GeriProf. Dr. Sinan ÇAVUN Hakemi de yenmek zorunda mıyız?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hakemi de yenmek zorunda mıyız?

Pazar akşamı Timsah Arena’da tarihi bir geri dönüş ile rezil bir hakem performansı gördük.

Bursaspor’un, özellikle bir kesimin canını acıtan şampiyonluğu sonrası adeta organize şekilde artan bir şekilde devam eden hakem facialarına çok fazla sayıda tanıklık ettik. Lakin Yiğit Arslan denilen kişinin felaket yönetimi gibilerini çok az gördük.
Karşılaşmanın ilk düdüğünden son ana kadar tüm takdir haklarını Akhisarspor lehine kullanan bu ne olduğu belli olmayan zatın hangi amaca hizmetle buraya gönderildiği veya geldiğini merak ediyoruz.
Yeşil beyazlılar lehine en az 3 net penaltı pozisyonunu görmezden gelip, rakibin kaleciye geri pasını es geçen, olmayan fauller yaratıp, Bursaspor’un yediği ikinci golün adeta hazırlayıcısı olan, Bursasporlu oyunculara çok kolay çıkardığı kartları, rakip oyunculara çıkarmaya cesareti olmayan ve bunlar gibi onlarca şaibeli karar.
*
Yeter artık!
Bursaspor hemen her maç hakemleri de yenmek zorunda değil.
Bu konuda en sinir olduğum yorum da “Ama Bursaspor da kötü oynuyor”
Diyelim ki, Bursaspor kötü, belki de sezonun en berbat futbolunu oynuyor hatta tarihinin en kötü performansı da olabilir. Bu durum hiç kimseye Bursaspor’un, hele ki o gencecik çocukların verdiği mücadelenin hakkını gasp etme özgürlüğünü sağlamaz.
Susmayın artık!
Böyle hakemlere, hakemlik onayı verenlere, karşılaşmadaki hatalarını görüp de ceza vermeyen yetkililere, bu haksızlıklara ses çıkarmayan yöneticilerin hepsine yazıklar olsun..!
*
Şimdiye kadar pazar akşamının rezil taraflarından konuştuk, biraz da tarihi geri dönüşe imza atanlardan konuşalım.
Öncelikle sahadaki duruşu, bitip tükenmeyen enerjisi, hırsı, her maç ortaya koyduğu mücadelesiyle Emirhan’a teşekkür etmek istiyorum.
Gözlerinde bile o ateşi görmemek mümkün değil.
Maçta kurtardığı penaltı ile kırılma anının başrol oyuncusu kaleci Ataberk’e...
Oyunun genelinde hırsını hiç eksiltmeyen, ayağına top geldiğinde bizleri heyecanlandıran, zaman zaman final pas ve vuruşlarda hata yapsa da, 3. goldeki müthiş koşusu, akıl dolu hareketleriyle tüm camiaya unutulmaz bir galibiyeti getiren Burak Kapacak’a...
Saha kenarındaki hırsı ve bu hırsı oyuncularına geçiren, ikinci yarıda (her ne kadar 4 oyuncu değişikliği bana göre yanlış olsa da), oyuna müdahale konusunda gösterdiği cesaret için Mustafa Hoca’ya da ayrıca teşekkür etmek istiyorum.
*
Pazar akşamki maç ile ilgili Mustafa Hoca’ya iki küçük eleştirim olacak;
Birincisi, Batuhan konusundaki ısrarı bu çocuğa zarar verebilir. Ali Akman sonrası ciddi bir çöküş yaşayan bu gencimizin artık kulübede oturma zamanı geldi. Üstelik Akhisar karşısında Özer’in gösterdiği performans gibi kulübeden oyuna dâhil olan bir Batuhan belki de daha yararlı olabilir...
İkinci küçük eleştirim Abdullah Tazgel konusunda. İlk yarıda kaleciye göğüsle vermek istediği geri pas dışında hiç hatası olmayan bu gencimi daha fazla şansı hak ediyor. Zira Bursaspor, Cüneyt gibi yaşı geçmiş oyuncuları değil, Abdullah gibi yıllarca hizmet edecek oyuncuları kazanmak zorunda.
*
Üstelik bu maç özelinde ikinci yarıya 4 oyuncu değil, 3 oyuncu değişikliği ile başlayabilirdik. Bu sayede 65’de sakatlanan Berat sonrası uzatmalarla birlikte son 30 dakikayı oyuncu değişikliği hakkı kalmadan, riskli bir şekilde geçirmek durumunda kalmazdık.
Sonuçta müthiş bir geri dönüşü bize yaşatan tüm futbolcularımıza sonsuz teşekkürler...
Umarım bu geri dönüş son haftalarda yaşadığımız çöküşün bitmesi için gerekli olan öz güveni futbol kardeşlerimize sağlamıştır.
Zira bu gençlerin en çok ihtiyaç duyduğu duygu bu...

X

Artık karar zamanı

ALTAY maçı sonrası play-off umutlarını Kaf dağlarının ardına bırakan Bursaspor, Ümraniye deplasmanı sonrası kepenkleri tamamen indirdi.

Her zaman dediğimizi gibi transfer tahtasının açılamadığı, ödemelerin yapılamadığı, tribünlerde seyirci desteğinin sıfır olduğu bir sezonda bu yaş ortalamasına sahip bir takımın ligde kalması kim ne derse desin başarıdır.
Bu anlamda gerek Mustafa Hoca, gerekse de sahadaki özellikle genç oyuncuları tebrik etmek ve kutlamak gerekiyor.
Hele ki bizimle hemen hemen aynı durumdaki Eskişehirspor’un haftalar önce lige havlu attığı bir ortamda, üstelik hakemlerin kritik maçlarda sürekli aleyhimize hata yaptığı göz önüne aldığımızda bu haftaya kadar play-off ümitlerini canlı tutabilmek ekstra bir başarıdır.
*
Lakin artık bu sezon için artık nokta koyulmuştur ve Bursaspor tarihinin belki de hayata kalma adına en kritik sezonunun hazırlıklarına bir an önce başlanmalıdır.
Bu yüzden de kesinlikle alınacak skorlara bakılmaksızın önümüzdeki sezonun yapı taşları oluşturulmaya başlanmalıdır.
Takımda kesinlikle kalması, kiralık verilmesi ve gönderilmesi gerekenler için karar verilmelidir.

Yazının Devamını Oku

Tecrübe ve Emirhan farkı

Her iki takım için de hayati bir öneme sahip maçta Altay tecrübesiyle karşılaşmayı kazanmayı başardı.

Bursaspor ise az da olsa olan play-off şansını devam ettirebilmek adına belki de son şansını değerlendiremedi.
*
Özellikle takım savunması konusunda ciddi problemler yaşadığı bir gecede Emirhan’ın yokluğunu bir kez daha hissettik.
Sezon başından bu yana ofans ile defans arasındaki bağlantının kurulmasında baş rol oyuncusu olan Emirhan’ın eksikliğini yine doldurmayı başaramadık.
Çünkü o bölgede oynayan ne Ozan İsmail, ne Tuğbey, ne de Ramazan, Emirhan’ın futbol karakterindeki o çabukluğa, sertliğe ve hırsa sahip değil.
*
Durum böyle olunca da 90 dakika boyunca mücadele anlamında maçı isteyen ama organize olamayan dağınık bir takım gördük.

Yazının Devamını Oku

Doğru futbol, güzel galibiyet

Ankaraspor maçı sonrası patlak veren imza olayı, akabinde mevcut ve eski başkanların yaptığı peş peşe ve trajikomik açıklamalardan sonra tüm camia futbolcuların Adana’da nasıl bir reaksiyon vereceğini merak ediyordu.

Genç Timsahlar verdikleri sözü doğrulayarak, formanın hakkını verdiler ve kritik bir galibiyete daha imza attılar.
*
Yeşil beyazlılar Adana’da çok müthiş bir futbol ortaya koymadı belki ama doğru bir futbol oynayarak, ligde kalma mücadelesi veren rakibi karşısında 3-0’lık net bir galibiyet aldılar.
Özellikle Burak Kapacak’ın yokluğunda topu 3. bölgeye taşımakta ve orada tutma konusunda zorluklar yaşayan Bursaspor, sahanın büyük bölümünü ve topu rakibine bırakarak, sahayı ve oyunu daraltma stratejisini devreye soktu. Bu sayede de duran top dışında rakibe 90 dakika boyunca neredeyse sıfır pozisyon verdi.
Tabii bunda genç Taha başta olmak üzere savunma bloğunun hatasız oyununun da etkisi büyüktü. Keza kaleci Canberk de, üzerine düşen görevi layıkıyla ve başarılı bir şekilde yerine getirerek, Ataberk’in yokluğunu hissettirmediğinin de altını çizelim.
*
Galibiyetin başrolünde ise yine aynı isimlerin verdiği mücadele ön plana çıktı.

Yazının Devamını Oku

Mutlu olmak haram

Güzel bir pazar günüydü.

Bir hekim olarak birçok dosttan “Tıp Bayramı” kutlamaları ile başlamıştık.
Ardından Bursaspor’dan hediyelerimiz geldi.
Önce Frutti Extra Bursaspor’un deplasmanda Büyükçekmece karşısında aldığı önemli galibiyet ile mutlu olduk.
Sonra da Bursaspor’un, 30 dk.’dan sonra güzel futbolu ile gelen 3 gollü 3 puanı.
Kafamızda bir tek yazacağımız yazıda nelerden bahsedeceğiz soruları vardı.
*
İsmail ve Onur varken, bu takımın oynayacağı tek sistemin 3-5-2 olması gerektiğini düşündüm.

Yazının Devamını Oku

Artık karar zamanı…

Sayın Kamat ve Ekibi; Evet, artık karar zamanı.

Belki hayalleriniz vardı, belki umutlarınız, lakin yönetimde geçirdiğiniz süre gösterdi ki, sizler bu kulübü yönetmek için gelmemişsiniz.
Ne transfer tahtasını açabildiniz, ne de herhangi bir gelir getirici faaliyet.
Ne dik durabildiniz, ne de Bursaspor’un haklarını koruyabildiniz.
Ne borçlar ödendi, ne personel/futbolcu maaşları…

*
Bu sezon için söyleyebileceğimiz ve mutlu olacağımız tek konu gençlerin sahada verdiği onurlu mücadele.
Onu da Vakıfköy’deki hocalara ve Mustafa Er’e borçluyuz.

Yazının Devamını Oku

Lig bitti, geçmiş olsun

Evet, Menemenspor karşısında alınan sonuç neticesinde her ne kadar matematiksel olarak ihtimal olsa da, hem kafalarda, hem sahada, hem de saha kenarındaki görüntüye baktığımızda Bursaspor için play-off umutları artık tükenmiştir.

Umarım yanılırım, umarım bu yazı için sizlerden özür dilerim...
Maalesef ligin ikinci yarısıyla birlikte başlayan olumsuz gelişmeler yeşil beyazlıların lige erken havlu atmasına yol açtı.
Tabii şu gerçeği de görmeden geçmeyelim;
Transfer tahtasının açılamadığı, Erkan Kamat’ın hiçbir yerden maddi destek alamadığı, hemen neredeyse gençlerden kurulu bir takım bile şu ana kadar alınan sonuçlar ve puanlarda başarılıdır.
Zira aynı durumda kalan Eskişehirspor’un bulunduğu durum hepimizin malumu iken bu takımı yaratan ve buralara gelmesini sağlayan Mustafa Er Hoca’ya ve sahada Bursaspor arması için varını-yoğunu koyan futbolculara teşekkür de etmek gerek.
Lakin ligin ikinci yarısında oluşan bu olumsuz tablonun sebeplerini iyi analiz etmek ve sorumlu olanları da konuşmak gerekiyor.
*

Yazının Devamını Oku

Kötü tercihler, kötü futbol, kötü skor

Balıkesir’de donduk kaldık.Pazar akşamı hem maç öncesi, hem de maç sırasında kötü bir Bursaspor izledik.

Sahada mücadele eden, isteyen, rakibini adeta ısıran Balıkesirspor son derece haklı bir galibiyet aldı.
Yeşil beyazlılar ise sahanın hemen her bölgesinde âdeta tel tel döküldü.
Böyle olunca eleştiri seslerinin dozu yükseldi.
*
Bana eleştiriyi hak edenlerin başında Mustafa Er Hoca geliyor.
Bu takımın bugünlere gelmesinde tabii ki Mustafa Hoca’nın emeğini yadsınamaz, lakin Balıkesir deplasmanına özelinde gerek çıktığı kadro, gerekse sahadaki görüntü hoş değildi.
İlk olarak defansın sol tarafında Cüneyt Köz tercihi bana göre büyük hataydı. Kendi bölgesinde dahi verim almakta zorlandığımız bir oyuncuyu, hiç oynamadığı bir bölgede oynatmak hatadır. Üstelik o bölgede oynayabilecek ve az-çok iyi bir ışık veren Abdullah varken.

Yazının Devamını Oku

Gençler yıkılmadı

Vakıfköy’ün gençleri her türlü olumsuzluğa rağmen ayakta kalmaya devam ediyor.

Sakatlık, ceza, vefasızlık ve COVID-19 engeline rağmen, ara transfer döneminde bırakın ilk 11’i, yedek kulübesini dahi bu ligin kaliteli ve tecrübeli ayakları ile dolduran Tuzlaspor karşısında yine var olma savaşı verdi.
Hatta son dakikada Batuhan, çok uygun pozisyonda o golü atsa, bu şartlar altında sahadan 3 puanla dahi ayrılabilirlerdi.
İki taraf arasında kadro derinliğini gözler önüne sermek için yalnızca yapılan değişiklikleri yazmak yeterli olacaktır;

ARADAKİ YAŞ FARKI

Bursaspor’da oyuna Ramazan girdi (22 yaş), Tuzlaspor’da Erkan Zengin.
Daha sonra 18’lik Kerem girdi, rakip takımda Erdem Özgenç.
Akabinde 1 hafta önce 18 yaşına girmiş Şamilcan oyuna dâhil oldu, mavi beyazlılarda Ömer Şişmanoğlu...

Yazının Devamını Oku

Başımız dik

Giresun deplasmanında bir kez daha gördük ki, Bursaspor’un gençleri bu şehrin boynunu asla eğmeyecek.

Her türlü zorlu koşullar altında yeşil beyazlılar asla aşağıya bakmayacak...
*
Öncelikle ilk olarak Pazartesi akşamı maç öncesi durumu masaya yatıralım;
Rakip Giresunspor son 8 maçını gol yemeden kazanan, moral ve futbol anlamında formunun en zirve noktasında.
Yeni stadını açmış, hedefe kilitlenmiş, gerekli yerlerden gerekli desteğini almış vaziyette.
Transfer tahtasını açamayan Bursaspor tamamen yerli ve büyük oranda altyapı oyuncularından kurulu bir takım.
Hafta içi vefasız bir karakter yüzünden kaotik bir ortam yaşanmış.

Yazının Devamını Oku

Fazla fedakârlık fazla vefasızlık getir

S. Eliot ’un güzel ve bir o kadar anlamlı sözü var vefa konusunda;“Şunu unutma: Fazla fedakârlık, fazla vefasızlık getirir.”

Bir altyapı oyuncusunun yetişmesi için geçen süreyi ve onun üzerine hocasından, malzemecisine, yemekhanede çalışan aşçısından, kir içinde bıraktığı formalarını yıkayan personele kadar verilen emekleri düşününce, yukarıdaki sözün doğruluğu bir kez daha ortaya çıkıyor.
*
Ali Akman, onu yetiştiren hocalarına, takım arkadaşlarına, taraftarına kısaca Bursaspor camiasına en hafif tabirle büyük bir ayıp yapmıştır...
Keşke yıllarca gittiği Vakıfköy’de, duvarda asılı olan Enes Ünal’ın yazısını bir kez okusaymış.
Keşke aylardır evine ekmek götürmek için maaş bekleyen personelin durumunu hissedebilseymiş.
Keşke onu doğuran, emeklerken elinden tutan, yürümesini sağlayan kulübünün ne kadar büyük bir ekonomik dar boğazın içinde kaldığının farkına varabilseymiş.
Keşke çok yakın geçmişte, hani o camianın oyuncusu ve Ali Akman’ın akıl hocası Ayhan Akman’ın da çok iyi bildiği, Ozan Kabak’ın G.Saray’a yaptığını, Bursaspor için yapabilseymiş.

Yazının Devamını Oku

11 kişilik takım

Pazar akşamı maalesef bir kez daha gördük;

Bursaspor şuan ki kadro yapısı itibariyle 11 kişiden oluşan, yedek oyuncusu, kadro derinliği olmayan bir takım.
İdeal 11’inden 1 kişi dahi eksik olduğunda dişliler aksamaya başlıyor.
Altınordu karşısında da hem Emirhan, hem de Furkan Emre’nin yokluğu ciddi şekilde hissedildi.
*
Kâğıt üstünde ve form grafiklerine bakıldığında maç öncesi oklar hep Bursaspor’dan yanaydı, lakin futbol her zaman olduğu gibi sahada oynanıp, sahada kazanılıyor.
Aslında ilk yarıda eksikliklere rağmen yeşil beyazlılar üstün oynayan taraftı. Onur Atasayar ve İsmail Çokçalış’ın kanat bindirmeleri ile oldukça fazla sayıda pozisyon da bulundu. Ancak bunlardan yalnızca birinde başarılı olunca maçı koparmak mümkün olmadı.
Akabinde eksiklikler hissedilmeye başlandı. Üzerine bir de Onur sakatlanınca takımın işleyen dişlileri dağıldı.

Yazının Devamını Oku

Sezonun kırılma maçı

Yeşil beyazlı gençler, Adana deplasmanından hayati bir 3 puanla dönüyorlar.

Bu galibiyet, muhtemel sezonun en değerli galibiyeti, hatta kırılma maçı olabilir.
Zira Cumartesi akşamı kazanılan yalnızca 3 puan değil, çok daha ötesindeydi.
Öncelikle kendi özgüvenleri bakımından çok değerliydi.
Maçların sahada, üstelik görme problemleri olan hakemlere rağmen, kazanıldığını gösterdiler.
Futbolun parayla değil, yürekle oynandığını kanıtladılar.
Zirve yolunda bu ligin en iddialı takımına kendi sahalarında ilk yenilgilerini tattırdılar.
*

Yazının Devamını Oku

Hayırlı yenilgi

Yenilginin hayırlısı olur mu? Evet olur.

Eğer takım olarak hedefleriniz farklıysa, iki kulvarda mücadele edecek kadro kalitesi ve genişliğiniz yoksa üstelik maddi anlamda hemen hemen hiçbir getirisi bulunmuyorsa kupada ilerlemenin bu saatten sonra hiçbir mantığı olamaz.
Belki ilk turlarda, kadroya giremeyen diğer altyapı oyuncuları görmek ve maç eksikliğini gidermek anlamında yararlıydı, lakin artık üst seviye takımlarla oynuyorken, lig takvimi pandemi nedeniyle yorucu bir hal almışken, sakatlık/ceza riski mevcut iken daha fazla yıpranmanın Bursaspor’a yarardan çok zarar getireceği aşikâr.
Yeşil beyazlı gençler zaten kupada beklentilerin üzerinde mücadele edip, güzel sonuçlar aldılar.
Artık devre arası kampından sonra tek bir hedefe odaklanmaları gerekiyor.
*
Karşılaşmaya gelecek olursak, maç zaten ilk 30 dakika içinde gelen goller neticesinde çok erken bitmişti. Kalan 60 dakika hazırlık maçı havasında geçti. Ki bu da sakatlık/ceza riskinin minimuma inmesi açısından da olumluydu.
Antalyaspor karşısında alınan bu skor ve oynanan futbol ayrıca bazı gerçeklerin görülmesi bakımından da yararlı oldu;

Yazının Devamını Oku

Hep birlikte göreceğiz

2020 maalesef tüm Dünya’da, ülkemizde ve spor camiasında kötü geçti.Bursaspor için de maalesef durum aynı.

COVID-19 salgınının gölgesi altında, renklerine âşık olduğu takımlarını TV başından izlemek zorunda kaldı.
Sportif anlamda ise Yeşil-Beyazlı camia beklentilerin uzağında kaldı.

Mesut Mestan ve ekibi borçları ötelemek dışında hemen neredeyse hiçbir şey yapmayınca Süper Lig hedefi play-off aşamasında son buldu.
Üstelik bu kötü tablonun ortaya çıkmasında, sezon içerisinde tamamen yönetimsel hatalardan kaynaklanan -3 puanın etkisi de yadsınamaz.
En nihayetinde başarısız bir yönetimsel sürecin ardından Erkan Kamat ve Ekibi görevi devraldı.
Lakin kulübün uçan kuşa borcunun olduğu bir dönemde, üstelik şehir dinamiklerinden destek görmediği bir ortamda ne derece başarılı olacak hep birlikte göreceğiz.

Ekonomik sıkıntıların tavan yaptığı, transfer tahtasının açılamadığı, taraftar desteğinin sınırlı kaldığı bu süreçte tüm camia umutlarını, hedeflerini ve hayallerini Vakıfköy’ün genç yüreklerine teslim etmiş durumda.

Bu çocukların üzerindeki yükün olması gerekenin çok üzerinde olduğu aşikâr. Bu nedenle 2021 yılında transfer tahtasının açılıp, takımın işleyen düzenini bozmamak kaydıyla 2 veya en fazla 3 nokta transfer yapılması camianın sezon sonu Süper Lig ümitlerini artıracaktır.

Yazının Devamını Oku

Asi gençler iş başında

Bursaspor’un gençleri sergiledikleri duruş ve sahaya diktikleri isyan bayrağı ile her maç adından söz ettirmeyi başarıyor.

Bu seferki hikâye, sahada hem tüm takdir haklarını rakipten yana kullanan bir hakeme rağmen vazgeçmediler ve skor 70. dakikada 3-0 iken geri dönmeyi başardılar.
Üstelik hafta arasında oynadıkları ve 120 dakika süren son derece tempolu bir kupa maçının ardından.
Gönül, hiç geriye düşmeden maçı kazanmak ve son haftalardaki çıkışı devam ettirmekten yanaydı lakin genç yüreklerin ortaya koydukları azim ve kararlılık kesinlikle takdire şayan.
Futbol olarak baktığımızda ise savunma yönündeki zafiyetler devam ediyor.
*
Zaten ligin en çok gol yiyen takımı Bursaspor olması da bunun en net göstergesi.
Pazar akşamı da özellikle orta sahada Kerem’in, kanatlarda da Burak Kapacak ve Batuhan’ın maça oldukça tutuk ve kötü başlaması oyunun başında tüm dengelerin ve topun rakipten yana olmasına neden oldu.

Yazının Devamını Oku

Gurur duydum

Göztepe gibi bir takımı harika bir futbol oynayarak eleyen bir Bursaspor’dan gurur duydum...

Ve gençler; lütfen “Ben oldum” demeyin, öğrenmeye, çalışmaya, kendinizi yalnızca ve yalnızca futbola vermeye devam edin. Etrafınızda Enes Ünal gibi, Mehmet Zeki Çelik gibi, Merih Demiral gibi, Cengiz Ünder gibi, Yusuf Yazıcı gibi oyuncuları örnek alın.”

Sonuçtan bağımsız olarak, Süper Lig’de üst sıralarda yer alan Göztepe’yi, kendi sahasında, üstelik sahaya 9 yabancı ile çıktıkları bir karşılaşmada, dik durarak, mücadele ederek ve en önemlisi harika bir futbol oynayarak eleme başarısı gösterebilmek kim ne derse desin gurur duyulacak bir olaydır...
Bir Bursalı olarak, bu gururu yaşatan gençlerimize sonsuz teşekkürler...

*

Mücadelenin hemen tamamında maçı kazanmak isteyen, attıkları birbirinden güzel gollerin akabinde bireysel hatalarla yenilen gollere rağmen oyundan düşmeyen ve en nihayetinde karşılaşmayı, değim yerindeyse söke söke alan gençlerimize ve onları Bursaspor’a ve Türk futboluna kazandıran Mustafa Er’e ne yazsak az gelir.

Tabii ki önlerinde daha kat edecekleri uzun bir yol var...
Tabii ki daha öğrenecekleri ve alacakları dersler var...

Yazının Devamını Oku

Gençlerden Özer’e ders

Bursaspor’un cumartesi gecesi ortaya koyduğu duruş ve sergilediği mücadele kesinlikle alkışa değer bir görüntüydü.

Aslında bir tek Ümraniyespor karşılaşması hariç, sezon başından bu yana hemen her maç bu mücadeleyi görüyorduk. Lakin bu sefer skorla birlikte, bireysel hataların minimuma indiği, 10 kişi kalmasına rağmen, oyundan kopmayan bir Bursaspor izledik.
Hatta sözde takımın abisi konumundaki Özer’in sinirlerine hâkim olamayıp, takımı 10 kişi bıraktığı dönemde dahi gençlerin paniğe kapılmayıp, adeta Özer’e ders veren sakinliği ileriki günler, haftalar açısından çok değerliydi.

BİRÇOK İSİM ÖN PLANA ÇIKTI

Kadro kalitesi ve derinliği bakımından ligin en iyi takımlarından olan ama ortaya koyduğu futbol kalitesi ile beklentilerin altında kalan Samsunspor karşısında birçok isim hep birlikte ön plana çıktı.
Bunların başında Ataberk’in ekstra performansı dikkat çekiciydi. Dileğimiz genç eldivenin bu formunu sezonun sonuna kadar koruması, zira yapılan herhangi bir bireysel bir hatanın, kalemizde hemen gol olarak dönmesi, sahada mücadele eden gençlerin direncinin kırılmasına neden oluyor.
Ataberk yaptığı kurtarışlar ile bu direncin hep ayakta kalmasını sağladı.
Aynı şekilde orta sahada Burak Altıparmak (bana göre takımın kaptanı olması gereken kişi) ve Emirhan’ın iki yönlü tükenmek bilmeyen enerjileri alınan bu net galibiyette önemli bir etken oldu.

Yazının Devamını Oku

Mağlubiyetten daha kötü…

Bursaspor bu sezon ki en berbat futbolunu oynayarak kaybetti cuma gecesi.

3 puan kaybı önemli tabii ki lakin ondan daha kötüsü sahadaki görüntü idi.
Gençleri ilk defa bu kadar futboldan uzak, isteksiz görmek, beni gelecek adına endişelendirdi.
Ümraniyespor karşısında 90 dakikalık oyunun neredeyse tamamında takım olarak adeta döküldük.

Ve takımda bir iki oyuncu dışında bu duruma isyan eden kimseyi göremedik.
Ne rakibe baskı uygulayıp, adam kovaladık,
Ne organize olup, pas yapabildik,
Ne de mücadele ettik…

Şimdiye kadar izlemekten keyif aldığımız gençlerin ayakları sahadaydı belki ama kafalarını çok uzaklardaydı.

Yazının Devamını Oku

Tecrübe farkı

Bursaspor belki de bu sezonun kırılma maçlarından birisi olabilecek bir karşılaşmayı maalesef kaybetti.

Her ne kadar gelecek vaat eden bir takıma sahip olsak da, maç içindeki bazı zaman dilimlerinde ortaya çıkan anlık problemler can sıkıyor.
Altay karşılaşması ve sonucuna baktığımızda, sezon sonu için büyük hedefler koymak zor gibi duruyor.
Zira mevcut kadro beklentilerin çok üzerinde işler başarsa da, hedef maçların kazanılmasında, tecrübe katsayısının eksikliği belirleyici olabiliyor.
*
Maçların devre başlarına, gençliğin verdiği enerjiyle çok iştahlı ve etkili başlasak da, belki fiziksel yetersizlik, belki akan maç içinde baskıyı kaldıramama, belki de enerji seviyesini 90 dakikaya yayamamanın sıkıntısı ile “Türk gibi başlayıp, Almanlar gibi bitiremiyoruz”.
Cumartesi akşamı bir kez daha aynı senaryoyu izlemek zorunda kaldık.
Attığımız gole kadar ve ikinci yarının başlarında etkili görünen genç Timsahlar, dakikalar ilerledikçe maç içinde saha, top ve oyunun hâkimiyetini rakibine kaptırmaya engel olamadılar.

Yazının Devamını Oku