GeriRauf TAMER Masa’ya dair
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Masa’ya dair

Taa Papua Yeni Gine’nin Doğu Akdeniz’de ne kadar hak ve hukuku varsa, Fransa’nın da o kadar var işte...

Fakat Fransa bizimle masaya oturmaya hazırlanıyor.

- Ne alâka?

Muhatabımız değil ki...

Aramızda bir ihtilaf yok ki:

Neyi tartışacağız?

Ne masası bu?

***

Hiç kusura bakmasın, Yunanistan da öyle.

Uyduruk bir haritayla ortaya çıkıp, yani sıfırdan gelip,

masaya oturacak.

- Vallaha bravo.

İster arsızlık deyin, ister yüzsüzlük deyin ama kabul edin ki başarılı bir strateji bu:

Doğu Akdeniz’i sanki ihtilaflı bölgeymiş gibi bir statüye sokmayı becerdiler.

Buna rağmen...

Türk zekası her türlü diplomasinin çok önündedir.

Masada görüşürüz.

***

Elbet görüşeceğiz.

Korsanların arkasındaki ülkeleri de hezimete uğratacağız.

Akdeniz’i göçmen mezarlığı’na çeviren kara vicdanlılar, aynı sularda mahcubiyete gömüleceklerdir... Masayla birlikte.

Doğalgaz’dan Petrol’den

çok daha önemlisi budur.

X

18 Ekim öncesi

Kılıçdaroğlu’na dilekçemdir.

Efendim, 18 Ekim Muhtırası - diğer yazarları bilmem ama -  beni de kapsamalı.

Şöyle ki:

Muhtırayla artık aklım başıma geldiğine göre, 18 Ekim’den önce yazdığım yazılar ve yediğim haltlar, aff-ı şahane’ye uğramalı.

.............

Ve şimdi de...

İmamoğlu’na dilekçemdir:

Beyefendi... Kimden niye çekiniyorsunuz da cumhurbaşkanlığı adaylık çalışmalarını gizli gizli yürütüyorsunuz? Muharrem İnce gibi çıkıp “Aday olacağım”niye demiyorsunuz? En mühimi de oy beklediğiniz seçmenleri,

Yazının Devamını Oku

Anlaşılıyor

Seçime kadar kim bilir nelere şahit olacaksınız... Sakın şaşırmayın.

İki blok’a da şirin gözükmeye çalışan dalkavuklar... Tarafsız rolü oynayan sahtekârlar.

Beri tarafta da, tabii gözünü budaktan esirgemeyen ucuz kahramanlar...

Ne yapsınlar? İkbâl ve istikbâl dilencileri.

Seçimin ertesi günü ise muhbirler, ihbarcılar ve haysiyet cellatları.

***

Öyle bir seçim bu... İnsanlar karakter imtihanı verecek.

Hiç şüpheniz olmasın ki, dürüst davrananlar sınıfta kalacak.

Fırıldaklar ise her zamanki gibi balkonda çubuğunu tüttürüp dalgasını geçecek.

Yazının Devamını Oku

18 Ekim yazısı

Madem bugün, bürokratlar için bir milattır, öyleyse biz de bir 18 Ekim yazısı yazarak, kayda geçelim.

Kanunsuz emirleri uygulayan memurlar varsa, Kılıçdaroğlu bir zahmet açıklayabilirdi.

O öyle yapmayıp, bütün memurları külliyen töhmet altında bırakmış, üstelik tehdit de etmiş, iş yapmayın, imza atmayın diye emir vermiştir. Asıl kanunsuzluk budur. Tıpkı siyasi cinayetlerden kaygı duyup, topu başkalarına attığı gibi.

# Niyet okuyorum

İmamoğlu, tam İmamoğlu gibi davranıyor, bravo.

Siyasi amaçlı yurt gezilerini sürdürüp sürdürüp, her seferinde diyecek ki:

- Bu geziler siyasi amaçlı değildir.

Yazın bir kenara.

Gidiş odur

Yazının Devamını Oku

Beyin israfı...

Merkez Bankası’nı ziyaret falan değildi o... Düpedüz teftiş’ti.

Yarın Bankalar Kurulu, öbür gün Yüksek Hakimler ve Savcılar Kurulu, daha öbür gün Tank Palet Fabrikası, hepsi sıradadır.

Teftiş var.

Müfettiş geliyor.

***

Müfettiş Bey, kerameti kendinden menkul yetkilerle donatılmış olmalı ki, Suriyeli göçmenlerin durumunu da Avrupa Birliği’yle konuşmuş. Gerekli bütçeyi sağlamış ve söz almıştır. (Ona söz veren Avrupalı’yı da çok merak ediyorum ha...)

***

Bu ne büyük bir özgüven...

Bayılırım böyle insana.

Yazının Devamını Oku

Karikatür gibi

Demokrat Amca, bilmiyorum hangi yetkiyi kullanarak AB’yle konuşmuş ve söz almış.

Mültecileri Suriye’ye geri yollayacakmış ama önce suyunu, elektriğini, yolunu, evini, okulunu, hastanesini, çarşı pazarını, hepsini kurup öyle yollayacakmış.... Onun güzel hatırı için AB bütün bunlara “Peki” demiş.

***

Geriye iş ve aş kalıyor.

Ona da çare bulmuş.

Türk iş insanlarına diyecekmiş ki “Şimdi gidin, Suriye’de birer fabrika kurun.”

Yaa efendim...

“Beşli çete” dediği müteahhitler dahil, bütün iş insanları, Demokrat Amca’nın güzel hatırı için Suriye’yi fabrikalarla donatacakmış.

Vallaha karikatür gibi.

Yazının Devamını Oku

Bir suikast hikayesi...

Yıl 1977.

5 Haziran pazar günü seçim olacak.

Seçime iki gün kala.

Yani, 3 Haziran günü, muhalefet lideri Ecevit’in İstanbul’da Taksim Mitingi var. Son miting.

Dönemin Başbakanı Demirel, şok bir açıklama yapıyor ve diyor ki:

- Bir ihbar aldık, yarın Taksim Mitingi’nde Ecevit’e suikast yapılacak. Çevre otellerden birinden ateş edilecek.

***

Yani?

Yanisi şu:

Yazının Devamını Oku

Tuhaf bir durum

İktidar kanadı, millet ittifakına:

- Daha sizin adayınız belli değil dedikçe, farkında mısınız Akşener ne cevap veriyor:

- Alın seçim kararı, Cumhurbaşkanımızın kim olacağını o zaman öğrenirsiniz.

***

Nüansa dikkat...

Adayımız, demiyor.

“Cumhurbaşkanımız” diyor.

“13. Cumhurbaşkanımız” diyor.

Yani seçilmiş gibi...

Yazının Devamını Oku

Puan cetveli

Bazı anketçilerin dikkatine:

Beyler, siz kararsızları neye göre dağıtıyorsunuz? Bu gergin ortamda hiçbir muhalif “Ben kararsızım” demez ki.

Siz der misiniz? 

‘Ciddi’ bir durum

Beyefendi kaygılı.

Seçime doğru, siyasi cinayetlerden söz ediyor.

- Elbet bir bildiği var.

Ya da meşhur duyumlarından birini aldı.

Ya da dostlarından biri kulağına üfledi.

Yazının Devamını Oku

Adam gibi...

Bulunduğunuz yuvadan, yetiştiğiniz ocaktan, bir gün ayrılmak zorunda kaldınız diyelim...

Olabilir.

Peki, ihanet etmeden ayrılamaz mısınız?

Onu sürekli kötülemeye mecbur musunuz?

Yahu orada yıldızınız parlamış, şöhrete ve servete kavuşmuşsunuz, kariyer edinmişsiniz, en basit tabirle adam olmuşsunuz.

Bunların hiç mi kıymeti yok?

Ne biçim insanlarsınız siz? (İstisnaları vardır, onları tenzih ederim).

*

Sırf siyasette değil.

Yazının Devamını Oku

Büyük millet

Seçime en az 20 ay var.

Biz 20 ay daha her gün bu gerginlikle mi yaşayacağız?

Düşünün ki, geride bıraktığımız 20 ayı da aynı gerginlikle yaşayarak geldik.

Buna hangi sinir sistemi dayanır?

***

Hemen yarın seçim yapsak, gerginlik bitecek mi?

Ne münasebet.

Bu defa da başka bir gerginlik başlayacak.

Emin olunuz ki derhal bir seçim daha isteyenler çıkacak.

Yazının Devamını Oku

Gidiş o gidiş

İş öyle bir noktaya geldi ki, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık gibi mevkiler, birer ödül, birer ikramiye haline dönüştü.

 

Ara yerde komisyoncular da türedi.

Siyasi husumet, birden bire cazip bir borsaya benzedi.

***

Anayasa maddeleri dahil, her şey pazarlık konusudur. Laiklik bile açık artırma yoluyla yeniden gündemde...

Hele terörle mücadele, devlet politikası olmaktan çıkıp, ittifaklara gizli bir malzeme olarak girmektedir. Hem de pahalı bir malzeme...

***

İşin kötüsü...

Yazının Devamını Oku

Kısa notlar...   

Anladık efendim, bağırmayın...

Mutabıkız:

. Bu maddeler değiştirilemez.

. Değiştirilmesi teklif bile edilemez.

Hatta, çift dikiş olsun derim:

. “Teklif edilip edilmeyeceği bile tartışılamaz.” Tamam mı?

***

“Seçmeni zinde tutmak” başka, “dereyi görmeden paçaları sıvamak” bambaşka... Bunları karıştırmayalım.

***

Yazının Devamını Oku

Saklambaç

Çok mu merak ediyorsunuz?

- Öyleyse açıklayın erken seçim tarihini, Millet İttifakı’nın adayını o zaman öğrenirsiniz.

Hay Allah...

Ben aday belli zannediyordum.

Kılıçdaroğlu aday diye gezmiyor mu ortalarda?

Hem de boyundan büyük vaatlerde bulunarak...

Kılıçdaroğlu değilse bile İmamoğlu var...

Fatih Sultan Ekrem...

O da mı değil?

Yazının Devamını Oku

Takvim yaprakları

Cumhurbaşkanı olma heveslisi çok insan varken, neyse ki başbakanlığa talip biri de çıktı.

Böyle bir makam olmadığını bile bile çıktı, bravo.

Elbet takvime de bakmıştır.

Öyleyse soralım:

- Ne zaman başbakan olacaksınız?

Bize bâri bir tarih verin.

Sanırım veremez.

***

Tam hesaplamadım ama bugünden itibaren sayarsak, herhangi bir talibin Başbakan olabilmesi için

Yazının Devamını Oku

Yeni siyaset

Neler oldu.

Roller değişti, formalar karıştı.

. Hızlı bir Maocu idi, Kemalist oldu.

. Öbürü, iyi bir sosyalistti, gitti gözü doymaz bir kapitalist oldu.

. Beriki? İnanç dünyasını hiç bilmezdi, şimdi birdenbire hidayete erdi... Hele öbürü? Koyu muhafazakar biriydi, bıraktı. Cumbadan rumbaya geçiverdi.

Hah şöyle:

Artık kimsenin sırtında yumurta küfesi göremezsiniz. Din ve milliyet değiştiren bile var. Sadece kulüp değiştiren yok.

***

Bu bakımdan...

Yazının Devamını Oku

Nokta atışlar

Cumhurbaşkanı salona girince, ayağa kalkmadınız ya, işte şimdi milletin gönlünü iyice fethettiniz demektir. Seçimi kazanacağınız artık garanti.

Ama işi daha da sağlama almak isterseniz, gelecek sefere ‘yuhalayarak’ karşılayabilirsiniz.

*

Ortak aday için iki hukukçu’nun ismi de ortaya atıldı.

Haşim Kılıç ve Zühtü Aslan.

Olabilir...

Değerli insanlardır.

Ama ortada daha tecrübelisi var. Ahmet Necdet Sezer gibi bir ‘Efsane Başkan’ dururken, başka hukukçu aramaya ne gerek?

Yazının Devamını Oku

Zekâ fışkırıyor

Soğuk Amerikan espirileri vardır...

Buz kesilirsiniz.

O espiriler, Amerikan zekâ düzeyini de yansıtırlar.

İşte şimdi aynı zekâ düzeyi, Amerikan Siyaseti’nde de görülüyor.

.........

Şöyle ki:

İki ihtimal var: Amerikan zekâsı, YPG’yi ya sahiden masum bir örgüt zannediyor ya da bizim buna inanmamızı bekliyor. İkisi de vahim...

Bu kafa var ya,

Yazının Devamını Oku

Acele yok

Daha durun bakalım.

Köprülerin altından çok sular geçecek... Seçim Kanunu’nda yapılacak olan değişiklikler, siyasi yelpazeyi kimbilir nasıl etkileyecek.

Şimdiye kadar emek verilen anketlerin bile belki bir hükmü kalmayacak.

Haydi, sil baştan.

***

Daha durun bakalım.

HDP’nin hukuki akıbeti de henüz belli değil. Olumlu veya olumsuz çıkacak bir yargı kararı, ittifaklara kimbilir nasıl yansıyacak. Çarşı belki çok karışacak.

Haa, belki de iş kolaylaşacak.

***

Yazının Devamını Oku

ABD ve ülkü...

Eli kanlı ABD, Delikanlı Ülkücü’ye durup dururken niye sataşıyor şimdi?

Elbette...

Hayatında hiç delikanlı olmamış ki...

Kurduğu devletin temelleri bile soykırıma dayanıyor. Koskoca bir ırk’ı yok ederek kalleşçe çöktüğü o topraklarda, bir türlü mutlu olamadı. Kiraladığı terörist katiller de onu tatmin edemiyor. Vatanseverliğin tadını alamadan, ta okyanus ötesine tıkılıp kaldı işte... ABD ne anlar ülküden...

Yazık Amerikan Halkı’na ki, yıllardır canavar ruhlu yönetimlere mahkûm.

Siyaset

Derler ya:

- Doğmamış çocuğa don biçmek.

Biz bir değil, üç beş don birden biçtik.

Yazının Devamını Oku

Bunlar da var

Neydi o?

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, milletvekillerinden birini (Yalım Erez’i) Başbakan tayin etmişti:

- Git hükümeti kur da gel.

Yalım Erez, parti başkanı değildi.

Partisi, 1’inci parti de değildi.

Yani bu atama, teamüllere aykırıydı ama kitabına uygundu.

***

Çünkü kitap “Cumhurbaşkanı, milletvekillerinden birine, hükümeti kurma görevi verir” diyordu. Erez de vekillerden biriydi işte... Düz milletvekiliydi.

............

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI