GeriRauf TAMER Evet ama haydi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Evet ama haydi

Adalet arıyorum.

Nerede arıyorsun?

Kimin için arıyorsun?

Sadece sevdiklerin için...

Halbuki nefret ettiklerin için de adalet aramalısın.

Ey Kılıçdaroğlu.

Sadece Osman Kavala’nın hakkını hukukunu aramakla kalma. En azından kendi partin içinde tasfiye edilen Atatürkçülerin de hakkını aramalıydın.

***

Esasen adalet sadece mahkeme koridorlarında, mahkeme salonlarında aranmaz.

- Adalet, her yerde.

Siyasette, ticarette, rekabette.

Sınavda, tayin ve terfide,  günlük hayatta, trafikte bile adalet.

Aşkta adalet.

Kavgada bile adalet.

***

Zaten adalet kelimesinin cazibesi buradan geliyor. İşin kökü Dicle Irmağı’nın kenarında kuzusunu kaybeden garibandan başlıyor, hedef gösterilen vatan evlatlarına kadar uzanıyor.

Bakıyorum da oralarda hiç yoksun.

***

Pekâlâ...

Adliye’nin içinde kalalım.

Bu iş, belirli hakim ve savcıları hedef göstermekle bitmiyor. Binlerce hakim ve savcıyı içine alarak bizatihi adaletsizlik sergiliyor.

Ondan sonrası iyice laçka.

- Seçim Sistemi’nde adalet.

- Partiler Kanunu’nda adalet vs...

Hani, nerede?

Kemal Bey, kaldı ki siz duyarlı gibi gözüktüğünüz masumiyet karinesi konusunda da adaletçi davranmadınız. Ve hâlâ davranmıyorsunuz.

Adalet, eş dost için değildir.

Yandaş için de değildir.

Yapmayın.

Size vatanseverlerin de ihtiyacı vardır.

X

Türediler...

Bunlar Tanrı Müşteriler.

Diledikleri yerde, diledikleri gibi yer içerler, gülüp eğlenirler, garsonları, komileri - rehin almış gibi - tepelerinde saatlerce bekletirler...

Bazı masalara izzet ikramda bulunacak kadar da cömerttirler... Velhasıl fiyakaları yerindedir.

- Peki hesap?

***

Hesap, kaç para gelirse gelsin, bize ne?

Öyle demeyin.

Daha işin karakol kısmı var, medya kısmı var...

Durun bakalım.

Yazının Devamını Oku

Bravo doktor

Sağlık Bakanı'nın sabır ve tahammülüne pes doğrusu.

Onun yerinde ben olsam, bu toplumsal disiplinsizlik karşısında havlu atar

"Ne haliniz varsa görün" diyerek çoktaan istifa ederdim.

Suç ortaklarımız

Salgının başından beri... Kurallara uymamakta ısrar edenler!..

Ve şimdi de... Aşı olmamakta direnenler!..

Her şeyden önce şunu bilsinler ki, okula gidemeyen, yüz yüze eğitim alamayan koskoca bir nesli, sırf bu sebeple kaybetmek üzereyiz.

Bu çocuklar ne çocukluklarını yaşayabildiler ne de öğrenciliklerini... Bu yaşlara da bir daha dönemeyecekler.

***

Yazının Devamını Oku

Yalan terörü 

Bu da bir terör biçimi.

Keşfedenler, Amerikalılar.

Yalana takla attırıp, onu allayıp pullayıp, şık bir ambalajla servise sunanlar Fransızlar.

Onu bir pişkinlik ve yüzsüzlük haline getirenler, sinsi Avusturyalılar.

***

- Elimize su dökemezler.

Yalanı itibarlı bir meslek, hatta bir kariyer haline getirenler ise Türklerdir.

Zaten Amerikan yalanlarının ana malzemesi, tuzu biberi Türkiye'den gitmektedir.

Dahası...

Yazının Devamını Oku

Şartlara bağlı

Sert muhalefet yapmaya karar vermek.

Ya da yumuşak muhalefet yapmaya karar vermek.

Olmaz.

Karar vermek'le olmaz.

Muhalefetin biçimi, dozu, yolu yordamı, yöntemi, önceden belirlenmez. Sert veya mülayim olmayı, ancak şartlar getirir.

Konuya ve yerine göre, farklı tepkiler vardır. Bu bir reflekstir. Anında fışkırır. Ama siz bunu hesaplı, planlı ve ölçüp biçerek bir programa yüklerseniz, samimiyetsizliğiniz önce ses tonunuzdan anlaşılır.

Geometri değil bu konuştuğumuz.

- Siyaset konuşuyoruz.

Her dakika yanar döner.

Yazının Devamını Oku

Birikmiş notlar

Devlet Bahçeli kim için söylemişti de çok gülmüştük:

Demişti ki:

- O zat’ın okuma yazması vardır ama okuduğunu anlamakta zorluk çeker.

Vallaha verdiği eşkal,
o kadar çok insana uygun ki, adamı hâlâ teşhis edemiyoruz.

***

Tanıdığımız Devlet Bahçeli, Başbakanlığı nasıl reddettiyse, Cumhurbaşkanı Yardımcılığı’nı da kabul etmez. Şimdiden şuraya yazıyorum ki kayda geçsin.
Günü gelince konuşuruz.

***

Yazının Devamını Oku

Olmaz olmaz

“Kabil’de ne işimiz var?”

Vallaha geriye dönüp de ta 1950’lere gidersek “Kore’de ne işimiz var?” diye de sorabiliriz.

Bu gibi durumlarda, Devlet kâr-zarar hesabını herhalde iyi yapıyordur.

Nitekim, Kore’de gösterdiğimiz kahramanlıklara karşılık ödüllendirilmiştik.

NATO’nun saygın üyesi olduk.

Şimdi de Kabil’de göstereceğimiz kahramanlıkların ödülü olarak, bakarsınız belki bizi şıp diye Avrupa Birliği’ne alıverirler.

Anket

Size sorarlarsa ki:

- Hangi partiye oy vereceksin?

Yazının Devamını Oku

Kutup da ne?

Partilerin benzemez oluşu kutuplaşma mıdır? Hayır...

Mesela iktidar partisi’yle ana muhalefet partisinin bu çekişmesi nedir?

Bence demokrasinin gereğidir.

......

Tek tip insan arıyorsanız, boşuna aramayın.

Bu ülkede her türlüsü var:

- Laik, dindar, dinsiz, muhafazakâr, milliyetçi, liberal, faşist, sosyalist... vs.

Kutuplaşma mıdır bu?

Hayır.

Yazının Devamını Oku

Bayramlık

Bir ülkenin ciddiyeti nereden anlaşılır?

Bir sürü ölçü vardır.

Ama bence en mühimi:

“Kaç yılda bir seçim yaptığından” anlaşılır.

İki yılda bir mi? Üç yılda bir mi? Dört veya beş yılda bir mi?

Kaç yılda bir seçim?

*

Muhalefet, her gün

Yazının Devamını Oku

Öyle ölçülmez

Toplantılara, gruplara, panellere, kulislere, velhasıl kalabalıklara bakıyorum.

Aynı istikamette oy kullanacağı belli insanlar, birbirlerini çılgınca alkışlıyor... Parti kongreleri gibi.

“- Türk’ün Türk’e propagandası.”

Tamam da...

Ne faydası var?

Rakip partiye kepçe atıp yeni oylar devşirmedikten sonra, sahi ne faydası var?

Artık anlayın şunu.

Ölçü, alkışların şiddeti değil, ‘kelle sayısı’dır.

Seçim budur. 

Yazının Devamını Oku

İlk akla gelen

Seçimi kim kazanacak, kim kaybedecek, belli değil.

Ama şurası belli.

Ya Tayyip Erdoğan'la birlikte yaşamaya iyice alışacaksınız...

Ya da Kılıçdaroğlu'yla birlikte yaşamaya mecbur, hatta mahkumsunuz.

Zaten dilinizi yavaş yavaş alıştırın.

Seçim değil bu...

Bu bir referandum:

- Erdoğan'a evet, Erdoğan'a hayır,

Yazının Devamını Oku

Koronaya dair

Normal hayata döndük diye sevinirken, başımıza yeni bir dert açılmaz inşallah.

Yazın yediğimiz bu hurmalar, sonbaharda bizi tırmalamaz inşallah.

- Korona, kalabalık sever.

Katliama bayılır.

Şimdi kimbilir hangi yörelerde, kimlerle kucak kucağadır.

Aman dikkat.

*

Günlük 60 bin vak’adan 5 binlere inmek güzeldir ama 5 binlerden tekrar yukarılara tırmanmak diye bir ihtimal de var.

Uzak ihtimal de olsa biz tedbirli olalım. Çünkü korona, ‘sıfır toleranslı’ gaddar bir insan avcısı’dır.

Yazının Devamını Oku

Dünden devam

Daima söylemişimdir:

- 15 Temmuz denince aklıma ilk gelen, Kılıçdaroğlu’dur.

Neden?

O akşam 22.00 uçağı ile İstanbul’a geldi değil mi? Halbuki darbe girişimi, saat 22.00’den önce deşifre olmuştu. Buna rağmen yolculuğunu iptal etmedi. Evine dönmedi. Saat 23.15’te İstanbul’a indi... O saatte İstanbul’da ne işi vardı? Hem de tek başına...

Bir lider öyle mi gezer?

*

Nerede kalacak?

Otellerde yer yokmuş. Ya da müşteri kabul etmiyorlarmış...

Yazının Devamını Oku

Bıraktığı iz

15 Temmuz denince aklıma sadece Kılıçdaroğlu geliyor...

O akşamdan bende kalan en büyük iz bu.

- Kılıçdaroğlu.

Sağ olsun.

*

Çok meraklı bir gazeteci olsaydım, kendime araştırmacı süsü verir, Kılıçdaroğlu’yla röportaj yapardım:

- Efendim, o akşam neler hissettiniz? / Tankları görünce ne düşündünüz? / Düşünüp de ne yaptınız, tankların üstüne mi çıktınız yoksa aralarından süzülüp mü geçtiniz? / Geçip de nereye gittiniz. Gittiğiniz evin sakinleri sizi görünce telaşlandı mı? / Televizyonun karşısına oturup neyi beklediniz? / Sizden başka hangi liderler geceyi nasıl geçirmiş, öğrendiniz mi?

*

Daha bir sürü soru.

Yazının Devamını Oku

Teşhis

15 Temmuz’un 5’inci yılında hâlâ soru şu: Arkasında hangi devlet vardı?

Hangisi olacak?

Burnunu soktuğu her ülkede, el attığı her işi, yüzüne gözüne bulaştıran kim var?

Eşkal tamam

Bir bilmecem var çocuklar.

Bulun bakalım.

Nasıl bir cumhurbaşkanı?

Kimdir bu?

- Demokrat, aydın, ilerici, özü sözü aynı, 83 milyonu kucaklayacak biri... Ağzından bal akan biri.

Yazının Devamını Oku

Tam zamanı

Binali Bey’den hâlâ kulağımda kalan bir cümle var:

“Dostlarımızı çoğaltacağız, düşmanlarımızı azaltacağız.”

Bunun günü saati olmaz.

Her gün her dakika.

Hele bilhassa şimdi.

Bence hiçbir komplekse kapılmadan, geniş kapsamlı bir barış taaruzu’na geçmeliyiz.

Kimbilir, içerideki düşmanın yolu bile, belki de böyle kesilir.

Mutlugiller... 

HDP ile CHP, İzmir mitinginde bütünleştiler... Ne ideal bir çift olduklarını ilan ettiler...

Yazının Devamını Oku

Kaç gün?

Soru şu: Kurban Bayramı tatili 9 gün mü, 12 gün mü, 15 gün mü, 20 gün mü?

Cevap:

- Daha vakit var. Günü gelince bakarız.

......

Hayır bakamayız. Şimdi bakalım.

Seyahat veya tatil yapacak olan ortadirek, şimdiden önünü görmek ister. Programını bir takvime bağlamak zorundadır. Bütçesini ona göre ayarlayacaktır. Son güne bırakılır mı?

Devlet Planlama Teşkilatı yok olup gittiyse, Aile Bütçesi de fesh olmadı ya... 

Futbol 

Avrupa Kupası’nda futbol kadar, tribünlere de dikkat kesildik.

Yazının Devamını Oku

Madem öyle...

En yakın seçim 2023’te.

Onu da kaybedenler, 2028 seçimini bekleyecek.

Artık hangi yaşa gelmişlerse.

*

Fakat, en yakın dediğimiz 2023’e kadar, siyasi gerginlik hep böyle mi devam edecek? Daha 2 yıl bu bünye, bu asabiyete nasıl katlanacak?

*

Bir Tayyip Erdoğan meselesi var.

Hedef, onu indirmek.

Bilmem kaç yıldır uğraştılar, indiremediler.

Yazının Devamını Oku

15 Temmuz’a doğru

Darbe... Ne kibar isim.

İhtilâl’in, sosyetedeki lâkabı.–

Yakışıyor.

Çok da masum görünüyor.

......

27 Mayıs’a devrim dediler. Ahali de yedi oturdu.

12 Mart’a müdahale dediler. O da cuk oturdu.

12 Eylül’e Bayrak Harekâtı dediler... Eh, kimsede itiraz edecek derman kalmamıştı. Alkışlarla kabul gördü.

*

Yazının Devamını Oku

Partili-partisiz

İster Tek Adam - Çift Adam, ister gürbüzleştirilmiş Parlamenter Sistem... Hangi sistem olursa olsun. Buyurun...

Yeter ki Partisiz (tarafsız) Cumhurbaşkanı yalanıyla tekrar aptal yerine koymayın bizi.

***

Partisiz (tarafsız) Cumhurbaşkanı'nı nasıl seçerdik, biliyor musunuz?

Size söylüyorum Z kuşağı!.. Daha düne kadar Partisiz Cumhurbaşkanı'nı nasıl seçerdik?

Partilere çağrıda bulunurduk:

- Ey partiler!.. Falan gün yeni Cumhurbaşkanımızı seçeceğiz... Lütfen adaylarınızı belirleyip Meclis Başkanlığı'na bildirin.

Yani, partilerden "Partisiz Cumhurbaşkanı" çıkarırdık.

Mesela...

Yazının Devamını Oku

Durup dururken

Hatırlıyorum da, uzun ömürlü hükümetler, bütün kurumlarla kavgalı olurdu... Şimdi, muhalafet herkesle kavgalı.

Önüne gelene fırça atıyor.

Yargıtay'a, Danıştay'a, HSK'ya, TOBB'a, bazen TSK'ya bile...

TÜSİAD hariç, azarlamadığı kurum yok.

***

Hele Genel Başkan'ın şekeri mi iniyor, şekeri mi çıkıyor, belli değil.

- AKP'ye oy veren çiftçiye, çiftçi demem diyor.

Sırf çiftçiyle kalsa iyi...

- AKP'ye oy veren öğretmene

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yazarın Tüm Yazıları