GeriRauf TAMER Adam gibi...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Adam gibi...

Bulunduğunuz yuvadan, yetiştiğiniz ocaktan, bir gün ayrılmak zorunda kaldınız diyelim...

Olabilir.

Peki, ihanet etmeden ayrılamaz mısınız?

Onu sürekli kötülemeye mecbur musunuz?

Yahu orada yıldızınız parlamış, şöhrete ve servete kavuşmuşsunuz, kariyer edinmişsiniz, en basit tabirle adam olmuşsunuz.

Bunların hiç mi kıymeti yok?

Ne biçim insanlarsınız siz? (İstisnaları vardır, onları tenzih ederim).

*

Sırf siyasette değil.

İş hayatında da... Yuvadan kopup gidebilirsiniz. Bir ihtilaf doğar. Efendice kenara çekilebilirsiniz ya da iş değiştirebilirsiniz. Her şey mümkün.

Ama nankörlük etmeyin.

Gittiğiniz yerde eski yuvanızı çekiştirmeyin.

Hele kalleşlik, sakın yapmayın.

*

Özellikle siyasette çok gördük bunları.

Yarım asırdır nelere rastladık.

Adamı Meclis Başkanı yapmışlar, Bakan yapmışlar belki Başbakan bile yapmışlardır... Bırakıp gidiyor.

Gitmesine gitsin.

Ama ihanet ederek gidiyor.

Ve gittiği yerde hâlâ ihanete devam ediyor.

*

Haklının haksızın peşinde değilim. Ben hakem de değilim.

Ama ihanet’i ahlaksızlık sayarım.

Huyumu seveyim.

Tam 40 yıldır böylelerine selam bile vermedim... Vermem.

X

Seçim sektörü

Bugün mitingler başlıyor. Hayırlı olsun.

Bakalım bu mitingler, hükümeti erken seçim’e zorlamaya yetecek mi?

Yetsin veya yetmesin.

Ama bir seçim rüzgarı estireceği muhakkaktır.

Dolayısıyla da bir seçim sektörü doğacaktır.

*

Seçim sektörü deyip geçmeyin.

Miting meydanlarıyla beraber, şehirde oteller, lokantalar, kahvehaneler tıklım tıklım dolacaktır.

Şehirlerarası otobüsler, seyyar köfteciler, simitçiler, lahmacuncular, ayrancılar neler neler.

Yazının Devamını Oku

10 yıl önce/sonra

Türkiye öyle değişmiş ki...

2007’de, muhafazakâr Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı’na şiddetle itiraz eden muhalefet, aradan 10 yıl geçince (2018’de) onu tekrar Cumhurbaşkanı yapmak istedi.

Hatta daha önce Ekmeleddin Bey gibi bir mukaddesatçıyı bile resmen aday yaptı.

***

Değişim mi gelişim mi bilmem ama Merve Kavakçı’nın başörtüsüne büyük tepki gösterenler, yine 10 yıl geçince hidayete erip “Türban yasağını biz kaldırdık” diye övünmeye başladı.

Tevekkeli...

Merhum Ecevit sonunda ne demişti:

- Bu parlamento, toplumun 10 yıl gerisindedir.

Nitekim işte o parlamento, topluma 10 yıl sonra ancak yetişti. Yasaklar öyle kalktı.

Yazının Devamını Oku

Masal gibi

Birini elinden tutup Bakan yaptı.

Öbürünü Başbakan yaptı.

Hele ötekini?

Cumhurbaşkanı yaptı.

Eh, hançerlenmeyi hak’etti.

Al sana üç hançer.

......

Bir de önceden vardı.

Etti dört hançer.

Yazının Devamını Oku

Sadece merak

Olmaz ya.

Ama oldu diyelim.

Tayyip Erdoğan çıktı, bir açıklama yaptı.

Dedi ki:

- “Muhalefet madem çok ısrarlı, madem mitinglere bile başlıyor, madem seçim için bu kadar ‘zorluyor’, öyleyse pekâlâ... Kerhen de olsa erken seçime evet diyorum. Hodri meydan.”

Acaba ne olur?

***

Ne olacak?

Muhalefet çok sevinir.

Yazının Devamını Oku

Adam gibi

Siyasetçi dediğin, işte böyle dürüst olmalı.

Seçmenlerin yarıdan fazlasını gayrımilli buluyorsa, bunu açık ve net olarak söylemeli.

Nitekim söylemiştir.

Ben siyasetçinin “zeki ve ahlâklı olanını severim.” (Vay be)

***

Peki insan, ümitle oy beklediği kitleye, hiç gayrimilli der mi?

Der.

Hakaret etmiyor ki...

Bence iltifat ediyor. Zira

Yazının Devamını Oku

Ne demek bu?

Seçim tarihi Haziran 2023 olarak belliyken...

Hâlâ ve her gün...

“Ülkeyi seçime zorlamak için elimden ne gelirse yapacağım” demek, ne demek?

‘Zorlamak’ zaten tek başına ne demek?

......

Herkes bilir ki ‘ortalığın karışması’ demek...

‘Sokak çatışmaları’ dahil ‘her türlü kaos’ demek...

‘Ülkenin yangın yerine dönmesi’ demek.

*

Yazının Devamını Oku

Daha ne olsun?

Açıkça söylediler:

Onlara öğretmen demem ben / Savcı, hakim demem / Sanatçı demem / Memur demem / Çiftçi, işçi, köylü demem.

Belli ki Millet İttifakı seçimi kazanıp iktidar olunca, Türkiye’nin yarısından hesap sorulacak.

***

İşin kötü tarafı:

İhbar dönemi başlayacak:

- Falan sporcu, filan sanatçı saraya sık sık gitmişti.

- Falan şarkıcı, askerlere konser vermişti.

- Filan iş insanı, Kanal İstanbul’u desteklemişti.

Yazının Devamını Oku

Bir bu eksikti

Hükümeti seçime zorlayacaklarmış...

Zorlama”nın nerelere varacağını kestiremeyiz.

Tehlikeli bir yol bu.

Göze alanlara, “bir daha düşünmelerini” tavsiye ederim.

***

Zorlama’dan kasıt nedir?

- Efendim demokratik yollar.

Biz o yolları biliriz.

Safiyâne şekilde başlar, bir adım sonra provokatörler devreye girer, sokak hareketleri -Allah korusun- çatışmalara dönüşür.

Yazının Devamını Oku

Özel bir tablo

Ekonomik durum berbat ama her yer tıklım tıklım dolu...

Nasıl oluyor bu?

Yiyecek, içecek, giyecek, davet, balo, gala.... Vur patlasın, çal oynasın.

Ancak şöyle izah edilebilir:

- Allah kerim.

Ya da:

- Battı balık.

***

Tabii bir ihtimal daha var:

Yazının Devamını Oku

24 Kasım

Öğretmenler Gününüz kutlu olsun ama bana oy vermeyenlere öğretmen demem ben.

Bilin bakalım ben kimim?

Yetti artık

Sağır Sultan bile duydu.

Her gün bağırıyorlar:

- Seçim seçim seçim.

Öbürleri de her gün cevap veriyorlar:

- 2023’te 2023’te 2023’te.

Ne güzel anlaşıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Farka dikkat

70 yıllık demokrasi tarihimizde tek başına iktidar, sadece şunlara nasip oldu.

 

Menderes.

Demirel.

Özal.

Erdoğan.

Geri kalan yıllar, hep yamalı bohça... Ya da ara rejimler.

***

Bu dört liderin de karşısında çok

Yazının Devamını Oku

İki nokta

Mutluluğu dışarıda arayan hayırsız aile reislerine benziyor Kemal Bey.

 

Kendi yuvasında tatmin olmuyor, gözü sürekli dışarıda.

Büyük şehirlere Belediye Başkanı mı lazım, kendi partisinden değil öbür partilerden, özellikle de mütedeyyin camiadan adaylara yöneliyor.

*

Kemal Bey, yabancı futbolcuya çok meraklı...

Cumhurbaşkanlığı için bile Ekmeleddin Bey gibi, Abdullah Gül gibi isimlere kanca atıyor. Çünkü onlar muhafazakar ve mukaddesatçı insanlar.

*

Neden böyle yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Günün sonunda

İşi hafifletmeyin.

Helalleşmek mi bu?

Yoksa mavi boncuk dağıtmak mı? 

Pazar notları 

İnsan aydınım diye övünür mü?

Bizimkiler, kendilerine aydın dediler.

Peki peki...

Biz de kabul ettik.

Bunlar, kadri kıymeti bilinmemiş, hakkı yenmiş, bu yüzden kendine bile küsmüş... Bütün acısını düzenden çıkarmaya karar vermiş ama düzenden çok devlete muğber olmuş, millete zaten yabancı kalmış... Gidip kitap yazmak ya da resim yapmak üzere bir kenara çekilmiş ama içkiden başını kaldıramadığı için eline hâlâ bir kalem ve fırça almamış, aslında şirin insanlardır. Tamam da işsiz aydın olur mu?

Yazının Devamını Oku

Gözden kaçan

50+1 hele bir şöyle dursun.

Bu sistemde asıl başka bir sakatlık var. Onu konuşalım.

***

Küçücük bir parti, yüzde 2 veya 2 buçuk oyla, koskoca memleketin kaderini çizebiliyor. Dolayısıyla ülkeyi kimin yöneteceğini belirleyebiliyor.

Normal mi bu?

***

Misal ver derseniz buyurun:

- Saadet Partisi.

İki ittifaktan hangisini tercih ederse, terazinin o kefesi 50+1’e daha yaklaşıyor... Hele aritmetiğin hassas olduğu oylamalarda -kılpayı- iktidarı resmen o tayin ediyor.

Yazının Devamını Oku

Son on yıl

Bu helalleşme işi çok problem getirir.

Aslında kimseyle helalleşme falan olacak değil ama gelişigüzel hazırlanmış o listeye girenler kadar, girmeyenler de tartışılacak... Yani, Amca Bey durup dururken başına iş açtı.

***

Yerinde olsam, sadece Deniz Baykal’ın kapısını çalar, sadece onunla helalleşirim.

Son 10 yıl, yani Mayıs 2010’dan itibaren 11 yıl boğulduğumuz o nefret bataklığı, yeter de artar bile... Daha gerilere gitmeye hiç gerek yok. 

FUTBOL

Play-Off’a kalmak mı zor, yoksa Play-Off’tan çıkmak mı zor?

Kırk satır’dan

Yazının Devamını Oku

Bay Aday

Meğer Millet İttifakı’nın çatı adayı kesinleşmiş de bizim haberimiz yok.

Sadece bizim değil, Akşener’in de haberi yok.

Karamollaoğlu’nun da yok.

Eminim ki Pervin Buldan’ın da yoktur.

***

Öyle ya...

Bay Aday, Türkiye’nin makus talihini bile -tek başına- yeneceğini ilan ettiğine göre, ortaklarına emr-i vaki mi yaptı acaba?

Şu helalleşme faslı ve helalleşme listesi de tamamen şahsi değil mi? İttifakın üyesi olan diğer partiler, bir masa etrafında sahiden toplanıp söz isteyebilir mi, fikirlerini söyleyebilir mi? Yoksa onlar sadece figüran mıydı?

***

Yazının Devamını Oku

50+1

Yeniymiş gibi...

Durup dururken, bu 50+1 nereden gündeme geldi? Nesini tartışıyorlar? Halk oylamalarında başka bir yol yok ki.

Elbette 50+1.

Ne olacaktı?

25+1 mi?

Yani, çeyrek porsiyon, öyle mi?

*

Millet İttifakı, bence memnun kalmalıdır şimdiki sistemden... Hele ana muhalefet, daha da memnun kalmalıdır. Çünkü hiç değilse dostlarla beraber 50+1’i bulması pekala mümkündür. Bugün değilse bile yarın... Yarın değilse bile

Yazının Devamını Oku

Milli maç

Vaktiyle Fatih Terim, bir milli maç öncesi, kampta bir yoklama yaptı.

Futbolculara birer kağıt dağıttı...

Üzerinde şunlar yazıyordu:

- Danimarka’yı yeneriz... Çünkü...

Çünkü’yü futbolculara bıraktı. Herkes kendine göre bir ‘çünkü’ yazdı.

- Yeneriz çünkü inançlıyız.

- Yeneriz çünkü mecburuz, hatta mahkûmuz.

- Yeneriz çünkü Türk’üz...

Yazının Devamını Oku

Buna ad bulamadım

Bir şehit yakınına edilen küfür ve hakaret, sadece iktidar kanadından mı tepki görür?

Muhalefet cephesini hiç ilgilendirmez mi? Bu şehit, onların da şehidi değil mi? Nedir bu umursamazlığın anlamı? Nedir bu suskunluk?

Küfrü onaylıyorlar mı?

Yoksa, PKK’ya dalkavukluk mu?

Bu bir.

*

İkincisi...

Özrü kabahatinden büyük bir biçimde bizi hayrete de düşürdüler.

Ne diyorlar:

Yazının Devamını Oku

Durum budur

Seçime en az 500 gün var.

Demek ki bu gerginliği 500 gün daha yaşayacağız.

Herkes nefesini, enerjisini, sabrını ona göre ayarlasın.

***

Siyasi partiler, Z Kuşağı’nın oyları peşinde.

Oysa siyaset, Z Kuşağı’nın umrunda değil. Çünkü Z Kuşağı, zannedildiği gibi politize değil. Büyük çoğunluğunun siyasi bir saplantısı yok. Angajmanı yok. Esasen merakı yok. Aralarında siyaset konuşmuyorlar bile... Konuşanları da tartışmaya falan girmiyorlar...

Yani sessiz çoğunluk’un yeni jenerasyonu bu.

***

Akşamları bakınız.

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yazarın Tüm Yazıları