GeriRıza Özel İnşaat şantiyesinden fotoğraf stüdyosuna
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İnşaat şantiyesinden fotoğraf stüdyosuna

Sevgili okurlar, sevgili fotoğraf sevdalıları... Bu haftaki konuğum Sefa Yamak’ı pek çoğunuz yakından tanıyor. Ve tabii birçoğunuz onu sosyal medyadaki tek aktif hesabı olan Instagram’dan da takip ediyor.

İnşaat şantiyesinden fotoğraf stüdyosuna

Sefa Yamak, babasının inşaat işleri için şehir şehir, şantiye şantiye gezmiş. İlk önceleri boş vakitlerinde çektiği fotoğraflar, ilerleyen yıllarda vazgeçilmez tutkusu ve her şeyi bir yana bırakıp çıktığı yeni yolculuğu yani mesleği haline gelmiş. Sefa Yamak’la yaptığımız fotoğraf sohbeti ve anlattıkları şöyle:

İnşaat şantiyesinden fotoğraf stüdyosuna

HER ŞEY HOBİYLE BAŞLADI

“Fotoğraf makinesi ile ilk olarak ilkokul yıllarımda tanıştım. Anneannemin komşusu olan Türkiye’nin ilk kokartlı rehberlerinden Zeki Yafet’e ait fotoğraf makinesinin vizöründen bakar, boş(filmsiz) makinenin deklanşörüne basarak o anın fotoğrafını çektiğimi hayal ederdim. Tabii o hikâye orada kaldı. Yıllar sonra bu kez üniversitede ise hobi edinme merakıyla bir fotoğraf makinesi aldım.

İnşaat şantiyesinden fotoğraf stüdyosuna

BOŞ VAKİTLERDE FOTOĞRAF

Babam inşaat işleri ile uğraşıyordu, Kastamonu’da bir kireç fabrikası almıştı. Babamın işlerine yardım etmeye başladım. Farklı bir şehirde, kendime ayırdığım boş vakitlerde fotoğraflar çekmeye başladım. Babamın işleri ve şantiye hayatı Kastamonu’dan sonra beni Libya’ya, Bilecik’e sürükledi. Tabii makine hep boynumdaydı. Hem oraları gezip manzaralar hem de insan portreleri çekiyordum.

İnşaat şantiyesinden fotoğraf stüdyosuna

INSTAGRAM BÜYÜK BİR ŞANS

Tüm bu süreçlerin Instagram’ın yeni doğduğu yıllara denk gelmesi benim için şanstı. Instagram’ı keşfettiğimde kendimi ifade edebileceğim bir alan olarak gördüm. Instagram’ın ilk kullanıcılarından biriyim. Instagram’ın ilk yıllarında algoritmalar fotoğrafçıya dönük ve fotoğrafçıyı pozitif etkileyen bir yapıya sahipti. Aktif kullanınca bir takipçi popülasyonu oluşmaya başladı. Facebook’un satın almasıyla da popülaritesi arttı.

İnşaat şantiyesinden fotoğraf stüdyosuna

GELİR ARTTI ŞANTİYEYİ BIRAKTI

Türkiye’ye yönelik projeler yapmaya başladım, ama bir taraftan şantiye işleri devam ediyordu. Haftada iki gün fotoğraf çekip, bu kareleri hafta içinde paylaşıyordum. Baktım ki bu platformdan elde ettiğim gelir hayatımı idame ettirmemi sağlamaya yetiyor. Şantiye işlerini bıraktım ve tüm vaktimi fotoğrafa ayırmaya karar verdim.

İnşaat şantiyesinden fotoğraf stüdyosuna

VE BUGÜN 10 KİŞİ ÇALIŞIYOR

Profesyonel olarak 1 Mayıs 2014’te ‘Sefa Yamak Fotoğraf’ı kurdum ve fotoğraf üzerine projeler üretmeye devam ettim. Sosyal medyayı aktif kullanırken sosyal medyadan edindiğim network’le farklı işler farklı fotoğraf projeleri de yapmaya başladım. Sonrasında işimi de geliştirdim ve fotoğrafın yanı sıra şirket bünyesine video ve post prodüksiyonu da kattım. Bugün marka yüzü benim ama 10 kişi çalışıyor.

İnşaat şantiyesinden fotoğraf stüdyosuna

PANDEMİ BİZİ STÜDYOYA ATTI

Sosyal medyada aktif kullandığım için bir çok marka ile de iş birliği yapıyorum. Örneğin son iki yıldır ‘Oppo Türkiye’ ile çalışıyorum. Geçtiğimiz yıl mart ayında Seyrantepe’de bir stüdyo aldım. Fotoğraf eğitimleri de vereceğimiz bir merkez olsun çabasındayken pandemiden dolayı birçok şirket fotoğraflar için stüdyoları tercih etti. Kısaca kapalı mekânda fotoğraf çekme hayali yokken pandemi bizi aldığımız bu stüdyoya attı.

İnşaat şantiyesinden fotoğraf stüdyosuna

INSTAGRAM MAĞAZA VİTRİNİ

Sanat için fotoğraf çekmiyorum, hayatta kalmak için fotoğraf çekiyorum. Kendi duruşumu bozmadan bunca yıldır işimi yapıyorum. Instagram benim için her zaman mağaza vitrini gibi. Yaptığım işleri insanlar görsün istiyorum. İlk başlarda siyah-beyaz portreler ve manzaralar koyuyordum. Yeni birileri bu platforma girip rekabet artınca biz eski kullanıcılar da ayak uydurmak sorunda kaldık. Portreden çıkıp manzara fotoğraflarına kaydık, ama ben hep insanların duygularına dokunan kareleri sunmaktan keyif alıyorum.

İnşaat şantiyesinden fotoğraf stüdyosuna

HİNDİSTAN AYRI İZ BIRAKTI

2016’dan sonra üst üste üç yıl Hindistan’a gittim. O dönem portfolyomda portrelere ağırlık verdim. İnsanların da porte fotoğrafı çekmekten keyif aldığımı görmelerini istedim. Türkiye’nin dört yanını gezdim. Nepal’den Malezya’ya, Katar’dan Fas’a, Fransa’dan İspanya’ya... 20’den fazla ülkeye gittim, ama Hindistan bende hep ayrı bir iz bıraktı.”

İnşaat şantiyesinden fotoğraf stüdyosuna

SEFA YAMAK KİMDİR

1982 yılında Rize’de doğan Sefa Yamak, çocukluk yıllarını Rize’de geçirdi. Yeditepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde eğitim gördüğü yıllarda fotoğrafla tanışan Yamak, babasının inşaat şirketinde çalıştığı yıllarda gezdiği Anadolu’yu fotoğraflamaya başladı. 2011 yılında ilk projesi ‘Samsung Durdur Zamanı’ ile sosyal medyada tanınmaya başladı. Aynı yıl ‘Sefa Yamak Fotoğraf Ajansı’nı kurdu. 2015 yılında #instart adına tüm sosyal ağ trendlerini bir araya getirdi ve Türkiye’nin ilk konsept Instagram yarışmasını düzenleyerek hayatımıza bir yenilik getirdi. 2018 ve 2019 yıllarında ‘Untitledportraits’ adı altında iki sergi açtı. Yamak, sosyal medyada fotoğraf projelerini sürdürüyor.

X

Vizörde COVID-19 kahramanları

Ankara’dan önce mesleğimin 10 yılı Antalya’da geçti. Bu haftaki yazımda o yıllardan tanıdığım bir meslektaşımı siz Hürriyet Ankara okurlarıyla tanıştırmak istiyorum.

Afyonkarahisar’da gazetecilik hayatını sürdüren Ömer Mazi, geçtiğimiz günlerde sağlık çalışanlarının çabalarını, açtığı ‘COVID-19 Kahramanları’ sergisindeki 78 fotoğrafla yaşadığı kente aktardı. Ömer Mazi ile mesleğini ve sergisini konuştuk:

GAZETECİLİK ÇOCUKLUK HAYALİMDİ

“Çocukluktan bu yana ilkokul hayatım gazeteci olmaktı. Ama elbette hayat farklı noktalara sürükleyebiliyor insanı. Gençlik yıllarında turizm sektöründe yıldızlı otellerde 5 yıl farklı pozisyonlarda çalıştıktan sonra hayal ettiğim işi yapmak için anlık bir kararla her şeyi geride bıraktım. Ailem Antalya Manavgat’ta yaşıyordu. Manavgat’ta yerel bir televizyon kanalında işe başladım, 1994 yılıydı. Muhabir olarak başlamışken kısa süre sonra orada ana haber sunmaya, programlar hazırlamaya başlamıştım. Böylece mesleğe ilk adımımı attım. 2 yıl sonra Akdeniz’de yayınlanan bölgesel gazete Atılım’ın Manavgat muhabiri oldum.

PROJE HAYATA GEÇMEDİ BEN KALDIM

1996’da Sabah Gazetesi’nde Manavgat muhabiri olarak başlamıştım ki iki ay geçmeden beni Antalya’ya çağırdılar. Ve meslekte Antalya macerası başladı. 13 yıl Sabah Gazetesi’nde görev yaptım. Bu 13 yılın 10 yılında fiilen çalıştım. 2006’da Isparta Belediyesi’nde basın müdürü olarak çalışmaya başladım. O dönemde de üç yıl boyunca yine yazılarım Sabah’ta yayınlanmaya devam etti. Bir yıl Hürriyet Gazetesi’nde röportajlar yaptım, Cumhuriyet Gazetesi’nde haberlerim yayınlandı. 2010’da Afyonkarahisar’dan teklif aldım. Bir bölge gazetesi ve televizyonu kurulacaktı. Bu ekibin başında olacaktım, proje hayata geçmedi ama Afyonkarahisar’da gittiğimde kendi dergim CafeLife’ı çıkarmaya başlamıştım. Dolayısıyla Afyonkarahisar’da kaldım. Bugün dergi, Afyon’un yanı sıra Eskişehir, Kütahya ve Uşak’ta da yayınlanan aylık yayın haline geldi. Bu başarı yeni dergi projeleri için tercih edilmeme sebep oldu. Farklı kurumlara da dergiler yapıyorum.

Yazının Devamını Oku

Fotoğrafa sarıldı bir daha bırakmadı

Sevgili okurlar... Bu hafta sizleri bir portre ustasıyla tanıştıracağım. Hem işi hem de nezaketi ile çok sevdiğim, arkadaşlığından ve dostluğundan büyük keyif aldığım bir kadın foto muhabiri Dilan Bozyel.



Diane Arbus’dan etkilenip sıra dışı bir şekilde fotoğrafa tutkuyla sarılan Dilan Bozyel, “Fotoğrafa adanmış hayatları yaşayanlar kendi özel hayatlarını yaşayamıyor. Ailemizi bile geri planda bırakmak zorunda kaldığımız anlar oluyor. Önceliğimiz her zaman fotoğraf” derken, erkek egemen bir meslekte erkek meslektaşlarından destek ve saygı gördüğünü söyledi.
İşte size hayatı ve fotoğraf üzerine gerçekleştirdiğimiz keyifli sohbette Dilan Bozyel’in anlattıkları:



Yazının Devamını Oku

Son 400 metrede fotoğraf da yarışıyor

Sevgili okurlar... Gazi Mustafa Kemal Atatürk adına geçen hafta Veliefendi Hipodromu’nda düzenlenen 95. Gazi Koşusu yine muhteşem bir mücadeleye sahne oldu. ‘Burgas’ adlı yarış atıyla birinci olan jokey Ahmet Çelik, bu zaferiyle Gazi Koşusu’nu üst üste 7’nci kez kazanarak rekor da kırdı. Ve bu girişin ardından gelelim asıl konumuza yani fotoğrafa...



Bu hafta sizleri, daha öncekilerde olduğu gibi 95. Gazi Koşusu’nda da fotoğraf çeken Türkiye Jokey Kulübü(TJK) fotoğrafçılarından Çağatay Kenarlı ile tanıştırmak istiyorum. Yarış atlarını, “Büyüleyici ve asiller” diyerek iki kelimede özetleyen Çağatay Kenarlı, son düzlükteki fotoğraf heyacanını ve at yarışı fotoğraflarındaki zorluğu ise “Hakem bayrağını indirdiği anda bir yarış 1.5–2 dakika sürüyor. Yarıştan gördüğünüz kareleri çektiğimiz süre ise yalnızca 7-8 saniye süren son 400 metre” diye aktarıyor. Atları, yarışları ve elbette bu köşenin olmazsa olmazı fotoğrafı konuştuğumuz Çağatay Kenarlı, bakın neler anlatıyor:



GAZETECİLİKLE BAŞLADI

Yazının Devamını Oku

Görev izni istiyorum

Sevgili okurlar... Uzun süredir aralıksız bu sayfada sizlerle buluşuyoruz.

Geçen hafta sonu, başkanı olduğum Türkiye Foto Muhabirleri Derneği’nin (TFMD) 17. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdik. Türkiye’nin dört bir yanından meslektaşlarımızı ağırladığımız genel kurulumuzda, başkanlığımda yeni bir yönetimle tekrar göreve geldik. Ben öncelikle bu göreve bizleri layık görüp destekleyen tüm meslektaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Derneğimiz organizasyonunun yoğunluğu nedeniyle bu haftalık sizlerden de görev izni istiyorum. Haftaya tekrar fotoğrafa dair konuklarımızla sizlerle buluşacağız.


TFMD ATA'YI ZİYARET ETTİTFMD dernek yönetim kurulu ve üyeleri genel kurul sonrası, Anıtkabir’i ziyaret ederek Atatürk’ün mozolesine çelenk koydu.

Yazının Devamını Oku

Ankara’da şanslıyız

Kuş fotoğrafçılığının başarılı isimlerinden Okan Akyürek, “Ankara’da şanlıyız. Ankara ve çevresindeki iller su yolları üzerinde ve bu bölge ciddi kuş popülasyonu barındırıyor” dedi. Akyürek, 190 farklı türde kuşu fotoğrafladı.

Sevgili okurlarım, sizleri fotoğrafçılığın en sabır gerektiren alanlarından birinde, kuş fotoğrafçılığında başarılı işler üreten bir isimle tanıştırmak istiyorum; Okan Akyürek. Kuş fotoğrafçılığı, ornito fotoğraf olarak anılıyor. İç Anadolu’da 295 tescillenmiş kuş türü olduğunu anlatan Akyürek, 190 farklı türde kuşu fotoğraflamış. Ornito fotoğrafların inceliklerini aktaran Okan Akyürek, “Kuş senden korkuyor. Sen kuşun kaçmasından korkuyorsun” diyerek yaşadığı heyecanı dile getirdi. Okan Akyürek’le kuş fotoğraflarına uzanan yolculuğunu ve kuş fotoğrafları çekmenin inceliklerini konuştuk:



ÇİZERLİKLE BAŞLAYAN MESLEK HAYATI

“Eğitim hayatımın ardından çizer olarak dergilere iş yapmaya başladım. Gazetecilik hayatım da yine alaylı bir çizer olarak başladı. Sonrasında Daily News’te 1988’de sayfa sekreteri oldum. Ardından farklı gazetelerde görsel yönetmenliğe kadar yükseldim. Basında hep mutfakta yer aldım. Ve o mutfakta hep fotoğrafın gücüne inandım. Birçok gazetede yıllarca birinci sayfa yaptım. Birinci sayfa bir yayının vitrinidir. Birinci sayfa için seçilen, büyüyen habere dair fotoğraf, etkilidir, güçlüdür, kısacık bir fotoğraf altıyla bile gücünü hissettirir. İyi bir fotoğraf, haberi sayfada her zaman yukarı taşır.

Yazının Devamını Oku

Ağrı Dağı’ndan Erciyes’e zirvedeki gazeteciler

Sevgili okurlar... Sizlere bu köşede kimi zaman usta bir fotoğrafçıyı, kimi zaman genç bir objektifi, kimi zaman gazetecilik mesleğinden önemli bir ismi, kimi zaman ise bir kitabı hatta bir fotoğraf yarışmasını anlattım. Bugün sizlere gazetecilerden oluşan doğasever bir grubu tanıtmak istiyorum: “Medyatrek.”



Ağrı Dağı’ndan Erciyes’e Türkiye’nin zirvelerine tırmanan Medyatrek, altı yılda altı farklı şehirde 15 farklı doğa etkinliğine imza attı. 100’e yakın gazetecinin katıldığı bu etkinlikler sırasında 20 köy okuluna ulaştı, üç bin çocuğa yardım götürdü.



KENDİ SESİMİZİ DUYURAMIYORUZ

Yazının Devamını Oku

Karanlık odadan şampiyonluklara

Sevgili okurlar... Fotoğrafın farklı alanlarından pek çok ismi her hafta bu köşede tanıma fırsatı buluyorsunuz. Bu hafta ise sizleri spor fotoğrafının usta isimlerinden biri ile tanıştırmak istiyorum: “Gökhan Kılınçer.”



Meslekte “dostum” dediğim, spor fotoğrafı alanında Türkiye’nin saygı duyulması gereken gözlerinden biridir. Tabii bizim meslekte “şans faktörü” de önemlidir. Gökhan Kılınçer, Süper Lig’in son 20 yılında Türkiye’deki tüm şampiyonluk maçlarını fotoğraflayacak kadar da sanslıdır.
Mesleğe ilk adımını ortaokul yıllarında atan sevgili dostum Gökhan Kılınçer’le foto muhabirliği hayatını, spor fotoğraflarının geçmişten günümüze yolculuğunu ve fotoğrafın geleceğine bakışını konuştuk. İşte Gökhan’ın anlattıkları:



Yazının Devamını Oku

Kızıyla birlikte fotoğraf aşkı da doğdu

Sevgili okurlar... Bu hafta sizlerle tanıştırmak istediği konuğum, freelance yani serbest çalışan başarılı bir foto muhabiri: “Tolga İldun.”



Sekiz yıl önce dünyaya gelen kızı Zeynep’in fotoğraflarını çekmek için bir fotoğraf makinesi almış ve fotoğrafa olan tutkusu işte böyle başlamış.
Sonrasında hayatının tam da merkezine giren fotoğraf tutkusu uğruna, 15 yıl çalıştığı otomotiv sektöründeki işini bırakmış.
Ve bugün sevgili Tolga İldun’un çektiği kareler, ulusal ve uluslararası birçok yayının sayfalarını süslüyor.
Tolga İldun, fotoğrafla tanıştıktan sonra hayatının nasıl değiştiğini şöyle anlatıyor:

Yazının Devamını Oku

Tazminatını Instagram’a sermaye yaptı

Bu haftaki konuğum bir Instagram yıldızı ve bu alanda Türkiye’nin en çok tanınan isimlerinden biri: “Ahmet Erdem.”



Instagram’ı keşfedince 12 yıllık işini bırakan ve tazminatını sermaye yapıp yollara çıkan Ahmet Erdem, Türkiye’nin cennet köşelerini dünyaya tanıttı, tanıtmaya da devam ediyor.
Karadeniz yaylalarının tesisleşmesindeki payına dert yanan Ahmet Erdem, “Kimsenin bilmediği cennet köşeleri gösterdik. Bazı yerlerin bozulmasında pay sahibiyiz, kabul ediyorum, ama bunun asıl sebebi biz değiliz. Oradaki insanların açgözlülüğü ve turizm sektörünü bilmemesiydi” diyor.
Hayallerinin peşinde koşan cesur bir fotoğraf tutkunu Ahmet Erdem’le hayat yolculuğunu ve başarılarını konuştuk, şunları anlattı:


Yazının Devamını Oku

Korona oldum evde uçurdum

Hürriyet sayfalarına bu hafta Türkiye’nin başarılı drone fotoğrafçılarından genç bir ismi taşıyoruz. Sizleri İhlas Haber Ajansı’nın gökyüzündeki gözü Ahmet Faruk Sarıkoç’la tanıştırmak istiyorum. Henüz 16 yaşında mesleğe adım atan Sarıkoç’un çektiği fotoğraflar gazete sayfalarını, görüntüler haber bültenlerini süslüyor. Bu genç isim fotoğraflarıyla sosyal medyanın da ilgisini çekiyor.

BABA MESLEĞİNİ SEÇTİM

Ahmet Faruk Sarıkoç’la mesleğe başlangıç hikâyesini ve drone tutkusunu konuştuk:
“Gazetecilik baba mesleği aslında. Babam Hüseyin Sarıkoç, Türkiye Gazetesi’nde Yazı İşleri Müdürü’ydü. Bugün İHA’da çalışıyorum. Çalıştığım ajansın girişinde İHA’nın açılış kurdelesinin kesildiği fotoğrafın yer aldığı bir gazete sayfası var. O fotoğrafta babam da var. Ajansı kuran ekipten bir ismin oğlu olarak burada görev yapmak benim için ayrı bir gurur. Dolayısıyla evimizde hep fotoğraf makineleri olurdu. Çocukluğum evdeki filmli makinelerle fotoğraflar çekerek geçti. Çocukluk sonrasında lise eğitimini şehir dışında almak, hayat tecrübesi kazanmak istiyordum. Balıkesir’de yurtta kalarak Adnan Menderes Lisesi’ne gittim.



Yazının Devamını Oku

Şanslı azınlıktayım sevdiğim işi yapıyorum

Reuters Foto Muhabiri Ümit Bektaş: “Uluslararası bir ajansta çalışmanın foto muhabirine iki temel katkısı var. 1) Mesleki standartlarınız yükseliyor. 2) Yaptığınız işin görünürlüğü uluslararası bir boyuta taşınıyor.”



Bu haftaki konuğum, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği(TFMD) Yılın Basın Fotoğrafları 2021’e damgasını vuran bir isim: “Reuters Foto Muhabiri Ümit Bektaş.”
Yarışmada bu yıl “Yılın Haber”, “Yılın Pandemi”, “Yılın Günlük Yaşam” ödüllerinin yanı sıra bir de “Jüri Özel” ödülünü de alan Ümit Bektaş, bu başarısı ile yarışma tarihinde de bir ilki gerçekleştirmiş oldu. Yani özetle ilk kez bir foto muhabiri, aynı anda üç kategoride birincilik kazandı.



Yazının Devamını Oku

Süper kahramanı nikâh şahidi oldu

Gezgin Foto, fotoğraf tutkunlarının bildiği, yakından takip ettiği bir dergi. Bu derginin imtiyaz sahibi Adem Meleke, genç yaşlarda fotoğraf çekmeye başlasa da hayat mücadelesi başka alanlara yöneltmiş.



“Fotoğraf, çocukluk hayalimdi. 17 yaşındayken Coşkun Aral olmak istiyordum. Yıllar sonra Coşkun Aral, nikâh şahidim oldu. Süper kahramanım, ustam, abim oldu” diyen Meleke, Gezgin Foto’nun amacını ise şöyle özetliyor: “‘Ben fotoğrafçıyım’ diyen herkese kendilerini ifade edece bir alan vermek.”
Tam kapanma sürecinde fotoğraf çekmek için ABD’de kendisine altı bin kilometrelik bir rota hazırlayan Adem Meleke ile bu yolculuğu öncesinde hem fotoğrafa bakışını hem de Gezgin Foto’yu konuştuk.



Yazının Devamını Oku

Yaşadığı coğrafyanın tanıtım elçisi

Kayseri’nin yılkı atlarını, Kapadokya’nın balonlarını, Tuz Gölü’nü fotoğraf turlarıyla dünyaya tanıtan bir isim Nuri Çorbacıoğlu.



Asıl mesleği öğretmenlikken tutkusu fotoğrafa sarılan Çorbacıoğlu, “20 yıldır fotoğrafla yatıp fotoğrafla kalkıyorum. Fotoğrafı bir yaşam biçimi olarak seçtim. Bugün fotoğrafa adanmış bir hayatı yaşıyorum” diye konuştu. Düzenlediği fotoğraf turları sayesinde yaşadığı coğrafyanın tanıtım elçisi gibi çalışan usta isim, “Fotoğraf turizmi nitelikli ve gelir seviyesi yüksek grupların ağırlandığı bir alan. Gelenler yüksek takipçili isimler ve burada çektikleri fotoğrafları kendi platformlarında paylaşıyor. Kısaca hem bıraktığı dövizle hem de kendi içerisindeki tanıtım gücü ile fotoğraf turizminin ülkeye katma değeri oldukça yüksek” sözleriyle sektörün önemini anlattı.



HOBİYDİ İŞE DÖNÜŞTÜ

Yazının Devamını Oku

Hürriyet’in genç yeteneği

Türkiye Foto Muhabirleri Derneği, 1985 yılından bu yana aralıksız olarak Yılın Basın Fotoğrafları Yarışması’nı düzenliyor.



Geçtiğimiz günlerde bu önemli organizasyonun sonuçları açıklandı. 5 bin 188 kare fotoğrafın yarıştığı organizasyonda Hürriyet foto muhabirleri Mert Gökhan Koç, Selahattin Sönmez ve Selçuk Şamiloğlu 6 ödül kazandı. Bu ödüllerden üçünü gazetenin genç yeteneği Mert Gökhan Koç aldı. Bugün sizlere bu genç yeteneği tanıtmak istiyorum.

YARIŞMANIN PRESTİJİ

Bir fotoğraf yarışmasının prestijini belirleyen birkaç unsur var. Biri kaç yıldır yapıldığı ki Yılın Basın Fotoğrafları, Türkiye’de aralıksız olarak düzenlenen en eski ve köklü fotoğraf yarışması olarak bugünlere geldi. Bir diğeri kaç fotoğrafın organizasyona katıldığı ki her yıl 5 bin karenin üzerinde aldığı başvuru ile bu alanda da yarışma zirvede yer alıyor. Ve belki de en önemlisi kimin, nasıl seçtiği ki Yılın Basın Fotoğrafları Yarışması her yıl jüri toplantılarını ayrı bir organizasyon gibi geniş katılımla yapıyor. Türkiye’nin yanı sıra dünyadan isimleri jürisinde konuk ederek fotoğraf alanında önemli isimleri bir araya getirmeyi başarıyor. Jürisinde özel davetlileri ağırlıyor, fotoğraf üzerine tartışmalara tanık olmalarını sağlıyor. Sanırım bu saydıklarım arkadaşlarımızın aldığı ödüllerin önemini aktarmak için yeterlidir.

Yazının Devamını Oku

Tablo değil, hücre

Gözün görmediği alanın renkli dünyasından fotoğrafları “Mikroskopi” adlı başvuru kitabında toplayan Prof. Dr. Alp Can, Türkiye’de Türkçe yazılmış tek kaynak yayın olan bu çalışmasıyla geçtiğimiz ay Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın elinden Türkiye Bilimler Akademisi Bilimsel Telif Eser Ödülü aldı.

Mikrografi (mikroskobik fotoğraf) konusunda 33 yılı aşkın süredir çalışma yapan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Can’ın “Yaşam Bilimlerinde A’dan Z’ye Mikroskopi” isimli kitabı hem bilim hem de fotoğraf dünyasında ses getirdi.



MİLİMETRENİN MİLYONDA BİRİ

Mikroskop kullanılarak çok özel tekniklerle çekilen fotoğraflara, kullanılan teknolojiye göre milimetrenin milyonda biri büyüklüğü yansıtılabiliyor. Mikrografi adı verilen mikroskobik fotoğraf konusunda Türkiye’de uzun yıllardır fotoğrafları ile uluslararası alanda ödüller de alan Prof. Dr. Can, “Yaşam Bilimlerinde A’dan Z’ye Mikroskopi” isimli kitabında kendi arşivinden çok sayıda mikrografa da yer verdi.

Yazının Devamını Oku

Sağlıkçılara saygı sergisi

Koronavirüs tüm dünyayı sardı hatta derinden sarstı. Gözlerimizden saklanan bu gizli düşman, yaşamlarımızı olağan akışının dışına sürüklerken sağlık çalışanlarının insan hayatı üzerindeki etkisini de acı bir süreçte gösterdi bize.

Hacettepe Üniversitesi ise Mutlu Topaloğlu’nun fotoğraflarıyla hazırladığı dijital bir sergi ile sağlık çalışanlarına ‘saygı’ sundu. corona.hacettepe.edu.tr/sergi/ adresinden online gezilebilen ‘Gizli Düşman’ adlı sergide 67 fotoğraf yer alıyor.



DİJİTAL OLMASININ SEBEBİ KONUSU

Hacettepe Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü Foto Film Birimi sorumlusu Mutlu Topaloğlu’yla ‘Sağlık çalışanlarına saygı duruşu’ sloganı ile açılan ‘Gizli Düşman’ sergisini ve fotoğraf tutkusunu konuştuk;

Yazının Devamını Oku

Fotoğraflar maç yaparsa

Evet evet, bu yarışmada fotoğraflar gerçekten maç yapıyor. Türkiye’de ortaya çıkan bu sıra dışı fotoğraf uygulamasının adı “PhotoCup.”



Uluslararası alanda da ilgi çeken ve kısa sürede 40 binin üzerinde üyeye ulaşan PhotoCup uygulamasında, fotoğraflar tıpkı bir spor müsabakalarındaki gibi ikili karşılaşmalara çıkıyor. Karşılaşmalarda en çok oyu alan bir üst tura ve nihayetinde de kupaya ulaşıyor. Fotoğraf tutkunlarını heyecanlandıran PhotoCup’ın yaratıcısı ise fotoğraf dünyasının yakından tanıdığı bir isim “Niko Guido.”
Kendisi, “İstanbul 365 gün” ve “Ben İstanbul” gibi projelerin yanı sıra uluslararası alanda yaptığı “14 Şehir” gibi birçok fotoğraf projesinin de sahibi. Tekrar PhotoCup’a dönersek, uygulama 1 Mayıs 2020’de hayata geçiyor ve bu sürede 40 binin üzerinde üyeye ulaşıyor. Zaman zaman bazı projelerde birlikte çalışma şansı da bulduğum usta fotoğrafçı Niko Guido, uygulamaya haftalık 15 bin fotoğraf yüklendiğini, 8 milyon oy kullanıldığını, her hafta pazar ve çarşamba günleri başlayan iki farklı kupa mücadelesinin verildiğini anlatırken bizi gerçekten heyecanlandırıyor. Bu uygulamanın Türkiye’de ortaya çıktığını ve özgün formatıyla dünyada tek olma özelliği taşıdığını aktaran Niko Guido ile PhotoCup’ın her yönünü konuştuk. Bakın neler anlattı:



Yazının Devamını Oku

Emekli albayın objektifinden

Şenol Zümrüt... Geçen aylarda Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan “albay” rütbesiyle emekli oldu. Asker kimliğinin yanı sıra Ankara’da fotoğraf camiasının tanıdığı, “uluslararası ödüller kazanmış” bir isim.

Son yıllarda birbirinin aynı fotoğraf karelerin üretilmesini eleştiren Şenol Zümrüt, “Sanatın oluşumunda mimesis(taklit) her zaman mevcuttur, ancak tekrar, arzu edilen bir durum değildir. Benzer çalışmaları üretmek, popüler olanın peşinde yol almak, kaçınılmaz olarak beğeni anlayışının sıradanlaşmasına neden oluyor” diyor.
Fotoğraf camiasının “komutan”ı Şenol Zümrüt’le, bir hobi olarak başladığı ve sonrasında ise aldığı ödüllerle kendini ispatladığı fotoğraf alanındaki tutkusunu konuştuk. İşte anlattıkları:



BELGELEME İLE MACERA BAŞLADI

Yazının Devamını Oku

Başkent beyaz perdede görünmüyor

Demir parmaklıkların çevrelediği dört duvar arasında umudun adıydı, ‘Uçurtmayı Vurmasınlar’. Bir Anadolu takımını tutmanın keyfini yaşatıp Gençlerbirliği’ni sevdirdi ‘Behzat Ç’. Buruk bir aşkın hüzünlü hikâyesinde bu kez kalbimizi alıp götürdü;


'Aşk Tesadüfleri Sever’. Yüreklerimizi ısıtırken ‘Yusuf Yusuf’, kahkahalara boğdu hepimizi ‘Köyden İndim Şehire’. Ankara’nın mekânlarını anlattı ‘Siyah Beyaz’. Başkent’in gettosunda dolaştırdı ‘Yolunda A.Ş. Çinçin Hikâyesi”. Geçim sıkıntısı öğretti ‘Düttürü Dünya’. Tüm bu filmlerin ortak özelliği Ankara’da çekilmiş olmaları...
ANKARA FİLMLERİNİ KİTAPLAŞTIRDI

Araştırmacı Uğur Kavas, Ankara’da çekilen veya adında Ankara geçen tüm sinema filmlerini kitaplaştırdı. ‘Ankara’dan Sahneler ve Kaderin Mahkumları’ isimli kitapta filmler, oyuncu ve mekân fotoğrafları, sinopsis, künye bilgileri ile yer alıyor. Az sayıda basılan kitap, Film Yapımcıları Meslek Birliği’nin ‘FİYAB Kültür Yayını’ olarak Kültür Bakanlığı’na, kütüphanelere, belediyelerin kültür müdürlüklerine, yönetmenlere ve üniversitelerin sinema bölümlerine gönderildi.

1925’DEN 2019’A YALNIZCA 46 FİLM

“Başkent maalesef beyaz perdede görünmüyor” sözleriyle sinemada Ankara’nın hak ettiği şekilde görünmediğini dile getiren Kavas’la kitabını ve Ankara’da çekilen filmleri konuştuk: “Kitapta 1925 ve 2019 yılları arasında çekilen 46 film ve 1968-2008 yılları arasında Ankara konulu 47 belgesele ve 17 diziye ulaşabildim. Kitapta, Ankara’da çekilen ilk film olan Merian Cooper ve Ernest Schıedsack’ın yönetmenliğini yaptığı ‘Çimen-Bir Halkın Yaşam Mücadelesi’ de anlatılıyor. Herhalde başkentinin kendi sinemasında en az göründüğü ülke Türkiye’dir. Ülkenin başkentinin çok daha fazla ön planda olması, şehrin filmlerde plato olarak kullanılması gerekir.

Yazının Devamını Oku