İyi bayramlar

Nasıl besleneceğinizi, bayramda ne yiyip yemeyeceğinizi tv haberlerindeki çaylak uzmanlardan herhalde öğrenmişinizdir.

Eh, otoyollarda nasıl araba kullanacağınıza dair, kıymetli tavsiyeler aldığınıza da eminim.

Öyleyse, iyi bayramlar diyebilirim.

***

Terör, ne ramazan dinliyor, ne bayram.

Niye dinlesin?

Onda din iman yok ki...

Besinden zehirlendikleri kesinleşen Mehmetçiklere tekrar geçmiş olsun. Zaten  besinden değilse başka nerden zehirlenmiş olacaklar ki?

Sabotaj ihtimali için “böyle bir hain çıkmaz” diyorlar.

Çıkar... Çıkabilir.

Halkın üzerine ateş açan hain çıkmıyor mu?

Öbürü de çıkabilir.

***

Ama yine de bunca zehirlenme “keşke ihmalden, keşke dikkatsizlikten, keşke bilgisizlikten sâdır olsa” diye dua etmekteyiz.

Dua ettiğimiz şeye bakar mısınız?

VUR ABALIYA

Önüne gelen, yargıyı eleştiriyor.

Bizim üniversitelerimiz bu kadar kötü hukukçular mı yetiştiriyor?

Asla...

Sırf eleştirilseler iyi... Hakim ve savcılar, sürekli hakarete uğramaktadır. Konumları nedeniyle bu hakaretlere cevap veremiyorlar. Onları savunacak bir mekanizma yok mu?

Nasıl şey bu?

Kendi mesleklerinde birer hiç olan, hayatta tek başarısı bulunmayan adamlar, hakim ve savcılarımız için ağızlarına geleni söyleyebilmektedirler.

Böyle gitmez.

Buna ille bir çare bulmak lazım.

X

Örgüt’ün adı

13 vatandaşımızın katillerini kınarken terör örgütü deyip geçmek var mı?

Hangi terör örgütü?

- Adı ne?

Söylesene.

PKK desene.

***

Bunların zaten çok klasik bir cümleleri vardır. Ağızlarından hiç eksik etmezler.

Derler ki hep:

- Nereden gelirse gelsin, teröre karşıyız.

Yazının Devamını Oku

Gündem

PKK’nın “bazı” cinayetlerini ABD Elçiliği kınamaya başlayınca, çok şaşırdınız değil mi?

Hiç şaşırmayın.

Demek istiyorlar ki:

- PKK başka, YPG başka.

Yâni?

- PKK, terör örgütüdür,

YPG ise terör örgütü değildir.

Yâni?

- YPG’yi desteklemeye devam.

Yazının Devamını Oku

Ahde vefa

Dün Mehmet Sevigen, Beyaz TV’de anlatıyordu.

Öyle içi yanmış ki, kalbi o kadar acımış ki, dinlerken ben de hüzünlendim.

İnsanlar, yetiştiği ocaktan, sevdiği kulüpten, gençliğini vakfettiği şirketten, velhasıl ona hayat veren her türlü aidiyet duygusundan kolay kopamıyor. Hele bir de Sevigen gibi hassas bir insansan yandın.

***

Sevigen, CHP’yi anlattı... Büyük aşkı.

CHP geleneklerini hatırlattı. Ve şimdi gelinen noktaya değindi. Bunları yaparken kelimeleri çok dikkatli seçerek CHP’ye zarar vermemeye çalıştı. Ama gözleri dolu doluydu.

Benim de canıma okudu.

Pazar günümü mahvetti.

***

Yazının Devamını Oku

14 Şubat

Sevgililer Günü...

Sevgili ne güzel şey.

Ama sevgiden yoksun biriysen, ne yapacaksın sevgiliyi?

- Sana söylüyorum kereste.

İnsan sevmezsin.

Hayvan sevmezsin.

Doğa sevmezsin.

Müzik - spor falan... Hiç sevmezsin.

Ama sevgilin var.

Yazının Devamını Oku

Ne fena şey

Beğenmedikleri kim varsa, Saray’ın hakimi savcısı, Saray’ın valisi kaymakamı, Saray’ın sanatçısı gazetecisi... Vs.

Memleketin yarısı Saraylı.

***

Şimdi de Muharrem İnce’nin sözleri için “Saray’ın ağzı” dediler.

Başvurdukları üç silah vardır:

- İftira, yalan ve hakaret.

Bunu bir ilke haline getirdiler.

Lakin iyi aile çocuklarına böyle şeyler yakışmıyor...

Hele Faik Öztrak

Yazının Devamını Oku

Gözden kaçmasın

Eski Genel Başkanlar zaman zaman toplanıyorlar... Murat Karayalçın, Hikmet Çetin, Deniz Baykal, Altan Öymen...

Akil Adamlar bunlar.

“N’olacak bu memleketin hali?” dercesine, CHP’nin durumunu konuşuyorlar.

Hepsi de nazik insan olduğu için, mevcut yönetimi incitmeden yapıyorlar bunu.

Ne kadar özen gösterirlerse göstersinler, partide gidişat iyi olsa, bu Bilge Adamlar endişe duyarlar mı?

Hiçbir beklentileri olmadığına göre de önce onlara takdirlerimizi belirtmeliyiz.

*

Mevcut Genel Başkan’a gelince...

Hiçbir komplekse kapılmadan... Kendini vesayet altında falan hissetmeden... Eski genel başkanların bu hassasiyetini

Yazının Devamını Oku

Ay ışığı

“Eller Ay’a, biz yaya.”

Diye diye nesiller geldi geçti.

O nesiller yıllarca Amerika-Rusya uzay yarışını gıptayla izledi.

Kimi Amerika’yı alkışladı, kimi Rusya’yı... Tamamen siyasi.

Fıkralar, bulmacalar bile uyduruldu.

Mesela:

- Kozmonot kimdir?

Astronot kimdir?

Cevap:

Yazının Devamını Oku

Yeni bir kavram

“Dostlarımızla birlikte iktidar olacağız” ne demek?

Bir parti “dostlarla birlikte” nasıl iktidar olur?

Oldu diyelim.

Dostlara makam ve mevki mi dağıtır?

Ya da... Dostlar dışındakilere sırtını mı döner? Dostlarını,

nasıl tespit ve teşhis eder?

Ne biçim laf bu?

***

Şu biçim laf.

Yazının Devamını Oku

Fark burada

İçişleri Bakanı Soylu: “15 Temmuz’un arkasında Amerika var” dedi ya...

Aslında nazik davrandı.

Çünkü Amerika, sırf

15 Temmuz’un değil, bütün darbe girişimlerinin arkasında var.

15 Temmuz’un farkı ise şudur:

- ABD suçüstü yakalanmıştır.

İnkâr edecek dermanı yok.

***

Mesele ne Obama meselesi, ne Joe Biden, ne de Trump meselesi.

Yazının Devamını Oku

İnsan faktörü

Geçen gün televizyon muhabirlerinden biri, mikrofonu sokağa çevirmiş, rastgele soruyordu:

- Rehavet ne demektir?

- Hak ihlâli nedir?

- İttifak neye denir?

Bilemeyenler çoğunlukta... İçlerinde öğrenciler var, uygar görünümlü delikanlılar, gayet şık hanım kızlar var...

Kıkır kıkır gülüyorlar ama cevap yok.

***

Hele şu soruya bakın:

- Cumhurbaşkanlarımızdan 4 tanesinin ismini say.

Yazının Devamını Oku

‘Başka şekilde’

“Bunlar seçimle gitmezler.”

Ne demek istedi Ahmet Şık?

“Seçim kaybetmezler” mi demek istedi?

Artık nereye isterseniz çekebilirsiniz... Ama netice olarak “Gitmezler” dedi. Gitmezler...

Öyleyse ne yapmalı?

***

Kolay.

Seçimle gitmezlerse

“Başka bir şekilde.”

Yazının Devamını Oku

Ret cephesi

Anayasa da neymiş.

Zaten kesip attılar.

Biri de dedi ki:

- Önce zihniyet değişmeli.

Öbürü dedi ki:

- Sıfırdan anayasa olmaz. Yeni bir cumhuriyet demektir bu.

Beriki dedi ki:

- Sen önce mevcut anayasaya saygılı ol.

Velhasıl...

Yazının Devamını Oku

Gündem

Üniversitelerde bir tatsızlık oldu mu, hep endişe ederim.

Herhalde eski yıllardan kalan kötü izlerin etkisi...

Pek benzemiyorsa bile... Boğaziçi Üniversitesi’ndeki olayları işte bu yüzden üzüntüyle takip ediyorum...

Çok sürmez inşallah.

***

Oraya koşa koşa giden siyasetçiler var ya... Önce zannettik ki,

havayı yumuşatmaya gittiler.

Ne münasebet.

Meğer yangına körükle gitmişler.

Yazının Devamını Oku

Nihayet

Bir sivil anayasa ihtimali belirdi diye sevinemeyecek miyiz?

O da mı burnumuzdan gelecek?

Daha ortada taslak bile yokken istemezükçüler hemen döküldü ortaya.

Anlaşılır gibi değil.

Anayasalar zararlı kitapçıklar mıdır ki telaffuzundan bile rahatsızlık duyuluyor?

......

Vallaha paşa gönülleri bilir.

Masaya ister otururlar, ister yine kaçıp giderler...

Dünyada hangi sivil anayasa yüzde 100 mutabakatla yapılmış ki? Makul bir çoğunluk yeter.

Yazının Devamını Oku

Normal mi bu?

Muharrem İnce, yeni bir parti için yurt çapında aylardır harıl harıl örgütleniyor... Ama CHP’den de hâlâ istifa etmiyor.

Etmediği gibi, CHP’ye eleştirilerini de aynı tempoda sürdürüyor.

Siyasette daha önce böyle bir garabet gördünüz mü?

Ben görmedim.

*

Peki, şunu gördünüz mü?

CHP, bütün bunlara katlanıyor ve Muharrem İnce’yi ihraç etmiyor.

O CHP ki, CNN TÜRK’e çıktı diye partinin öz evlatlarına kıyabilmiştir.

Yani disiplin, on numara.

Yazının Devamını Oku

Püf noktası

“Tek adam” / “Tek Adamcağız” gibi kavramlar yetmedi, Muharrem İnce, her konuşmasında, literatüre yeni yeni kavramlar sokuyor:

Mesela... Şimdi de:

Büyük Adam / Küçük Adam.

***

Muharrem İnce, “Adam” kelimesini çok seviyor.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde de, gece yarısı “adam kazandı” deyip havlu atmıştı.

Aslında kaybeden o değildi.

Adam 10 yıldır zaten “yenmiş de yenmiş, yenmiş de yenmiş”di ama öteki adam, yenilgiye hiç doymuyordu. Muharrem Bey hiç değilse yüzde 30’u aşmış, tünelin ucunu görmüştü.

Hem de

Yazının Devamını Oku

Cevabı zor

Kim nereye giderse gitsin, hangi ittifaka girerse girsin... 

Ama birisi çıksın, bana Parlamenter Sistem’e nasıl döneceğimizi bir anlatsın.

Hem de güçlendirilmiş olarak.

“Parlamenter Sistem” vay canına.

***

Dönersek fena mı olur?

Beni, Parlamenter Sistem Karşıtı sanmayın. Bana fark etmez... Demokratik düzende kalmak kaydıyla, hangi sistem olsa razıyım. İster Parlamenter Sistem, ister başkanlık, ister yarı başkanlık. Hiç fark etmez.

İstediğim sadece şudur:

- Birisi çıksın anlatsın.

Yazının Devamını Oku

Üç milletvekili

Bunlar basit istifalar değil.

Neydi ki dertleri?

- Mevki - makam mı?

- İkbâl ve istikbâl mi?

Yoksa rahatlık battı da kapris mi yaptılar?

Hayır.

***

İstifa sebeplerini iyi okursanız, partilerine en büyük iyiliği yaparak gittiklerini anlarsınız.

Sanırım CHP seçmeni işin farkında. Ama yönetim, bu istifalara galiba

Yazının Devamını Oku

Arayış

Millet İttifakı’nın Amiral Gemisi, gayet dikkatli yürüyor.

Ne olur ne olmaz.

HDP’nin başına bir kaza gelirse, onun boşluğunu doldurmak için yeni müttefikler edinmeye çalışıyor.

Normaldir.

Öyle bir kaza olmasa da ittifakta HDP ile başbaşa kalmak istemiyor.

***

Peki... Hem HDP kalsın, hem öbürleri de gelsin.

Çok iyi olur.

En iyi alternatif.

Yazının Devamını Oku

Olmazsa olmaz

Ana muhalefete artık Sosyal Muhafazakâr diyebilir miyiz?

İsterseniz Sosyalist Muhafazakâr da diyebilirsiniz.

Yeter ki muhafazakâr eklemeyi unutmayın.

***

Büyük gelişme görüyorum.

Yıllardır konsolide ettikleri kendi tabanlarıyla, artık yetinmiyorlar. Muhafazakâr kitlelere açılıyorlar.

Öyle ki, AK Parti Seçmeni’ne seslenirken ses tonları ne kadar munis ve müşfik.

Çünkü oradan oy bekliyorlar.

Nihayet anladılar.

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yazarın Tüm Yazıları