GeriRauf TAMER Oy meselesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Oy meselesi

- Erdoğan mı, Kemal Kılıçdaroğlu mu?

- Erdoğan mı, İmamoğlu mu?

- Erdoğan mı, Mansur Yavaş mı?

Uzatmayalım, her bir aday adayının oy potansiyelini, Erdoğan’la birebir kıyaslamışlar... Anket bu.

Erdoğan mı, Akşener mi?

Erdoğan mı, Muharrem İnce mi? vs.

- En az oy kime çıkmış?

Kılıçdaroğlu’na.

Hazret, sonuncu. Ama şampiyon. Her gün şampiyon.

***

Tabii, anketler ve seçim sandığından çıkan oylar, çoğu zaman birbirine benzemez.

En doğru anketin seçim olduğu muhakkaktır.

Lakin bu sefer, şimdiye kadar hiçbir seçimde hiç görmediğiniz ölçüde çeşitli oy göreceksiniz.

- İnat oyları.

- İntikam oyları.

Beri tarafta:

- İhanet oyları.

- Sadakat oyları.

Daha beri tarafta:

- Vefa oyları, istikrar oyları, istikbal oyları... Tabii istiskal oyları da.

Neler neler.

***

İlk, Demirel ödünç oy istediği zaman çok şaşırmıştık. (1991)

- Ne demek ödünç oy?

Çok anlamlıymış meğer.

Seçimi öyle kazandı. İktidar oldu. Devam etseydi, o ödünç oyların kalıcı hale gelip gelmeyeceğini de görecektik ama son seçimiydi... Meydanlarda onu bir daha göremedik.

***

AK Parti’nin ilk girdiği seçimde (2002) aldığı oy da büyük ihtimalle bir ödünç oy denemesiydi (DYP ve ANAP’tan).

Ama devam etti.

Ödünç oy, gittiği yerde kaldı, geri dönmedi.

Dönüp dönmeyeceğine dair hâlâ da bir işaret yok.

Ama şu gerçek ki:

- Giden, kolay kolay geri gelmiyor. Bu bir.

İkincisi:

Ödünç oy istemek herkesin harcı değil.

X

Sisteme dair

Bir taraftan sandık her şey değildir diye bağırıp da, diğer taraftan sürekli erken seçim istemek biraz tuhaf geliyor ama yine de üzerinde düşünmek lazım.

Bir ülkeyi kimin yöneteceğini elbet sandık tayin eder. Ama nasıl yöneteceğini kurallar söyler. Yasalar söyler. Bazen teamüller bile söyler... Zaten hepsine birden sistem diyoruz. Ama sistem orada dururken, üstüne bir başka sistem yamamak, çok ülkenin

başına çok dertler açmıştır.

***

Bizde CHP sağa kaymıyor. Karıştırmayın. Başka bir yolu seçmiştir. Sağcıları partiye dolduruyor.

O da bir yol.

Sağa kaymak, zahmetli iş. Türlü handikapları var. Halbuki parti içinde sağ bir platform oluşturmak, yabancı futbolcu transferi gibidir. Baktın ki faydası yok, biletini keser yollarsın.

Yeni bir rüzgar

Batı’nın palyaçosu Yunanistan’a kötü bir haberimiz var:

Yazının Devamını Oku

Eller yukarı

İmamoğlu ‘haklı olarak’ soruyor:

- İnsanlar elleri arkada yürüseler saygısızlık mı?

Hayır, değil. Lakin... Benim de aklıma şunu sormak geliyor:

- Belediye Başkanı türbede tek başına mı yürür? Sağında solunda, önünde arkasında, hiçbir refakatçi olmaz mı?

Ve devamla:

- Başkan’ın fotoğrafı sırf arkadan mı çekilir? Yani, sırf ellerinin arkada olduğunu göstermek için... Öyle mi?

Bir deli saçması da benden gelsin istedim. Başka sorum yok:

- Eller yukarı. 

Kaynak

Yazının Devamını Oku

Sen de yap

MHP’nin anayasa çalışmasını, Devlet Bahçeli heyecanla ilan etti ama muhalefet buz gibi karşıladı, buz...

Onca zahmet, onca emek, hiçbir şey ifade etmiyor mu?

Bir eline sağlık da mı denmez? Beğen veya beğenme, bu mudur insana değer? Emeğe saygı?

............

En tuhafı da, bu anayasayı gündemi değiştirmek için ortaya atılmış bir malzeme

olarak aşağıladılar.

Bu çok ayıp.

Türkiye’de gündemi değiştirmek için, malzemeye ihtiyaç mı var? Kılıçdaroğlu tek başına zaten malzeme değil mi?

(Not: Bir anayasa da sen yap görelim. Yapamıyorsan HDP’ye sipariş ver.)

Yazının Devamını Oku

Zihin açıklığı

Kılıçdaroğlu niye kızdı, anlayamadım.

Ağzına geleni söyledi:

- Türkiye’de demokrasi askıya alınmıştır.

- Anayasa askıya alınmıştır.

- Hak ve özgürlükler askıya alınmıştır. Bunu bütün dünya duysun.

..........

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün  “kayıt yasağı”yla ilgili son genelgesine kızmış, anladık ama eleştirilerini sayıp döküp takipçisi de olmak varken, niye bu kadar ağır konuşmuş, niye “bütün dünya bunu duysun” diye bağırmış, anlayamadım.

***

Gerçi arada bir

Yazının Devamını Oku

Terör ve Şube

Ayrıntıyı Akşam Gazetesi’nde okudum.

Bazı senatörler, bazı kalantor YPG ve PKK yandaşlarını ABD’ye getirmek için özel vize önermişler... Böyle enteresan öneriler hep senatörlerden geliyor.

PKK desen, Washington’a çoktan kapağı attı. Artık onun da aleni bir lobisi var. (Türkiye’dekiler gibi gizli kapaklı değil.)

*

Buna çok memnun oldum.

Demek ki terör, okyanus ötesi bir kariyer sahibi oluyor.

Dolayısıyla da legalize oluyor.

Öyleyse?

Meksika Sınırı’nda inşallah

Yazının Devamını Oku

Fark’a dikkat

24 Nisan’ın üzerinden 8 gün geçti, soykırım masalı hâlâ gündemdeki yerini “coşkuyla” koruyor. Yanlış okumadınız coşkuyla dedim.

Dünyadaki Ermenileri toplasan, Ermenistan nüfusu dahil, hepsi topu topu 5 milyon Ermeni eder.

5 milyon nedir ki?

Dünya üzerinde yüz milyonlarca Türk var.

Demek ki mesele, sayısal ağırlık değil.

Değil.

***

Peki, mesele siyasal ağırlık mı?

Bence o da değil.

Yazının Devamını Oku

Bu kadarı yeter

Çok uzatmadık mı?

Joe Biden’a, soykırımla ilgili gereken cevap, bir kere verilirdi, yeterdi. Gülle gibi ağır lafları her gece her vesileyle televizyonlarda tekrarlamak, bence meseleye hafiflik getirebilir.

- Tıpkı Amerikalıların getirdiği gibi.

***

Amerikalılar bu meseleyi zaten hafifletmişlerdir.

Her yıl aynı tarihte, “söylesem mi söylemesem mi” diye papatya falı açtıkları bir konu, ciddiyetini nasıl muhafaza eder? Hele yıllarca yok sayılan bir nesne, bu yıl birdenbire nasıl var olur? 14 Haziran’daki NATO Zirvesi’nde bunu Joe Biden’a sorsak bile kime ne fayda getirir?

***

Dünyada artık devlet adamı yetişmiyor deyince yadırgıyorsunuz.

Siz söyleyin.

Yazının Devamını Oku

17 günlük kamp

Her yıl, 3 günlük Ramazan Bayramı’nı allem edip kallem edip 9 günlük tatile çıkarmayı becerirdik.

Bu yıl 9’u ikiye katlayıp, tatili 17 güne çıkardık.

Kurban Bayramı’na Allah Kerim.

*

Aman, otoyollara dikkat diyorduk yıllarca... Trafik Canavarı’na dikkat.

Ne değişti?

Şimdi tehlikenin sadece cinsi değişti. Aman koronavirüs’e dikkat diyoruz, o kadar.

Yani nereden baksanız, işin özü kurallara riayet.

*

Yazının Devamını Oku

Virüsten beter

Dünyayı olduğu kadar Türkiye’yi de kırıp geçiren nedir? Koronavirüs.

 

Fakat ona bile toz kondurmayıp, birbirini suçlayan, birbirini sorumlu tutan kurumlar, hepimizin bir ayıbı olarak pandemiye damgasını vurdu.

***

Her şeye eyvallah da... Ama hiçbir kural dinlemeyip, bulaşı üçe dörde katlayan ve işte bugünkü sert kısıtlamalara sebebiyet veren sorumsuzlar güruhu yok mu?..

Onlara dayanamıyorum.

***

Şimdi de kısıtlamaları eleştiriyorlar.

- Yahu kısıtlama size ne yazar?

Yazının Devamını Oku

Neye benziyor?

Kısıtlamalar, Ramazan Bayramı’nı da içine aldığı için sevinen laikçiler var. (Laik demedim, laikçi dedim.)

Ama aynı laikçiler, gönüllerince tatil yapamayacakları için çok üzgünler. Salgın da neymiş!

...........

Yobaz’ın sağcısı solcusu olur mu? Nitekim Ramazan Bayramı’na kasten yasak getirildiğini düşünen dinciler de var.

(Dindar demedim, dinci dedim.)

***

İşte bizim kutuplaşmalarımız her konuda böyle. Erdoğan karşıtları Joe Biden’ı şimdi nasıl alkışlıyorlarsa, Erdoğan’ı destekleyenler de Biden’a öyle ateş püskürüyorlar. Soykırım iddialarının önüne arkasına, belgesine bulgusuna bakan yok.

***

Sırf bu iktidara duyduğu nefret yüzünden

Yazının Devamını Oku

Birikmiş notlar

Koronavirüste günlük vaka sayısı, nasıl 5’er bin 5’er bin artarak uçtuysa, şimdi de 5’er bin 5’er bin azalarak yelkenleri suya indiriyor.

Yakalamışken, bu çizgiyi bırakmayalım.

Unutmayın... Bir bayram feda edersek, on bayram kazanırız. Aksi halde hepsini kaybetmek de var (Allah korusun).

Van ve Muş

Diyarbakır Anneleri’nden gayrı Şırnak, Muş ve Van Anneleri de Evlat Nöbeti’nde büyük mesafe aldılar.

Kimi 600 gün, kimi 100 gün, kimi 70 gün, 80 gün...

Takvim yapraklarını niye sayıyoruz?

Annelerin Zaferi’ne kaç gün kaldı diye.

Gözden kaçmasın

Yazının Devamını Oku

Nasıl bir nefret...

İçlerinde ne varsa kustular.

Bütün bu nefret cephesini, Başkan Biden temsil etti.

Anlaşılmayacak tarafı yok. Gelmiş geçmiş başkanlardan birinin Tanrı Başkan olarak mutlaka tarihe geçmesi lazımdı.

İşte öyle birini buldular.

*

Buldukları zat, zaten dünden hazırdı.

Soykırım’dan öte bakın ne dedi:

- Aman tekrarı olmasın.

Ne demek?

Yazının Devamını Oku

Hangi hakla?

Şu 24 Nisan’larda, soykırım masalı için “racon kesme hakkı”nı ABD’ye kim vermiş?

Zavallı dünya... Her yıl, ağzı iki karıfl açık olarak Beyaz Saray’dan gelecek sesi bekler durur.

Nedir? Soykırım.

- Dedi mi demedi mi?

Ay çok heyecanlıyım, diyecek mi, demeyecek mi?

***

Zannedersiniz ki Beyaz Saray’da dünya tarihçilerinden oluşan bir komite var.

Zannedersiniz ki Beyaz Saray’da dünya hukukçularından oluşan saygın bir adalet divanı var.

Yazının Devamını Oku

‘Talip ve öneri...’

Kendi anlatıyor.

İmamoğlu, hiçbir makama talip olmamış, hep ona makam önermişler.

İşte mesela İlçe Başkanlığı, İlçe Belediye Başkanlığı, Büyükşehir Belediye Başkanlığı gibi... Ona hep bu tür önerilerle gelmişler.

Eh, ne yapsın?

O da ısrarlara dayanamayıp hep kabul etmiş...

Herhalde öyle ki, şu anda İBB Başkanı olarak 16 milyon kişiyle her sabah kucaklaşmaktadır.

***

Peki ama bu sefer Cumhurbaşkanlığı söz konusu.

Hayır...

Yazının Devamını Oku

Büyük gün

23 Nisan günü, 27 Mayıs’ı konuşmak...

Allah Allah...

23 Nisan günü, Menderes’in sonu’nu konuşmak.

Bu da mı olacaktı?

......

23 Nisan günü 104 Emekli Amiral’in bildirisini mi konuşacaktık, yazacaktık?

Başımıza gelmeyen bir bu mu kalmıştı?

*

Yazının Devamını Oku

Bir kerecik de...

Şu 128 milyar dolar lafından, kusmak geldi, yeter.

Yahu, bir kerecik de dediğiniz doğru çıksa.

Bir kerecik de hırsız yakalansa.

Bir kerecik de vatan sahiden

ona buna peşkeş çekilse.

Ve böylece siz nihayet rahatlasanız, biz de kurtulsak.

***

Menderes için dediniz ki:

İki uçak dolusu altın ve mücevherle kaçacaktı.

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yazarın Tüm Yazıları