GeriRauf TAMER Gözden kaçanlar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gözden kaçanlar

Ermenistan hem işgalci, hem yalancı... Her gün bir yalan uyduruyor.

Buna bakarak, şu meşhur soykırım iddialarının ciddiyet derecesini anlayabilirsiniz.

Bu bir.

***

İkincisi...

Biri saldırgan, öbürü mağdur.

Fakat utanmaz dünya, ikisini aynı kefeye koyup güya barış yolu arıyor.

Nasıl olur?

İşgal eden’le işgal edilen nasıl eşit tutulur?

***

Üçüncüsü...

Daha da acayip bir durum...

Adı üstünde: TBMM

Yani Türkiye Milleti’nin Meclis’i...

Öyle değil mi?

Fakat bu Meclis’in Türkiye adına yayınladığı hiçbir bildiride HDP’nin imzası yok.

Nitekim 4 parti, CHP, AK Parti, MHP ve İYİ Parti, son olarak Ermenistan’ın saldırgan tutumunu kınadı. Bildiride HDP’nin imzası yine yok.

.......

Bunun anlamı nedir?

HDP’nin Türk Milleti’ne söylemek istediği şey nedir sahi?

Ve işin tuhafı, adını Türkiye’den alan meclis, HDP’nin bu tutumunu, her seferinde niçin gayet olağan karşılamaktadır? Ben de bunu kınıyorum işte.

***

Ünal Çeviköz’e gelince...

Danışmanlıktan gayrı bir sıfatı yok. Sayın genel başkanı ona danışmayacak da gidip Onur Öymen’e mi danışacak?

Fakat yine de Ünal Bey’e haksızlık yapmayalım. Ortaya bir iddia atmış falan değildir... Maalesef diye başlayan cümlesiyle o, sadece Ermenistan ağzı kullanmıştır.

Yooo, pardon nakletmiştir.

Maalesef...

X

Beyin israfı...

Merkez Bankası’nı ziyaret falan değildi o... Düpedüz teftiş’ti.

Yarın Bankalar Kurulu, öbür gün Yüksek Hakimler ve Savcılar Kurulu, daha öbür gün Tank Palet Fabrikası, hepsi sıradadır.

Teftiş var.

Müfettiş geliyor.

***

Müfettiş Bey, kerameti kendinden menkul yetkilerle donatılmış olmalı ki, Suriyeli göçmenlerin durumunu da Avrupa Birliği’yle konuşmuş. Gerekli bütçeyi sağlamış ve söz almıştır. (Ona söz veren Avrupalı’yı da çok merak ediyorum ha...)

***

Bu ne büyük bir özgüven...

Bayılırım böyle insana.

Yazının Devamını Oku

Karikatür gibi

Demokrat Amca, bilmiyorum hangi yetkiyi kullanarak AB’yle konuşmuş ve söz almış.

Mültecileri Suriye’ye geri yollayacakmış ama önce suyunu, elektriğini, yolunu, evini, okulunu, hastanesini, çarşı pazarını, hepsini kurup öyle yollayacakmış.... Onun güzel hatırı için AB bütün bunlara “Peki” demiş.

***

Geriye iş ve aş kalıyor.

Ona da çare bulmuş.

Türk iş insanlarına diyecekmiş ki “Şimdi gidin, Suriye’de birer fabrika kurun.”

Yaa efendim...

“Beşli çete” dediği müteahhitler dahil, bütün iş insanları, Demokrat Amca’nın güzel hatırı için Suriye’yi fabrikalarla donatacakmış.

Vallaha karikatür gibi.

Yazının Devamını Oku

Bir suikast hikayesi...

Yıl 1977.

5 Haziran pazar günü seçim olacak.

Seçime iki gün kala.

Yani, 3 Haziran günü, muhalefet lideri Ecevit’in İstanbul’da Taksim Mitingi var. Son miting.

Dönemin Başbakanı Demirel, şok bir açıklama yapıyor ve diyor ki:

- Bir ihbar aldık, yarın Taksim Mitingi’nde Ecevit’e suikast yapılacak. Çevre otellerden birinden ateş edilecek.

***

Yani?

Yanisi şu:

Yazının Devamını Oku

Tuhaf bir durum

İktidar kanadı, millet ittifakına:

- Daha sizin adayınız belli değil dedikçe, farkında mısınız Akşener ne cevap veriyor:

- Alın seçim kararı, Cumhurbaşkanımızın kim olacağını o zaman öğrenirsiniz.

***

Nüansa dikkat...

Adayımız, demiyor.

“Cumhurbaşkanımız” diyor.

“13. Cumhurbaşkanımız” diyor.

Yani seçilmiş gibi...

Yazının Devamını Oku

Puan cetveli

Bazı anketçilerin dikkatine:

Beyler, siz kararsızları neye göre dağıtıyorsunuz? Bu gergin ortamda hiçbir muhalif “Ben kararsızım” demez ki.

Siz der misiniz? 

‘Ciddi’ bir durum

Beyefendi kaygılı.

Seçime doğru, siyasi cinayetlerden söz ediyor.

- Elbet bir bildiği var.

Ya da meşhur duyumlarından birini aldı.

Ya da dostlarından biri kulağına üfledi.

Yazının Devamını Oku

Adam gibi...

Bulunduğunuz yuvadan, yetiştiğiniz ocaktan, bir gün ayrılmak zorunda kaldınız diyelim...

Olabilir.

Peki, ihanet etmeden ayrılamaz mısınız?

Onu sürekli kötülemeye mecbur musunuz?

Yahu orada yıldızınız parlamış, şöhrete ve servete kavuşmuşsunuz, kariyer edinmişsiniz, en basit tabirle adam olmuşsunuz.

Bunların hiç mi kıymeti yok?

Ne biçim insanlarsınız siz? (İstisnaları vardır, onları tenzih ederim).

*

Sırf siyasette değil.

Yazının Devamını Oku

Büyük millet

Seçime en az 20 ay var.

Biz 20 ay daha her gün bu gerginlikle mi yaşayacağız?

Düşünün ki, geride bıraktığımız 20 ayı da aynı gerginlikle yaşayarak geldik.

Buna hangi sinir sistemi dayanır?

***

Hemen yarın seçim yapsak, gerginlik bitecek mi?

Ne münasebet.

Bu defa da başka bir gerginlik başlayacak.

Emin olunuz ki derhal bir seçim daha isteyenler çıkacak.

Yazının Devamını Oku

Gidiş o gidiş

İş öyle bir noktaya geldi ki, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık gibi mevkiler, birer ödül, birer ikramiye haline dönüştü.

 

Ara yerde komisyoncular da türedi.

Siyasi husumet, birden bire cazip bir borsaya benzedi.

***

Anayasa maddeleri dahil, her şey pazarlık konusudur. Laiklik bile açık artırma yoluyla yeniden gündemde...

Hele terörle mücadele, devlet politikası olmaktan çıkıp, ittifaklara gizli bir malzeme olarak girmektedir. Hem de pahalı bir malzeme...

***

İşin kötüsü...

Yazının Devamını Oku

Kısa notlar...   

Anladık efendim, bağırmayın...

Mutabıkız:

. Bu maddeler değiştirilemez.

. Değiştirilmesi teklif bile edilemez.

Hatta, çift dikiş olsun derim:

. “Teklif edilip edilmeyeceği bile tartışılamaz.” Tamam mı?

***

“Seçmeni zinde tutmak” başka, “dereyi görmeden paçaları sıvamak” bambaşka... Bunları karıştırmayalım.

***

Yazının Devamını Oku

Saklambaç

Çok mu merak ediyorsunuz?

- Öyleyse açıklayın erken seçim tarihini, Millet İttifakı’nın adayını o zaman öğrenirsiniz.

Hay Allah...

Ben aday belli zannediyordum.

Kılıçdaroğlu aday diye gezmiyor mu ortalarda?

Hem de boyundan büyük vaatlerde bulunarak...

Kılıçdaroğlu değilse bile İmamoğlu var...

Fatih Sultan Ekrem...

O da mı değil?

Yazının Devamını Oku

Takvim yaprakları

Cumhurbaşkanı olma heveslisi çok insan varken, neyse ki başbakanlığa talip biri de çıktı.

Böyle bir makam olmadığını bile bile çıktı, bravo.

Elbet takvime de bakmıştır.

Öyleyse soralım:

- Ne zaman başbakan olacaksınız?

Bize bâri bir tarih verin.

Sanırım veremez.

***

Tam hesaplamadım ama bugünden itibaren sayarsak, herhangi bir talibin Başbakan olabilmesi için

Yazının Devamını Oku

Yeni siyaset

Neler oldu.

Roller değişti, formalar karıştı.

. Hızlı bir Maocu idi, Kemalist oldu.

. Öbürü, iyi bir sosyalistti, gitti gözü doymaz bir kapitalist oldu.

. Beriki? İnanç dünyasını hiç bilmezdi, şimdi birdenbire hidayete erdi... Hele öbürü? Koyu muhafazakar biriydi, bıraktı. Cumbadan rumbaya geçiverdi.

Hah şöyle:

Artık kimsenin sırtında yumurta küfesi göremezsiniz. Din ve milliyet değiştiren bile var. Sadece kulüp değiştiren yok.

***

Bu bakımdan...

Yazının Devamını Oku

Nokta atışlar

Cumhurbaşkanı salona girince, ayağa kalkmadınız ya, işte şimdi milletin gönlünü iyice fethettiniz demektir. Seçimi kazanacağınız artık garanti.

Ama işi daha da sağlama almak isterseniz, gelecek sefere ‘yuhalayarak’ karşılayabilirsiniz.

*

Ortak aday için iki hukukçu’nun ismi de ortaya atıldı.

Haşim Kılıç ve Zühtü Aslan.

Olabilir...

Değerli insanlardır.

Ama ortada daha tecrübelisi var. Ahmet Necdet Sezer gibi bir ‘Efsane Başkan’ dururken, başka hukukçu aramaya ne gerek?

Yazının Devamını Oku

Zekâ fışkırıyor

Soğuk Amerikan espirileri vardır...

Buz kesilirsiniz.

O espiriler, Amerikan zekâ düzeyini de yansıtırlar.

İşte şimdi aynı zekâ düzeyi, Amerikan Siyaseti’nde de görülüyor.

.........

Şöyle ki:

İki ihtimal var: Amerikan zekâsı, YPG’yi ya sahiden masum bir örgüt zannediyor ya da bizim buna inanmamızı bekliyor. İkisi de vahim...

Bu kafa var ya,

Yazının Devamını Oku

Acele yok

Daha durun bakalım.

Köprülerin altından çok sular geçecek... Seçim Kanunu’nda yapılacak olan değişiklikler, siyasi yelpazeyi kimbilir nasıl etkileyecek.

Şimdiye kadar emek verilen anketlerin bile belki bir hükmü kalmayacak.

Haydi, sil baştan.

***

Daha durun bakalım.

HDP’nin hukuki akıbeti de henüz belli değil. Olumlu veya olumsuz çıkacak bir yargı kararı, ittifaklara kimbilir nasıl yansıyacak. Çarşı belki çok karışacak.

Haa, belki de iş kolaylaşacak.

***

Yazının Devamını Oku

ABD ve ülkü...

Eli kanlı ABD, Delikanlı Ülkücü’ye durup dururken niye sataşıyor şimdi?

Elbette...

Hayatında hiç delikanlı olmamış ki...

Kurduğu devletin temelleri bile soykırıma dayanıyor. Koskoca bir ırk’ı yok ederek kalleşçe çöktüğü o topraklarda, bir türlü mutlu olamadı. Kiraladığı terörist katiller de onu tatmin edemiyor. Vatanseverliğin tadını alamadan, ta okyanus ötesine tıkılıp kaldı işte... ABD ne anlar ülküden...

Yazık Amerikan Halkı’na ki, yıllardır canavar ruhlu yönetimlere mahkûm.

Siyaset

Derler ya:

- Doğmamış çocuğa don biçmek.

Biz bir değil, üç beş don birden biçtik.

Yazının Devamını Oku

Bunlar da var

Neydi o?

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, milletvekillerinden birini (Yalım Erez’i) Başbakan tayin etmişti:

- Git hükümeti kur da gel.

Yalım Erez, parti başkanı değildi.

Partisi, 1’inci parti de değildi.

Yani bu atama, teamüllere aykırıydı ama kitabına uygundu.

***

Çünkü kitap “Cumhurbaşkanı, milletvekillerinden birine, hükümeti kurma görevi verir” diyordu. Erez de vekillerden biriydi işte... Düz milletvekiliydi.

............

Yazının Devamını Oku

Kayda geçsin

Millet ittifakı, seçimi ‘seçimden evvel’ kazanma çabasında.

İyi bir yol.

1 yılda yapacağı işleri 2 yılda, 3 yılda yapacağı işleri seçimi kazanmış gibi sayıp döküyor.

Dış politikayı 180 derece değiştireceğini ilan ediyor... vs.

***

Bu inanmışlık, siyasette çok mühimdir.

Örgütleri motive eder.

Partilerin bütün organlarını zinde tutar.

Ve seçmenin yüksek katılımını sağlar.

Yazının Devamını Oku

Şaka gibi

Parlamenter Sistem’e döneceksek, eh, o da bir sistemdir.

Ancak ne zaman?

- Kaç sandık sonra?

Yani kaç yıl sonra?

***

Esasen Recep Tayyip Erdoğan yüzde 50+1 barajıyla zor yolu seçmiştir.

Halbuki öbür sistemde iktidara gelebilmek için 1’inci parti olmak yetiyor.

En azından koalisyon ortağı.

***

Yazının Devamını Oku

Görünen köy

ABD dost mu düşman mı?

Buna karar vermek çok zormuş gibi, aylardır yıllardır tartışıp duruyoruz.

Dostla düşmanı ayırt etmek, bu kadar müşkül olmasa gerek.

Kaldı ki ABD, düşman olduğunu, en azından düşman gibi davrandığını açıkça gösteriyor.

Üstelik stratejik ortaklık denen bir ucubeyle de bizi avutuyor.

***

Ama yeter.

İş “Bu kadarına da istiskal denir” noktasına gelmeden, tavrımızı koyalım artık. İnanın ki o zaman rahat edeceğiz.

Dost bilinen düşman

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI