GeriRauf TAMER Bu bir silah mı?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bu bir silah mı?

Virüs savaşları diyebilir miyiz?

Neden olmasın?

Kimyasal silah bile kullanmaktan utanmayan insanoğlu, bir

virüs salgını yaratarak dünya nüfusunu titretemez mi?

***

Abartılı bir görüş ama hayli yaygın bir görüş... Ve yaygın bir şüphe.

Esasen bu kadar çok kanser vak’ası bile “tuhaf” değil mi? Her evde mutlaka bir kanser hastası var... Nezleden daha yaygın... Nedir, ne oluyor?

İnsan, şüpheleniyor doğrusu.

Tarım ilaçlarından tutun, musluktan akan suya kadar...

Her şeyden şüpheleniyor insan.

***

Şimdi de Çin gibi kalabalık bir ülkeden depar alan virüs salgını, sanki İpekyolu’yla dünyaya yayılıp bir kıyım tehdidi oluşturacağa benziyor.

“Olmaz ilâç sine-i sâd pâreme.”

Ta bestekâr Hacı Arif Bey’den beri “ince hastalık”a yakalanıp “çare bulunmaz bilirim yâreme” diye sızlanan kaderci Türk insanı, gerçi AIDS karşısında bile metanetini kaybetmemiştir

ama bu defaki virüs, bilimsel

bir keşif olamaz mı?

***

Olabilir.

Atom bombasını bulanlar da bilim adamlarıydılar.... Uzay merkezi de bilim adamlarından oluşuyor.

Tıbbi buluşlar nasıl ki insanı yaşatmak içindir, bunlar da insanı öldürmek için çalışan öteki âlimlerdir.

Fakat ilmin sonu yok.

Elbet bir tedbiri de bulunacaktır.

***

Bu bir bilimsel yazı değil.

Bir tez değil.

Bir iddia hiç değil.

Ne haddime?

Sadece yaygın bir şüphe. Okuyun, geçin... Ama neden Çin diye isterseniz bir düşünün. Maksat muhabbet değil mi? 

X

Görünen köy

ABD dost mu düşman mı?

Buna karar vermek çok zormuş gibi, aylardır yıllardır tartışıp duruyoruz.

Dostla düşmanı ayırt etmek, bu kadar müşkül olmasa gerek.

Kaldı ki ABD, düşman olduğunu, en azından düşman gibi davrandığını açıkça gösteriyor.

Üstelik stratejik ortaklık denen bir ucubeyle de bizi avutuyor.

***

Ama yeter.

İş “Bu kadarına da istiskal denir” noktasına gelmeden, tavrımızı koyalım artık. İnanın ki o zaman rahat edeceğiz.

Dost bilinen düşman

Yazının Devamını Oku

Taze oy

6 buçuk milyon genç oy var:

Z kuşağı...

Partilere nasıl dağılacak, nasıl yansıyacak acaba?

Bunu bilmiyoruz.

............

3 milyon civarı gurbetçi oyu var... Onun da rengini bilmiyoruz. Elimizde böyle bir araştırma yok.

***

Ayrıca

Yazının Devamını Oku

Benziyorlar!

“İki kararlı lider.”

Birisi, ta 1453’te, gemileri bile karada yürütmüş...

Öbürü ise bu çağda, otobüsleri bile karada yürütemiyor.

Ne kadar benziyorlar, değil mi?

Çatı Aday

Diyelim ki, HDP’yle Millet İttifakı, müzakereye oturdular.

HDP, öyle bir aday önerip dedi ki:

- Çatı Aday bu zat olursa ittifakın yanındayız... Aksi halde biz yokuz.

Ne cevap verecek Millet İttifakı?

Yazının Devamını Oku

Masal gibi

Millet İttifakı seçimi kazanırsa, ittifakın liderleri görev alacaklar.

Ne güzel...

Mesela SP Lideri Temel Bey, Cumhurbaşkanı Yardımcısı olacak. Hem de yüzde 1 buçuk oyla...

Sembolik Cumhurbaşkanı’nın sembolik yardımcısı.

............

Yine mesela, Ali Babacan İttifak’a katılmışsa, 1 buçuk oyla o da Cumhurbaşkanı Yardımcısı olabilecek...

Demokrasi böyle bir şey.

***

Eh, onlar yüzde 1 buçuk oyla bu kadar yüksek makama gelebiliyorlarsa, yüzde 10’luk HDP, her yere gelebilir. Eş Başkanları pekâlâ İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı,

Yazının Devamını Oku

Envanter

Bir ülkeyi kimlerin yöneteceğini elbette sandık belirler... Ama nasıl yönetileceğini yasalar tayin eder.

Hal böyleyken sandık her şey değildir diye bağırmanın anlamı yok.

Evet... Demokrasilerde sandık tek başına hiçbir şey değildir ama çıkarın bakalım sandığı demokrasi envanteri’nden, geriye ne kalıyor?

Hele bir de her gün seçim, ille de seçim diye bağırmışsanız...

Olmazsa olmaz

Anlaşılıyor ki, HDP’siz bir Millet İttifakı, planlanan hedefin çok uzağında kalacak.

Öyle veya böyle, HDP’yle anlaşmak şart.

Ama nasıl?

CHP, HDP’ye muhtaç da, HDP sanki CHP’ye muhtaç değil mi?

Yazının Devamını Oku

Sizce hangisi?

Akşener, Fatih benzetmesiyle İmamoğlu’na sahiden Cumhurbaşkanı adaylığı yolunu mu açtı, yoksa iyice yolunu mu kesti?..

Kaç gündür bu kahkahalar ne anlama geliyor? 

Vaat ve yetki 

Şunu düşündünüz mü hiç?

Cumhur İttifakı’nın adayı, meydanlarda (makul) her şeyi vaat edebilir, çünkü yetkisi var. Adı üstünde: Tek Adam.

Peki, Milllet İttifakı’nın adayı ne vaat edebilir? Hiç... Çünkü yetkilerini devredeceği için kolu kanadı kırıktır.

***

Öyle ya.

Çıkıp ne diyecek:

Yazının Devamını Oku

Keşke

İyi haberler geliyor.

HDP, Bölge Partisi olmaktan çıkıp, Türkiye Partisi olmaya karar vermiş.

Darısı CHP’nin başına.

O da Sahil Partisi olmaktan çıkıp, dağların, ovaların, yaylaların, göllerin, nehirlerin, velhasıl 780 bin km karelik bu bereketli toprakların Türkiye Partisi olur inşallah.

Anlamı var

Demirtaş’a yol açılsa da keşke aday olsa..

Adaylığın lafı bile mühimdir.

Çünkü:

Boş hayallerden vazgeçip,

Yazının Devamını Oku

Evdeki hesap

Anlaşılıyor ki, bu seçimde “çok çeşitli” oylar göreceğiz.

Bunlar şimdi anketlerde gözükmüyor ama sandıktan fışkıracaklar:

- Takviye oyları...

- Biat oyları, inat oyları, ihanet oyları, intikam oyları...

Neler göreceğiz?

“Sadakat oyları” hariç.

*

Benzemez partiler’in ittifakı, daima pamuk ipliğine bağlıdır.

Yönetimler uzlaşsa bile

Yazının Devamını Oku

Tarih ve takvim

Rum Bakan talimat veriyor:

Ders kitaplarında Atatürk’ün olduğu sayfayı yırtın.

Geçen hafta da Yunan Bakan’ın talimatı vardı:

Selanik’te Atatürk’e ait hiçbir iz bırakmayın.

Anlaşıldı.

Tarih’i silemeyeceklerine göre sonunda diyecekler ki:

Takvimlerden 9 Eylül’ü çıkarıp atın.

Milli Takım

Sadece Şenol Güneş mi?

Yazının Devamını Oku

Paçacı haklı

İster ittifak olsun, ister koalisyon.

Ortaklar arasında mutlaka bir fair-play gerekir.

Başka türlü nasıl yürür birliktelik?

***

Cihan Paçacı nazik bir dille bunu hatırlatmıştır. Takım Oyunu gerektiren bağlayıcı vaat ve kararlar için, belirli prensipler lazım gelmez mi?

Söylediği budur.

Uzatmaya gerek yok.

***

Bunları Genel Başkan 

Yazının Devamını Oku

Üç nokta

Millet İttifakı’nın adayı, Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanırsa, ilk işi yetkilerini devretmek olacak.

Birinci şart bu.

Artık yemin mi eder, noterden peşinen senet mi verir, onu bilmem.

Fakat üç nokta var ki gözlerden kaçmamalı.

Özetliyorum:

***

Birincisi...

Bunu kabul edecek olan, ancak sembolik bir adaydır...

Yani düşük profilli bir emanetçi...

Yazının Devamını Oku

Referans

Yerel veya genel.

 

Hizmet vermek sanki oy avcılığı.

Velev ki öyle.

Siyasetin doğasında var bu.

- Ver hizmeti, al oyu.

- Al oyu, ver hizmeti.

Siyaset niye yapılır?

***

Yazının Devamını Oku

Zannettim ki

Evet, zannettim ki, Ekrem İmamoğlu çıkıp şunu diyecek:

 

- Akşener iltifat etmiş, teşekkürler ama Fatih Sultan Mehmet gibi bir lidere benzemek benim ne haddime... Ben bir siyasetçiyim, bir seçime girmişim, kazanmışım, hepsi bu... İstanbul seçimlerini benden evvel de kazanan siyasetçiler var... Hiç birimizin karşısında Bizans ve Haçlılar yoktu.

***

Çok bekledim,

Bunları söyler zannettim.

Ne gezer?

Bunca gün geçti, İmamoğlu’ndan ses seda çıkmadı.

Demek ki

Yazının Devamını Oku

Birikmiş notlar

Nasıl bir aday?

Kılıçdaroğlu’nun verdiği eşkal’e bakmayın.

Bir de ben eşkal vereyim:

Ağzı laf eden, yalan vaatlerde bulunmayı becerebilen, pişkin ve yüzsüz biri.

Düzgün ve zarif insanı ne yapacaksınız? Küfür etmeyi bilen biri... İftira atmayı seven, on parmağında on kara olan biri.

Maksat değişik bir siyaset olsun. Yıllardır nezaket dolu bir siyaset yaşıyoruz. Yeter. Bıktık artık.

***

Kılıçdaroğlu, öyle bir eşkal çizdi ki, öyle bir adayı nereden bulacaksın?

Nafile aramayın.

Yazının Devamını Oku

Gözden kaçmasın

Anlaşılıyor ki, her parti kendi adayını çıkaracak. Zaten bu tür seçimlerde şaşmaz kural budur.

Öyleyse, şu olacak:

AK Parti, MHP ve BBP hariç (çünkü onların adayı belli) diğer partiler kendi aralarında yarışacak. 7 parti mi, 8 parti mi, kaç partiyse işte, kıyasıya yarışacak.

Ne için?

- Birinci gelmek için.

Birinci gelen, Tayyip Erdoğan’la final maçı oynamaya hak kazanacak.

***

İşte ben bu sebeple diyorum ki:

- Seçim değil bu.

Yazının Devamını Oku

Çok aday, hiç aday

Belediye başkanları hayallerinden  Cumhurbaşkanı olmayı silip atmadıkça, bulundukları şehre zerrece faydalı olamazlar. İşin kötü tarafı, bunun farkına da varamazlar.

Vücutları başka yerde, akılları Çankaya Köşkü'nde ya da Külliye'dedir.

Çare?

Açıkça konuşup bu hayalden onları bir an evvel kurtarmaktır.

Belediyeciliğe o zaman konsantre olurlar.

Yazıktır Büyükşehir'lere.

*

Yeri gelmişken söyleyeyim.

Sırf belediye başkanlarını değil, birçok insanı iştahlandırıyor bu Cumhurbaşkanlığı...

Yazının Devamını Oku

Ciddi olamaz

Meral Akşener’in bu kadar şakacı olduğunu bilmezdim.

Bizi çok güldürdü.

Ekrem İmamoğlu’nu Fatih Sultan Mehmet’e benzetti ve İkinci Fatih ilan etti.

Tıpkı Fatih gibi İmamoğlu da demiş ki:

- Ya İstanbul beni alır, ya ben İstanbul’u alırım...
Ve almış.

Yani “iki kararlı lider.”

Sultan Mehmet ve İmamoğlu.

Gel de alkışlama.

Yazının Devamını Oku

Kutup neymiş?

Kadının biri, CHP genel başkanına nezaketsizlik etmiş... “Çocuğuma dokunma” diyerek çocuğu alıp oradan uzaklaşmış...

Ne denir? Tek kelimeyle ayıp.

***

Beri tarafta... CHP Kadıköy İlçe Başkanı, 30 Ağustos törenlerinde, Cumhurbaşkanı’nın mesajı okunurken, sırtını dönmüş.

Ne denir?

Siz söyleyin.

***

Bizde terbiyesizliğin ismi kutuplaşma’dır.

Ve hayli eski bir kurumdur.

Yazının Devamını Oku

Fikri takip

Müstakbel Dünya Başbakanı, nam-ı diğer Demokrat Amca, öyle kırmızı çizgiler çizdi ki, bu çizgiler ömür boyu onun peşini bırakmayacak.

Şöyle dedi:

“Bayrağıyla sorunu olmayan, vatanıyla sorunu olmayan, ‘Bayrak ve vatan benim için vazgeçilmezdir’ diyen herkesle kucaklaşacağız.”

Eğer milletle alay etmediyse, ona bir soru:

- Kucaklaştığın müttefiklerinin hepsi bu profile uygun mu?

Yani içlerinde “bayrakla vatanla sorunu olan” yok mu?

İçlerinde “Bayrak ve vatan benim için vazgeçilmezdir” demeyen, diyemeyen yok mu?

Daha açık bir soru:

Bayrağı çiğneyip yakmaya, vatanı bölüp parçalamaya hazır ve nazır bir müttefikle kucaklaştığın oldu mu hiç? Ya da oluyor mu? Olacak mı?

Yazının Devamını Oku

Süpermiş...

Ey Amerika!..

3 trilyon dolar harcadın da ne oldu?

Afganistan’a ne hayrın dokundu?

Bölgeye ya da dünyaya nasıl bir iyiliğin oldu?

Vazgeçtik hepsinden.

Kendine ne fayda sağladın?

Sıfır.

- Kaçıncı fiyasko bu?

Verdiğin can kaybı da caba.

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yazarın Tüm Yazıları