmalara çıkıyor. Karşılaşmalarda en çok oyu alan bir üst tura ve nihayetinde de kupaya ulaşıyor. Fotoğraf tutkunlarını heyecanlandıran PhotoCup’ın yaratıcısı ise fotoğraf dünyasının yakından tanıdığı bir isim “Niko Guido.”
Kendisi, “İstanbul 365 gün” ve “Ben İstanbul” gibi projelerin yanı sıra uluslararası alanda yaptığı “14 Şehir” gibi birçok fotoğraf projesinin de sahibi. Tekrar PhotoCup’a dönersek, uygulama 1 Mayıs 2020’de hayata geçiyor ve bu sürede 40 binin üzerinde üyeye ulaşıyor. Zaman zaman bazı projelerde birlikte çalışma şansı da bulduğum usta fotoğrafçı Niko Guido, uygulamaya haftalık 15 bin fotoğraf yüklendiğini, 8 milyon oy kullanıldığını, her hafta pazar ve çarşamba günleri başlayan iki farklı kupa mücadelesinin verildiğini anlatırken bizi gerçekten heyecanlandırıyor. Bu uygulamanın Türkiye’de ortaya çıktığını ve özgün formatıyla dünyada tek olma özelliği taşıdığını aktaran Niko Guido ile PhotoCup’ın her yönünü konuştuk. Bakın neler anlattı:



Yazının Devamını Oku

Emekli albayın objektifinden

Şenol Zümrüt... Geçen aylarda Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan “albay” rütbesiyle emekli oldu. Asker kimliğinin yanı sıra Ankara’da fotoğraf camiasının tanıdığı, “uluslararası ödüller kazanmış” bir isim.

Son yıllarda birbirinin aynı fotoğraf karelerin üretilmesini eleştiren Şenol Zümrüt, “Sanatın oluşumunda mimesis(taklit) her zaman mevcuttur, ancak tekrar, arzu edilen bir durum değildir. Benzer çalışmaları üretmek, popüler olanın peşinde yol almak, kaçınılmaz olarak beğeni anlayışının sıradanlaşmasına neden oluyor” diyor.
Fotoğraf camiasının “komutan”ı Şenol Zümrüt’le, bir hobi olarak başladığı ve sonrasında ise aldığı ödüllerle kendini ispatladığı fotoğraf alanındaki tutkusunu konuştuk. İşte anlattıkları:



BELGELEME İLE MACERA BAŞLADI

Yazının Devamını Oku

Başkent beyaz perdede görünmüyor

Demir parmaklıkların çevrelediği dört duvar arasında umudun adıydı, ‘Uçurtmayı Vurmasınlar’. Bir Anadolu takımını tutmanın keyfini yaşatıp Gençlerbirliği’ni sevdirdi ‘Behzat Ç’. Buruk bir aşkın hüzünlü hikâyesinde bu kez kalbimizi alıp götürdü;


'Aşk Tesadüfleri Sever’. Yüreklerimizi ısıtırken ‘Yusuf Yusuf’, kahkahalara boğdu hepimizi ‘Köyden İndim Şehire’. Ankara’nın mekânlarını anlattı ‘Siyah Beyaz’. Başkent’in gettosunda dolaştırdı ‘Yolunda A.Ş. Çinçin Hikâyesi”. Geçim sıkıntısı öğretti ‘Düttürü Dünya’. Tüm bu filmlerin ortak özelliği Ankara’da çekilmiş olmaları...
ANKARA FİLMLERİNİ KİTAPLAŞTIRDI

Araştırmacı Uğur Kavas, Ankara’da çekilen veya adında Ankara geçen tüm sinema filmlerini kitaplaştırdı. ‘Ankara’dan Sahneler ve Kaderin Mahkumları’ isimli kitapta filmler, oyuncu ve mekân fotoğrafları, sinopsis, künye bilgileri ile yer alıyor. Az sayıda basılan kitap, Film Yapımcıları Meslek Birliği’nin ‘FİYAB Kültür Yayını’ olarak Kültür Bakanlığı’na, kütüphanelere, belediyelerin kültür müdürlüklerine, yönetmenlere ve üniversitelerin sinema bölümlerine gönderildi.

1925’DEN 2019’A YALNIZCA 46 FİLM

“Başkent maalesef beyaz perdede görünmüyor” sözleriyle sinemada Ankara’nın hak ettiği şekilde görünmediğini dile getiren Kavas’la kitabını ve Ankara’da çekilen filmleri konuştuk: “Kitapta 1925 ve 2019 yılları arasında çekilen 46 film ve 1968-2008 yılları arasında Ankara konulu 47 belgesele ve 17 diziye ulaşabildim. Kitapta, Ankara’da çekilen ilk film olan Merian Cooper ve Ernest Schıedsack’ın yönetmenliğini yaptığı ‘Çimen-Bir Halkın Yaşam Mücadelesi’ de anlatılıyor. Herhalde başkentinin kendi sinemasında en az göründüğü ülke Türkiye’dir. Ülkenin başkentinin çok daha fazla ön planda olması, şehrin filmlerde plato olarak kullanılması gerekir.

Yazının Devamını Oku

Fotoğrafla başka diyarlara yolculuk

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Alp Can, tıp alanındaki başarılı çalışmalarının yanı sıra fotoğraf alanında da sergileri, yayınları, aldığı ödüllerle adından söz ettiriyor.

Prof. Dr. Can’ın fotoğrafları, özellikle iki farklı alanda dikkat çekiyor. Ancak mikroskop altında görülebilen, dünyayı estetik bir gözle fotoğraflarına yansıtan Prof. Dr. Can, uçsuz bucaksız maviliklerin altındaki rengârenk hayatı su altı karelerine taşıyor.

ANKARA DENİZLERE YAKIN

Prof. Dr. Alp Can’la görev yaptığı Ankara Üniversitesi’nde “Aquagraph” adını verdiği fotoğraf albümünü incelerken, uzun ve keyifli bir sohbet yaptık. Ankara’da yaşayan bir fotoğraf tutkunu için su altı merakını sorduğumda, “Ankara, denizi olmayan bir şehir belki ama Türkiye’nin tüm denizlerine aynı yakınlıkta. Bir de denizin yanındaki insanlar bazen denizi görmüyor bile. Ormanda yaşamaya başlayınca gözleriniz ağaçları görmez” sözleriyle karşılık verdi. Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli denizlerinde 2 bin 500’ün üzerinde dalış yapan Can’la fotoğraf tutkusunu konuştuk:

FOTOĞRAF HEP VARDI

Yazının Devamını Oku