Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İnanmak ve başarmak

Galatasaray-Ankaragücü maçından iki gün önce, sarı-lacivertli ekibin Beştepe tesislerindeydik.

Ankaragücü’nün iki kupalı efsane kadrosunun önemli isimlerinden İhsan Kavak ağabey ile birlikte, önce kulüp başkanı Fatih Mert ardından da teknik direktör Mustafa Kaplan ile görüştük. Başkan, kulübün içinde bulunduğu durumun zorluğunu anlattı. Ekonomik tablonun vahametinin, tahmin ettiklerinin çok ötesinde olduğunu söyledi. Ancak, asla ümitsizliğe kapılmadıklarını, Ankaragücü’nün adına ve tarihine yakışır şekilde mücadele edip, omuz omuza vereceklerini belirtti. Sıkıntılı süreci hep birlikte atlatacaklarını, armanın değerini yüceltip, tarihi çınarı yaşatacaklarını vurguladı.

İnanmak ve başarmak

ÖZVERİLİ İLE ÇALIŞANLAR

Ardından, Teknik Direktör Mustafa Kaplan’ın yanına geçtik. Odasında hem o günün idman programını hem de 2 gün sonra oynayacakları, zorlu Galatasaray maçının teknik-taktik analizlerini yapıyordu. Başkan Mert, idari anlamda yaşanan sorunlardan söz etmişken, Kaplan da saha içinde karşılaştıkları sıkıntılardan yakındı. Özellikle, dar kadro ile mücadele ettiklerini, üstüne gelen sakatlık ve cezaların kendilerini çok zorladığını dile getirdi. Ancak, (Şartlar ne olursa olsun Galatasaray maçından puanla döneceğiz) diyerek, takımına olan güveninin altını çizdi. Sohbet ilerlerken, İhsan ağabey, kendi futbolculuk yıllarında kulüpte çalışan ve halen görevlerini büyük bir özveri ile yerine getiren emektarlar, Musa Cimili ve Can Dağ’ı da görmek istediğini söyledi. Kısa süre sonra ikili yanımızdaydı. Anılar tazelendi, geçmişin acı tatlı günlerinden kesitler paylaşıldı. Laf dönüp dolaşıp, bugüne geldi. O günkü idmana 5 oyuncunun, sakatlık ve yorgunluk gerekçesi ile çıkmayacakları bilgisini, bizimle paylaştılar. O sırada, Can Dağ, İhsan ağabeye dönüp, “Senin, Beşiktaş ile oynanan kupa rövanş maçı öncesindeki sözlerin akılma geldi. Kaburganda iki kırık olmasına rağmen, (Bana iğne yapın ben bu maçta mutlaka oynamak istiyorum. Arkadaşlarımı yalnız bırakamam) demiştin şeklindeki, sözlerini hatırlattı. Sonra da “Sizler, o dönem, kısıtlı kadroyla çok büyük fedakarlıklar yapıp, tarihi bir başarı yaşatınız. O yüzden de aradan yıllar geçse de unutulmuyorsunuz” diye ekledi. Musa Cimili de “Arma ve forma için verdiğiniz mücadele ve emek müthişti. Herkese örnek olmalı” diye arkadaşını destekledi. Sonra bir hatırlatma yapıp, “Geçen sezonun ikinci yarısına da kötü başlamıştık. O zaman da idmanımıza gelmiştiniz ve konuşmuştuk. Sonrasında çıkış yakalamıştık. Bu kez de aynı şeyin olacağına hissediyoruz. Galatasaray maçıyla yeni bir dönem başlayacak. Biz buna yürekten inanıyoruz” dediler.
Başarılar dileyip, kulüpten ayrıldık.

İnanmak ve başarmak

KURTULUŞ SAVAŞI VERİLİYOR

Cumartesi akşamki karşılaşmayı, o günkü konuşmalarımızın heyecanı ve duyguları ile izledim. Takımın, forvetin en etkili ismi oyundan atılmışken ve 2-0 geriye düşmüşken verdiği reaksiyonu hem çok önemli hem de çok değerli buldum. Orgill, sahada kalsa belki maçı kazanabilirlerdi, çünkü Galatasaray geriye dönmekte güçlük çekiyordu. Son 6-7 dakikadaki hırs, azim, dayanışma ve saha içinde skora isyan başkaydı. Oyuncular, inanmanın, başarıya giden yolu açan anahtar olduğunu bir kez daha gösterdi.
Ankaragücü, transfer yasağından ötürü, elindeki mevcut kadrosu ile bir kurtuluş savaşı veriyor. İşi gerçekten çok zor. Bazı oyuncular, kendilerini parçalarken, bazılarının umursamaz tavırları dikkatlerden kaçmıyor... Bu kulüp, öyle ya da böyle bu ligde kalmalı. Transfer tahtası açılırsa, durumu toparlamak elbette daha kolay olacaktır. Ancak bu gerçekleşmezse bile, yola devam edecekler, tıpkı kulübün emektarları Musa ve Can gibi, davaya yürekten inanıp, hedefe varmak için canını dişine takmalı. Teslim olmak işin en kolay yolu. A.Gücü’nün ayakta kalması ve yaşaması, bünyesinde taşıdığı imalat-ı harbiye ruhunu, benliklerinde hissedeceklerin duruşuyla mümkün olacaktır.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI