GeriRauf TAMER 50+1
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

50+1

Yeniymiş gibi...

Durup dururken, bu 50+1 nereden gündeme geldi? Nesini tartışıyorlar? Halk oylamalarında başka bir yol yok ki.

Elbette 50+1.

Ne olacaktı?

25+1 mi?

Yani, çeyrek porsiyon, öyle mi?

*

Millet İttifakı, bence memnun kalmalıdır şimdiki sistemden... Hele ana muhalefet, daha da memnun kalmalıdır. Çünkü hiç değilse dostlarla beraber 50+1’i bulması pekala mümkündür. Bugün değilse bile yarın... Yarın değilse bile
elbet bir gün... İktidar olma ihtimali daima var.

Parlamenter Sistem’de ise bu ihtimal hiç yok... Sıfır.

*

Kaldı ki... Siz Erdoğan’dan kurtulmak istiyorsunuz değil mi?

Erdoğan’ın toplam 10 yıl, 5+5 süresi bitince, zaten kurtulacaksınız... Bir daha Cumhurbaşkanı olamayacak. Anayasa emri.

Ama Parlamenter Sistem’de - hep 1’inci parti olduğu takdirde - ömür boyu Başbakan’dır. Üstelik yaşı daha 70 bile değildir... Ondan nasıl kurtulacaksınız? Siz bunu bir düşünün.

İyice düşünün.

Olmaz

Helalleşiyor muyuz amca?

Hayrola, bizi bırakıp da nereye?

Yoo, göndermeyiz vallahi.

‘Yaşadıkça’

Ali Naili Erdem, unutulmaz siyasetçilerimizin yıldızlarındandır. Beş dönem milletvekilliği, ayrıca da
Sanayi-Çalışma-Milli Eğitim Bakanlığı yapmıştır.

İnce ruhlu bu zarif adamın, ne kadar iyi bir gözlemci olduğunu, bu kitapta tekrar göreceksiniz... YAŞADIKÇA adlı kitapta hayattan bazı kesitler sunuyor. Bir başucu kitabı olarak tavsiye ederim. Dinlendirici, öğretici ve düşündürücü anılarla süslü olan bu kitap, çok yönlü bir siyasetçinin, şimdiki türedi siyasetçilere armağanı olsun.

X

Rağmen

İnsan manzaralarına bakın.

Salgın hastalık tehlikesine dair en ufak bir telaş ve korku görüyor musunuz? Günlük vaka sayısı 70 binleri bulduğu halde koronaya meydan okuyan kalabalıklar, ne büyük moral.

***

Üstelik kar, kış, fırtına.

Hiç mühim değil.

Şarapçılar, biracılar, meyhaneleri yine dolduruyor... Rakıcılar yine efkârlı ama ikinci kadehten sonra her biri memleketi kurtarmaya devam ediyor... Bayılıyorum.

Çirkin sesli güzel kızlar, sahnelerden hiç inmiyor.

Alkış, ıslık, kıyamet.

***

Yazının Devamını Oku

Rüyada ancak

Şöyle bir şey olsa:

Muhalefet liderleri toplantıdayken...

Yani Kılıçdaroğlu, Karamollaoğlu, Babacan, Davutoğlu, Akşener falan bir masa etrafında oturmuş konuşurlarken...

Kapı açılsa...

İçeri Erdoğan girse...

Ve dese ki:

- Ne konuşuyorsunuz? Beni de aranıza alın... Beraber konuşalım... Her şey Türkiye için...

Ve masaya o da otursa...

Halk ne yapar acaba?

Yazının Devamını Oku

Başkan Beyazıt

Sadece Galatasaray’ın değil, Türk Sporu’nun ölümsüz başkanıydı.

Fair-play’in unutulmaz öncüsü, dostlukların başöğretmeniydi.

İş Dünyası’nın daima moral gücüydü, cemiyet hayatının çok renkli bir simasıydı. Liderlik ruhunda vardı.

Siyasi bir angajmanı olmadı. Ama paylaşılamazdı.

Dış dünyada ise

Selahattin Beyazıt, Türkiye’nin doğal büyükelçisi ve itibar kaynağıydı.

............

Hakkında neler yazmak lazım idiyse, çok şükür o hayattayken hepsini yazdım.

Memleketimin başı sağ olsun. Kederli ailesine ve değerli dostlarına sabır ve metanet dilerim.

Yazının Devamını Oku

Tuhaf bir durum

Kitaba bakarsanız, Cumhurbaşkanı, 5 yıl için seçilecek...

Mevcut yetkileriyle birlikte 5 yıl.

Fakat, Millet İttifakı ona

2 yıl süre tanıyacak.

Hangi hakla?

Ve hangi yasayla?

***

Muharrem İnce, 2018’de eğer seçilseydi, yetkilerini devredecekti. Öyle söylediydi.

Ama -öyle söylediği halde- devretmeseydi, cezası neydi? Hiç... Zaten 2018 geride kaldı. Şimdi 2023’e bambaşka bir atmosferde gidiyoruz. Bugün sorun

Yazının Devamını Oku

İtibar

“Muhtar bile olamaz.”

Hayır.

Bu laf öyle değil artık.

Bilakis.

“Muhtar bile olabilir.”

HDP’ye dair

Pervin Buldan, açık konuştu:

Türkiye’yi yönetecek mekanizmanın bir parçası olacaklarını söyledi...

Daha ne desin?

Yazının Devamını Oku

Kaçak oylar

Daha doğrusu:

- Kaçacak olan oylar.

Nedir bu?

Anlatayım.

***

Bu oylar, seçimi kazansa da kaybetse de, Millet İttifakı’ndan kaçacak olan oylardır.

Miktarını bilemem.

Ama kaçacağı kesin oylar bunlar.

- Boş oylar.

Yazının Devamını Oku

Kandırmaca

Şunun iyice anlaşılması lazım:

Barış, özgürlük, demokrasi...

Bu üç kelime, gerçek anlamından saptırılmış, bir şifreye dönüştürülmüştür.

Çünkü bu üç kelime, kimsenin itiraz edemeyeceği kelimelerdir.

Ama bakın kimlerin ağzında.

***

Siz hiç sahiden demokrat olan birilerinin, sürekli

“Ben demokratım” dediğini duydunuz mu?

Sahici bir barış ve özgürlük yanlısı insanlar, her cümleye

Yazının Devamını Oku

İyi haber

Hangi ülkede, hangi seçim olsa, adaylar, Türkiye karşıtlığı yaparak oy toplamaya çalışıyorlar.

- Bu şeref bize yeter.

Ne Amerikan karşıtlığı

oy getiriyor, ne Rus karşıtlığı...

- İlle de Türkiye.

***

 Giderek yükseldiğimizi böyle anlayabilirsiniz. Türkiye karşıtlığı ne kadar büyüdüyse, biliniz ki Türkiye o kadar gelişti... Türkiye karşıtlığı ne kadar azgınlaştıysa, biliniz ki Türkiye o kadar yıldızlaşmıştır.

Başka ölçü yok.

***

Yazının Devamını Oku

Gözden kaçanlar

İsabet buyurdular.

Çatı dedikleri tek aday’la seçime gidecekler ki, hangi partinin yüzde kaç oy aldığı anlaşılmasın... 3 mü, 5 mi, 15 mi?

At atabildiğin kadar.

***

Şimdi parlak bir öneri daha var:

Masaya oturduklarında küçük parti- büyük parti ayrımı olmasın.

Buyurun bakalım.

Eşitler arasında birinciyi seçecekler.

Eşitler arası?

Yazının Devamını Oku

Ortak dil

Türkiye - Ermenistan yakınlaşmasını taçlandırmak için bir futbol maçı önerenler var.

Hayır.

Futbol sert oyundur. Sahada zaman zaman tatsız sürtüşmeler olabilir. Bunların her biri -adı üstünde- ne olsa delikanlıdır...Böyle bir risk almaktansa...

Başka bir önerim var.

***

Diyorum ki:

Asıl barış, müziktir.

Ve müzik tarihimiz,

Türk-Ermeni bestekarlarının enfes eserleriyle donatılmıştır.

Yazının Devamını Oku

İlk defa

“- Hükümetten ziyade muhalefet eleştiriliyor.”

Doğru.

Muhalefete muhalefet diye geniş bir cephe var.

Ve şimdiye kadar görülmemiş bir hiddet sergiliyor.

*

Neden böyle?

Nereden çıktı bu oluşum?

Ve nasıl kurumlaştı?

- Adeta bir siyasi parti gibi.

Yazının Devamını Oku

Haziranın kaçı

İktidar, Millet İttifakı’nın damarına basıyor. “Daha sizin adayınız bile belli değil” dedikçe, Millet İttifakı da “Sen önce seçim tarihini açıkla, biz o zaman adayımızı ilan ederiz” diye horozlanıyor.

İktidar da seçim tarihi olarak sürekli Haziran 2023 deyip rakibini çatlatıyor.

Bu yetmez.

Haziran ama haziranın kaçı? Hangi pazar? Kesin gün verin...

Verin ki, rakibiniz de çatı adayını açıklasın... Açıklasın ki

biz de şerefyab olalım.

***

Hem biliyor musunuz,

kesin tarih verirseniz, mesela

Yazının Devamını Oku

Fatih Terim

- 4 kere geldi...

- 4 kere gitti.

Demirel’e benziyor...

Merhum da 5 kere gidip

6 kere gelmişti ya...

Son gelişinde, başbakanlığa da sığmadı, cumhurbaşkanı oldu... Daha yüksek makam olsa,

oraya da çıkacaktı.

***

Bunlar, dünyada ender görülen vakalardır.

Yazının Devamını Oku

Seyir defteri

Bizde her cumhurbaşkanı seçimi olaylı geçti.

Ta 60’larda başlayan Köşk Yarışı, 1973’te iyice tıkandı.

Faruk Gürler’in emr-i vakisi, Meclis’te tepki görünce, halim-selim bir zat’ta karar kılındı:

Fahri Korutürk.

Fahri Paşa, Divan Pastanesi’nde sütlü kahvesini güzel güzel içerken, kendisine acele Ankara’ya dönmesi bildirildi.

Gidiş o gidiş.

*

7 yıl sonra...

Yazının Devamını Oku

Akılda kalan

Anlaşılıyor ki...

Bundan böyle Kılıçdaroğlu’nun her çıkacağı televizyon yayını, cevap hakkı nedeniyle bol bol kesintiye uğrayacak.

Amaç, bulunacağı iddiaları, anında ve yerinde çürütmek.

Çürütürken de onu yalancılıkla itham etmek.

***

Ne fena şey.

İnsanın bir kere adı çıktı mı, hiçbir sözüne güven kalmıyor.

Kılıçdaroğlu buna müstehak biri değil.

Ama nasıl oldu da böyle bir izlenim bıraktı, anlayamıyorum...

Yazının Devamını Oku

Ya kaybederlerse...

Millet İttifakı, seçimi kazanacağına dair o kadar kesin konuşuyor ki tıpkı kazanmış gibi.

Bu bir taktik olsa bile...

- Ya kazanamazlarsa?

*

Efendim, kazanamazlarsa, küçük ortaklara bir şey olmaz ama bu defa Ana Muhalefet toz olur gider. İsmet Paşa bile kalkıp gelse onu kurtaramaz.

*

Ne güzel anlatıyorlar:

İlk 6 ayda, ilk 1 yılda, ilk 2 yılda neler yapacaklarını, tatlı tatlı sayıyorlar.

Esasen

Yazının Devamını Oku

Pazar notları

Sarıgül’ün kurmaylarından birini dinledim Beyaz Tv’nin Uyan Türkiye’m programında.

Ne güzel şeyler anlatıyordu.

Ebubekir Elmalı...

Hukukçuydu galiba.

Neler var Türkiye’de?

***

Mesela.... Ömer Avşar.

Televizyon oturumlarından tanıdığımız bir hukukçu da o.

Dopdolu bir adam.

Yazının Devamını Oku

Bunu unutmayın

Dünkü yazıda demiştim ya:

- Kaybedecek şeyiniz varsa aday olmayın.

Sakın ha.

Çünkü kaybederseniz, sadece cumhurbaşkanlığı seçimini değil, başka şeyleri de kaybedersiniz.

Mesela neleri?

***

Belediye Başkanı’ysanız, belediye başkanlığını kaybedersiniz. Parti veya muhalefet lideriyseniz, liderliği kaybedersiniz.

Milletvekiliyseniz, zaten ilk onu kaybedersiniz, yallah.

***

Yazının Devamını Oku

Gözden kaçanlar

Birikmiş notlarım var.

Onların hiç değilse bir kısmını size sunmalıyım ki, süratli değişen gündemde kaynayıp gitmesin.

***

Önce adaylık meselesi.

Bu konu, kabak tadı verdiyse de

meraklısı ve takipçisi çoktur. Oradan başlayalım:

***

Mansur Yavaş, İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu...

Anketlere bakıyoruz, Kılıçdaroğlu sonuncu çıkıyor.

Yazının Devamını Oku

Dil yâresi

Ta 70’li 80’li yıllardan beri çektiğimiz, sadece şiddet mi? Sadece terör mü?

Ne kadar namertlik varsa hepsini gördük.

Namertlikten öte şimdi kalleşlik devri.

*

Terör şöyle veya böyle bir gün biter.

Nitekim son çırpınışlar.

Ama bünyemize yerleşen kalleşlik ve nefret virüsü, terörden beter.

Nitekim kadına şiddet, erkekliğin artık sonudur.

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yazarın Tüm Yazıları