GeriRauf TAMER Bir suikast hikayesi...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir suikast hikayesi...

Yıl 1977.

5 Haziran pazar günü seçim olacak.

Seçime iki gün kala.

Yani, 3 Haziran günü, muhalefet lideri Ecevit’in İstanbul’da Taksim Mitingi var. Son miting.

Dönemin Başbakanı Demirel, şok bir açıklama yapıyor ve diyor ki:

- Bir ihbar aldık, yarın Taksim Mitingi’nde Ecevit’e suikast yapılacak. Çevre otellerden birinden ateş edilecek.

***

Yani?

Yanisi şu:

Mitingin iptali gerekiyor. Ya da iptali tavsiye ediliyor.

Bunun üzerine, Ecevit çıkıyor, şu tarihi açıklamayı yapıyor:

- Miting iptal edilmeyecektir.

Ben ve eşim Rahşan, yarın Taksim’de olacağız.

***

O güne kadar gördüğüm en kalabalık mitingdi.

50 bin kişi beklenirken, 200 bin kişi geldi. (Ben bile oradaydım.)

Ve Ecevit rüzgarı, sandığa da yansıdı. Yüzde 42 oyla Ecevit seçimi kazandı.

***

Tabii Demirel’e kızanlar oldu. Durup dururken adamı niye kahraman yaptığı eleştirildi. O da kendini devlet anlayışıyla savundu. İhbarı gizleyemezdim, açıklamam lazımdı dedi.

Peki, suikast oldu mu? Hayır.

Gerekli tedbirler zaten alınmıştı.

Taksim Meydanı Başbakan Ecevit diye inliyordu.

***

Şimdi Kılıçdaroğlu’nun muhtemel siyasi cinayetler’e dair kaygısı, bana bu olayı hatırlattı.

İşin ciddi ve gayriciddi tarafını, eksiğini fazlasını, yanlışını doğrusunu artık sizin takdirlerinize bırakıyorum.

X

Kurt ve kuzu

Bu emirkulu on büyükelçi, başımıza yeni bir dert açmaz inşallah.

Kurt zaten kafaya koymuş... Kuzuyu ille yiyecek... Ne zamandır “Suyumu bulandırıyorsun” deyip duruyor.

Kavala, Demirtaş, F-35 falan hepsi bahane.

***

Başlarındaki kaptan belli.

ABD ön ayak olmasa, 9 ülke nereden ve nasıl bir araya gelip de bize muhtıra verecek?..

Yahu Finlandiya ne tanısın Kavala’yı? Yeni Zelanda neyi imzaladığının farkında mıdır?

Geçiniz.

ABD biliyor böyle bir muhtıraya Erdoğan’ın vereceği tepkiyi.

Yazının Devamını Oku

Sözün kısası

İyi düşünelim.

Saygısız on Büyükelçi’yi istenmeyen adam ilan etmek kolay... Neticede on ülke birer kişi fire verecek.

Ama on ülke, hiç utanmadan misilleme yapmaya kalkarsa, bizim on diplomatımız birden dışlanacak.

*

Tezkere vakti geldi.

İYİ Parti tezkereye oy verecek.

“Evet” diyecek.

Ama CHP’nin işi zor.

“Evet”

Yazının Devamını Oku

Bozulan ezber

Vaktiyle Demirel’in o müthiş muhalefet ediş biçimi için “Allah korusun” derlerdi... Yâni o derece yıpratıcıydı.

Bağırıp çağırmazdı ama bilgi yüklüydü, onu dinlerken bir şeyler öğrenirdiniz... Erdal İnönü nasıl da hayran hayran bakardı.

***

Şimdiki muhalefet, hep hakaret ağırlıklı konuştuğu ve hep belden aşağı vurduğu için, belki bir an dikkat çekiyor ama istihbarat ve bilgi eksikliği yüzünden hiç etkili olamıyor. Hele bir de yanlışları yüzüne çarpılınca, daha da hırçınlaşıyor.

Ne fayda?

***

Bugünkü ana muhalefet, gelmiş geçmiş muhalefetlerin içinde en eleştirilen muhalefettir.

Diyeceksiniz ki:

- Muhalefete muhalefet edilir mi?

Yazının Devamını Oku

Elçiye zeval

Osman Kavala, şöyle dursun...

On büyükelçinin Türkiye’ye saygısızlığı, gün geçtikçe daha da içime oturuyor.

Sadece hükümetin tepki göstermesi yeter mi?

Muhalefet niye konuşmuyor?

Konuşamaz.

“Bu ülkede yargı yok, adalet yok, demokrasi yok” diye her gün bağırırsanız, şimdi on ülkenin büyükelçisine söyleyecek lafınız tabii ki olmaz.

***

Osman Kavala’ya gelince...

Elçiler onun derhal serbest bırakılmasını istediler ya...

Yazının Devamını Oku

Birikmiş notlar

Zannedersiniz ki, halk, “Parlamenter Sistem”e dönmek için sabırsızlanıyor. Yine zannedersiniz ki, halk, yeni bir Anayasa’yı heyecanla bekliyor.

Yok be yahu?

Domatesin kilosu kaça, siz ondan haber verin.

***

Bir aday bulup çıkaramıyorlar diyorduk. Şimdi de aday bolluğu içindeler.

Fakat ne tuhaf...

Çok aday demek hiç aday demektir... Malûm, biz Türkler, birbirini seçmekten ziyade, ötekini seçtirmemek üzere mevzileniriz.

***

Biraz karışık bir tablo.

Yazının Devamını Oku

Durum tespiti

Müttefiklerin biri, tek adam diye her gün eleştirdiği koltuğa talip.

Öbürü, mütevazı... Bari olmayan bir başbakanlığa talip.

Daha öbürü, yani Brütüs’e benzeyeni, rövanş için yüzde 1.5 oy’la ringe çıkmaya talip.

En iyisi, ak sakallı olanıdır. Gücünü ve haddini biliyor. “Yangını söndürmek için su taşıyan karınca misali” hiç değilse tarafını belli etmeye çalışıyor.

Fakaat... En hoşlandığım Muharrem İnce’dir. Osman Bölükbaşı gibi çok doğru laflar ediyor. Alkışlar ona oylar başkasına giderse vah ki vah.

*

Gelelim şu meseleye.

Dinleyin beyefendi.

Dostunuzdur.

Yazının Devamını Oku

18 Ekim öncesi

Kılıçdaroğlu’na dilekçemdir.

Efendim, 18 Ekim Muhtırası - diğer yazarları bilmem ama -  beni de kapsamalı.

Şöyle ki:

Muhtırayla artık aklım başıma geldiğine göre, 18 Ekim’den önce yazdığım yazılar ve yediğim haltlar, aff-ı şahane’ye uğramalı.

.............

Ve şimdi de...

İmamoğlu’na dilekçemdir:

Beyefendi... Kimden niye çekiniyorsunuz da cumhurbaşkanlığı adaylık çalışmalarını gizli gizli yürütüyorsunuz? Muharrem İnce gibi çıkıp “Aday olacağım”niye demiyorsunuz? En mühimi de oy beklediğiniz seçmenleri,

Yazının Devamını Oku

Anlaşılıyor

Seçime kadar kim bilir nelere şahit olacaksınız... Sakın şaşırmayın.

İki blok’a da şirin gözükmeye çalışan dalkavuklar... Tarafsız rolü oynayan sahtekârlar.

Beri tarafta da, tabii gözünü budaktan esirgemeyen ucuz kahramanlar...

Ne yapsınlar? İkbâl ve istikbâl dilencileri.

Seçimin ertesi günü ise muhbirler, ihbarcılar ve haysiyet cellatları.

***

Öyle bir seçim bu... İnsanlar karakter imtihanı verecek.

Hiç şüpheniz olmasın ki, dürüst davrananlar sınıfta kalacak.

Fırıldaklar ise her zamanki gibi balkonda çubuğunu tüttürüp dalgasını geçecek.

Yazının Devamını Oku

18 Ekim yazısı

Madem bugün, bürokratlar için bir milattır, öyleyse biz de bir 18 Ekim yazısı yazarak, kayda geçelim.

Kanunsuz emirleri uygulayan memurlar varsa, Kılıçdaroğlu bir zahmet açıklayabilirdi.

O öyle yapmayıp, bütün memurları külliyen töhmet altında bırakmış, üstelik tehdit de etmiş, iş yapmayın, imza atmayın diye emir vermiştir. Asıl kanunsuzluk budur. Tıpkı siyasi cinayetlerden kaygı duyup, topu başkalarına attığı gibi.

# Niyet okuyorum

İmamoğlu, tam İmamoğlu gibi davranıyor, bravo.

Siyasi amaçlı yurt gezilerini sürdürüp sürdürüp, her seferinde diyecek ki:

- Bu geziler siyasi amaçlı değildir.

Yazın bir kenara.

Gidiş odur

Yazının Devamını Oku

Beyin israfı...

Merkez Bankası’nı ziyaret falan değildi o... Düpedüz teftiş’ti.

Yarın Bankalar Kurulu, öbür gün Yüksek Hakimler ve Savcılar Kurulu, daha öbür gün Tank Palet Fabrikası, hepsi sıradadır.

Teftiş var.

Müfettiş geliyor.

***

Müfettiş Bey, kerameti kendinden menkul yetkilerle donatılmış olmalı ki, Suriyeli göçmenlerin durumunu da Avrupa Birliği’yle konuşmuş. Gerekli bütçeyi sağlamış ve söz almıştır. (Ona söz veren Avrupalı’yı da çok merak ediyorum ha...)

***

Bu ne büyük bir özgüven...

Bayılırım böyle insana.

Yazının Devamını Oku

Karikatür gibi

Demokrat Amca, bilmiyorum hangi yetkiyi kullanarak AB’yle konuşmuş ve söz almış.

Mültecileri Suriye’ye geri yollayacakmış ama önce suyunu, elektriğini, yolunu, evini, okulunu, hastanesini, çarşı pazarını, hepsini kurup öyle yollayacakmış.... Onun güzel hatırı için AB bütün bunlara “Peki” demiş.

***

Geriye iş ve aş kalıyor.

Ona da çare bulmuş.

Türk iş insanlarına diyecekmiş ki “Şimdi gidin, Suriye’de birer fabrika kurun.”

Yaa efendim...

“Beşli çete” dediği müteahhitler dahil, bütün iş insanları, Demokrat Amca’nın güzel hatırı için Suriye’yi fabrikalarla donatacakmış.

Vallaha karikatür gibi.

Yazının Devamını Oku

Tuhaf bir durum

İktidar kanadı, millet ittifakına:

- Daha sizin adayınız belli değil dedikçe, farkında mısınız Akşener ne cevap veriyor:

- Alın seçim kararı, Cumhurbaşkanımızın kim olacağını o zaman öğrenirsiniz.

***

Nüansa dikkat...

Adayımız, demiyor.

“Cumhurbaşkanımız” diyor.

“13. Cumhurbaşkanımız” diyor.

Yani seçilmiş gibi...

Yazının Devamını Oku

Puan cetveli

Bazı anketçilerin dikkatine:

Beyler, siz kararsızları neye göre dağıtıyorsunuz? Bu gergin ortamda hiçbir muhalif “Ben kararsızım” demez ki.

Siz der misiniz? 

‘Ciddi’ bir durum

Beyefendi kaygılı.

Seçime doğru, siyasi cinayetlerden söz ediyor.

- Elbet bir bildiği var.

Ya da meşhur duyumlarından birini aldı.

Ya da dostlarından biri kulağına üfledi.

Yazının Devamını Oku

Adam gibi...

Bulunduğunuz yuvadan, yetiştiğiniz ocaktan, bir gün ayrılmak zorunda kaldınız diyelim...

Olabilir.

Peki, ihanet etmeden ayrılamaz mısınız?

Onu sürekli kötülemeye mecbur musunuz?

Yahu orada yıldızınız parlamış, şöhrete ve servete kavuşmuşsunuz, kariyer edinmişsiniz, en basit tabirle adam olmuşsunuz.

Bunların hiç mi kıymeti yok?

Ne biçim insanlarsınız siz? (İstisnaları vardır, onları tenzih ederim).

*

Sırf siyasette değil.

Yazının Devamını Oku

Büyük millet

Seçime en az 20 ay var.

Biz 20 ay daha her gün bu gerginlikle mi yaşayacağız?

Düşünün ki, geride bıraktığımız 20 ayı da aynı gerginlikle yaşayarak geldik.

Buna hangi sinir sistemi dayanır?

***

Hemen yarın seçim yapsak, gerginlik bitecek mi?

Ne münasebet.

Bu defa da başka bir gerginlik başlayacak.

Emin olunuz ki derhal bir seçim daha isteyenler çıkacak.

Yazının Devamını Oku

Gidiş o gidiş

İş öyle bir noktaya geldi ki, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık gibi mevkiler, birer ödül, birer ikramiye haline dönüştü.

 

Ara yerde komisyoncular da türedi.

Siyasi husumet, birden bire cazip bir borsaya benzedi.

***

Anayasa maddeleri dahil, her şey pazarlık konusudur. Laiklik bile açık artırma yoluyla yeniden gündemde...

Hele terörle mücadele, devlet politikası olmaktan çıkıp, ittifaklara gizli bir malzeme olarak girmektedir. Hem de pahalı bir malzeme...

***

İşin kötüsü...

Yazının Devamını Oku

Kısa notlar...   

Anladık efendim, bağırmayın...

Mutabıkız:

. Bu maddeler değiştirilemez.

. Değiştirilmesi teklif bile edilemez.

Hatta, çift dikiş olsun derim:

. “Teklif edilip edilmeyeceği bile tartışılamaz.” Tamam mı?

***

“Seçmeni zinde tutmak” başka, “dereyi görmeden paçaları sıvamak” bambaşka... Bunları karıştırmayalım.

***

Yazının Devamını Oku

Saklambaç

Çok mu merak ediyorsunuz?

- Öyleyse açıklayın erken seçim tarihini, Millet İttifakı’nın adayını o zaman öğrenirsiniz.

Hay Allah...

Ben aday belli zannediyordum.

Kılıçdaroğlu aday diye gezmiyor mu ortalarda?

Hem de boyundan büyük vaatlerde bulunarak...

Kılıçdaroğlu değilse bile İmamoğlu var...

Fatih Sultan Ekrem...

O da mı değil?

Yazının Devamını Oku

Takvim yaprakları

Cumhurbaşkanı olma heveslisi çok insan varken, neyse ki başbakanlığa talip biri de çıktı.

Böyle bir makam olmadığını bile bile çıktı, bravo.

Elbet takvime de bakmıştır.

Öyleyse soralım:

- Ne zaman başbakan olacaksınız?

Bize bâri bir tarih verin.

Sanırım veremez.

***

Tam hesaplamadım ama bugünden itibaren sayarsak, herhangi bir talibin Başbakan olabilmesi için

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yazarın Tüm Yazıları