Anlaşıldı mı?

1934’te Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesini, o günkü konjonktüre nasıl uygun görüyorsak, şimdi ibadete açılışını da Yeni Türkiye’nin alâmet-i farikaları’ndan biri olarak görmeliyiz.

Kendi karasularımıza nasıl sahip çıkıyor isek, misak-ı milli’ye nasıl sımsıkı sarılmakta isek, kendi vatan toprağımızdaki Ayasofya için yeni bir düzenlemeye de ancak biz karar verebiliriz.

Kimse karışamaz.

***

Ne UNESCO’dan izin alacağız, ne AB’den, ne ABD’den, ne de Rusya’dan.

Hele Yunanistan kim oluyor? Dış kapının dış mandalı. Tavşanın suyunun suyu...

Gitsinler önce Kudüs’e sahip çıksınlar...

Efes’i ziyaret edip günah çıkarmak kolay... Gitsinler Şagil İsrail’in başkentine, yallah.... Hazmedemedikleri, sadece bizim Bağımsız Türkiyemiz mi?

Yok öyle.

Bal gibi hazmedecekler.

***

Müze bölümüne dokunan yok. Gidin bedava gezin... Bayılırsınız siz Avrupalılar bedavacılığa...

Ama bizim vatan toprağımızda bize saygılı olmaya mecbursunuz. Binlerce tarihi eser kaçırdınız, yetmedi mi? Ulan oğlum, Bergama’yı sırtlayıp götürdünüz. En basitinden - sahte veya sahici - şu Fatih’in tablosu Londra’da ne arıyordu?

***

Haydi bakalım.

24 Temmuz’u iyice bir pekiştirelim.

Ayasofya, dünya miraslarının incisi ama İstanbul’un, malı... Öyleyse İstanbul Belediye Başkanı da o gün oraya mutlaka gelecek...

Kendisi için söylüyorum.

Ne büyük şereftir bu.

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Ne anladınız?

Ankara, İstanbul dahil...

Belediye Başkanları, sadece Belediye Başkanlıklarını yapacaklar...

Bu bir tebliğdir:

Siyasetle uğraşmayacaklar.

Anlaşıldı mı?

Yani futbolcuysan futbol oynayacaksın, basketbol değil.

*

İstanbul’u İzmir’i falan bilmem ama Ankara’daki Başkanın, salt ve samimi Belediyecilik yapmak için geldiği aşikar. Sıcak siyasetle pek ilgilenmiyor. İşini yapıyor. Cumhurbaşkanlığı anketlerinde ismi geçiyorsa da bu bizim işgüzarlığımız. Onu geçiniz.

*

Yazının Devamını Oku

Pazar kahvesi

- Maske takacak idiysen, estetik için harcadığın bunca paraya yazık değil mi?

Bunu Trump söylüyor.

Rakibi Joe Biden’a söylüyor.

Bence yanlış yapıyor.

Siyasi rekabet başka, insanların saçıyla başıyla, kaşıyla yaşıyla uğraşmak başka

Ama Trump, biraz pervasızdır. Aklına geleni, ağzına geleni pat diye söylüyor.

***

Esasen Amerikan Siyaseti, külliyen patavatsız... Bir gazetecinin Trump’a sorduğu soruya bakın:

- Seçim sonrası,

Yazının Devamını Oku

Davul ve tokmak

Teamül şu: Lider, önde gider.

İcraatın başına geçip ülkeyi yönetmek istiyorsa, önce aday olur.

***

Eğer olmuyorsa...

Her gün dışarıdan gazel okumaz... Bir Bilen edasıyla ülke meselelerine burnunu sokmaz... Sürekli ahkâm kesmez. Şöyle yapın, böyle yapın diye akşama kadar nasihat vermez... Eğer veriyorsa gel sen yap derler adama.

***

Lâkin gelmesi için önce aday olması lazım.

Demirtaş çıktı adaylığını koydu, ülke yönetimine talip oldu.

Doğu Perinçek

Yazının Devamını Oku

Masa’ya dair

Taa Papua Yeni Gine’nin Doğu Akdeniz’de ne kadar hak ve hukuku varsa, Fransa’nın da o kadar var işte...

Fakat Fransa bizimle masaya oturmaya hazırlanıyor.

- Ne alâka?

Muhatabımız değil ki...

Aramızda bir ihtilaf yok ki:

Neyi tartışacağız?

Ne masası bu?

***

Hiç kusura bakmasın, Yunanistan da öyle.

Yazının Devamını Oku

Özetli-yorum

İş bize kalsaydı, yani gazetecilere, Türk - Yunan savaşı çoktan çıkardı.

Neyse ki badireyi galiba atlattık. Şimdi istikşafi görüşmeler başlayacak.

.............

Bu istikşafi kelimesi, yanlış hatırlamıyorsam, siyaset lügatına Prof. Ahmet Davutoğlu’ndan yadigârdır.

İstikşafi... Fena mı?

Birbirlerini keşfetsinler işte.

Türkiye gibi sağlam bir dostu nihayet keşfetmek, Yunanistan için çok faydalı olacaktır.

***

Bunu geçelim.

Yazının Devamını Oku

Virüs = Silah

Koronada günlük can kaybımız bir ara 14’e kadar inmişti.

Şimdi 60’ın altına inmiyor.

Sebebi malûm:

Adına rehavet diyorlar.

Ne kadar masum bir kelime, değil mi?

Rehavet... Oysa cebinizdeki virüsle kalabalığa daldıysanız bu suçtur.

Cinayet... Ölüme sebebiyete kadar yolu var.

***

Her cinayet bıçakla ya da tabancayla işlenmiyor ki.

Yazının Devamını Oku

Ey ruh...

Perşembe günü AB liderleri karar verecekler:

- Türkiye’ye yaptırım uygulayalım mı uygulamayalım mı?

Şimdii... Bizim ana muhalefet liderinden, mühim bir ricamız var.

Şunlara bir hadlerini bildirsin. Yaptırım da neymiş.

Çıkıp desin ki:

- Uygulamazsanız namertsiniz.

Ama şöyle gümbür gümbür bir bağırsın.

-Feriştahınız gelse boş diyerek yeri göğü inletsin.

*

Yazının Devamını Oku

Çakma Napolyon

Türkiye’ye gelip aday olsa, bütün Erdoğan karşıtları ona oy verir... Yani ittifak’ın çatı adayı’dır... Banko.

Dün Prof. Metin Feyzioğlu’nu dinlerken bende jeton ancak düştü.

......

Macron ne demişti sahi:

- Türk milletine değil, Erdoğan’a karşıyım.

Tamam işte.

Millet İttifakı’na 1 müttefik daha...

Hatta 2 müttefik...

Öyle ya...

Yazının Devamını Oku

Yakışır

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası, Yunanistan, cuntadan kurtulup sayemizde demokrasiye döndü.

Aynı Yunanistan, 1981 yılında sayemizde NATO’ya tekrar döndü.

Kıbrıs Rum Kesimi, yine sayemizde Avrupalı kabul edildi.

Ne de yakıştı.

...........

Velhasıl, Yunan Dünyası, bugünkü konumunu, külliyen Türkiye’ye borçlu.

Yunanistan’da artık uçsuz bucaksız bir demokrasi ve

Yunan Basını’nda uçsuz bucaksız bir özgürlük var. Orada Türkiye Cumhurbaşkanı’na hakaret etmek bile serbest.

Akdeniz

Yazının Devamını Oku

Birikmiş notlar

Atatürk’ün ön ismi olan Mustafa’ya okulda iyi ki Kemal’i eklemişler.

Kemal olmasaydı, ulu öndere şimdi bazıları Gazi Mustafa diyecekti.

Bazıları da:

- Mustafa’nın askerleriyiz diyecekti.

Bu ne samimiyet yahu?

***

Muharrem İnce, ille partiden kovulmak istiyor ama kovulmayı bir türlü beceremiyor.

Muharrem Bey, size şimdi tüyo veriyorum, dikkat:

Sahiden kovulmak istiyorsanız, bir akşam CNN TÜRK’e çıkın, yeter.

Yazının Devamını Oku

Salgın nasıl biter?

Biter. Ama ancak ve ancak...

- Millet isterse biter.

- Millet karar verirse biter.

......

Devlet, elinden geleni yaptı.

Fazlasıyla yaptı.

Bütün kurumlarıyla yaptı. Başlangıçta yanında millet de vardı. Mücadele iyi gidiyordu. Sonraları millet sıkıldı, ipin ucunu bıraktı.

İşte o bıraktığından beri, salgın tekrar çıldırdı.

Bugün hâlâ:

Yazının Devamını Oku

Suna Kıraç

İlke, kural, disiplin....

Tek kelimeyle: Ciddiyet.

Tabii bunların getirdiği bir dizi başarı...

Suna Kıraç denince ben bu kelimeleri hatırlarım.

Hastalıkla boğuştuğu 20 küsur yılını saymazsak, kısacık ömrüne sığdırdığı bütün çalışmalar, aslında Türk Kadını’nın potansiyelini temsil etmektedir. Bize güzel örnekler bıraktı. O milli bir öğretmen’dir. Esas serveti budur.

Suna Kıraç nurlar içinde yatsın.

Memleketimin başı sağ olsun.

Kaftancıoğlu

Doktor Kaftancıoğlu,

Yazının Devamını Oku

Akdeniz notları

Yunanistan, Fransa’dan 18 uçak satın alıyor ama parasını Almanya ödüyor.

Bravo Almanya’ya...

Kuruşun hesabını yapardı ama burada kaz gelecek yerden tavuğu esirgemediğine göre, elbet bir bildiği olmalı.

Yoksa dolandırılıyor mu?

***

Macron’un bir ayağı Libya’da, bir ayağı Güney Kıbrıs’ta...

Ta Lübnan’dan İtalya’ya kadar mekik dokuyor.

Ne yapsın?

Kendi ülkesinde sokağa çıkacak hali yok.

Yazının Devamını Oku

Eylüle dair

Ağustos, nasıl zaferler ayı ise eylül de tersine, kötü izler taşıyor.

6-7 Eylül olayları, bir mahcubiyet olarak orada durmaktadır. (1955).

12 Eylül Darbesi ayrı bir yüzkarası (1980).

Daha durun. Yarın öbür gün 16-17 Eylül cinayetleri geliyor:

Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın idamı (1961).

Hüzün dolu başka günler de var ama hatırlatıp içinizi karartmak istemedim. Bu kadarı yeter.

*

Bereket 9 Eylül İzmir zaferiyle başlayan ve birçok şehrin kurtuluşuyla devam eden enfes bir seri de var. Bari içimizi o açıyor.

Bir dakika...

Yazının Devamını Oku

13 Eylül yazısı

Dün 12 Eylül’dü.

1980 darbesinin 40’ıncı yılı.

Bol bol demokrasi nutukları atıldı. Darbeler ve darbeciler bol bol kınandı.

Yani en kolay şey yapıldı.

Aradan 40 yıl geçtikten sonra, herkes yine kahraman kesildi.

Oysa 1980 12 Eylül sabahı, böyle miydik? Darbeyi alkışlarla nasıl karşıladığımızı, arşivlere girip de bir okuyun.

***

Gerçi alkışlarımızın gerekçesi sadece can güvenliğiydi. Sağcısıyla solcusuyla hepimizin hayatı kurtulmuş oluyordu. O günkü teslimiyetçi tutumumuzun yegâne mazereti bu olabilir. Ama işimiz bittikten sonra tutan demokratlık damarımız asker düşmanlığına kadar varmasaydı keşke.

Neyse ki Türk aydınları,

Yazının Devamını Oku

Para cezaları

Koronayla mücadele için konmuş kuralları ihlal, milyarlarca lira ceza getirdi...

Ama vatandaşta şöyle bir kanaat var:

- Bu cezalar, kağıt üzerinde kalır.

Ya da:

- Affedilir.

Öyleyse?.. Vur patlasın çal oynasın.

***

Şimdi hükümet, bu cezaların asla kağıt üzerinde kalmayacağını, muhakkak tahsil edileceğini kesin bir dille duyurmalı ve bu tür söylentileri yalanlamalıdır.

***

Yazının Devamını Oku

Dikili ağaç

Kimi köprü yaptırmam der, kimi köprüyü sattırmam diye yumruğunu masaya vurur, kimi de hazır yapılmış köprünün ücretsiz geçişini sağladığı için övünür.

 

Özeti şudur:

Başarılı bir hayat hikayesi.

Hepsinden Allah razı olsun.

***

Hayatında çivi çakmamış,

bir çeşme bile yapmamıştır ama onarım sonrası musluğu çevirip suyu ilk akıtan odur.

Alkışlar arasında:

Yazının Devamını Oku

Gündem’e dair

İdamın geri dönmesi, oy mu getirir, oy mu götürür?

- Ne alâkası var bunun oy’la?

Eğer oy getiriyor olsaydı,

12 Mart dönemindeki idamlara hararetle evet diyen partiler, ihya olurdu. Halbuki ilk seçimde güm...

Kaldı ki infazları durduran Ecevit Hükümeti de 2002 seçimlerinde hiç hezimete uğramaz ve küme düşmezdi.

***

Yâni, deli saçmalarıyla uğraşmayalım.

Buyurun; bir tane daha:

- İdam konusu gündemi değiştirmeye yarar mı?

Yazının Devamını Oku

İdam’a dair

Herkes fikrini elbet söyleyecek. Kimi onaylayacak, kimi idamı sakıncalı bulacak, kimi de şerh koyacak.

Fakat Faik Öztrak’a bilmem katılan olacak mı?

Diyor ki:

- Bu girişim, yurtdışına kaçan FETÖ’cüleri affetme girişimidir.

Yani, idam tekrar gelirse, artık yurtdışındaki kanun kaçakları Türkiye’ye iade edilmeyecek.

(Sanki şimdi ediliyormuş gibi.)

***

Sosyal Demokrat bir partinin idama külliyen karşı çıkmasını anlarım. Gayet doğaldır. Gerekçe bile aramam. Ama idam tasarısına böyle bir af girişimi atfetmeyi,

Faik Öztrak

Yazının Devamını Oku

Bu ne pişkinlik

“Havuç’u ver sopa sende kalsın”

 

Bunu bize söyleyen terbiye yoksunu adam, AB Konseyi Başkanı Charles Michel... Yâni pabucumun başkanı... Seviyesi o.

Yunan bile böyle konuşmuyor, sen kim oluyorsun kel kâhya? Sen Akdeniz’in neresindesin ki? Haritada bir göster bakayım.

***

Avrupa Birliği dökülüyor.

Ama hâlâ patron pozlarında.

Yahu siz, Yunanistan’la bizim aramızda hakem misiniz, arabulucu musunuz, yoksa taraf mısınız nesiniz? 24 Eylül’de ne azizlik düşünüyorsunuz yine Türkiye’ye?

Yaptırımmış.

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yazarın Tüm Yazıları