GeriProf. Dr. Sinan ÇAVUN Hayırlı yenilgi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hayırlı yenilgi

Yenilginin hayırlısı olur mu? Evet olur.

Eğer takım olarak hedefleriniz farklıysa, iki kulvarda mücadele edecek kadro kalitesi ve genişliğiniz yoksa üstelik maddi anlamda hemen hemen hiçbir getirisi bulunmuyorsa kupada ilerlemenin bu saatten sonra hiçbir mantığı olamaz.
Belki ilk turlarda, kadroya giremeyen diğer altyapı oyuncuları görmek ve maç eksikliğini gidermek anlamında yararlıydı, lakin artık üst seviye takımlarla oynuyorken, lig takvimi pandemi nedeniyle yorucu bir hal almışken, sakatlık/ceza riski mevcut iken daha fazla yıpranmanın Bursaspor’a yarardan çok zarar getireceği aşikâr.
Yeşil beyazlı gençler zaten kupada beklentilerin üzerinde mücadele edip, güzel sonuçlar aldılar.
Artık devre arası kampından sonra tek bir hedefe odaklanmaları gerekiyor.
*
Karşılaşmaya gelecek olursak, maç zaten ilk 30 dakika içinde gelen goller neticesinde çok erken bitmişti. Kalan 60 dakika hazırlık maçı havasında geçti. Ki bu da sakatlık/ceza riskinin minimuma inmesi açısından da olumluydu.
Antalyaspor karşısında alınan bu skor ve oynanan futbol ayrıca bazı gerçeklerin görülmesi bakımından da yararlı oldu;
İlk olarak iki lig arasındaki seviye farkını gördük.
1. Lig’de mücadele, fiziksel tempo karşılaşmaların sonucu için belirleyici olurken, Süper Lig takımlarına karşı bunun her zaman yetmediğini gördük. Tecrübe, yetenek, bitiricilik gibi unsurlar maçların sonucunda belirleyici oluyor.
Salı günkü karşılaşmanın ikinci faydası, takım içinde bazı gençlerin “Ben artık futbolcu oldum” söylem ve hareketlerinin ne kadar boş olduğunu, önlerinde daha epey bir yol olduğunu görmelerini sağladı.
*
Bir üçüncüsü de transfer dedikodularının ve üst seviye futbol adamlarının izlediği bir ortamda kafaların karışabileceğini, yalnızca saha içi değil, saha dışı unsurların da hem futbolcu, hem de yöneticiler tarafından iyi idare edilmesi gerektiğini gördük.
Bunun yanında Özer Hurmacı’dan bu takıma katkı beklemenin hayalcilik olduğunu, bir adım ileri, iki adım geri şeklinde bir futbol anlayışının gençlere örnek değil, köstek olacağı anladık.
Ayrıca sahadaki bazı gençlerin futbolun bir takım oyunu olduğunu anlamaları gerektiğini, tek başına, bencil hareketlerle ne kendine, ne de takımına faydalı olabileceklerini anlamaları gerekiyor.
*
Takım savunmasının da yalnızca geri dörtlüde oynayan oyuncuların değil, özellikle kanatlarda oynayan ofans oyuncularının da mutlaka destek olmaları gerektiğini bir kez daha gördük. Bu anlamda Burak Kapacak ve Batutan Kör’ün bu yönlerini de geliştirmeleri gerekiyor.
Sonuçta daha önce de belirttiğim gibi, beklentilerinin çok üzerinde işler yapan gençlerin bu tarz yenilgilere aldırış etmeden, öğrenme ve gelişme sürecinde almaları gereken dersleri alıp yollarına devam etmeleri gerekiyor.
*
Gençler şunu bilmeli ki;
Camia içindeki aklı başında Bursasporlular ortaya koydukları bu performanstan ötürü her daim onlarla gurur duyuyorlar. İstedikleri tek şey de yetiştikleri bu kulüp için mücadele etmeye devam etmeleri ve maddi anlamda Bursaspor’a katkı sağlamaları...

X

Rezillik mi sabotaj mı?

Cumartesi akşamı bir kez daha üzüldük ve sinirlendik.

Üzüldük zira sahada ve saha dışında gördüğümüz manzaralar artık Bursaspor sevdalılarını derinden yaralıyor.
Sinirlendik çünkü gerek sahada futbolcuların, gerekse saha kenarında teknik kadronun vaziyeti kesinlikle sinirleri yıpratıcı seviyede idi.
*
Rakip Adanaspor her ne kadar son haftalarda iyi bir ritim tutturmuş olsa da, COVID-19, sakatlıklar ve devre arasında Adanaspor’dan ayrıldığını açıklayan takımın en golcü ismi Ognjen Ozegovic nedeniyle 6 oyuncusundan eksik, yedek kulübesinde yeterli sayıda oyuncusu dahi olmadan sahaya çıkmıştı.
Böylesine eksik bir takım karşısında bu derece kötü bir futbol maalesef akıllara iki seçenek sunuyor;
- İlki tam anlamıyla futbolcuların rezil performansı.
Kalecisinden defans oyuncularına, sözde kanat oyuncularından golcüyüm diye neredeyse milyon Euro’lar alan tüm oyuncuların bu denli kalitesiz, isteksiz ve ruhsuz bir futbol ortaya koymalarına hakkı yok.

Yazının Devamını Oku

Umutlar Tamer Hoca'da

KUPA maçlarını her daim angarya olarak görmüşümdür.

Hele ki alt liglerde oynayan takımlar için.
Hele ki zor günler yaşayan, kadrosu çok dar olan Bursaspor için...
*
O yüzden Gaziantep’te elenen yeşil beyazlılar için çok fazla üzülmedim.
Hatta bilakis bir Süper Lig takımına karşı oynanan 120 dakikalık futbol 2022 yılı için bizleri ümitlendirdi.
Görünen o ki, Tamer Tuna takım üzerinde pozitif bir etki yaratmış.
Sahadaki oyuncuların birkaçı hariç özgüvenlerinin yerine geldiğini gördük. Özellikle sağ bekte oynayan Uğur Kaan’ı çok beğendim. Umarım kendini daha da geliştirir ve 19 yaşındaki bu gencimizi daha sık ilk 11’de görürüz.

Yazının Devamını Oku

Yeniden, tekrar yeni bir dönem

BURSASPOR ve yönetimi muhtemel bir rekora imza attı Türkiye Futbol tarihinde.

Mustafa Er, Fatih Tekke, Özcan Bizati, Ali Aköz ve en son maç Tamer Tuna.
Sezonun ilk yarısında tam 5 teknik adamı kulübede gördük.
*
5 farklı isim, 5 farklı çalışma düzeni, 5 farklı teknik anlayış...
Bu kadar değişimin olduğu bir ortamda başarı beklemek, futbolun doğrularını sahaya yansıtıp, iyi sonuçlar almak mucizevi bir durum. Hele ki bu ligi tanımayan oyuncular ve çok sayıda yeni transfer ile imkansız.
Zaten puan tablosuna baktığımızda da bunu çok rahat görebiliyoruz.
*

Yazının Devamını Oku

Hayaller Süper Lig gerçekler 2. Lig mi?

Artık ne yazacak kelime kaldı, ne de söyleyecek söz.

Puan tablosuna baktığımızda gördüğümüz tablo rezalet, mide bulandırıcı.
Süper Lig hedefiyle yola çıkanlar, takımı ve şehri ne hale düşürdüklerinin farkında mı?
*
Semt ve ilçe takımları karşısında yaşanan sonuçlar ve gelinen noktadan en küçük bir rahatsızlık duyuyorlar mı acaba?
İşin kötüsü taraftarlar da ümidini kesmeye başladı. Tribünler bomboş denecek bir seviyede.
Çok da fazla olmayan geçmiş zamanda antrenman maçı yaptığımız takım Bandırmaspor, gelip Bursa’da göstere göstere Bursaspor’u yeniyorsa başkanından gölge başkanına, teknik adamlarından futbolcusuna oturup biraz düşünmeleri gerekmiyor mu?
*

Yazının Devamını Oku

Gönderilecek hoca da yok

Evet , ne olacak şimdi? Suçu atıp, kovacağımız hoca da yok kulübede.

Aslında bu şekilde bir yönetim anlayışı güzel oluyordu.
Her yenilgi sonrası teknik adam ve/veya futbolcu harcamak.
*
Bu sefer kulübede idareten bir teknik adam olduğuna göre, 1-2 futbolcu kadro dışı bırakalım.
Emirhan’ı bir daha kadro dışı bırakalım olmazsa.
Ya da 3-5 oyuncuya daha kulüp bulmalarını söyleyelim.
Bu hafta, önümüzdeki hafta derken 16 hafta geride kaldı. Ve puan durumuna baktığımızda küme düşme hattındaki Keçiörengücü ile aynı puanda ve averaj ile bile değil, daha fazla gol attığımız için 15. sıradayız.

Yazının Devamını Oku

Kendi ipini kendi çekti

Atalarımızın güzel bir sözü var; “Kendi düşen ağlamaz.”

 

Cumartesi akşamı bizim seyrettiğimiz gibi Özcan Bizati de maçı seyredince cezasını çekti ve adeta kendini kovdurdu.
Skor 1-0 ve Manisa dalga dalga gelirken, rakip 3 taze adamla sahadaki enerjiyi yükseltmişken, 78. dakikaya kadar bekleyip, hamle olarak sahada top tutma becerisi olan neredeyse tek oyuncunu alıp, defansın göbeğine adam yerleştirmek dahiyane (!!!) bir fikirdi gerçekten.
*
Hani orada akıl tutulması yaşadın diyelim. Ya, 78’de golü yedikten sonra, 86’ya kadar beklemen? Tam bir felaketti, aynı zamanda rezaletti. 10 yaşında çocuğu koysan, daha çabuk hareket ederdi o durumda.
En nihayetinde Bursaspor kendi kariyeri için bir dönüm noktası olabilirdi, lakin bu gömleğin ona oldukça bol geldiğini hep birlikte gördük.
Tabii bu maç teknik adamlık kariyeri boyunca Bizati için bir kara leke olarak kalacaktır. Zira stadyumda ve ekranları başında binlerce kişinin gördüğü bir durumu sinema seyreder gibi seyretmesi akıl alacak gibi değildi. Aynı şekilde yanında görev yapan antrenörlerin ne iş yaptığı da tartışılması gereken bir diğer soruydu.

Yazının Devamını Oku

İlaç gibi geldi

ARKA arkaya alınan 3 mağlubiyet sonrası suların iyice bulanmaya başladığı Bursa’da Denizli’de alınan galibiyet adeta ilaç gibi geldi.

Maç genelinde topa ve oyuna hâkim olan yeşil beyazlılar rakibi karşısında son derece etkili bir futbol ortaya koyması bizleri mutlu etti. Bu etkili futbolun sebebi; rakibin kötü olması mı, yoksa takımın başında eski göz ağrıları Fatih Tekke’nin bulunması mı? Ya da hiçbirisi mi olduğunu önümüzdeki hafta hep birlikte göreceğiz.

KİMLİK DEĞİŞİYOR

Zira hiç değilse play-off iddiası için takımın bir an önce toparlanması ve seri galibiyetler alması gerekiyor.
Bunun için de sanki saha içinde İsmail Yüksek’in olması şart gibi duruyor. Onun olduğu ve olmadığı karşılaşmalarda Bursaspor adeta kimlik değiştiriyor. Özellikle 1. bölge ile 3. bölge arasında hem savunma, hem hücum bağlantısını ciddi anlamda düzeliyor. İsmail’in takıma kattığı pozitif enerji de cabası.
Onun varlığında Bruno da daha az yorulduğu için hücum hattında daha faydalı işlere imza atıyor. Keza aynı durum savunma bölgesindeki oyuncular için de geçerli.

ACOLATSE ETKİLİYDİ

Pazar akşamının bir diğer güzel tarafı Acolatse’yi ilk defa bu kadar etkili gördük. Umarım bu etkinlik karşısında oynayan oyuncudan bağımsız ve anlık bir reaksiyon değildir. Bu sayede Bruno, Namık Alaskarov ve Acolatse’nin etkili oynadığı bir hücum hattı Bursaspor’un ofansif gücünü ve çeşitliliğini ciddi anlamda artıracaktır.

Yazının Devamını Oku

Eziyet

Bursaspor’da her anlamda kötüye gidiş devam ediyor.

Saha dışında yaşanan birçok olumsuzluğa, saha içi sonuçlar da artı bir yük getiriyor.
Camia kelimenin tam anlamıyla bir kaos yaşıyor. Ve Bursapor taraftarı da eziyet ile işkence arasında gidip geliyor...
G. Birliği maçı öncesi takım içinde yaşanan karışıklıkların tüm futbolcu ve teknik ekibe yansıdığı çok net bir şekilde görüldü.
90 dakika boyunca ne saha içindekilerin, ne saha kenarındakilerin futbol ile alakaları yoktu. Doğru dürüst tek bir pozisyon dahi bulamadan, 3 haftadır gol dahi atamayan rakibine karşı adeta amatör bir takım edasında maç izledik.
Aslında yaptığımız şey maç izlemek değil, kendimize eziyet etmek idi.
Keza sahadaki güruhun üzerinde yeşil-beyaz forma olmasa, dönüp 1 dakika seyredilmeye değer bir görüntüleri yoktu.
Gidişat her geçen gün ciddi bir krize doğru gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Seviye tespit sınavı

Ligin zayıf takımlarından Boluspor, Balıkesirspor ve Keçiörengücü maçlarından alınan galibiyetlerden sonra ligin nispeten kalbur üstü takımları ile oynayacağı 2 maç Bursaspor açısından hem hedef, hem takımın seviyesini göstermesi bakımından son derece önemliydi.

 

Fakat yeşil beyazlılar bu seviye tespit sınavlarında maalesef başarısız oldu.
*
Aslında hem Kocaeli’nde, hem Bursa’daki maçlarda genel olarak sahadaki oyuncuların verdikleri mücadeleye kimse kolay kolay bir şey diyemez. Rakipleri ile ellerinden geldiği derecede kora kor, dişe diş oynamaya çalıştılar. Lakin sahadaki bazı faktörler alınan kötü sonuçlarda belirleyici oldu.
Neydi bu faktörler?
*
Öncelikle en önemli sıkıntı kadro kalitesi ve derinliği.

Yazının Devamını Oku

Lig şimdi başlıyor

Yeni teknik direktör, 3 haftalık ara akabinde nispeten güzel bir fikstür neticesinde gelen 3 maçlık seri yeşil beyazlı camiada umutların yeniden yeşermesine neden oldu.

Boluspor, Balıkesirspor, Keçiörengücü ve arada alınan kupa galibiyeti Bursaspor’da hem moralleri yükseltirken, hem kazanma alışkanlığını sağlaması bakımından çok önemliydi.
Üstelik bu periyot Özcan hocanın kadro istikrarını yakalaması açısından da değerliydi.
*
Pazartesi akşamı Keçiörengücü karşısında oyunun özellikle ilk yarısında çok iyi ve çabuk oynayan bir Bursaspor izledik. Bu etkili oyun beraberinde golleri de getirdi.
Lakin ikinci yarıda biraz skorun etkisi, biraz da ileri uçta yer alan Matavz, Bruno ve Alaskarov’un yorulup oyundan düşmesi, biraz da orta sahanın tartışmasız en etkili oyuncusu olan İsmail’in gördüğü sarı kart sonrası ikili mücadelelere temkinli yaklaşması neticesinde topun daha fazla rakipte kalmasını engelleyemedik.
Oyunun bu döneminde ise başta kaleci Erhan olmak üzere savunma bloğunun hatasız oyunu rakibin olası gol ve beraberlik umutlarını alevlendirmeden sönmesine neden oldu.
*

Yazının Devamını Oku

Hayaller ve gerçekler çok farklı

Büyük umutlar ve hayaller ile başladığımız sezonda, gerçekler bir kez daha yüzümüze tokat gibi çarptı.

7 maç sonunda 3 teknik direktör, alınan 1 galibiyet ve maç fazlasıyla(!) sondan 2. sıra...
Kimden ve nasıl hesap soracağız derdinde olan Bursaspor camiası şaşkın ve kızgın.
*
O kadar çok teknik direktör değişti ki, “ilk maçın günahı olmaz” diye diye ligin dibine yerleştik.
Şimdi aynı sözleri Özcan Bizati için de mi söyleyeceğiz?
Sahaya çıkan 11’leri gördüğümüzde hemen herkesin aklına orta sahada olan ve olmayan oyuncular takıldı.
İsmail gibi ligin başından beri o bölgenin en sert ve iyi oyuncularından birisinin yokluğunda, oraya Kerem gibi fiziksel açıdan son derece yetersiz bir oyuncuyu koyup, yanına da yine Bruno gibi yumuşak bir başka oyuncu daha koyarsan, maalesef rakibin ekmeğine yağ sürmüş olursun.

Yazının Devamını Oku

Rüzgar gibi geçti

Bursaspor’da çalışan teknik direktörler için sanırım Victor Fleming’in 1939 yılında yönettiği meşhur film “Rüzgar gibi geçti” iyi bir tanımlama olacaktır.

Lige Mustafa Er ile başlayan yeşil beyazlılarda akabinde Fatih Tekke direksiyonun başına geçti. Ve akabinde gerçekleşen ikinci transfer taarruzu.
İstenmeyen oyuncular, gelenler, yeni bir alışma dönemi derken Bursaspor’da istenen saha sonuçlarının gelmemesi ile gerilen bir camia.
Ve yeni bir döngünün başlangıcındayız tekrar.
*
Aslında Fatih Tekke gibi genç ve hırslı bir teknik direktör için Bursaspor büyük bir şanstı. Lakin yeşil beyazlıların başında çıktığı 4 maçta görüldü ki, Fatih Tekke bu yükün altında ezildi.
Açıkçası kariyerine bakıldığında herhangi bir başarısı olmayan birisi için beklenen bir son oldu.
Hele ki Tuzlaspor karşısında gösterdiği teknik direktörlük performansı gerçekten kötüydü, hatta kötü kelimesi dahi yetersiz kalabilirdi.

Yazının Devamını Oku

Cesaret ve korku

Tuzlaspor karşısında bu iki kelimenin ne anlam ifade ettiğini bir kez daha gördük.

Rakip mağlup olmak için elinden gelen tüm çabayı göstermesine rağmen, Fatih Tekke’nin korkak futbol anlayışını geçemedi.
İlk olarak İsmail Konuk Tuzlaspor’un oyuna hakim olduğu dakikalarda takımını 10 kişi bırakarak yeşil beyazlıların ekmeğine yağ sürdü.
Ardından rakip hoca orta sahanın en etkili adamı olan Rotman’ı oradan çekip, defansın göbeğine koyarak, orta saha hakimiyetini tamamen Bursaspor’a bıraktı.
Yetmedi ikinci yarının başında penaltıya sebep vererek, hiç değilse penaltıdan gol atın dediler.
Onda da geçtiğimiz sezon attığı 5 penaltıyı da gole çeviren Namık yerine, yıllardır penaltı vuruşu yapmayan Bruno‘yu beyaz noktanın başına gönderdik.
*
Rakip bizim pozisyon bulma ve gol atmaya niyetimiz olmadığını görünce iyice kapandı belki karambolden golü atarız diye.

Yazının Devamını Oku

Nihayet

Bursaspor en sonunda şeytanın bacağını kırdı.

Üstelik ligin başından beri devam eden şanssızlıklara bir yenisinin daha eklendiği, rakibin bırakın pozisyonu, kaleyi bulan şutu olmadan yenik duruma düşmesine rağmen.
Neyse ki bu bahtsız golle yenik duruma düşmemize rağmen gerek takımın, gerekse seyircinin maçtan kopmadan mücadeleye ve desteğe devam etmesi önemliydi.
Karşılaşma boyunca rakibinden daha kaliteli bir takım olduğunu gösteren yeşil beyazlılarda çarşamba gecesi oynanan futbol ilerisi için umut verdi.
*
Takım halinde daha fazla hücumu düşünen, rakibi baskı altına alabilen, birlikte hareket etmeye çalışan bir oyun ortaya koyduk. Bunu yaparken de çoğu zaman sahada hakim olan taraf Bursaspor’du. Üstelik halen oyuncu bazında çeşitli eksikliklerin olmasına rağmen.
İnanıyorum ki, var olan eksiklikler düzeltildiğinde yeşil beyazlılar ligin iyi takımlarından birisi olacaktır.
Dileğimiz üst sıradaki takımlar ile olan puan farkı daha fazla açılmadan mevcut eksikliklerin mümkün olan en çabuk zamanda giderilmesi olacaktır.

Yazının Devamını Oku

Kalite sonuçlara yansımıyor

BURSASPOR’da hüzün devam ediyor.

Yapılan onlarca transfere rağmen, alınan sonuçlar camiada üzüntü ve endişeyle takip ediliyor.
Takımdaki mevcut oyuncular ve kariyerleri tek tek değerlendirildiğinde, kaliteleri konusunda kimsenin çok fazla eleştiri yapabileceğini düşünmüyorum. Lakin oyunculardaki kalitenin skora ve sonuçlara yansımadığı da aşikar.
*
Sezonun ilk haftasından beri sıkıntı ve çözüm aynı;
Takım olabilmek...
Daha önce de belirtmiştim, takım olabilmenin belirli şartları mevcut;
- Birbirini çok iyi tanıyan ve birlikte hareket edebilen oyuncu grubu.

Yazının Devamını Oku

Takım olabilmek...

Bir futbol takımı için olmazsa olmaz gereklilikler vardır;

• Birbirini çok iyi tanıyan ve birlikte hareket edebilen oyuncu grubu.
• Fiziksel kapasitenin en üst düzeyde olması.
• 90 dakika oyun disiplini.
• Takım halinde savunma yapabilmek.
• Hücum çeşitliliği ve zenginliği.
Bursaspor maalesef yukarıda saydığımız bu maddelerin hemen hiçbirine sahip değil.
Sahip olmadığımız alınan sonuçlardan da çok net bir şekilde görülüyor.

Yazının Devamını Oku

Henüz yolun başındayız-2

Geçen hafta ligin açılış maçıyla ilgili yazımda başlık olarak “Henüz yolun başındayız” demiştim.

Maalesef bu hafta içinde aynı cümleleri sarf etmez durumundayız.
Adanaspor karşısında hemen neredeyse geçtiğimiz sezon kadroda bulunan oyunculardan kurulu bir kadro ile mücadele ederken, pazartesi akşamki Erzurumspor maçında nispeten yeni transferleri de izleme fırsatını yakaladık.
*
Yeni transferler konusunda tam isabet diyebileceğimiz şimdilik iki isim mevcut;
Kaleci Erhan ve Luka Capan.
Diğer transferler hakkında yorum yapmak için erken; lakin hemen hepsinin belirli bir zamana ihtiyacı olduğu aşikâr.
Tim Matavz’ın kaliteli bir kumaşı olduğu çok net fakat fizik kondisyon ve takım arkadaşları uyum bakımından belirli süreye gereksinim duyuyor.

Yazının Devamını Oku

Henüz yolun başındayız

Seçim dönemi, tahta açıldı-açılacak, transfer haberleri, lisanları çıkacak mı derken 2021-22 sezonu başladı.

Gönüller güzel bir başlangıç yapmaktı ama olmadı maalesef.
Lakin biraz sabırlı ve sükûnetle hareket etmek gerekiyor.
Zira henüz yolun başındayız.
Bin bir güçlükle açılan tahta sonrası, doğal olarak geciken transferler ve yeni kurulan bir takım.
Yeni gelen futbolcuların henüz birbirlerinin adını dahi yeni öğrendiği bir atmosferde bardağın boş tarafından bakmak herkese zarar verir.
Zaten sahaya çıkan 11’e baktığımızda kaleci Erhan’ı saymazsak, Ofosu haricinde geçen sezonki takımın aynısı sahadaydı. Hatta iki önemli oyuncu İsmail Çokçalış ve Burak Kapacak da takımda yok.
Zaten bizler de bu takımın Süper Lig yarışında yetersiz olduğunu belirtmiştik.

Yazının Devamını Oku

Aynı senaryolar aynı hatalar

Bursaspor camiası dönüp dönüp aynı hataları tekrarlamaktan bıkıp usanmıyor.

Üstelik yapılan bu hataların koskoca tarihi kulübü ne hallere düşürdüğünü görüp yaşadığı halde.
Yıllardır hep aynı tespiti yaptım;
Herkes kendi görevini layıkıyla yapacak. Ne bir eksik, ne de fazla...
Camia içindeki tüm paydaşlar bu bilinçle hareket etmeli.
Yönetim, basın, taraftarlar, Divan Kurulu önce kendi kapısının önünü temizleyecek.
Ancak o takdirde her yer tertemiz olur.
*

Yazının Devamını Oku

Yeni yönetim, yeni başlangıçlar…

Bursaspor olağan kongresi sonucunda beklenildiği gibi Emin Adanur Yeşil-Beyazlı takımın gizli başkanı olmaya hak kazandı.

Kendisi ve ekibine bu zorlu süreçte başarılar diliyorum.
Sonuçta çok ciddi bir süreçte ateşten gömleği giydiler. Kulübün şu anki durumunda buna cesaret eden kişileri tebrik etmek gerekiyor.
Sayın Adanur ve ekibinden herkesin öncelikli beklentisi, Bursaspor’u ait olduğu yere yani Süper Lig’e geri döndürmesi. Bunun için de ilk hedef transfer tahtasını açmak. Zira eldeki kadroda her ne kadar kaliteli genç futbolcular olsa da, uzun lig maratonu ve üsten gelen güçlü takımların varlığında mutlak suretle takıma takviyeler yapılmalı.

*
Sayın Adanur da her söyleminde transfer tahtasını açacağını belirtiyor. Umarız transfer tahtası açıldığında, önceki yönetimlerin hatasını yapıp, işe yaramaz birçok oyuncuyu takıma doluşturmaz.
Zira Bursaspor’un artık boşa atacak tek bir mermisi dahi kalmamış durumda.
Eldeki mevcut imkânlarla nokta atışı ve az sayıda kaliteli oyuncu transferi yapmak zorunda.

Yazının Devamını Oku