GeriRamazan Başan Bursa’da köpek dostu oteller restoranlar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bursa’da köpek dostu oteller restoranlar

Can dostumuz sevimli köpekler ile yola çıkmak, oturup bir yerde yemek içmek hatta kalmak ne kadar da zordur.

Bursa’da köpek dostu oteller restoranlarBenim gibi köpek sahibi birçok insanın da buna katılacağını düşünüyorum. AVM’lerde, birçok kafe ve restoranda girişte evcil hayvanla girilmez yazar.
Bazı düşünceli işletmeler de tam tersini yapar, girişlerinde köpek dostu bir mekan olduğunu vurgular.
Büyükşehirlerde bu konuda geniş bir toleransın olduğunu biliyorum. Peki ya Bursa’da?
Benim bildiğim köpek dostu mekanlar o kadar az ki, bir elin parmağı kadar. Sizler de köpek dostu otel ve restoransanız kapınızda bunu yazın belli edin.
Şimdilik elimdeki listeye göre köpek dostu mekanlar:

Cafe restoranları

- Club K9 Cafe Restoran /Osmangazi
- Minteks Tesisleri /Özlüce /İzmir yolu
- Extrempark /Atatürk Ormanı
- Kayhan Köftecisi /Eker Meydanı
- Ristorante di Zett /Geçit
- Meydan Lokantası/ Eker Meydan
- Starbuck şubeleri/Kapısında her daim köpek vardır.

Köpek dostu oteller

- Sheraton Otel ve Aloft Hotel
- Hilton Bursa &Hampton (sadece rehber köpekler)
- Efehan Hotel
- Adapalas Hotel
- Atamer Hotel

SON ÇIKAN KİTAPLAR

Gastronomi Turizmi denildiğinde okunması gereken yeni kitaplar nelerdir?
- Kargadan Başka Kuş Tanımam / Ayhan Sicimoğlu (Hastasıyım)
- Ayrıcalıklı Rotalar / Saffet Emre Tonguç
- İçinden Yol Geçen Hayatlar /Seymen Bozaslan
- Anadolu Mutfağının İncileri /Muhsin Ertürk

SAVULUN! ÇILGIN TÜRKLER GELİYOR

Türkiye’nin ve Bursa’nın restoran markaları, dünyaya açılmaya başladı. Bu konuda çeşitli haberler duyuyoruz. Bu güzel haberlerle Anadolu ve Türk mutfağı dünyaya yayılmaya devam etmelidir.
Son durum, bildiklerimiz: (Nusret ve Günaydın bu işin öncülerinden, onları tek geçerim)
- BigChefs Avrupa’daki ilk şubesini Frankfurt’ta açtı. Türkiye’de ve Ortadoğu’da 60 şubesi olan BigChefs, Avrupa’ya adımını Frankfurt ile atıyor. Canlı alışveriş caddesi Zeil üzerinde açılan BigChefs, hem Türk hem dünya mutfağından seçilmiş lezzetlerin yanında lokal tatlar da olacak.
- Happy Moon’s (Hüseyin Aymutlu’nun soy isminden dolayı çok kolay hatırladığım restoran) Kuruluşunun 20.yılında ilk yurtdışı şubesini Azerbaycan Bakü’de açıyor.
- Bursa Kebap Evi (Markanın ismi Bursalı ama Bursa çıkışlı olduğu konusunda ciddi şüphelerim var ama o ayrı bir konu)
2010 yılında üç şube ile devir aldıkları markayı, Türkiye’de 37 şehirde 99 şubesi ile büyüyen Bursa Kebapevi ilk yurt dışı şubesini Almanya Saarland/ Saarbrücken’de, ikinci şubesini Duisburg’da açtı. Markayı Almanya haricinde BAE, İran ve Azerbaycan’a taşırken, 2020 yılında Washingon DC bölgesinde de şube açacaklarını öğrendik.
- Bursa’nın yakından tanıdığı Anadolu Et Lokantası da 2015 yılında Viyana’da kendi adıyla bir Türk restoranı açtıklarını biliyoruz. Anadolu Et, Bursa’nın ilk dışa açılan restoran markasıdır.
- Bursa’mızın medarı iftiharı olan Köfteci Yusuf’un da Almanya ve Makedonya’da restoran zinciri açmak için hazırlık yaptığını biliyoruz. Dur bakalım ne zaman açacak?
- Dünyanın ikinci büyük waffle zinciri olan Bursalı marka Waffle Art, Kuzey Kıbrıs ve Katar’da önümüzdeki günler yeni şubelerini hayata geçirecek. Bursa markası Waffle Art kurucusu Önder Uçar, 50’ye yaklaşan şube sayısını yurtdışında da büyütmeyi hedefliyor.

BURSA KESTANE ŞEHRİDİR

Bursa denildiğinde kestane şekeri akla gelir. Kestane şekerinin hammaddesi kestane olduğuna göre bir kafeye oturduğunuzda çayın yanında sıcacık kestane gelse ne güzel olur değil mi? Pazarda kestane var, markette kestane var, evde kestaneyi köz tavada yapıyoruz da kafe ve restoranlarda neden yapmıyoruz? Haydi kafe ve restoran işletmecileri, Bursa’dan başlayan yeni bir akım başlatın bakalım.

KIŞ GELDİ, AKLIMIZA GELDİ 

- ZENCEFİL: Soğuk algınlığı, grip gibi şikayetlerde doğal şifa kaynağı.
- IHLAMUR: Öksürüğü azaltıyor, flavonoid içeriğiyle iltihabı gideriyor, vücut direncini arttırıyor. Karacabey’in Longoz ormanında yetişenler favorimdir.
- ADAÇAYI: İçeriğindeki bileşenler ve cineol içeriği sayesinde doğal bir antibiyotik.
- KURUTULMUŞ KİRAZ SAPI: Gerek toksinleri atma, gerekse dolaşım bozukluğuna karşı birebir.
- YEŞİL ÇAY: Soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonlara karşı birebir, içerdiği polifeno lik bileşenler sayesinde mideyi koruyor.

 

X

Şimdi dünyaya açılma zamanı

Herkes markalaşmak, kendini tanıtmak istiyor. Şehirler markalaşmak istiyor, gastronomi lezzetleri, turizm merkezleri markalaşmak istiyor.

Markalaşma ve PR dediğimiz ‘halkla ilişkiler’, kendi mahallenizde kendi mahallenizden kişilerle yapılan bir iş değildir. Kamu ve özel bir çok markayı takip ediyorum, STK örgütlerinin çalışmalarını izliyorum; en büyük yanlışları ‘biz çalalım, biz oynayalım’ toplantıları, çalıştayları ve etkinlikleri. Geniş tabanlı organizasyonlar ve katılımın tabanda geniş olması, PR ve tanıtımı hedefe götüren en önemli konudur.
Fortune Türkiye’nin en etkili 50 kadından biri olarak seçtiği Demet Sabancı Çetindoğan, tüm dünyanın ilgiyle izlediği Oscar Törenleri’nde Türk yemeklerini tanıttı. Anadolu lezzetleri Oscar törenlerinde Amerika’nın VIP kitlesi ile buluştu. Ünlü aşçı Wolfgang Puck, Oscar Ödül Töreni’nin yemek menüsüne üç Türk lezzetini ekledi. 90 yıllık Oscar tarihinde menüde ilk kez Türk yemekleri de yer aldı. Sadece Oscar’a özel olarak şef Cihan Kıpçak ve Yiğit Mirzaoğlu Los Angeles’a götürüldü. İşte alın size gerçek başarı öyküsü..

Türk Kahve Elçisi

Dünyanın ilk kahve diplomasisi vakfı olan Turkish Coffee Lady Foundation ve mikro sanat ustası Hasan Kale, Türk kahvesinin hikayesini geçtiğimiz ay, yeni bir belgesel ile Amerikalılara anlattı. Vakfın Başkanı Gizem Şalcıgil White ve sanatçı Kale, 500 yıllık Türk kahvesi kültürünü ve Anadolu topraklarında yaşayan geleneklerini yabancı toplumlarla buluşturmak için 2021 Dünya Türk Kahvesi Günü’nde Türkiye’nin sekiz farklı kahve kültürünü tanıtan belgesel gösterimi düzenledi. Amerika’yı baştan başa sokak sokak dolaşarak Türk Kahvesi ikramı yaptılar.
5 Aralık’ta New York şehrinin Times Meydanı’ndaki Thompson Reuters binasının dev ekranlarında Türk Kahvesi’nin tanıtımını yaptılar. ‘UNESCO’nun Dünya’nın Somut Olmayan Kültürel Mirasları listesinde yer alan Türk kahvesinin eşsiz hikayesini bu yapım eşliğinde New York, Washington DC, Boston, Chicago, Los Angeles, Las Vegas ve San Francisco gibi başlıca şehirlerinde yapılan kültürel etkinliklerle anlattılar. İşte size bir diğer başarı hikayesi…

Türk gastronomisini dünyaya anlatan Başkan

Yazının Devamını Oku

Go Bursa artık telefonda

Telefonun hayatımızın her evresinde bulunduğu bu günlerde, turizmin ve gastronominin bundan etkilenmemesi mümkün mü? Hele ki, bilmediğimiz bir şehre gittiğimizde ilk işimiz internette popüler adresleri aramak olurken. Nereyi gezmeliyiz? Nerede yemek yemeliyiz? Sorularının cevaplarını arıyor, şehir trafiğine takılmadan gastronomi ve turizm rotalarını takip etmeye çalışıyoruz.



New York, Amsterdam, Londra, Atina, Paris gibi büyük ve marka şehirler, turistlere daha fazla yardımcı olmak adına, şehrin turizm haritalarını, gastronomi haritalarını dijitale çevirdiler. Meşhur pizzacılar, meşhur şef lokantaları, müzeler, gezilecek tüm adresler hangi caddede, hangi sokakta olduğunu daha rahat bulabilsinler diye telefon uygulamaları yarattılar.
Bursa marka şehir olmalı, Bursa turizmi ve gastronomisi daha iyi tanıtılmalı ve dijitalleşmeli diyorduk ki; GoBursa hayata geçmiş bile.
İşte bu amaçla, Bursa Büyükşehir Belediyesi Bursa’nın turizm pastasından daha fazla pay alabilmesi için tanıtım çalışmalarına ağırlık vererek, dijital platformlarda Bursa’yı vitrine çıkaracak ‘GoBursa’ projesini devreye aldığını görüyoruz.
Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Turizm ve Tanıtma Şube Müdürlüğü ve Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı’na bağlı Yazılım Şube Müdürlüğü ortaklığında ‘GoBursa’ mobil uygulama projesi hayata geçirildi. Bu uygulamayı sizler için inceledim.

22 Kategori 543 Mekan

Yazının Devamını Oku

2022 yılında restoranları ne bekliyor?

Zorlu bir yılı daha geride bıraktık. 2021 yılında ‘pandemi ve kısıtlamalar’ restoranların masadaki adisyon sayılarını çok olumsuz etkiledi. Paket servis artsa da, paket servisin maliyet yüksekliği, paket servisteki sorunlar müşteri memnuniyetini ve karlılığı düşürdü.



Gelin geçen yılı hep birlikte anımsayalım, sonra da bunlardan dersler çıkartarak 2022 yılını planlayalım hep birlikte.
2021 yılının haziran ayına kadar süren kısıtlama, Haziran 2021’de kalkmasıyla ilk önce mesafeli oturma düzeni ardından kendini kontrollü bir serbestliğe bıraktı.
*
Menüler yerini QR menülere bırakarak, masaya oturan müşterilere kolaylık sağladı. Pandemi sona erse bile, herkesin eline aldığı, kalın ve kaba menülere tekrar dönüleceğini hiç sanmıyorum. Telefonla okutulan QR menülerin yaygınlaşacağını, menü seçme ve ödemeye kadar QR teknolojisinin her nimetini kullanacağımızı düşünüyorum.
Pandemi aralıklarla inip çıksa da, virüslerin ismi değişse de, mesafeli oturma düzeni, ortak kullanım alanları ve ‘ortak dokunulan eşyalara’ olan bakışımız hiç değiştirmeyecek, yerini ‘tek kullanımlık ürünlere’ bırakacaktır.

Yazının Devamını Oku

Bozam sarı mayası darı

Yüzyıllar önce Mezopotamya’da ortaya çıkan ve sıvı ekmek olarak da adlandırılan boza, manilerle satış yapanların sayısı azalsa da yeniden ihtişamlı günlerine dönüş yapıyor


Boza kelimesinin esası Farsça’da ‘darı’ anlamına gelen ‘buze’dir. ‘Boza’ ismi yanında Kafkasya, Balkan ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri ile İran, Mısır, Arap ülkeleri ve bazı Afrika kabilelerinde ‘Buha’ ve ‘Merissa’ gibi isimlerle de bilinmektedir.

*
Orta Asya Türkleri bozayı çok eski zamanlardan beri üretmektedir. Türkler, Orta Asya’dan göç ettikleri farklı coğrafyalarda o bölge halkına bozayı tanıtmışlar ve bugünkü coğrafi yayılışını da sağlamışlardır. Geleneksel bir Türk içeceği olan boza, Balkanlar, Kırım, Kafkasya, Orta Asya ve Mısır’a kadar yayılmış durumdadır.
Bozanın ilk üreticileri Türkler olmasına rağmen ülkemizde uzun yıllar ihmal edilmiş sadece kışın sokak aralarında satılan ve tüketilen bir ürün olarak tanınmıştır
Enerji ihtiyacını karşılıyor
Bozanın en büyük etkisi insanın içini ısıtması. İnsan vücudu havalar soğudukça metabolizmayı koruma altına almak ister. Enerji harcaması azalır ve gıdalardan alınan enerjiyle vücut ısısı korunmaya çalışılır. Ortaya çıkan bu enerji ihtiyacından dolayı, özellikle kışın yoğun karbonhidrat içerikli, yüksek kalorili, tatlı ve şekerli gıdalara düşkünlük artar. Bu nedenle Boza, kış aylarının en favori içeceklerinin başında gelir. Mayalanması sırasında ortaya çıkan bazı yararlı bakteriler mide florasını temizliyor ve sindirim sistemini düzenliyor. Kanserden koruyan boza ayrıca laktik bakteriler sayesinde vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek antioksidan etki gösterir.

Yazının Devamını Oku

Bu yılbaşı evde geçecek

Ev halkının ve gastronominin gündemi yılbaşı sofraları. Bir yandan restoranlar, oteller, balo salonları yılbaşı menülerini hazırlarken diğer taraftanartan hayat pahalılığı, fiyatların yüksekliği nedeniyle yılbaşını evde geçirecek çok büyük bir kitle de evdeki yılbaşı sofrasını nasıl donatacağının derdine düştü.

Yılbaşına ne yakışır, ne yenmeli? Hindi kültürü atadan gelen bir kültür müdür? Nereden yapıştı bize bu hindi kültürü? Tavuk mu? Hindi mi? Her yılbaşında daha çok tüketilen mezeler nelerdir?
Her yılbaşı geldiğinde yıllarca İngilizcedeki ‘Turkey’ kelimesinin karşılığının ‘hindi’ olmasına mı yanarsınız? Yoksa her yılbaşı geldiğinde birkaç ülkede öne çıkan hindinin Türkiye’de anlamsızca öne çıkmasına mı?
Türk mutfağında hindinin yeri yok denecek kadar azdır. Biz hindiyi en çok koca bir yıl ağzımıza sokmadığımız halde, yılın en görkemli, en eğlenceli yemeği olan ‘yılbaşı yemeği’nin ana kahramanı olmasından biliriz.
Zor bir yılın ardından kendini ödüllendirdiğin bu yılbaşı sofrasında sultanlara yakışır bir sofra kur kendine. Yeni yıla, yaprak sarma, kebap, içli köfte, çiğ köfte, lahmacunla, hamsi tava, Edirne ciğeri, Bursa enginarı, İnegöl köfte, İzmir kokoreci kuzu söğüş, Ordu pidesi, Denizli tavası, Antalya’nın tahinli, Antep baklavası, kabak çiçeği dolamsı, Erzurum çağ döneri, kadayıf dolması, Rize kavurması, kuzu çevirme, üç tarafı denizle çevrili ülkemin yerli balıklarıyla gir. Adana kebabıyla, şırdanla, Bursa kebabıyla, birbirinden güzel mezelerle girmek varken ne diye Anadolu yemek kültüründe hiçbir yeri olmayan hindi ile girelim?

Neden Turkey?

Turkey sözcüğünün tarihçesine bakacak olursak, bir başka kümes hayvanına ve uluslararası ticaret yollarına dayanıyor. Beç tavuğu (Nomida meleagris) Madagaskar’dan Avrupa’ya Osmanlılarla ulaşıyor, o zamanlar Türk olarak adlandırılan yakın doğulu tüccarlar tarafından dağıtılıyordu. İşte bu yüzden İngilizler Beç tavuğuna, Turkey demişler (yıl 1541). Gerçek hindi ise (Meleagris gallopavo) Orta Amerika kökenlidir. İlk kez Meksika bölgesinde Aztekler tarafından evcilleştirilmiş ve işgalci İspanyollar tarafından 1523’te İspanya’ya getirilmiştir. Daha sonra Kuzey Afrika ve Türkiye diğer bir ifade ile Osmanlı coğrafyası üzerinden Avrupa’ya yayılmıştır. Bu dönemde Kuzey Afrika’nın Osmanlı egemenliğinde olduğunu unutmayalım. İngilizler bu kuşu Beç tavuğunun bir türü sanmışlar ve ona da aynı adı vererek Turkey demişler (yıl 1555).

Yazının Devamını Oku

Denizden çalıştay çıksa yerim

Mudanya Belediyesi, başarılı bir etkinlik yaparak ‘Yeniden temiz bir Marmara’ için pek çok akademisyen, bilim insanı, Marmara’ya kıyısı olan belediyelerin yetkililerini, siyasetçi ve bürokratı ‘Mudanya Deniz Çalıştayı’nda buluşturdu.

Mudanya Belediye Başkanı Hayri Türkyılmaz, çalıştayda ‘Marmara Denizi; kıyılarında yoğunlaşan kentleşme, turizm faaliyetleri, artan endüstriyel faaliyetler, deniz taşımacılığı, nehir ve dereler vasıtasıyla gelen tarımsal, evsel ve endüstriyel kirlilik gibi çeşitli kaynaklardan kirlenmeye maruz kalıyor. Kirlenmenin kontrol altına alınabilmesi için alanında uzman isimleri Mudanya’da bir araya getirerek, tüm Marmara için hep birlikte yol haritası çıkarmayı hedefliyoruz. Marmara’nın geleceği için güç birliği yapıyoruz’ diye konuştu.
Panel ve çalıştayın yöneticiliğini ÇEKÜL Vakfı Başkan Yardımcısı, Bursa sevdalısı Mimar Mithat Kırayoğlu ile Faruk Göksu yaptı.
Mudanya Deniz Çalıştayı’nın ilkini gerçekleştiren başta Başkan ve ekibini, ayağının tozuyla başarılı bir çalıştayı gerçekleştiren Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Sevgi Ursavaş’ı da ayrıca tebrik ediyorum.

Mudanya Gastronomisi ve Deniz Çalıştayı

Bu yıl ilki gerçekleşen Deniz Çalıştayı’nın gelecek yıl daha kapsamlı yapılmasını öneriyorum; çalıştayda Mudanya gastronomisini, gastronomi turizmini, tekne turizminin geleceğini, tarihten bizlere miras kalan mübadele yemeklerini, Girit’ten göçerek Mudanya’ya yerleşmek zorunda kalan Girit Türk’lerinin mutfağımıza armağan ettikleri lezzetleri konuşalım.

Mudanya’da Lozan Mübadeleleri Vakfı Mudanya Temsicisi Emir Doğan Savaş ile Mudanya’daki Mübadele Göçmenlerini konuştuk. Ne çok şey anlattı bizlere, yaşayan tarih gibi, Doğan ağabey.

Yazının Devamını Oku

Bir şehir markalaşıyor

Şehirler markalaşıyor. İstanbul, Ankara, İzmir zaten uzun zamandır marka şehir. Şimdilerde Gaziantep, Hatay, Antalya, Eskişehir, Kastamonu, Kars, Afyon gibi illere Bodrum, Urla, Bozcaada, Gökçeada, Çeşme, Ayvalık, Ürgüp, Fethiye, Safranbolu gibi ilçeler de eklendi. İsimlerini yerel lezzetleriyle, ünlenen restoranları ve yiyecekleriyle duyurdular.

Adını daha çok duymaya başladığımız Afyon artık sadece kaplıca turizmiyle anılmak istemiyor, sucuğu, kaymağı, lokumu ile Gastro Afyon koşarak geliyor.
14-17 Ekim 2021 tarihlerinde Uluslararası Turizm ve Lezzet Festivali ile Gastro Afyon etkinliğini yaptı.
Sadece Mevlana ile anılmak istemeyen Konya, Selçuklu mutfağını ve yerel lezzetlerini öne çıkararak ‘Gastronomi Turizmi’ ile öne çıkmaya çalışıyor. Bu amaçla 1-3 Ekim 2021 tarihlerinde Konya GastroFest etkinliğini düzenledi.
Sadece karpuz ile anılmak istemeyen Adana 8-9-10 Ekim 2021 tarihlerinde Adana lezzet Festivali’ni yaptı.
Hatay, Gaziantep, İzmir geçtiğimiz ekim ayında ‘gastronomi festivali’ni yapan diğer şehirlerimiz. Tarihi ile, kültürü ile, kaplıcaları ile, Uludağ’ı ile, çok kültürlü mutfağı, tarımı ve gıda sanayisi ile büyük bir potansiyele sahip Bursa’da ‘Gastronomi Turizmi’nden daha fazla pay almak istiyor. Yeterince istiyor mu, potansiyelini yeterince kullanıyor mu bilemiyorum.

Bursa Gastronomi Çalıştayı

14-16 Kasım 2021 tarihleri arasında Trabzon Gastronomi Çalıştayı yapıldı. Peki Bursa’da hiç Gastronomi Çalıştayı yapılmış mıdır? Araştırdığımızda Bursa Gastronomi Çalıştayı’nın bugüne kadar hiç yapılmadığını görüyoruz. Ama yapılmayacağı anlamına da gelmez.

Yazının Devamını Oku

Lezzet yolculuğumuz devam ediyor

İstanbul-İzmir arasındaki lezzet yolculuğumuz Manisa ile devam ediyor. Yolculukların en sevdiğim yanı da budur; lezzet molaları vererek bölgenin yöresel lezzetlerini yerinde, coğrafyasında keşfetmektir.

Manisa denilince; Manisa kebabı, Akhisar köftesi, Akhisar zeytini, Mesir macunu ve Kırkağaç kavunu lezzetleri akla geliyor. Eski ismi Magnesia olan şehrin, 4.000 yıllık tarihi ve kültürel zenginliği ile pek çok yöresel lezzetlerin adresi olduğunu görüyoruz.
*
Osmanlı’nın en gözde şehirlerinden olan Manisa’nın önemi Osmanlı şehzadelerinin saltanat tecrübesi kazandıkları önemli siyasi merkezlerinden biri olması ile alakalıdır. Bu dönemde II. Murad, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, III. Murad, III. Mehmet ve I. Mustafa gibi daha sonra Osmanlı tahtına oturmuş padişahların da içerisinde olduğu 16 şehzade Manisa’da sancak beyliği yapmışlardır.

Şifalı bir yiyecek olduğu kabul edilen mesir macununun ortaya çıkışı tarihsel bir öyküye dayanır. Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan, Manisa’da nedeni anlaşılamayan bir hastalığa yakalanır. Bu hastalığa çare için Sultan Cami Medresesi’nin başhekimi Merkez Efendi, 41 çeşit bitki ve baharatın karışımından oluşan bir macun hazırlar. Mesir macunu ismiyle günümüze kadar ulaşan bu şifalı karışım, Hafsa Sultan’ı kısa sürede sağlığına kavuşturur. Yardımsever kişiliğiyle bilinen Hafsa Sultan, iyileşmesini sağlayan mesir macununun her yıl Nevruz haftasında halka dağıtılmasını ister. Küçük kağıtlara sarılan macun, Sultan Cami’nden halka saçılır. O günden bu güne her yıl aynı dönemde Sultan Cami etrafında toplanan halka, şenlikler yapılarak mesir macunu dağıtılır.



Yazının Devamını Oku

Kuzu çevirmeden dönere yolculuk

İstanbul’dan İzmir’e giderken otoyoldaki ‘Lezzet Yolculuğu’muz devam ediyor. Bursa ve Manisa’da mola verdiğimizde benzer iki yemek türü bizi düşündürdü:Orta Asya’dan bu yana devam edegelen kuzu çevirme ile tarihi 1867 yılına kadar dayanan ‘İskender’ markasıyla anılan Bursa’nın meşhur ‘Döner Kebabı’ arasında bir bağ var mıyd

Düğünlerin, kalabalık buluşmaların ve ziyafetlerin geleneksel yemeği kuzu çevirme ile Bursa’nın dünyaya nam salmış tarihi lezzeti döner kebabı arasında nasıl bir akrabalık vardı?

BİR ÇOBAN GELENEĞİ

Ağırlıklı olarak çobanlık yapan kişilerin dedelerinden, babalarından gördükleri bir uygulama olan kuzu çevirme bir ata geleneğidir.

Kuzu çevirmenin hem göze hem de damağa hitap eden bir pişirme şekli vardır. Bütün karkas şeklinde işleme alınan etin öncelikle derisi yüzülerek iç organları temizlenir. Derisi yüzülürken etine zarar vermemek önemlidir. İç kısmına tuzlama yapılan karkas ete bir uçtan diğer uca sırık denilen bir sopa geçirilir. Bu nedenle bazı bölgelerde buna ‘sırık kebabı’ da denilmektedir.
Burada hayvanın incikleri ayrılmakta ve ayrılan incikler iyi pişmesi için etin boyun kısmına geçirilmektedir. Boyun ve ayak uçlarından telle birbirine bağlanarak sırığa tutturulan etin karın kısmı özel olarak hazırlanmış fındık veya çam şişlerle dikilmekte ve böylece et, ateşe koymaya hazır hale gelmektedir.

USTALIK GEREKTİRİR

Kuzu çevirme ilk ateşe konulduğunda ocaktan 40-50 cm uzaktan yanmaya başlar, ateş köz oldukça ocağa yanaştırılır. Ortalama 20-30 cm. uzaklıkta tutulur. Etin pişme anı yaklaştıkça, kuzu aynı oranda ateşe yaklaştırılır. Bu yaklaştırma olayını ayarlayamama durumunda et haşlanarak içi çiğ kalabilir. Burası işin püf noktalarından birisidir. Bu nedenle pişirme ustalık gerektirir.

Yazının Devamını Oku

Susurluk’ta bir mola

İngilizce ‘toast’ kelimesinden dilimize yerleşen tost, ara öğün, atıştırmalık olarak kullanılsa da ‘Susurluk Tostu’ veya ‘Ayvalık Tostu’ adıyla klasikleşmiştir.

 

Önceleri dilimlenmiş ekmekler ızgaraya konur kızartılırdı. Daha sonraları geliştirilen ‘tost makineleri’ ile kızartılan ekmek dilimleri arasına peynir, çeşitli etler, yumurta, yeşillikler vb. konularak hazırlanan yiyeceklerle oluşan lezzet zamanla ‘tost’ diye anılmaya başlandı.
İngilizce’deki ‘toast’ sözcüğü, Latince ‘torrere’ fiilinden türetilmiş ve kızartılmış anlamına gelen ‘tostus’tan gelmektedir.

İyi bir tost için iyi bir ekmek, içine konulacak güzel bir malzeme, ısıyı görünce eriyecek güzel bir peynir, güzel ısınan bir tost makinesi gereklidir.

Susığırlık’tan Susurluk’a

Bu hafta tostuyla ünlenen Susurluk’taydım. Osmanlı zamanından bu yana İstanbul -İzmir hattının kervansaray durağı, günümüz yolculuklarının vazgeçilmez mola noktası olan Susurluk, yüzyılların ağırlama geleneği ile kendi kültürünü oluşturmuş. Susurluk’un hikayesi; Karesi döneminde bataklık bir araziyken ıslah edilmesiyle başlıyor. Burada kurulan çiftlik, su sığırı da denilen mandaların çokluğu nedeniyle ‘Susığırlık Çiftliği’ olarak ünleniyor. Tarihte Mürt, Fart, Kozluca, Gökçedere gibi farklı isimlerle adlandırılan bölge zaman içinde kayıtlara ‘Susurluk’ olarak geçiyor.

Yazının Devamını Oku

Menemen aşkına

İtalyan mutfağının babası Antonio Carluccio Türkiye’yi ve Türkleri çok severdi. Bu nedenle olsa gerek İstanbul’da 5 restoran açtı. Çok kez Türkiye’ye geldi. Hayat hikayesi film tadındadır ünlü şefin.

Antonia Caruccio, Torino’da muhabirlik yaparken, İngiltere’ye yerleşmeye karar verir. Restoranlarda garsonluk yapmaya başlar. Bir süre sonra İngiltere’nin en büyük restoran zincirlerinin sahibi Terrance Conran’ın ‘Neal Street’ isimli restoranında müdür olur. Bu arada Terrance Conran’ın kız kardeşiyle evlenir. Kısa bir süre sonra da Neal Street’in önce ortağı, sonra sahibi olur. Popülerliği artar. Televizyonda yemek programları yapmaya ve kitap yazmaya başlar. Aynı zamanda kendi adını verdiği ‘Carluccio’s’ isimli İtalyan malzemeleri ve yemekleri satan restoran zincirinin temellerini atar. Günümüzün en popüler şeflerinden Jamie Oliver da mesleğe Antonio’nun yanında başlamıştır. Yirminin üzerinde yemek kitabı yazar Caruccio . 2005’de restoran zincirindeki hisselerini satar ve burada danışman olarak devam eder. 2011’de hayattaki en başarılı projesi olan ‘Two Greedy Italians’ (İki Huysuz İtalyan) isimli televizyon programı başlar.
Gerçek İtalyan mutfağını, basitin güzel olduğunu ve doğru malzemenin iyi bir yemek için en önemli unsur olduğunu her fırsatta söylemesiyle ünlüdür.

80 yaşındaki Carliccio Türkiye’ye konuşmacı olarak çağırılır.
Elinde konuşacağı kağıt ile kürsüye çıkar.
Bir süre izleyicilere baktıktan sonra: “Ne konuşacağımın bir önemi yok. Az evvel kahvaltıda otel aşçıları ile birlikte kahvaltı yaptık. Sizinkiler bana domates, biber ve yumurtadan oluşan bir yemek yaptılar. Siz ona ‘menemen’ diyormuşsunuz. Size bir şey söyliyeyim bu menemenin basit bir yemek olduğunu düşündüğünüz için önemsemiyor olabilirsiniz. Ama kıymetini bilmediğiniz inanılmaz lezzetli bir yemeğiniz var. Sizin yerinizde olsam bu yemeği otellerde daha çok öne çıkarır, dünya mutfağına armağan ederdim’ diye konuşur. İzleyiciler alkışlarla ustayı uğurlar.
2016 yılında 80 yaşında vefat eden bu değerli şef Carliccio bize göremediğimiz bir mücevherimiz olduğunu hatırlatıyor.

Menemen kah öğrenci evlerinde, kah evde yemek olmadığında ilk çare olarak yapılan sıradan bir yemek olsa da bu kıymetli lezzet Türk mutfağının basit ama lezzetli bir yemeği.

Yazının Devamını Oku

Lezzet yolculuğu başlasın

Tarihte önemli bir yeri olan ticaret yollarından ‘İpek Yolu’ ve ‘Baharat Yolu’ şimdilerde yerini otoyollara, yollardaki konaklama mekanları kervansaraylar da yerini yol tesislerine bıraktı


İpek Yolu sadece tüccarların değil, aynı zamanda doğudan batıya ve batıdan doğuya bilgelerin, orduların, fikirlerin, dinlerin ve kültürlerin de yolu olmuş. Doğu’nun ipeği ile baharatının kervanlarla batıya taşınması, Çin’den başlayıp Avrupa’ya ulaşan ticaret ve seyahat yollarını oluşturmuştur.

Baharat Yolu, eski çağlarda, Uzakdoğu’yu Batı’ya bağlayan ticaret yollarından biriydi. Baharat günümüzden binlerce yıl önce Doğu ülkelerinde kullanılıyordu. Orta Çağ Avrupası’nda soyluların sofralarına da girince çok önemli bir ticaret ürünü haline geldi, ama pahalı olması nedeniyle ancak varlıklı kimseler satın alabiliyordu.

Tarihteki ticaret ve lezzet yolları

Baharat Yolu Hindistan’dan Avrupa’ya uzanan bir ticaret yoludur. Baharat, Doğu’dan Avrupa’ya iki ayrı yoldan gelirdi. Bunlardan biri Orta Asya üzerinden geçen İpek Yolu’ydu. Ama İpek Yolu asıl olarak eski çağlarda Çin ipeğinin Roma’ya taşındığı yoldu; diğer yol ise, Hindistan ve Seylan’dan Basra Körfezi’ne gelen deniz yoluydu. Bu kıyılardaki limanlarda gemilerden boşaltılan baharat kara yoluyla Fenike ve Filistin kıyılarına, Mısır’da İskenderiye’ye oranan da Karadeniz’e ulaştırılırdı. Sonra yine deniz yoluyla Avrupa’ya taşınırdı.
Zamanla baharat üreten ülkelere doğrudan ulaşmanın yolları arandı. Sonunda Vasco da Gama 1498’de Ümit Burnu’nu dolaşarak Hindistan yolunu açtı. Kolomb ve Macellan Güney Amerika’yı dolaşarak Doğu Hint Adaları’na vardı. Böylece baharat üreten ülkelere yeni yollar açıldı. Bunun sonucunda baharat ticaretinde Venedik tekeli kırılırken, tarihsel ’Baharat Yolu’ da önemini yitirdi.

Şimdilerin otoyolları da bir çeşit ticaret ve seyahat yoludu aslında..

Yazının Devamını Oku

Nesli tükenmekte olan meyveler

X ve bir miktar Y kuşağı hatırlıyor olabilir; ama Z kuşağının gördüğünde bu nedir diyeceği meyveler var... Sonbahar ile birlikte şimdilerde pazarlarda tezgahlarda yerini almış durumda. Anneler babalar, aynı zamanda şifa kaynağı olan bu meyveleri hem siz, hem çocuklarınız için tüketmeye çalışın; çocuklarınız da bu meyveleri tanısın, böylelikle kuşaktan kuşağa aktarılsın...

Çocukluğumuzun meyvelerindendir.
Okul önlerinde ve manavlarda satılırdı.
Boynumuza tesbih gibi astığımız bu meyvenin adı alıç…
Anadolu’da her yerde yetişen çok sifalı ve nostaljik meyvesidir alıç…
Şimdi günümüzde pek bilen yok alıçı…

Alıç genellikle kısa boylu kırmızı, pembe sarı veya beyaz renkli çiçeği ve 6-10 mm çapında, 1-3 tohumlu, lezzetli, meyveleri hafif ekşimsi ve yenilmektedir. Gülgiller familyasına ait olup yaklaşık olarak 280 tane türünün olduğu sanılmaktadır. Kurak koşullara uyum sağlayabilen, kumlu taşlı topraklarda yetişebilen uzun ömürlü bir türdür. Alıç ağaçları mayıs ayında çiçeklenir ve meyveleri sonbaharda toplanır. Türkiye’nin birçok bölgesinde özellikle dağlık alanlarda ve hatta toprağın fakir olduğu yerlerde bile fazla miktarda yetişmektedir.

ALIÇ TESBİH GİBİ BOYNA ASILIR

Orta Çağ’dan bu yana dikenli alıç sığırları meralarda tutmak ve yabancıları özel arazilerden uzak tutmak için kullanılmıştır. İngiltere’de ve Almanya’nın bazı bölgelerinde alıçın yoğun dikenleri hâlâ çit olarak ekilmektedir. Alıç’ın cins ismi olan Crataegus, Yunanca’da “sertlik” ya da “dayanıklılık” anlamına gelen kratos kelimesinden gelir, bunun nedeni bitkinin aşırı ölçüde sert ve dayanıklı odunudur. Alıçla ilgili bazı batıl inançlar da geliştirilmiştir.  

Yazının Devamını Oku

Daha az atık, daha temiz bir çevre

Kahvaltı masalarındaki ‘serpme kahvaltı’ modeli, otellerdeki ‘açık büfe’ uygulamaları pandemi önlemleri nedeniyle bir süre ara verse de, şimdilerde yine uygulanıyor... Kimse kusura bakmasın; ama bu uygulama ülkemizdeki gıda israfının en büyük nedenlerinden biridir diyebiliriz.


İnsan tabiatı gereği arzularını doyuramaması, ‘önce gözün doyacak, sonra karnın’ mantığıyla sofraları donatması, kültürel alışkanlıklara, görgüsüzlük de eklendiğinde gıda israfında üst limitleri zorladığımız zamanlar oluyor.

Son dönemlerde bu sebeplerden dolayı, sürdürebilirlik ve sıfır atık kavramlarını her geçen gün daha sık duymaya başladık. Yaşadığımız gezegene karşı sorumluluğunun farkında olan kurumlar da bu sorumlulukları kapsamında çeşitli faaliyetlerle, atığın değerlendirilmesi ve azaltılmasını sağlayarak toplumda bir farkındalık yaratmayı amaçlıyor.

GIDAYA ERİŞİM ZORLAŞACAK

Gıdaya erişim ve israfın genel bir özetini yapacak olursak;
Bugün 7,6 milyar olan dünya nüfusunun 2050 yılında 9,8 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için küresel gıda üretiminin 2050’ye kadar yüzde 60 oranında artması gerektiği hesaplanıyor.

Her yıl üretilen gıdanın üçte biri israf ediliyor. 1,3 milyar tonluk bu israfın yaklaşık %60’ı evlerden çıkarken %26’sına yemek yerleri sebep oluyor.

Restoranlarda gıdaların ortalama %4 ila %10’u daha tüketiciye ulaşmadan kendini çöpte buluyor. Çevresel boyutuna baktığımızda gıda atıklarının küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %11’inden sorumlu olduğunu görüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Gastronomi Buluşmaları Başladı!

Bursa Gastronomi Turizmi Derneği olarak düzenlediğimiz Gastronomi Buluşmaları’na Bursa’da alanında uzman gastronomi profesyonelleri, iş insanları, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu önderleri, basın ve medya yöneticileri ile gastronomiye ilgi duyanlar davet edildi.


İlkini Gastro Akademi’de gerçekleştirdiğimiz Gastronomi Buluşmaları’na Gastronomi Turizmi Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri ve seçkin davetliler katıldı. Eğitmen Şef Sezer Özdemir yönetiminde lezzetli yemeklerini kendileri yapma keyfini yaşayan davetlilerin eğlenceli saatler yaşadığı bu gece, adeta Mutfağın Zirvesi gibiydi.
Her ay gerçekleştirilecek Gastronomi Buluşmaları yine değerli konukları ağırlamaya devam edecek.

YÜZDE 5 FAKTÖRÜ


Dünyada turist sayısı 1 milyar kişiyi aşarken, bu turistlerin yüzde 88.2’si ‘Destinasyon tercih etmede yemek çok önemli’ diyor. Böyle olunca dünyada seyahatlerini lezzet duraklarına göre yapanların sayısı hızla artıyor. Türkiye’de turizm gelirlerinin 5’te biri yeme içmeden geliyor.
Dünyada yemek turizmiyle ilgili faaliyette bulunan kuruluşların yüzde 80’e yakını yemek etkinliklerine yönelik ürün ürettiklerini söylüyor. Bunu yemek turları ve aşçılık workshop’ları izliyor. Türkiye’de yemek turizmiyle ilgili faaliyette bulunan kurum, şirket, toplulukların sayısı sadece 94. Bu rakamla dünya sıralamasında 23’üncü olabilen Türkiye dışına baktığımızda bu sayı birinci ABD’de 17 bin 879 ikinci İsveç’te, 5 bin 345, üçüncü Kanada’da 3 bin 441, dördüncü İngiltere’de bin 88, beşinci Yeni Zelanda’da 612, altıncı Avustralya’da 520, yedinci Danimarka’da 388. Dolayısıyla gastronomi ve turizmi alanında daha çok dernek, şirket kurulmalı ve daha örgütlü olmalıyız.


Yazının Devamını Oku

Kuzulara fısıldayan kadın

Kasaplık zor meslektir. Yirmi yirmi beş kiloluk kuzular, dört yüz kiloluk danalar arasında satırla iş yapmak kolay değildir.Kadın eliyle kasaplık nasıl yapılır gösterdi bize Burcu.

Yeni nesil yeme içme işine merak sararak gençlere güzel örnek oldu.
Burcu Güneş, Bursa’nın yetenekli, meraklı ve sevilen kasaplarından…
Etin dilinden çok iyi anlıyor, ‘kuzulara fısıldayan kadın’ demek yanlış olmaz.

‘ET TEKNİKERİ OLARAK MEZUN OLDUM’

Kasaplık mesleğini seçmesini gelin Burcu’dan dinleyelim:
“Her şey babamın yüzünden oldu.

Yazının Devamını Oku

Kızılcıklar oldu mu? Selelere doldu mu?

Sonbaharın bir diğer habercisi kızılcıktır. Kızılcık meyvesine tarihi bir efsane ile giriş yapalım. Gordion düğümünü bilir misiniz?

 

Yeni bir lider arayışında olan Friglere bir kahin tarafından, şehre öküz arabası ile giren ilk adamı kral ilan etmeleri söylenir. Bu kişi kağnısıyla kente giren yoksul bir köylü, Midas’ın babası, Gordios olur. Gordios, kral ilan edildikten sonra öküz arabasını Frig tanrısı Sabazios tapınağına adar.

Araba ‘kızılcık dallarından bir düğümle’ tapınağa bağlanmıştır ve bu düğümü çözecek kişinin Asya’nın hakimi olacağı söylentisi ile ünlenir.

Büyük İskender, Gordion’a geldiğinde (M.Ö. 334) düğümü çözmeye çalışır ama başaramaz. Sabrı tükenince öfkeyle kılıcını çekip düğümü keser. İskender, gerçekten de Pers İmparatorluğu’nun fatihi ve Asya’nın hakimi olma yolundadır. Ancak 33 yaşında ateşli bir hastalıktan zamansızca ölümü bilgelerce İskender’in Gordion düğümünü çözmek yerine sabırsızca davranmasının cezası olarak yorumlanır.
Bu arada Gordion Frigya’nın tarihî başkenti olan antik kent. Sakarya Nehri ile Porsuk Çayı’nın birleştiği noktanın yukarısında kurulu bulunan kent günümüzde Ankara’ya 94 kilometre uzaklıkta, Polatlı’nın nın 29 kilometre kuzeybatısında yer alan Yassıhöyük’te bulunmaktadır.

 Böyle bir efsaneye konu olan kızılcık, Bursa’nın da çok değerli bir meyvesi. Hatta Hasanağa köyünün eski adı Kızılcıklı’dır. Orhaneli, İnegöl, Harmancık, Kemalpaşa İznik gibi ilçelerde de kızılcık yetişir.

Bazı yörelerde ‘kiren’ denilen kızılcık adeta ilaç gibi... Gövdesi, çiçeği ve yaprağıyla tam bir şifa deposu…

Yazının Devamını Oku

Eylül Bursa'ya iyi geldi

Eylül ayı Bursa’ya iyi gelir. Nasıl gelmesin ki? 11 Eylül Bursa’nın kurtuluş yıl dönümü.

8 Temmuz 1920’de de Yunan askerleri tarafından işgal edilen Bursa, Türk ordusu, silahlı milislerin de büyük desteği ile ‘2 yıl, 2 ay, 2 gün’ süren mücadelenin ardından 11 Eylül 1922’de Yunan askerini Bursa topraklarından çıkartıldı. Böylelikle, Bursa’nın işgali ile TBMM’de kürsü üzerine konulan siyah örtü kaldırılmış, 11 Eylül, Gazi Mustafa Kemal önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan yolda özgürlüğün ve bağımsızlığın günü olarak tarihe destansı bir zafer olarak yazılmıştır.

Eylül ayı Bursa’ya uğurlu geldi. Turfood tarafından bu sene 3’üncüsü düzenlenen Gıda Fuarı kapılarını profesyonel gıda üreticilerine, gıda markalarına, gıda profesyonellerine açtı. Bursa Gastronomi Turizmi Derneği olarak biz de 3 etkinlik planlayarak fuara destek olduk. İstanbul’da, Ankara’da, Antalya’da fuar yapılabilir, ancak Bursa gibi Anadolu şehirleri İstanbul’un gölgesinde kalabiliyor. Bunu tersine çevirmek, üreticileri ikna ederek fuara dahil olmalarını sağlamak çok zor. Bu zorluğu başaran Turfood ve Network Fuar çalışanlarını tebrik etmek lazım.
Bursa GTD Rüzgarı Esti
Fuara, Bosna Hersek, Karadağ, Sırbistan, İngiltere ve İsveç’ten 25 kişilik bir alım heyeti de katılarak ihracat bağlantıları için üretici ve satıcılarla görüştüler.
Zeytinyağı konusunda tadım ve farkındalık etkinliğini 2 gün boyunca, aynı zamanda Bursa GTD Bilim Kurulu üyemiz Uludağ Üniversitesi Karacabey MYO Gıda İşleme Bölüm Başkanı Öğretim Görevlisi Dr. Kader Çetin yaptı. Moderatörlüğünü yaptığım ‘Hayallerin peşinden Koşanlar’ paneli ile gastronomi sektöründe başarılı olmuş marka sahibi, işletmeci ve şefleri davet ettim. Bu panelde önemli isimler bir araya geldi:
-EMİR TOPUK (AŞÇI-ARAŞTIRMACI-FASÜLYELİ KURUCUSU)
-AYTEN ÇETİN (ŞEF-YAZAR-AYTEN USTA KURUCUSU)

Yazının Devamını Oku

Elma zamanı

Sonbaharın habercisidir elma. Eylül denildiğinde elma akla gelir.

Apple’ın kurucusu Steve Jobs, dünyayı üç elmanın değiştirdiğini söylemiş:
1-Dünyayı ilk olarak Hz. Adem’in yediği elma değiştirdi. Yasak elmayı yedi ve cennetten dünyaya gönderildi.
2- Dünyayı değiştiren ikinci elma, Newton’un başına düşen elma. Ağaçtan düşen elma sayesinde yer çekimini buldu.
3- Dünyayı üçüncü olarak değiştiren elma ise bilgisayar ve telefon oldu.

Murat Belge ise insanoğlunun ilk ‘günahı’nın gastronomi alanında bir ‘yemek yasağı’nın çiğnenmesi ile olmasını işaret eder. Bu aynı zamanda meyveye verilen değeri de göstermekte bizlere.
Biz bu hikayeyi hep ‘elma’ olarak biliriz. Oysa Tevrat ‘elma’ demiyor sadece ’meyve’diyor. Nasıl olmuş da meyve elmaya dönmüş. Meyvenin Latince’si ‘pomum’ ama bu Fransızca’ya ‘pomme’ olarak geçerken ‘elma ‘anlamını alıyor.

 Edebiyatta elma

Yazının Devamını Oku

İncirler olana kadar

Bir zamanlar Bursa’nın ‘yeşili’ meşhurdu. Şimdilerde ise Bursa ‘Bursa Siyahı’ diye bilinen siyah inciri ile anılıyor.


Romalıların prima ficus dedikleri zamanı yaşıyoruz, yazın bittiği, güzün başladığı zaman, incir zamanıdır. Bursa’da yer gök incir..Bursa. dünya gastronomisine incir ile adını yazıyor.

BURSA SİYAHI

İngiltere Kraliçesi Elizabeth Alexandra Mary, Bursa’ya gelerek Bursa Siyahı diye bilinen incirini tattı ve çok beğendi. Arkasından Düşes Kate Middilton da hamilelik döneminde bulantılarına şifa olsun diye siyah inciri tüketti. İngiliz Kraliyet ailesinin Bursa Siyahı incirine olan ilgisi ürünün tanıtımını uluslararası bir alana taşınmasına ve ihracatta rekor kırılmasına vesile oldu.
Uludağ İhracatçılar Birliği İngiliz Kraliyet ailesine bir mektup yazarak teşekkür etti ve Bursa Siyahı inciri gönderdi.

Uzun raf ömrü, iriliği ve tadı nedeniyle dünyanın en kaliteli incirlerinden biri kabul edilen “Bursa siyahı” için üreticiler 16 Ağustos’ta hasada başlarken, ilk ihracat da yapıldı. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 28 bin ton üretimimiz vardı, bunun 20 bin tona yakını ihraç edildi. Bu yıl da 31 bin 500 ton siyah Bursa inciri üretimi bekleniyor.

İyi tarafından baktığımızda harika, üretici hiç olmazsa yılda 1 ay para kazanıyor, Bursa inciri sayesinde Bursa tanıtılıyor. Yaklaşık 32 bin ton üretimin yüzde 70’i ihracata gidiyor. Pazarda bile incir 20 TL’den satılıyor.

Yazının Devamını Oku