GeriRauf TAMER İnsan faktörü
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İnsan faktörü

Geçen gün televizyon muhabirlerinden biri, mikrofonu sokağa çevirmiş, rastgele soruyordu:

- Rehavet ne demektir?

- Hak ihlâli nedir?

- İttifak neye denir?

Bilemeyenler çoğunlukta... İçlerinde öğrenciler var, uygar görünümlü delikanlılar, gayet şık hanım kızlar var...

Kıkır kıkır gülüyorlar ama cevap yok.

***

Hele şu soruya bakın:

- Cumhurbaşkanlarımızdan 4 tanesinin ismini say.

Düşünüyorlar düşünüyorlar Atatürk deyip tekrar düşünüyorlar. İsmet Paşa akıllarına gelmiyor. Bir tanesi, hele şükür Özal dedi, bir tanesi Demirel’i hatırlayıverdi. Neyse ki Tayyip Erdoğan’ı bilmeyen yok. Buna mukabil Ahmet Necdet Sezer’in ismini ilk defa duyan gençler var.

***

Tarkan’ın şarkılarını ezberlemişlerdir ama İstiklâl Marşı’nı yanlış yunluş okudukları muhakkaktır. Buna rağmen eminim ki karnede müzik notu 10’dur.

Yerli ve milli kelimelerini çok alaturka bulanlarımız olabilir ama yerli ve milli insanlar yetiştirmeye mecburuz.

Televizyonda izlediğim o sokak röportajları, beni çok düşündürdü.

Futbol

Böyle lig görmedim.

Her hafta lider değişiyor.

Hatta cumartesi başka lider var, pazar başka lider.

Neredeyse nöbetçi liderler ligi... İşin güzel tarafı bu... Heyecanlı ve çekişmeli bir sezon.

Ama öbür tarafı’yla da nöbetçi antrenörler ligi... Bunu beğenmiyorum. Gece yarısı yatağından kaldırıp iş teklif edilen hocalar var. Üç hafta sonra da yolcu ediliyorlar...

Öyle ki bazen hangi hoca hangi kulüptedir, karıştırıyoruz.

......

İstikrar için bence Kemal Kılıçdaroğlu’nu örnek almak lazım. Hazret, 11 yılda 11 kere hezimete uğradı ama hâlâ teknik direktör olarak takımının başında.

Üstelik, hasımları tarafından da çok seviliyor.

X

Fark burada

İki parti daha kuruluyormuş...

Ne demek bu?

İki Cumhurbaşkanı adayı daha demek.

Mevcut adayları da sayarsanız, şimdiden 10-15 aday eder.

Ciddiyetsizlik böyle başlar.

***

Gördüğünüz her parti başkanına lider derseniz olacağı buydu.

Böyle yapa yapa genel başkanlık makamını belki yüceltmek istediniz ama liderlik kavramını zedelediniz.

***

Yazının Devamını Oku

Avrupalıymış

Yunanistan sayesinde diplomasinin bile ne paçoz hale getirilebileceğini gördük.

Ama daha mühimi...

Yunanistan’ın arkasındaki

AB kumaşının kalitesiyle, bir kere daha teşerrüf ettik.

- Hangi müzakere?

- Hangi diyalog?

- Hangi diplomasi?

Avrupalıymış...

Bizim köyde böyle insanlara selam bile verilmez.

Yazının Devamını Oku

Yeni bir rota

Meral Akşener’e ‘Millet İttifakı’nın yeni patronu’ diyebilir miyiz?

Erken olsa bile diyebiliriz.

Oy sayımı, burada para etmez.

Sayısal değil, siyasal ağırlık rol oynuyor.

Her sözüne şüpheyle bakılan değil, ne söyleyeceği merak edilen siyasetçi tipi artık öne fırlıyor.

*

Kılıçdaroğlu’nun adaylığını sordular.

Akşener ne dedi:

Bence sakıncası yok / Henüz vakit erken

Yazının Devamını Oku

Hani nerede aday?

Dikkatinizi çekerim.

“Ortak karar alınırsa, adaylıktan kaçamayacağını” söylemişti CHP Lideri.

Bunu söyleyeli kaç gün oldu,

3 - 5 - 7... Bilmem kaç gün?

Demek ki aday olacabileceğine dair bir ışık belirmiştir.

Çok güzel.

***

Ne beklerdiniz?

Millet İttifakı partileri, derhal CHP Genel Merkezi’ne başvurarak, 

Yazının Devamını Oku

30 gün yeter ama dolu dolu

Ramazan, imdada yetişti.

Salgının azgın gidişini belki o durdurabilir.

En azından yavaşlatabilir.

Yani Türkiye, aslında bir avantaj yakalamıştır.

Tam da zamanında...

Tam da baharla birlikte.

Ve tam da kararlı bir tavır koymaya hazırlanırken...

***

30 gün çok mühim bir süre.

Yazının Devamını Oku

Geç bile

ABD savaş gemileri Karadeniz’e geliyor.

Dünyada kirlenmedik tek yer orası kalmıştı, orayı da becerecekler.

Ve gözden kaçanlar

Mutad görevlerinin başına döndüler yine ABD ve Rusya.

İnsanları, kurumları, devletleri birbirlerine düşürüp kırdırırlar ama ABD-Rusya Çatışması’na hiç girmezler. Mış gibi yapıp dururlar.

***

Bunlara süper devlet diyorlar ama süperlikleri sadece sana bana karşı işliyor. Birbirlerine süperlik tasladıklarını hiç görmedik.

Bildiğiniz bir yerde var mı

Amerikan-Rus çatışması?

Yazının Devamını Oku

Mış gibi yapma

Hep derim ya:

- Başkanlığa ister aday ol, ister olma... İster çatı ol, ister kapı-pencere.

Ne halin varsa gör ama beni kandırma. Aday olmayacağın halde mış gibi yapma. Gücüme gidiyor.

- Çünkü ben aptal değilim.

***

Bunu belki de yüzbinlerce insan adına söylüyorum.

Tekrarlayayım:

- Aptal değilim.

Değilim.

Yazının Devamını Oku

Pazar kahvesi

Bay Mario ne demiş?

T.C. Cumhurbaşkanı için:

- Diktatör demiş.

Adama niye kızayım?

Dönüp bana dese ki:

- Sizin muhalefet lideriniz söylüyor onun bir diktatör olduğunu... Git ona kız.

***

Haklı.

İtalyan Başbakanı’nı sorgulayacak halimiz yok. Bilgisi, zekası, dağarcığı, kapasitesi ne kadarcıksa o işte...

Yazının Devamını Oku

Arıza dipte

Şimdiden hesap etmişler. Bayramda İstanbul’dan 6 milyon kişi otoyollara dökülecekmiş.

Nasıl hesap ettiler bilmem ama isterse 20 milyon kişi dökülsün yollara...

İsterse şehir boşalsın.

Bu şehirde bizim derdimiz kalabalıklar değil.

Kuralsızlıklar.

*

Bize hayatı zindan eden odur.

- Disiplinsiz şehir.

Nüfusu 20 milyon da olsa, 10 milyona da düşse fark etmez. Biz, birbirimizin hakkına, hukukuna saygı göstermeyi,

Yazının Devamını Oku

Olmazsa olmaz mı?

Ters köşe, boş kale, rakipsiz aday, dikensiz gül bahçesi...

Siyasetin her türlüsüne eyvallah...

Ama yalan söylemeyin. Yalvarırım.

*

Bir bildiri üzerinde bu kadar çeşitli felsefe yapılır mı?

- İnce siyaset...

“Seçimi kazanacağına inansaydı, darbeye niye kalkışsın?”

Kimden bahsediyor bu arkadaş? Hiç belli değil. Ama güzel konuşuyor, sesinin tonu da iyi. Epey dinleyeni var.

- Yahu bırak, yalancının biri.

Yazının Devamını Oku

Akılda kalan

Adına bildiri mi diyorlar, muhtıra mı, her ne ise, fakat farkında mısınız, o metni yazanlardan daha çok taraftar yani yandaş buldular...

Hem de daha heyecanlısını.

Buradan anlaşılıyor ki,

imza bir şey ifade etmiyor.

Yol açıkken

Bugün, hemen bugün...

Parlamenter Sistem’e dönsek.

Ve pazar günü de hemen seçim yapsak, hemen.

Ne olur? Hiç.

Yazının Devamını Oku

Püf noktası

Haklarında yasal işlem yapılacağını bile bile, 104 kişi aynı kağıda imza atar mı? Mesleğinde yükselmiş, tecrübe sahibi insanlar, bunu bilmez mi? Öyleyse nedir bu cesaret ve cüret?

Bunu bir türlü aklım almıyor.

***

Aklımın almadığı başka

şeyler de var:

- Montrö ile Kanal İstanbul arasında bağlantı kurmak,

Gezi Parkı’ndaki Topçu Kışlası’yla 3’üncü köprüyü birleştirmeye benzer.

***

Niye gece yarısı?

Yazının Devamını Oku

Yüzde 50 meselesi

Kazanan, yüzde 50’nin az üzerinde oyla kazanmayacak mı? 51, 52, 53 falan...

E yüzde 100’ün Cumhurbaşkanı lafını nereden çıkarıyorsunuz? Keşke ama mümkün mü? Seçilecek olan zat, ülkenin tamamına kollarını açsa da, bilin ki yarısı boş kalacaktır. Gelmiş geçmiş en şirin, en sevimli Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i bile ülkenin yüzde 100’ü benimseyemedi.

Bilmiyorum, 16 milyon İstanbullu, İmamoğlu’yla sahiden kucaklaşıyor mu? Doğru söyleyin bana.

Eşkal

2007’de Abdullah Gül seçilirken, slogan şuydu:

- Müslüman bir Cumhurbaşkanı.

Bugün böyle bir slogana ihtiyaç kalmadı. Çünkü adayların hepsi muhafazakâr hatta mukaddesatçı insanlar..

Milliyetçilikleri de caba.

Peki, bu ne demek?

Yazının Devamını Oku

Cazip Pazar

Talipler çoğalıyor.

 Zannedersiniz ki dünyanın en kolay mesleği.

Cumhurbaşkanı olmayı kim istemez diyerek makamı şereflendirecekler mi yoksa kendileri mi şerefyâb olacak, belli değil.

Ama normal insanlarla haddini bilmeyen insanların birbirine karıştığı muhakkak.

Bir Abdullah Gül olamadılar.

7 yıldır vakur bir şekilde kenarda bekliyor. Daha da kaç yıl bekleyebilir?

Tevazu bambaşka şey arkadaşlar.

*

Bu arada

Yazının Devamını Oku

Neye benziyor?

İki buçuk yıldır erken seçim sayıklaya sayıklaya, normal takvime zaten yaklaştık.

Bundan sonrasına artık erken seçim değil, olsa olsa erkenleştirilmiş seçim diyebilirsiniz.

Deyin...

***

Bana sorsanız, adına seçim bile demem.

Çünkü seçim bir yarıştır. Bazen liyakat yarışır, bazen kadrolar ve liderler yarışır, bazen projeler yarışır, bazen siyasi tercihler... vs.

Bu böyle değil ki...

Erdoğan’ı oradan indirecek bir adam aranıyor. Hepsi bu.

Kim bu adam?

Yazının Devamını Oku

Hızlı bir çark

Bin yıldır yazı yarım, gündemin

bu kadar sürekli ve süratli değiştiğini hiç görmemiştim. Tam da benim olmadığım günlere denk geldi.

Ne yapalım?

Arkada kalanlar, orada kalsın.

Biz önümüze bakalım.

Bütün mesele:

- Hangisinden başlamalı?

***

Bence kolayından başlamalı.

Yazının Devamını Oku

Fezleke...

Soru: Fezleke oylamaları muhalefet cephesinde bir sıkıntı yaratır mı?

Cevap:

Ama onlar GARA Operasyonu’nda başarısız oldular.

***

Ne güzel anlaşıyoruz, değil mi?

Fezleke denince, asıl komik olanı şu:

Bazı milletvekilleri, karar vermek için fezlekelerin içeriğini inceleyeceklerini söylüyorlar.

Elbet incelesinler ama bunu öyle bir tonda söylüyorlar ki, sanırsınız, fezlekeyi yollayan makam, bir sürü suç uydurmuş.

.............

Yazının Devamını Oku

Ne günlerdi

28 Şubat, her şeyden önce nedir, bilir misiniz?

- Parlamenter Sistem’in yüz karası.

Birinci partiye değil. İkinci partiye de değil, üçüncü partiye iktidar görevinin verildiği, ucube bir dönemdir.

Daha da komiği, seçime hiç girmemiş bir partinin - kalabalığa dalıp - koalisyon ortağı olabildiği egzantrik bir süreçtir.

Hem de kim karar veriyor?

Halkın değil, Meclis’in seçtiği bir Cumhurbaşkanı.

Nasıl yetki ama?

...........

28 Şubat dendi mi, darbeden falan önce, bunlar aklıma geliyor.

Yazının Devamını Oku

Darbe gibi

Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın darbe girişimi karşısındaki direnişi ve kararlı duruşu çok değerlidir.

Ama bu, Azerbaycan’a yaptığı saldırıyı unutturmaya yetmez.

Hayret ettiğim şudur:

Bu kadar demokrat bir insan, nasıl oluyor da aynı zamanda acımasız bir işgalci olabiliyor? 

Çağrışım 

Darbe girişimi -şimdilik- bastırıldı.

Hem de kolayca bastırıldı.

Acaba diyorum kontrollü bir darbe miydi bu? 

Siyaset

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI