Pozitif ol ki genç kalasın!

Tam bahar geldi derken havaların bir anda grileşmesinden mi yoksa gündemden mi bilmiyorum ama bu aralar içim çekilmiş gibi. Hayat enerjisi dediğimiz o şeyin bende kalmadığını hissetmeye başladım. Hani bazen olur ya, yattığın yerden kalkasın gelmez. Dedim, olmayacak böyle. Kendine gel, sen Pucca’sın, biraz pozitif ol! Ve böylece, kendimi daha iyi hissetmek için bazı yöntemler denedim. Yani diyeceğim şu, ben elimden geleni yapıyorum kendimi iyi hissetmek için. En azından çabalıyorum, bu bile bence büyük bir adım. Varsa önerileriniz valla alırım.

Haberin Devamı

YOGA
Gevşeyeceğime panik oluyorum
Yoga bir kere dünyanın en güzel şeyi, onda hemfikir olalım. Sonrasında bütün kemiklerimin açılması, sırtımın dikleşmesi, bel ağrımın geçmesi ve daha bir ton şey için ona ne kadar teşekkür etsem az. Ama şöyle bir sorun var, ben daha işin özüne inemedim. Merkezde kalabalık içinde yaptığım zaman kendimi başkalarıyla yarıştırmaktan içsel huzuru bulamıyorum. Bir de son gevşeme esnasında, “Ya uyuyakalırsam, ya horlarsam, ay yere de böyle yattım ama ya soğuk çekersem, ayy herkes gider beni burada unuturlarsa” diye panik oluyorum. O yüzden evde her sabah YouTube kanallarından bakarak yoga yapmaya başladım. Bu sefer de evde duyduğum en ufak çıtırtı beni deli ediyor. Sakinleşmem gereken yerde, “Şu lanet olası evde bana bir gram huzur yok mu!” diye saçımı başımı yoluyorum.

Haberin Devamı

SEBZE AĞIRLIKLI BESLENME
Yüzleşmeye hazır değilim
Bu aralar etrafımda eti hayatından çıkaran insan sayısı fazlalaştı. Kime sorsam, “Şekerim iki aydır et yemiyorum, gözlerimin ışığı yerine geldi” diyor. Bir süre denedim ama başaramadım. Daha doğrusu dışarıda yiyecek bir şey bulamadım. Üstüne üretim çiftlikleri ile ilgili belgeselleri izleyeyim dedim. Onu hiç yapamadım, ağlamaktan canım çıktı. Mutlu ineklerin, gezen tavukların olduğu yerlerden alayım, dedim. O daha kötü oldu; üç gün önce bu inek, dağlarda bayırlarda geziyordu, şimdi tabağımda diye üzülmeye başladım. Pozitif olmam gerekirken, dünya ile yüzleşmeye hiç hazır olmadığımı fark ettim.

İNSANLARA GÜZEL ENERJİ DAĞITMA
Selam verdim şikâyet dinledim
Artık her sabah köpekleri gezdirirken gördüğüm herkese selam verip, onlarla konuşma kararı aldım. Çünkü benim için köpek gezdirme ritüeli, “Kakasını yapsın da eve döneyim”den öte değildi. Kimse benimle konuşmasın Allah aşkına, çekemem şimdi mıy mıy, diyordum. İlk olarak alt komşuma selam verdim. Yaşlı bir teyzeydi zaten. Sağ olsun o da uzun uzun bizden şikâyet etti. Köpekler çok ses ediyor, televizyonu çok açıyorsunuz diye yedi beni. Olsun dedim, bak kadın ne güzel derdini anlattı. Ertesi sabah dışarı çıktığımda bir duydum, teyze o gece vefat etmiş. Tövbe tövbe.

Haberin Devamı

HER SABAH AYNAYLA KONUŞMA
Övmekle başlayıp sıkmakla bitiyor
Uyanır uyanmaz, o şiş gözlerle banyonun aynasına bakıp, “Ya sen ne güzel bir kızsın böyle, Allah iyi ki seni yaratmış. Oyyy ben senin yanaklarına kurban olurum. Bak bak şu dudakların güzelliğine bak” diye kendimi övmelerim, siyah noktalarımı sıkmakla bitiyor. O aynanın karşısından sabahın köründe kıpkırmızı ve delik deşik halde ayrılıyorum.

NEGATİF İNSANLARDAN UZAK DURMA
Dedikodu bana iyi geliyor
Bana kötü gelen, gerçekten dibe indiren, sürekli derdini anlatan ama o derdi için bir adım atmayan insanlardan elimden geldiğince uzak durmaya çalıştım. Artık evrenin işleyişi mi nedir, anlamadım ama ben uzaklaştıkça onlar bana daha yanaştı. Hayır, yüzlerine de diyemiyorsun bir şey. Dert dinlemekten gına geldi bana. Dedikodudan uzak durma kısmına gelince... Kimse kusura bakmasın ama dedikodu benim ruhuma çok iyi geliyor. Kötü mötü yapacak bir şey yok, ben dedikoduyu seviyorum ne yapabilirim?

Yazarın Tüm Yazıları