GeriRauf TAMER İçimizde...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İçimizde...

Harp Okulu’nda her yıl 13 Mart’ta yapılan o yoklama ne güzeldir;

- 1283 Mustafa Kemal.

Hep bir ağızdan:

- İçimizde.

Yazarken bile tüylerim diken diken oluyor.

****

O yoklamayı bugün Meclis’te yapsak, üniversitede yapsak, sanat dünyasında yapsak, spor camiasında yapsak... Her yerde yapsak.

- Mustafa Kemal.

- Burada.

Eminim ki oradadır.

Giderek büyüyor...

Atatürk artık her yerdedir...

Ona ulaşmak için parola:

- Sınır namustur.

Uzman

Kılıçdaroğlu’ndan gençlere tavsiye:

“Siyaseti sert değil, sakin üslupla yapın.”

Kemal Amca’nızı duydunuz çocuklar.

Siz de onun gibi olun... Ya da Lütfü Türkkan abinizi örnek alın:

Ağzınızdan bal aksın bal.

Tılsım

Bütün çirkin akımlara rağmen, Sağlıklı Aile Yapısı yaşıyor.

Türkiye’deki tılsım budur. Bizde aile, önce ahlakımızı pekiştiren, bize nezaketi, nezahati, iffet, izzet ve haysiyeti aşılayan, uçsuz bucaksız bir kaynaktır. Vatan, bayrak, millet ve devlet bütünlüğü, ne büyük bir nimet.

X

İtibar

“Muhtar bile olamaz.”

Hayır.

Bu laf öyle değil artık.

Bilakis.

“Muhtar bile olabilir.”

HDP’ye dair

Pervin Buldan, açık konuştu:

Türkiye’yi yönetecek mekanizmanın bir parçası olacaklarını söyledi...

Daha ne desin?

Yazının Devamını Oku

Kaçak oylar

Daha doğrusu:

- Kaçacak olan oylar.

Nedir bu?

Anlatayım.

***

Bu oylar, seçimi kazansa da kaybetse de, Millet İttifakı’ndan kaçacak olan oylardır.

Miktarını bilemem.

Ama kaçacağı kesin oylar bunlar.

- Boş oylar.

Yazının Devamını Oku

Kandırmaca

Şunun iyice anlaşılması lazım:

Barış, özgürlük, demokrasi...

Bu üç kelime, gerçek anlamından saptırılmış, bir şifreye dönüştürülmüştür.

Çünkü bu üç kelime, kimsenin itiraz edemeyeceği kelimelerdir.

Ama bakın kimlerin ağzında.

***

Siz hiç sahiden demokrat olan birilerinin, sürekli

“Ben demokratım” dediğini duydunuz mu?

Sahici bir barış ve özgürlük yanlısı insanlar, her cümleye

Yazının Devamını Oku

İyi haber

Hangi ülkede, hangi seçim olsa, adaylar, Türkiye karşıtlığı yaparak oy toplamaya çalışıyorlar.

- Bu şeref bize yeter.

Ne Amerikan karşıtlığı

oy getiriyor, ne Rus karşıtlığı...

- İlle de Türkiye.

***

 Giderek yükseldiğimizi böyle anlayabilirsiniz. Türkiye karşıtlığı ne kadar büyüdüyse, biliniz ki Türkiye o kadar gelişti... Türkiye karşıtlığı ne kadar azgınlaştıysa, biliniz ki Türkiye o kadar yıldızlaşmıştır.

Başka ölçü yok.

***

Yazının Devamını Oku

Gözden kaçanlar

İsabet buyurdular.

Çatı dedikleri tek aday’la seçime gidecekler ki, hangi partinin yüzde kaç oy aldığı anlaşılmasın... 3 mü, 5 mi, 15 mi?

At atabildiğin kadar.

***

Şimdi parlak bir öneri daha var:

Masaya oturduklarında küçük parti- büyük parti ayrımı olmasın.

Buyurun bakalım.

Eşitler arasında birinciyi seçecekler.

Eşitler arası?

Yazının Devamını Oku

Ortak dil

Türkiye - Ermenistan yakınlaşmasını taçlandırmak için bir futbol maçı önerenler var.

Hayır.

Futbol sert oyundur. Sahada zaman zaman tatsız sürtüşmeler olabilir. Bunların her biri -adı üstünde- ne olsa delikanlıdır...Böyle bir risk almaktansa...

Başka bir önerim var.

***

Diyorum ki:

Asıl barış, müziktir.

Ve müzik tarihimiz,

Türk-Ermeni bestekarlarının enfes eserleriyle donatılmıştır.

Yazının Devamını Oku

İlk defa

“- Hükümetten ziyade muhalefet eleştiriliyor.”

Doğru.

Muhalefete muhalefet diye geniş bir cephe var.

Ve şimdiye kadar görülmemiş bir hiddet sergiliyor.

*

Neden böyle?

Nereden çıktı bu oluşum?

Ve nasıl kurumlaştı?

- Adeta bir siyasi parti gibi.

Yazının Devamını Oku

Haziranın kaçı

İktidar, Millet İttifakı’nın damarına basıyor. “Daha sizin adayınız bile belli değil” dedikçe, Millet İttifakı da “Sen önce seçim tarihini açıkla, biz o zaman adayımızı ilan ederiz” diye horozlanıyor.

İktidar da seçim tarihi olarak sürekli Haziran 2023 deyip rakibini çatlatıyor.

Bu yetmez.

Haziran ama haziranın kaçı? Hangi pazar? Kesin gün verin...

Verin ki, rakibiniz de çatı adayını açıklasın... Açıklasın ki

biz de şerefyab olalım.

***

Hem biliyor musunuz,

kesin tarih verirseniz, mesela

Yazının Devamını Oku

Fatih Terim

- 4 kere geldi...

- 4 kere gitti.

Demirel’e benziyor...

Merhum da 5 kere gidip

6 kere gelmişti ya...

Son gelişinde, başbakanlığa da sığmadı, cumhurbaşkanı oldu... Daha yüksek makam olsa,

oraya da çıkacaktı.

***

Bunlar, dünyada ender görülen vakalardır.

Yazının Devamını Oku

Seyir defteri

Bizde her cumhurbaşkanı seçimi olaylı geçti.

Ta 60’larda başlayan Köşk Yarışı, 1973’te iyice tıkandı.

Faruk Gürler’in emr-i vakisi, Meclis’te tepki görünce, halim-selim bir zat’ta karar kılındı:

Fahri Korutürk.

Fahri Paşa, Divan Pastanesi’nde sütlü kahvesini güzel güzel içerken, kendisine acele Ankara’ya dönmesi bildirildi.

Gidiş o gidiş.

*

7 yıl sonra...

Yazının Devamını Oku

Akılda kalan

Anlaşılıyor ki...

Bundan böyle Kılıçdaroğlu’nun her çıkacağı televizyon yayını, cevap hakkı nedeniyle bol bol kesintiye uğrayacak.

Amaç, bulunacağı iddiaları, anında ve yerinde çürütmek.

Çürütürken de onu yalancılıkla itham etmek.

***

Ne fena şey.

İnsanın bir kere adı çıktı mı, hiçbir sözüne güven kalmıyor.

Kılıçdaroğlu buna müstehak biri değil.

Ama nasıl oldu da böyle bir izlenim bıraktı, anlayamıyorum...

Yazının Devamını Oku

Ya kaybederlerse...

Millet İttifakı, seçimi kazanacağına dair o kadar kesin konuşuyor ki tıpkı kazanmış gibi.

Bu bir taktik olsa bile...

- Ya kazanamazlarsa?

*

Efendim, kazanamazlarsa, küçük ortaklara bir şey olmaz ama bu defa Ana Muhalefet toz olur gider. İsmet Paşa bile kalkıp gelse onu kurtaramaz.

*

Ne güzel anlatıyorlar:

İlk 6 ayda, ilk 1 yılda, ilk 2 yılda neler yapacaklarını, tatlı tatlı sayıyorlar.

Esasen

Yazının Devamını Oku

Pazar notları

Sarıgül’ün kurmaylarından birini dinledim Beyaz Tv’nin Uyan Türkiye’m programında.

Ne güzel şeyler anlatıyordu.

Ebubekir Elmalı...

Hukukçuydu galiba.

Neler var Türkiye’de?

***

Mesela.... Ömer Avşar.

Televizyon oturumlarından tanıdığımız bir hukukçu da o.

Dopdolu bir adam.

Yazının Devamını Oku

Bunu unutmayın

Dünkü yazıda demiştim ya:

- Kaybedecek şeyiniz varsa aday olmayın.

Sakın ha.

Çünkü kaybederseniz, sadece cumhurbaşkanlığı seçimini değil, başka şeyleri de kaybedersiniz.

Mesela neleri?

***

Belediye Başkanı’ysanız, belediye başkanlığını kaybedersiniz. Parti veya muhalefet lideriyseniz, liderliği kaybedersiniz.

Milletvekiliyseniz, zaten ilk onu kaybedersiniz, yallah.

***

Yazının Devamını Oku

Gözden kaçanlar

Birikmiş notlarım var.

Onların hiç değilse bir kısmını size sunmalıyım ki, süratli değişen gündemde kaynayıp gitmesin.

***

Önce adaylık meselesi.

Bu konu, kabak tadı verdiyse de

meraklısı ve takipçisi çoktur. Oradan başlayalım:

***

Mansur Yavaş, İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu...

Anketlere bakıyoruz, Kılıçdaroğlu sonuncu çıkıyor.

Yazının Devamını Oku

Dil yâresi

Ta 70’li 80’li yıllardan beri çektiğimiz, sadece şiddet mi? Sadece terör mü?

Ne kadar namertlik varsa hepsini gördük.

Namertlikten öte şimdi kalleşlik devri.

*

Terör şöyle veya böyle bir gün biter.

Nitekim son çırpınışlar.

Ama bünyemize yerleşen kalleşlik ve nefret virüsü, terörden beter.

Nitekim kadına şiddet, erkekliğin artık sonudur.

Yazının Devamını Oku

Seçmen profili

ANAP ve DYP yok oldu ama seçmeni ne oldu?

Belli ki AK Parti’ye gitti.

20 yıldır bunca oy, gökten zembille inmiyor ya...

***

CHP, o havuzdan bir kepçe bile oy almadığı için yüzde 20’li rakamlara takılıp kalıyor.

****

Peki, Karaoğlan Efsanesi, nasıl efsane olduydu? Ecevit, en büyük rakibinden, önemli miktarda oy alabildiği için yüzde 42’yi bulduydu...

Sonra?..

Sonrası şu: Seçmen pişman oldu, bir daha oy vermedi.

Yazının Devamını Oku

Zor sorular

Hükümet üyeleri ABD’ye soruyor:

- Batı Trakya’da işin ne?

Güzel ama bunu muhalefet de  sormalı.

Niye sormuyor?

***

Hükümet üyeleri, ABD’ye sık sık şunu da soruyor:

- Suriye’de işin ne?

Soruyor ama bunu muhalefet de sormalı.

Niye sormuyor?

Yazının Devamını Oku

Güçlü bir izm

Merhum Turgut Özal, siyasi eski 4 eğilim’i ANAP’ta birleştirmek istemişti... Partiyi kurarken, bütün enerjisiyle bu noktaya odaklanmıştı.

Bugün eski 4 eğilim’den eser yok.

Ne ümmetçi sağ kaldı, ne de bir sosyalist akım.

***

Bugün siyasette bütün mesele, bütün ölçü, bütün hedef:

- Demokrat olup olmamak.

Yani, siyasi partilerin ve siyasetçilerin sicili, artık sadece bununla ölçülüyor:

- Demokrat mı değil mi?

Gerisi teferruat.

Yazının Devamını Oku

İyi işaretler

Yılbaşı gecesi, yurt çapında 341 bin güvenlik personeli görev yaptı.

Asayiş, diğer günlerden ve gecelerden farksızdı. 85 milyon nüfuslu bir ülkede, 5-6 milyon mülteciyi de sayarsanız, 90 milyonluk bir kitlenin kontrolü kolay değil.

Ezici çoğunluk, sevinç ve güvenle yeni yıla girdiğine göre umutlar ve moraller iyi demektir.

***

Yıl başlar başlamaz hemen siyasi yazılara dönmek istemedim.

Her şeyden önce siyasi tansiyonun düşmesini diliyorum. O düşerse, ülkede her şey normale döner. Fiyatlar bile düşer.

Öfkeli insanların biraz sakinleşeceği, siyaseti esir alan kin ve nefret duygularının törpüleneceği, güzel günler bekliyorum.

***

Birşey söyleyeyim:

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yazarın Tüm Yazıları