Aşı haberleri umut veriyor

Aşı nedir? Sanırım ilk olarak bu sorunun cevabını açıklayarak konuya yaklaşmak en doğru yol olacaktır.

Aşı haberleri umut veriyor

Çok kaba bir tarif ile aşı, vücudumuza hastalık yapan mikropları tanıtma eylemidir. Bu tanıma sayesinde de vücudumuzun savunma hücreleri aynı mikroba karşı çok çabuk reaksiyon vererek, hastalık oluşturmadan yok edilmesini sağlar. 

Normalde vücudumuza giren hastalık yapıcı mikroplar savunma sistemleri tarafından tanınmıyorsa, hızla üreyerek savunma sistemi hücrelerimizin baş edebileceği sayıyı geçerler ve bizi hasta ederler.
İşte aşı, çok düşük dozda, seyreltilmiş ve öldürülmüş/zayıflatılmış mikropları içeren kimyasallardır ve asıl amacı bu mikroorganizmalara karşı vücudumuzun çok daha çabuk harekete geçmesini sağlar.

MİKROPLA TANIŞIR

Aşıdaki dozaj çok düşük olduğundan ve içindeki mikroplar da etkisiz hale getirilmiş olduğundan, kişinin savunma sistemi, hastalığı tam olarak geçirmek zorunda kalmadan mikroplarıyla tanışır.
Aşılar, mikroorganizmaların evrim veya mutasyon dediğimiz değişim hızlarına bağlı olarak sezonluk veya kalıcı aşı şeklinde olabilmektedir.
Örneğin grip, çok hızlı bir değişime uğradığı için her yıl tekrarlamamız gereken aşı grubundadır. Kızamık ve çocuk felcine neden olan mikroorganizmalar ise çok düşük hızda veya sıfıra yakın değişime uğradığı için bunlardan korunmak için vurulan aşılar kalıcı aşı grubunda yer almaktadır. Ve bu aşılar sizi ömrünüz boyunca korumaktadır.
Bilimsel anlamda böyle bir gelişim yaşanmışken, aşı olmayı reddetmek, çok yüksek sayılarda, özellikle de bebek ve çocuk ölümlerine bırakmak demektir.
Modern çağda bu düzeyde bir gericilik kabul edilebilir değildir.
Ümit Kumcuoğlu’nun dediği gibi;
“İnsanlar veremi binlerce yıl boyunca lanetledi. Hiçbir şey değişmedi. Çözüm aşıydı çünkü…”

İŞTE ARADAKİ FARK

Aşağıdaki fotoğraf çocuk felci aşısı olan bir çocuk ile olmayan bir çocuk arasındaki farkı gösteren dramatik bir görsel (kaynak snopes.com).
Yine aynı gün, aynı kişiden çocuk felci mikrobuyla karşılaşan iki kız kardeşin fotoğrafı da oldukça trajik.
Burada gördüğünüz fotoğrafta üstte 21 yaşında aşı olmuş olan ablaya, altta ise 15 yaşında aşı olmamış kız kardeşine ait görüntü (kaynak snopes.com).
COVID-19 ile ilgili aşı çalışmalarına geçmeden önce son bir görsel de Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Önleme (CDC) Merkezi’nin yayınladığı, aşılama sayesinde önlenen hastalık sayıları gösteren grafik olsun (kaynak Evrimagaci.org).
Buradan da anlaşılacağı üzere aşılar çıkmadan önce ve sonra, hemen neredeyse hepsi ölümcül olan bu hastalıklarda ne kadar büyük bir yüzdeyle insanları hastalıktan ve dolayısıyla ölümden kurtardığı çok net bir şekilde görülmektedir.
Aşı karşıtlarının kızamık, kabakulak ve kızamıkçık (MMR) aşısı ile ilgili temeli olmayan asılsız bir takım iddiaları çürütmek anlamında son bir araştırmayı paylaşıp COVID-19 aşılarına bakalım.
Toplamda 14,7 milyon kişiyi kapsayan çok geniş kapsamlı bir çalışmada, MMR aşısının %78-98 koruyuculuğa sahip olduğu ve otizm, astım, lösemi, tip-1 diyabet vb. hastalıklarla ilişkisi olmadığı gösterilmiştir.

Gelelim COVID-19 aşılarına;

Öncelikle bilimin geldiği nokta açısından koronavirüse karşı geliştirilen aşıların insanlığın kullanımına hazır hale gelmesi için süre gerçekten muazzam.
Bir aşının geliştirilmesi için gereken süre ortalama 10 yıl iken, COVID-19 için aylar içerisinde oldukça çok sayıda aşının neredeyse hazır hale gelmesi müthiş.
Aşıların klasik olarak kliniğe ulaşmadan önce üzerinde yıllarca araştırma ve test gerektirdiğini düşündüğümüzde, bilim insanlarının gösterdiği bu olağanüstü çaba takdire değer bir durum.
Aşı çalışmalarında gelinen son durum nedir?

Aşı haberleri umut veriyor

TÜRKİYE’DE 12 ÇALIŞMA VAR

Şuan için dünyada klinik deneme aşamasına ulaşmış 54, hayvan deneyleri aşamasında olan 87 olmak üzere toplam 141 araştırma devam ediyor.
Türkiye’de ise 12 adet aşı çalışması devam ediyor ve bunlardan sadece bir tanesi (Erciyes Üniversitesi) klinik faz çalışmasına Kasım ayı itibariyle geçmiş durumda ve halen Faz 1 deneyleri devam ediyor.
İnsanlar üzerinde deneme aşamasına ulaşmış aşı çalışmalarından da 13 tanesi Faz 3 dediğimiz son noktaya ulaşmış durumda.
Peki, bu faz çalışmaları ne anlama geliyor, kısaca onu açıklayalım;

Aşı haberleri umut veriyor

Faz 1: Bu aşamada da aşı az sayıda insana (20-80), güvenlik ve dozajı test etmenin yanı sıra bağışıklık sistemini de uyardığını doğrulamak için uygulanıyor.

Faz 2: Bilim insanları, aşının hem farklı yaş gruplarında etkisini görmek, hem de aşının güvenliğini ve bağışıklık sistemini daha çok sayıda (100-300) insan üzerinde test etmeyi amaçlarlar.

Faz 3: Binlerce kişi üzerinde yapılan araştırmalardır. Burada plasebo alan (sahte, içerisinde etken madde bulunmayan) gönüllülerle karşılaştırıldığında kaçının enfekte olduğunu gösteren çalışmalardır. Bu denemeler, aşının koronavirüse karşı koruma sağlayıp sağlamadığını ve sağlıyorsa yüzde kaç oranında etkili olduğunu belirlemektedir. Ek olarak, Faz 3 denemeleri, önceki çalışmalarda gözden kaçabilecek nispeten nadir yan etkilerin de ortaya çıkarılması bakımından da önemlidir, çünkü buradaki örneklem sayısı faz 1 ve 2’ye göre oldukça fazladır.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) COVID-19 aşıları için koyduğu hedef profil, aşının en az yüzde 50 (popülasyon bazlı) net etkinlik kriteridir.

BİRER AY ARAYLA 2 DOZ UYGULANACAK

Dünya genelinde şu ana kadar Faz 3 çalışmaları devam eden 4 firma aşı sonuçlarını açıkladı;
Biontech/Phzer firmalarının geliştirdiği “BNT162B1”
Moderna’nın geliştirdiği “MRNA-1273”
Gamaleya Ulusal Epidemioloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsünün geliştirdiği “Sputnik V”
Oxford/AstraZeneca’nın geliştirdiği “AZD1222”
Bu 4 aşının da uygulama şekli birer ay arayla 2 doz uygulanacak şekilde.

YÜZDE 95 ETKİLİ

İlk olarak 9 Kasım’da Biontech ve Phizer firmalarının ortaklaşa ürettikleri aşı ile ilgili yapılan açıklamada, ilk deneme sonuçlarının çıktığını ve koruyuculuğunun %90 olduğunu, 10 gün sonra yapılan son açıklamada ise aşının %95 düzeyinde etkili olduğunu belirttiler. Genelde aşı yanıtının daha zayıf olduğu bilinen 65 yaş üzeri kişilerde ise koruyuculuk etkisinin %94 olarak tespit edildiğini açıkladılar.
Bu aşının Faz 3 aşaması 44 bin gönüllü üzerinde ilk olarak ABD, Almanya, Brezilya ve Arjantin’de gerçekleştirildi. Gönüllülerin çoğunda ilk dozu aldıktan sonra hafif ve orta dereceli yan etkilerin görüldüğü belirtildi. Firma yetkilileri ayrıca ekim ayında 12 yaş çocuklar üzerinde de ilk defa test yapabilmek için onay almış durumda.
Bu aşının Türkiye denemelerine de kasım ayında dokuz farklı merkezde 18-89 yaş arasındaki kişiler arasından seçilen gönüllülerin katılımıyla başladı. Her merkez 70 kadar gönüllü alacak.
Firma acil kullanım onayı için 20 Kasım’da FDA onayı almak için başvurusunu yaptı.

-70 VE -20 DERECEDE TAŞINMALI

Biontech/Phzer’in arkasından 16 Kasım tarihinde Amerikan Moderna firması aşı çalışmalarının ön veri sonuçlarını açıkladı ve ürettikleri aşının % 94,5 oranında koruyuculuk sağladığını belirttiler. İnsanlar üzerinde aşı denemelerini ilk başlatan firma olan Moderna, 30 bin kişi üzerinde yapılan uygulamalar neticesinde, aşı yapılan hiçbir denekte ciddi bir hastalık tablosunun olmadığı belirtildi.
Moderna firmasının aşısı da, Biontech/Phzer’in aşısı gibi mRNA üzerinden hazırlanan bir aşı. Bu bakımdan her iki firmanın da aşılarının fabrikadan insanların kollarına taşınması bazı büyük zorluklar yaratabilir. Zira her iki aşı da derin dondurucuda tutulmadıkça parçalanan mRNA’ya dayanmaktadır. Bu bakımdan aşılar taşınırken Biontech/Phzer’ın -70 oC, Moderna’nın ise -20 oC’lik ortamları sağlamak zorunda. Bu aşıların buzdolabı sıcaklığında etkisini yitirmeden kalma süreleri ise 1 hafta olarak açıklandı. Her iki aşının 2 doz olarak uygulandığını düşündüğümüzde aşıyı satın alan ülkelerin de gerekli saklama koşullarını da oluşturmaları gerekecek.

FAZ 3’TE BİR ADIM GERİDE

Aşı sonuçlarını açıklanan bir diğer çalışma Rusya’da Gamaleya Ulusal Epidemioloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsünün geliştirdiği “Sputnik V”.
Bu aşı adayı, insanlarda basit soğuk algınlığına yol açan bir adenovirüsün zayıflatılmış ve kendini çoğaltamayan bir versiyonunu içeriyor. 40 bin kişinin katılması hedeflenen Faz 3 aşamasında denemeler için Rusya’nın yanı sıra Belarus, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Venezuela ve Hindistan’da çalışmalar başlatılmış durumda. Türkiye’de de klinik denemeler yürütülmesi için başvuru yapıldı.
Rusya’da kullanımı için onay alan bu aşı her ne kadar dünyada tescil edilen ilk aşı olsa da Faz 3 çalışmaları kısmen Moderna ve Biontch/Phzer’in gerisinde bulunuyor. Klinik denemelerin ilk sonuçlarına ilişkin 11 Kasım’da yapılan açıklamada, 20 gönüllü üzerinde yapılan ön incelemede aşı adayının bağışıklık tepkilerini uyandırmada % 92 başarılı olduğunu duyurdu.

Aşı haberleri umut veriyor

ÖNCE YARIM ARDINDAN TAM DOZLA YÜZDE 90 ETKİLİ

Aşı geliştirme çalışmaları ile ilgili son açıklama ise İngiltere’de Oxford Üniversitesi Jenner Enstitüsü ile AstraZeneca tarafından yürütülen araştırmadan geldi. İngiltere ve Hindistan’da 2’nci ve 3’üncü aşama, Brezilya, Güney Afrika ve ABD’de 3’üncü aşama klinik denemelerin yürütüldüğü bu aşıda iki farklı sonuç açıklandı. 30 bin sağlıklı gönüllü üzerinde devam eden çalışmalardan elde edilen verilere göre, aşı adayının tek doz uygulanması halinde yüzde 70, önce yarım doz, ardından tam doz uygulanması halinde ise yüzde 90 seviyesinde etkili olduğunu bildirildi.
Faz 1 ve 2 denemelerinde, COVID-19 nedeniyle ölüm veya ciddi hastalık riski bulunan gruplar üzerinde güçlü bağışıklık geliştirdiği belirtilen bu aşının saklama koşulları, Moderna ve Biontech/Phzer’a göre çok daha uygun koşullarda olması ve daha ucuz olması en büyük avantajı olacak gibi duruyor.

ÜLKEMİZE İLK GELEN AŞI

COVID-19 salgınının çıkış noktası olan Çin’de ise toplam 10 aşının klinik faz çalışmaları devam ediyor.
Bu aşılardan 4 tanesi son aşama dediğimiz Faz 3’e ulaşmış durumda.
Bu aşılar; SinoVac’ın geliştirdiği ve Türkiye’de de uygulanmaya başlayan “CoronaVac”, Sinopharm’ın Vuhan Viroloji Enstitüsü ve Pekin Biyolojik Ürünler Enstitüsü ile geliştirdiği ve henüz isim vermediği 2 aşı ve CanSino firmasının geliştirdiği “Ad5-NCov”.
SinoVac’ın geliştirdiği ve içerisinde virüsün etkisizleştirilmiş bir versiyonunu içeren aşı adayı için Brezilya ve Endonezya’da 3’ncü aşama klinik denemelere başlandı. Bu iki ülkede yaklaşık 10 bin kişinin aşılanması planlanıyor. Ülkemizde denenen ilk COVID-19 aşısı olma özelliğini taşıyan “CoronaVac” aşısı ile ilgili koruyuculuk oranlarına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

SORU İŞARETLERİ BİTMİŞ DEĞİL

Evet, sonuç olarak tüm dünya gözünü, kulağını bu aşılardan gelecek güzel haberlere dikmiş durumda.
Tabii Dünya Sağlık Örgütü geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, gelişmelerin umutlu olduğunu ama halen özellikle aşının koruyuculuk süresi ve yaşlı/kronik hastalığı olan kişilerdeki etkilerinin ne olacağı ile ilgili bazı soru işaretlerinin devam ettiğini belirtti.
Bilim ve insanlık gelişmeye devam ediyor.
En kısa sürede ve en az kayıp sonrasında en sağlıklı aşıya bir an önce kavuşmak umuduyla…

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Sezonun kırılma maçı

Yeşil beyazlı gençler, Adana deplasmanından hayati bir 3 puanla dönüyorlar.

Bu galibiyet, muhtemel sezonun en değerli galibiyeti, hatta kırılma maçı olabilir.
Zira Cumartesi akşamı kazanılan yalnızca 3 puan değil, çok daha ötesindeydi.
Öncelikle kendi özgüvenleri bakımından çok değerliydi.
Maçların sahada, üstelik görme problemleri olan hakemlere rağmen, kazanıldığını gösterdiler.
Futbolun parayla değil, yürekle oynandığını kanıtladılar.
Zirve yolunda bu ligin en iddialı takımına kendi sahalarında ilk yenilgilerini tattırdılar.
*

Yazının Devamını Oku

Hayırlı yenilgi

Yenilginin hayırlısı olur mu? Evet olur.

Eğer takım olarak hedefleriniz farklıysa, iki kulvarda mücadele edecek kadro kalitesi ve genişliğiniz yoksa üstelik maddi anlamda hemen hemen hiçbir getirisi bulunmuyorsa kupada ilerlemenin bu saatten sonra hiçbir mantığı olamaz.
Belki ilk turlarda, kadroya giremeyen diğer altyapı oyuncuları görmek ve maç eksikliğini gidermek anlamında yararlıydı, lakin artık üst seviye takımlarla oynuyorken, lig takvimi pandemi nedeniyle yorucu bir hal almışken, sakatlık/ceza riski mevcut iken daha fazla yıpranmanın Bursaspor’a yarardan çok zarar getireceği aşikâr.
Yeşil beyazlı gençler zaten kupada beklentilerin üzerinde mücadele edip, güzel sonuçlar aldılar.
Artık devre arası kampından sonra tek bir hedefe odaklanmaları gerekiyor.
*
Karşılaşmaya gelecek olursak, maç zaten ilk 30 dakika içinde gelen goller neticesinde çok erken bitmişti. Kalan 60 dakika hazırlık maçı havasında geçti. Ki bu da sakatlık/ceza riskinin minimuma inmesi açısından da olumluydu.
Antalyaspor karşısında alınan bu skor ve oynanan futbol ayrıca bazı gerçeklerin görülmesi bakımından da yararlı oldu;

Yazının Devamını Oku

Hep birlikte göreceğiz

2020 maalesef tüm Dünya’da, ülkemizde ve spor camiasında kötü geçti.Bursaspor için de maalesef durum aynı.

COVID-19 salgınının gölgesi altında, renklerine âşık olduğu takımlarını TV başından izlemek zorunda kaldı.
Sportif anlamda ise Yeşil-Beyazlı camia beklentilerin uzağında kaldı.

Mesut Mestan ve ekibi borçları ötelemek dışında hemen neredeyse hiçbir şey yapmayınca Süper Lig hedefi play-off aşamasında son buldu.
Üstelik bu kötü tablonun ortaya çıkmasında, sezon içerisinde tamamen yönetimsel hatalardan kaynaklanan -3 puanın etkisi de yadsınamaz.
En nihayetinde başarısız bir yönetimsel sürecin ardından Erkan Kamat ve Ekibi görevi devraldı.
Lakin kulübün uçan kuşa borcunun olduğu bir dönemde, üstelik şehir dinamiklerinden destek görmediği bir ortamda ne derece başarılı olacak hep birlikte göreceğiz.

Ekonomik sıkıntıların tavan yaptığı, transfer tahtasının açılamadığı, taraftar desteğinin sınırlı kaldığı bu süreçte tüm camia umutlarını, hedeflerini ve hayallerini Vakıfköy’ün genç yüreklerine teslim etmiş durumda.

Bu çocukların üzerindeki yükün olması gerekenin çok üzerinde olduğu aşikâr. Bu nedenle 2021 yılında transfer tahtasının açılıp, takımın işleyen düzenini bozmamak kaydıyla 2 veya en fazla 3 nokta transfer yapılması camianın sezon sonu Süper Lig ümitlerini artıracaktır.

Yazının Devamını Oku

Asi gençler iş başında

Bursaspor’un gençleri sergiledikleri duruş ve sahaya diktikleri isyan bayrağı ile her maç adından söz ettirmeyi başarıyor.

Bu seferki hikâye, sahada hem tüm takdir haklarını rakipten yana kullanan bir hakeme rağmen vazgeçmediler ve skor 70. dakikada 3-0 iken geri dönmeyi başardılar.
Üstelik hafta arasında oynadıkları ve 120 dakika süren son derece tempolu bir kupa maçının ardından.
Gönül, hiç geriye düşmeden maçı kazanmak ve son haftalardaki çıkışı devam ettirmekten yanaydı lakin genç yüreklerin ortaya koydukları azim ve kararlılık kesinlikle takdire şayan.
Futbol olarak baktığımızda ise savunma yönündeki zafiyetler devam ediyor.
*
Zaten ligin en çok gol yiyen takımı Bursaspor olması da bunun en net göstergesi.
Pazar akşamı da özellikle orta sahada Kerem’in, kanatlarda da Burak Kapacak ve Batuhan’ın maça oldukça tutuk ve kötü başlaması oyunun başında tüm dengelerin ve topun rakipten yana olmasına neden oldu.

Yazının Devamını Oku

Gurur duydum

Göztepe gibi bir takımı harika bir futbol oynayarak eleyen bir Bursaspor’dan gurur duydum...

Ve gençler; lütfen “Ben oldum” demeyin, öğrenmeye, çalışmaya, kendinizi yalnızca ve yalnızca futbola vermeye devam edin. Etrafınızda Enes Ünal gibi, Mehmet Zeki Çelik gibi, Merih Demiral gibi, Cengiz Ünder gibi, Yusuf Yazıcı gibi oyuncuları örnek alın.”

Sonuçtan bağımsız olarak, Süper Lig’de üst sıralarda yer alan Göztepe’yi, kendi sahasında, üstelik sahaya 9 yabancı ile çıktıkları bir karşılaşmada, dik durarak, mücadele ederek ve en önemlisi harika bir futbol oynayarak eleme başarısı gösterebilmek kim ne derse desin gurur duyulacak bir olaydır...
Bir Bursalı olarak, bu gururu yaşatan gençlerimize sonsuz teşekkürler...

*

Mücadelenin hemen tamamında maçı kazanmak isteyen, attıkları birbirinden güzel gollerin akabinde bireysel hatalarla yenilen gollere rağmen oyundan düşmeyen ve en nihayetinde karşılaşmayı, değim yerindeyse söke söke alan gençlerimize ve onları Bursaspor’a ve Türk futboluna kazandıran Mustafa Er’e ne yazsak az gelir.

Tabii ki önlerinde daha kat edecekleri uzun bir yol var...
Tabii ki daha öğrenecekleri ve alacakları dersler var...

Yazının Devamını Oku

Gençlerden Özer’e ders

Bursaspor’un cumartesi gecesi ortaya koyduğu duruş ve sergilediği mücadele kesinlikle alkışa değer bir görüntüydü.

Aslında bir tek Ümraniyespor karşılaşması hariç, sezon başından bu yana hemen her maç bu mücadeleyi görüyorduk. Lakin bu sefer skorla birlikte, bireysel hataların minimuma indiği, 10 kişi kalmasına rağmen, oyundan kopmayan bir Bursaspor izledik.
Hatta sözde takımın abisi konumundaki Özer’in sinirlerine hâkim olamayıp, takımı 10 kişi bıraktığı dönemde dahi gençlerin paniğe kapılmayıp, adeta Özer’e ders veren sakinliği ileriki günler, haftalar açısından çok değerliydi.

BİRÇOK İSİM ÖN PLANA ÇIKTI

Kadro kalitesi ve derinliği bakımından ligin en iyi takımlarından olan ama ortaya koyduğu futbol kalitesi ile beklentilerin altında kalan Samsunspor karşısında birçok isim hep birlikte ön plana çıktı.
Bunların başında Ataberk’in ekstra performansı dikkat çekiciydi. Dileğimiz genç eldivenin bu formunu sezonun sonuna kadar koruması, zira yapılan herhangi bir bireysel bir hatanın, kalemizde hemen gol olarak dönmesi, sahada mücadele eden gençlerin direncinin kırılmasına neden oluyor.
Ataberk yaptığı kurtarışlar ile bu direncin hep ayakta kalmasını sağladı.
Aynı şekilde orta sahada Burak Altıparmak (bana göre takımın kaptanı olması gereken kişi) ve Emirhan’ın iki yönlü tükenmek bilmeyen enerjileri alınan bu net galibiyette önemli bir etken oldu.

Yazının Devamını Oku

Mağlubiyetten daha kötü…

Bursaspor bu sezon ki en berbat futbolunu oynayarak kaybetti cuma gecesi.

3 puan kaybı önemli tabii ki lakin ondan daha kötüsü sahadaki görüntü idi.
Gençleri ilk defa bu kadar futboldan uzak, isteksiz görmek, beni gelecek adına endişelendirdi.
Ümraniyespor karşısında 90 dakikalık oyunun neredeyse tamamında takım olarak adeta döküldük.

Ve takımda bir iki oyuncu dışında bu duruma isyan eden kimseyi göremedik.
Ne rakibe baskı uygulayıp, adam kovaladık,
Ne organize olup, pas yapabildik,
Ne de mücadele ettik…

Şimdiye kadar izlemekten keyif aldığımız gençlerin ayakları sahadaydı belki ama kafalarını çok uzaklardaydı.

Yazının Devamını Oku

Tecrübe farkı

Bursaspor belki de bu sezonun kırılma maçlarından birisi olabilecek bir karşılaşmayı maalesef kaybetti.

Her ne kadar gelecek vaat eden bir takıma sahip olsak da, maç içindeki bazı zaman dilimlerinde ortaya çıkan anlık problemler can sıkıyor.
Altay karşılaşması ve sonucuna baktığımızda, sezon sonu için büyük hedefler koymak zor gibi duruyor.
Zira mevcut kadro beklentilerin çok üzerinde işler başarsa da, hedef maçların kazanılmasında, tecrübe katsayısının eksikliği belirleyici olabiliyor.
*
Maçların devre başlarına, gençliğin verdiği enerjiyle çok iştahlı ve etkili başlasak da, belki fiziksel yetersizlik, belki akan maç içinde baskıyı kaldıramama, belki de enerji seviyesini 90 dakikaya yayamamanın sıkıntısı ile “Türk gibi başlayıp, Almanlar gibi bitiremiyoruz”.
Cumartesi akşamı bir kez daha aynı senaryoyu izlemek zorunda kaldık.
Attığımız gole kadar ve ikinci yarının başlarında etkili görünen genç Timsahlar, dakikalar ilerledikçe maç içinde saha, top ve oyunun hâkimiyetini rakibine kaptırmaya engel olamadılar.

Yazının Devamını Oku

Hak ettik ve kazandık

John Ruskin’in güzel bir sözü vardır; “Kalite asla bir tesadüf değil, daima akıllı bir gayretin sonucudur.”

Evet, Bursaspor’un gençleri cumartesi akşamı bu sözü bir kez daha doğruladı.
Çalıştılar, koştular, mücadele ettiler ve sonucunda son dakikalarda olsa da karşılığını almaya başardılar.
Zaten gidilmeye değer hiçbir yolun kestirmesi yoktur.
Mücadele etmeden de istenilen hedefe varmak hemen neredeyse imkânsızdır.
*
Albert Camus’un dediği gibi;
“Başarı kolay elde edilir, zor olan başarıyı hak etmektir”.

Yazının Devamını Oku

Kötü, yorgun ve isteksiz

Hafta içi 120 dakikalık kupa mesaisinden sonra Ankara deplasmanına giden Bursaspor maalesef rakibi karşısında etkili olamadı ve tek puanla yetinmek durumunda kaldı.

Maç geneli ile ilgili söyleyeceğimiz ilk tespit;
Bursasporlu gençlerin kötü bir futbol ortaya koyduğu, sahada fiziksel anlamda güçsüz oldukları ve her daim görmeye alıştığımız o arzulu, coşkulu futbolu göremediğimiz olacaktır.
Bu görüntünün sebepleri arasında ise aşağıdaki başlıkları sayabiliriz;
1- Emirhan’ın yokluğu.
Bursaspor orta sahasının dinamizmini ve çabukluğunu sağlayan en temel oyuncuların başında Emirhan geliyor. Bunu zaman zaman kendisini defansın soluna çekildiği maçlarda da gördük. Takımın şu anki kadro yapısında Emirhan orta sahanın vazgeçilmez bir ismi olduğunu bir kez daha gördük.
2- Savunma ile hücum bölgesi arasında bağlantı kurulamaması.
Orta sahada Emirhan’ın yokluğunda topu hücum bölgesine taşıyacak, kanatları besleyecek bir oyun kurucu bulamadık.

Yazının Devamını Oku

Gençler karar verecek…

Yeşil-Beyazlı forma altında mücadele eden gençler hem kendileri, hem Bursaspor’un geleceği konusunda karar verecek.

Şu anda futbol hayatlarının en önemli fırsatı önlerine serilmiş durumda.
Kendileri ve kariyerlerinin gidişatı ile ilgili gösterecekleri performans onlar için belirleyici olacak.
O bakımdan bu gençlerimize verebileceğim en önemli tavsiye;

Gece yatağa yattıklarında, şu anda ayakları altına serilen bu imkânı hayatları boyunca bir daha göremeyebileceğini kendilerine hatırlatsınlar. O yüzden gerek saha içinde, gerek saha dışında buna uygun hareket etsinler.
Beyinlerinde, ayaklarında, ciğerlerinde ne varsa onu vermek için her türlü fedakârlığı yapmaları gereken zaman bu zaman.
Karar verecekler;

2. veya 3. lig hatta 1. Lig topçusu olup sıradan bir futbol hayatına mı sahip olacaklar, yoksa gösterecekleri performans ile Süper Lig veya Avrupa’da gözde bir futbolcu mu?

Yazının Devamını Oku

Mücadele var, karşılığı yok…

Bursaspor maalesef Ege seferinden eli boş döndü.

Önce Menemen deplasmanından son dakikalarda yediği golle yenik ayrılan Yeşil-Beyazlılar, ardından Akhisar deplasmanında son dakika kazandığı penaltıyı değerlendiremeyerek özellikle gençlerin ortaya koyduğu mücadelenin karşılığını alamadı.
Tabii bu kötü sonuçlar bir yandan moral motivasyon bakımından takım üzerinde olumsuz etkiler yaratırken, diğer taraftan gençlerin özgüven kazanmaları için geçecek olan sürenin uzamasına yol açıyor.

Lakin mevcut koşullar altında böyle olumsuz durumları yaşayacağımızı da biliyorduk.
Beklentimiz ve umudumuz gençlerin bu şartlardan çok fazla etkilenmeden kendilerini mümkün olan en üst seviyede sahaya vermeleri.
Tabii gençlerin verdiği bu mücadeleye takımın sözde abisi olan tecrübeli oyuncuların da eşlik etmesi gerekiyor.

Zira şu an için görülen Ali Akman, Burak Kapacak, İsmail Çokçalış ve birazda Emirhan dışında takımda öne çıkan başka oyuncu yok.
Bu anlamda Özer’in, Burak Altıparmak’ın, Recep Aydın’ın sahadaki gençlere ayak uydurup, takıma katkı koymaları gerekiyor.

Mustafa Hoca’nın bu hafta Cüneyt ve Onur’u kesmesi doğru hamleydi. Görüldüğü gibi Furkan Emre de ortaya koyduğu mücadele ile ilk 11’de rahatlıkla oynayabileceğini gösterdi. Bu arada Furkan Emre’nin yanındaki Aykut’un, Cüneyt’in yanındaki Aykut’tan biraz daha iyi olduğunu da belirtmek gerek.

Yazının Devamını Oku

Sorun değil, çözüm üretilmeli…

6 maçın tamamında ilk golü atıp, 1 maç hariç hepsinde kaleni gole kapatamıyorsan defans hattında sorun var demektir.

Öne geçtiğin bu 6 maçın 3’ünde mağlup olup, birisinde de 3-0’dan puan kaybediyorsan,
Sezon başından beri Cüneyt ve Aykut ikilisi ile olmadığını herkes bağıra bağıra söylüyorken,
Bu mevcut sorun için halen en küçük bir hamle üretemiyorsan,

Üstelik o bölgede oynatabileceğin adam Vakıfköy’de (şahsen haklı bir sebepten ötürü) antrenman yapıyorsa
Kusura bakma Mustafa Hocam ama o takımın teknik adamında problem var demektir.
İstifa ve benzeri söylemleri asla doğru bulmuyorum lakin egoları bir kenara bırakıp, sıkıntıları ortadan kaldıracak çareler üretmek için o koltukta oturuyorsun.
Henüz yolun çok başında olan bir teknik adam için size tavsiyem, hele ki kulübün cebinde 5 kuruş yokken, oyuncu kaybetmeyi değil, kazanmayı ilke edinmek gerek.

Kazanmak istiyorsan, sahip olduğun her şeyi ortaya koyacaksın.

Yazının Devamını Oku

Hak ettiniz be gençler

Milli maç arası sonrasında arka arkaya gelen iki güzel sonuçla haftaya başlıyoruz.

Üstelik hafta arası maçın olduğu bir haftanın olması bu gelişmeleri daha da önemli hale getiriyor.
İlk olarak Bursaspor, Erkan Kamat ve ekibinin, arkalarında ciddi bir destek olmamasına rağmen, yoğun gayretleri neticesinde -3 puan cezasından kurtuldu.
Böylece sahada kazanılan, masa başında eski yöneticilerin hatalarıyla kaybolmadı.
Akabinde pazar akşamı Balıkesirspor karşısında alınan 3 puan camiada moralleri yükseltti.
Rakip her ne kadar bu ligin zayıf ekiplerinden olsa da, sezona yaptığı yeni transferle giren, Süper Lig deneyimi olan bir takım.
Oyunun büyük bölümünde topa ve oyuna hâkim olan yeşil beyazlılar, karşılaşmanın özellikle ikinci yarısında adeta rakibini sahadan silmeyi başardı.
Galibiyeti getiren goller son dakikalarda gelmiş olsa da, Bursaspor sezonun en etkili futbolunu ortaya koyarak bu maçı kesinlikle hak etmişti.

Yazının Devamını Oku

Yeni günden sahte içki

COVID-19 salgını ve ölümleri ile uğraşırken, gündem bir anda sahte içkiye bağlı metil alkol zehirlenmesine kaydı.

Odun talaşının damıtılmasıyla elde edilen Metil alkol (metanol), etil alkol gibi renksiz, yanıcı ve uçucu bir sıvıdır.
İçkilerde bulunan alkol ise etil alkoldür (etanol). Etanol, bitkisel alkoldür. Alkollü içecekler yanında ilaçlarda da kullanılabilmektedir.
Peki, metanol ile zehirlenme nasıl olmaktadır?
*
Sahte içki aracılığıyla alınan metil alkol kana karıştıktan sonra karaciğere gelir ve orada çeşitli enzimler aracılığı ile yıkılır.
Bu yıkım sonrasında ortaya iki toksik parçalanma ürünü çıkar. Bunlar formaldehit ve formik asittir. Bu dönüşüm yaklaşık 12-14 saat sürdüğü için zehirlenme belirtileri de bu sürenin sonunda görülmeye başlanır. Eğer metil alkol, etil alkol ile birlikte alındı ise belirtiler kısmen gecikebilir.
Metil alkol vücuda girdikten sonra en yüksek oranda, böbrek, karaciğer, mide-bağırsak sistemi, göz içi sıvısı ve optik sinir dediğimiz görme siniri üzerinde birikmeye başlar.

Yazının Devamını Oku

Moral bozucu

Mevcut koşullarda maç öncesi Tuzla deplasmanı için 1 puan verilseydi, büyük bir kesim kabul ederdi.

Lakin 3-0 öne geçtiğin bir maçtan sonra alınan 1 puan ciddi şekilde moral bozucu ve öz güven sarsıcı bir sonuç oluyor.
Hele ki rakibin yaş ortalamasının 30,4 olduğunu hesaba katınca gerçekten hayal kırıklığı yaratıyor.

OZAN HAMLESİ DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ

Her maçın kırılma anları vardır. Cumartesi günkü maçın birden fazla kırılma noktası oldu.
Bana göre en çok etkili olan Özer’in sakatlanıp çıkması ve yerine Ozan İsmail’in girmesi oldu.
2. ve 3. bölgede top tutabilme yeteneği olan Özer yerine, daha maça girerken amatörce bir hata yapan ve oyunda ofansif anlamda inisiyatif alamayan Ozan hamlesi dengelerin Tuzlaspor lehine değişmesine neden oldu.
Akabinde maç içinde karşılaşma 3-1 veya 3-2 iken yakalanan pozisyonların Burak Kapacak başta olmak üzere biraz bencillik, biraz sorumsuzluk sebebiyle kaçırılması maalesef bu moral bozucu sonucun alınmasına neden oldu.

MUSTAFA ER HAMLELERDE GEÇ KALDI

Yazının Devamını Oku

Bir ileri, iki geri

Bursaspor için bu sezonun sloganı veya yolculuğu bu şekilde olacak sanırım.

Açıkçası tahta açılmadığı ve takım kadrosu en az 4-5 ilk 11 oyuncusu ile takviye edilmediği sürece çok fazla bir beklenti içine girmemek gerekiyor.
Özellikle bu süreçte altyapımızdan çıkan gençlerimizi alınacak bu sonuçlardan sonra yıpratmamak adına önemli.
Onlar sahaya çıkıp, terinin son damlasına kadar mücadele ettiği sürece, oynadıkları her karşılaşmanın ileriye yönelik bir yatırım olarak düşünüp, ona göre hareket etmemiz gerekiyor.
Üstelik şu anki görüntüde en büyük eleştiriyi hak edenler gençlerden daha çok, Cüneyt, Aykut, Recep, Burak Altıparmak gibi sözde tecrübeli olan ama katkısı son derece sınırlı olan oyuncular olmalı.

*

Gençler için ise eleştiri noktası yapabileceğimiz üç dört nokta olabilir;
1. Kendisine verilen bu müthiş şansa rağmen sahada yeteri mücadele örneği vermemek,

Yazının Devamını Oku

Hem moral hem özgüven

Bursaspor, Vakıfköy ağırlıklı kadrosuyla Altınordu deplasmanından kritik bir galibiyet alarak hem moral, hem de özgüven kazandı.

Aynı zamanda camianın da gelecek adına umutlarını biraz olsun yeşertti.
Tabii ki, nasıl geçen haftaki kötü skor sonrasında bu genç yürekleri yerin dibine sokmayı doğru bulmuyorsak, aynı şekilde bir galibiyet akabinde göklere çıkarmayı da gerçekçi bulmuyorum.
*
Evet, özellikle karşılaşmanın ikinci yarısında nispeten futbol anlamında olumlu sinyaller verseler de, kaleci Ataberk’in sonuca tesir eden performansını es geçmemek gerekiyor.
Geçen hafta Adana Demirspor maçında skor 1-1’ken direkten dönen top kırılma noktasıysa, bu hafta da Ataberk’in 1-0 iken kurtardığı pozisyon alınan galibiyette etkili oldu.
Maç genelinde Emirhan, İsmail ve Ali’nin geçtiğimiz haftaya göre üzerine koyduğunu, 17’lik Vefa’nın yaşına göre gayet etkili olduğunu gördük.
Eminim ki haftalar ilerledikçe takım içerisindeki uyum daha fazla artacak, orta sahada gördüğümüz top kayıplarının sayısı azalacak ve özellikle hızlı hücumlarda bitiricilik konusunda daha özenli olacaklardır.

TRANSFER İHTİYACI

Yazının Devamını Oku

Tahtasız bu kadar

Öncelikle rakibin en büyük şampiyonluk adayı olduğunu, sezona 6-7 transfer yaparak girdiğini unutmamak gerek.

Bursaspor tarafında ise takımın yarısından fazla oyuncunun ayrıldığını, transfer tahtasının kapalı olduğunu, başkanını yeni seçtiğini, yeni teknik ekibin doğru düzgün hazırlık maçı dahi yapamadan neredeyse tamamen gençlerden kurulu bir oyuncu grubuyla mücadele ettiğini belirtmek gerekiyor.
Hatta sahadaki hemen tüm oyuncuların alacaklarının ödenmemiş olması bile başlı başına bir handikap.
Daha önce söylediğimiz gibi Erkan Kamat ve ekibinin işi çok zor.
Zira acilen sıcak para bulup hem mevcut oyuncu grubunun alacaklarını ödemeli, hem de takım içindeki sıkıntılı bölgelere nokta atış en az 4 transfer yapmalı.
*
Mevcut gençlerle şampiyonluk hedefi koymak maalesef çok fazla iyimserlik olur.
Evet Vakıfköy çıkışlı gençlerimiz özverili, çalışkan, istekli ve yetenekli olabilirler, ancak bir çoğunun özgüven ve tecrübeye ihtiyacı var.

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI