"Özgür Bolat" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Özgür Bolat" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Özgür Bolat

Çocuklar soru değil, sorun çözmeli!

Seminerlerde katılımcılara en mutlu ve en üzüntülü anlarını soruyorum.

Yanıtlar bize yaşamla ilgili büyük ipuçlar veriyor.

EN ÜZÜNTÜLÜ ANLAR

Babamı kaybettiğim zaman,
Annemi kaybettiğim zaman,
Kardeşimi kaybettiğim zaman,
Dedemi/büyükannemi kaybettiğim zaman,
Boşandığım zaman,
Başka bir şehre tayinim çıktığı zaman,
Okulu bitirdiğim zaman,
Dalağımı kaybettiğim zaman,
Erkek arkadaşım tarafından aldatıldığım zaman,
Nişanlımdan ayrıldığım zaman,
Bebeğimi kaybettiğim zaman,
Arkadaşımı kanserden kaybettiğim zaman,
Arkadaşımı aynı kazada kaybettiğim zaman,
Kedim öldüğü zaman,
İşten kovulduğum zaman,
Evden ayrıldığım zaman.


EN MUTLU ANLAR

Bebeğim doğduğu zaman,
Annem kanseri yendiği zaman,
Babam yoğun bakımdan çıktığı zaman,
Kazadan sağ çıktığım zaman,
Oğlum ilk kız arkadaşı ile konuştuğu zaman,
Evlendiğim zaman,
Erkek arkadaşım bana geri döndüğü zaman,
Atandığım zaman,
Kız arkadaşım “Seni seviyorum!” dediği zaman,
İstediğim şirkette iş bulduğum zaman,
Bir yılın sonunda hastaneden çıktığım zaman,
Seni düşündüğüm zaman.

Sizce listelerin ortak özelliği var mı?

SOSYAL SORUNLAR

Listenin iki ortak özelliği var.

Birincisi, insanları en çok üzenler neredeyse her zaman “sosyal”, yani ailemiz ve diğer insanlarla olan ilişkimizde yaşadığımız sorunlar. Bizi en mutlu eden anlar da yine ilişkilerle ilgili. İnsanlar yaşamında hep sosyal süreçlerle uğraşıyor.

Muhabbetlerimizin %70’inin dedikodu olması da buna örnek.

İkincisi, insan sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürdüğü an mutlu oluyor.

İŞE BAKIŞ AÇISI

Listede işle ilgili anlar da var.

İş de bir sorun ya da mutluluk kaynağı. Onun da temelinde yine hayatını sağlıklı bir şekilde idame ettirme ve sosyal olarak kabul görme isteği/ihtiyacı var.

Hatta işlerinde “sosyal” yarar sağladığını düşünenler, sadece hayatını idame ettirmek için çalışanlardan daha mutlu.

(Bu arada Türkiye’de çoğu insanın işinden mutsuz olmasının sebebi direkt eğitim sistemidir.)

OKULLARIN ROLÜ

İnsanların yaşamda karşılaştıkları en büyük sorunlar, “sosyal ” ve “sağlıklı yaşam” sorunlarıysa, okullar bunları ne kadar öğretiyor?

Örneğin, okullarda her çocuk kabul görüyor mu? Arkadaşları ve öğretmenleri ile sosyal bir bağ kuruyor mu?
Çocuk, ilişki sorunlarını çözmeyi öğreniyor mu?
Çocuk, sağlıklı iletişim kurmayı öğreniyor mu?
Çocuk her insanın en temel kaygısı olan ölüm kaygısıyla baş etmeyi öğreniyor mu?
Çocuk sevmeyi ve sevilmeyi öğreniyor mu?
Duygusunu ifade etmeyi ve diğer insanların duygusunu anlamayı öğreniyor mu?
Çocuk empati kurmayı veya gönüllük prensiplerini öğreniyor mu?
Doğayla ve diğer canlılarla sağlıklı ilişki kurmayı öğreniyor mu?
Sağlıklı yaşamayı öğreniyor mu? İlk yardımı öğreniyor mu? Spor bilinci geliştiriyor mu?

OKULLAR SOSYAL SORUN YARATIYOR

Tüm bunları öğrenmeyi bırakın, aksine çocuklar duygularını ve sorunları bastırmayı ya da sorunları otorite veya üçüncü kişiler aracılığıyla gidermeyi (çözmeyi demiyorum) öğreniyor.

Okullar çocuklara bunları öğretmediği gibi, okulların kendisi sosyal sorunlar yaratıyor.

Okulda kabul görmediğini düşünen ve öğretmeniyle sağlıklı bağ kuramayan çocuk yaşamının geri kalanını sorunlu olarak geçiriyor.

SORU DEĞİL, SORUN

Yani, okullar çocuklara, insanoğlunun gerçek yaşamda karşılaştıkları en temel sosyal sorunları çözmeyi öğretmiyor.

Bunun sonucunda da insana, kadına, hayvanlara değer vermeyen, etik davranmayan ve suç işleyen nesiller yetişiyor.

Onun için okullar baştan kurgulanmalı. Çocuklar okulda soru değil, sorun çözmeyi öğrenmeli.

www.twitter.com/ozgurbolat
www.instagram.com/ozgurbolat_tr
www.facebook.com/bolatozgur

X