Ev işi onların da işi

Evde geçirilen zamanla birlikte ev işi yükü de arttı. Çocuklar da pek çok işte yardımcı olabilir. Çocuk ve ergen terapisti Neslihan Gülten “Onlara fayda sağladıklarını ve takdir edildiklerini hissettirmeniz olumlu etkiler” diyor.

Ev işi onların da işi
Tüm düzenimiz değişti. Sık sık yemek yapılıyor; herkes evde olduğu için odalar daha çok dağılıp kirleniyor. Hem bize destek olması hem de bazı konularda becerilerinin gelişmesi, sorumluluk alabilmesi için oğlumdan da ev işlerinin bir bölümünü yapmasını istedim.

Çocuk ve ergen terapisti Neslihan Gülten de pandemi döneminde çocukların psikolojik sağlığını korumak için ‘yeterlilik algılarını’ arttırmanın önemli olduğunu söylüyor. Bunun yollarından birinin de onları ev işlerine dahil etmek olduğunu vurguluyor. 

ABARTILI VE GENEL ÖVGÜDEN KAÇININ

Oğlum 7 yaşında olduğu için yatağını toplamak, sofranın kurulmasına yardım etmek, salatayı hazırlamak, nevresim takımını tek başına değiştiremese bile yastık kılıfını ve kirli havluları değiştirmek ona verdiğimiz işlerden bazıları. Elbette mutfağa da giriyor, birlikte üretiyoruz.

En sevdiğimiz şeylerin başında kek ve kurabiye pişirmek geliyor. Oğlum artık tek başına kek yapabilecek kadar pratik kazandı. Bu sorumlulukları yerine getirirken zaman zaman söylense de kendi başına yapabildiklerini gördüğünde, örneğin hazırladığı salatayı beğendiğimizi ya da kekin çok lezzetli olduğunu söylediğimizde mutlu olduğunu, bir şeyi tek başına başarmanın keyfini tattığını gözlemliyoruz. Bize yardımcı olduğu için de ayrıca ailenin, ekibin önemli bir parçası gibi hissediyor.

Gülten, ev işlerine yardım etmelerini rica etmek yerine çocuklarla evle ilgili sorumlulukları bölüşmek gerektiğini söylüyor: “Çocuklar verdiğimiz sorumlulukları yerine getirdiklerinde de onlara mutlaka tepkimizi bildirmeliyiz. ‘Ne güzel bir katkıda bulundun bu akşam yemeğine’ şeklinde bir karşılık aldıklarında gerçekten kendilerini yeterli hissetmeye başlayacaklardır.

Ama mesela odasını topladığında ‘Harika olmuş’ ya da ‘Muhteşem toplamışsın’ şeklinde genel ve abartılı cümlelerden kaçınmalıyız. ‘Yatak örtün çok düzgün serilmiş görünüyor, gerçekten emek ve zaman harcamışsın toplarken’ veya ‘Bugün evle ilgili tüm sorumluluklarını yerine getirdin. Gerçekten çabaladın, emek ve zaman harcadın’ gibi abartıdan uzak ancak yaptığı işin fayda sağladığını ve kendisinin takdir edildiğini hissettiren cümleler çocukları olumlu etkiliyor.”

Gülten, her yaş grubunun alabileceği sorumluluğun yaş ve motor gelişimine göre farklı olacağını da söylerken şöyle bir çerçeve çiziyor:

HANGİ YAŞTA HANGİ İŞLERİ YAPABİLİR?

 2-3 yaş grubu çocuklardan kendi oyuncaklarını toplamalarını, masaya dökülen sütü silmelerini isteyebiliriz. Yıkanmış temiz çorapları eşleştirmek hem ince motor hem de hafıza için oldukça yararlı bir aktivite aynı zamanda.

 4-5 yaş grubu çocuklardan bu sorumluluklara ek olarak yemek masasına peçetelik, tuzluk gibi eşyaları götürmesini ya da boyunun yetiştiği yerlerin tozunu almasını isteyebiliriz. Bu yaş grubu çocuklar çamaşırları asabilir. Havlu, yastık kılıfı gibi daha kolay katlanabilen parçaları katlayıp yerleştirmeye de yardımcı olabilirler. Mandal kullanmak ince motor gelişimine de katkıda bulunur.

 6-8 yaş grubu çocuklardan tüm ev işlerine ek olarak, elektrik süpürgesini kullanmasını, yerleri paspasla silmesini, yemeğin hazırlanmasına yardım edip katkıda bulunmasını, evde evcil hayvan besleniyorsa veya canlı bitkiler varsa onların bakım sorumluluğunu almasını, dolabındaki kıyafetleri katlamasını ve düzenlemesini isteyebiliriz.

 9-12 yaş grubu çocuklara alışveriş listesi hazırlama, market torbalarından çıkan ürünleri yerleştirme, bulaşık makinesini boşaltma veya kirli yerleştirme işlerini verebiliriz.

 12 yaş ve üzeri çocuklarsa balkon yıkayabilir, banyoyu temizleyebilir, basit tamir işleri yapabilir, yemek pişirebilir. Bu yaş grubundaki çocuklar daha kapsamlı ve karmaşık işlerde aktif olmaya hazırdır ve sizin görev vermenizi bekler.

LİSTE YAPACAĞINIZ BİR PANO ÇOK İŞİNİZE YARAR

Yapılacak ev işlerinin takibini kolaylaştırmak ve çocuğun dönüp baktığında kendini ‘yeterli’ hissetmesini sağlamak için erişebileceği bir yere pano asın. Tamamladıkları ev işlerinin üzerini çizmek çocuklara büyük bir zevk verir. Bu pano aynı zamanda yapmadıkları işlerin nasıl telafi edilebileceği ya da yapamadıkları işlerin sebeplerini konuşabilmeniz için zemin hazırlar.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Gaziantep’te lezzet peşinde

Gastronomi alanında UNESCO’nun ‘Yaratıcı Şehir’ unvanını almış dünyadaki 9 ender şehirden biri Gaziantep. Tescillenmiş 250 civarında özgün yemeği var. Hem lezzetin peşinde hem de tarihin izinde Antep sokaklarını ve müzelerini keşfetmek üzere oğlumla yola çıktık.

Gaziantep’e varır varmaz sabah ilk durağımız Katmerci Zekeriya Usta oldu. Burası, şehre her gelişimizde değişmez adresimiz. Katmeri nasıl incecik açtıklarını izleyip sonrasında bir katmeri iki kişi bölüştük. Katmer dışında farklı kahvaltı seçenekleri de var Antep’te. Metanet Lokantası’nda beyran çorbası içebilir ya da Ali Haydar Usta’da ciğerin tadına bakabilirsiniz. Dürümcü Recep Usta’da nohut dürüm de lezzetli bir seçenek. Ancak nohut dürüm ve ciğer yemek istiyorsanız sabah erkenden gitmekte fayda var.

Çingene Kız’a merhaba

Kahvaltı sonrasında Zeugma Müzesi’ne gittik. Müzeye girince önce sinema salonda müzenin tarihini üç boyutlu olarak izledik. Bu kısa film hem yetişkinler hem de çocuklar için öğretici ve eğlenceli. Mozaiklerin hikâyesini de izliyorsunuz. Müzenin tanıtımında da kullanılan ve artık sembolü haline gelen, özel bir bölümde sergilenen Çingene Kız isimli mozaiği mutlaka görün. Müzede çocukların mozaikleri tanıması için hazırlanmış bulmacalı oyun alanlarını da deneyimlemeyi unutmayın. Biz kulaklık kiralayıp müzedeki eserler hakkındaki bilgileri dinleyerek müzeyi gezmeyi tercih ettik. Müzenin kafesinde de mozaiklerden kupalar, yapbozlar ve defterler satın alabilirsiniz. 


Yazının Devamını Oku

Gökçeada’da çocukla yavaş tatil

‘Yavaş Şehir’ (cittaslow) ağındaki Gökçeada’da küçük, şirin ve pandemi açısından güvenli çok sayıda pansiyon var. Kimseciklerin olmadığı, sanki size özel sakin bir kumsal ya da koyda denize girip ailece huzurlu bir tatil geçirmeniz mümkün.

Bu sefer ailece Türkiye’nin en batı ucuna, güneşin en son battığı Gökçeada’ya doğru yola çıktık. Çanakkale’ye bağlı Gökçeada ‘yavaş şehir’ listesinde ülkemizi temsil eden 18 yerden biri. Tekirdağ, Malkara, Keşan yolunu takip edip Keşan’dan Gelibolu yoluna saptık. Feribot sonrası kısa bir yolculuğun ardından merkezden geçerek ilk durağımız olan eski Rum köyü Zeytinli’ye (Aya Teodoroi) vardık. Burası adanın en eski yerleşimlerinden. Arnavutkaldırımlı sokakları, küçük kafeleri ve yol kenarında hediyelik eşya satan tezgâhlarıyla gezginlerin de ilgi odağı. Dünyadaki yaklaşık 300 milyon Ortodoks Hristiyanın ruhani lideri, 1991’de patrik ilan edilen 1. Bartholomeos 1940’ta Zeytinli Köyü’nde dünyaya gelmiş.




Gökçeada’nın dibek kahvesi meşhur. Sabah kahvesi seviyorsanız ‘Madam’ın Yeri’ne mutlaka uğrayın. Dövülerek öğütülen bu kahvenin en lezzetlisini Zeytinli Köyü’nde içebilirsiniz. Madam’ın Yeri dışında Zeytinli’de pek çok küçük köy kahvesinde de dibek kahvesini tadabilirsiniz. Çocuklar ada muhallebisinin tadına bayılıyor. Rumlara özgü peynirli açık pideyi andıran ‘cicirya’yı denemek üzere Madam’ın Evstratia Cicirya Evi’ne gidebilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Ankara’nın taşına bak... Başkentte miniklerin görmesi gereken 8 yer

Oğlum, okula başladığından beri tüm milli bayramları okul arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle birlikte törenlerle kutladı. Okullar henüz açılmadığı için 30 Ağustos’u da çevrimiçi olarak önümüzdeki hafta sınıfıyla birlikte kutlayacaklar. Ona Kurtuluş Savaşı’nı anlatırken başta Anıtkabir olmak üzere Ankara’da daha önce birlikte gittiğimiz müzeleri de göstermek, gezdirmek istiyorum. Şehri çocukla ziyaret edenler için gezilecek yerler listesi hazırlarken, farklı şehirlerde yaşayanlar için sanal müze alternatiflerini de paylaşıyorum.

Atamızın huzurunda
Ankara denince ilk akla gelen müze Anıtkabir. Anıt Bloku ve Barış Parkı’ndan oluşuyor. Sembolik bir Milletler Cemiyeti olan Barış Parkı’nda, ülkemizin farklı bölgelerinden getirilmiş ve dünyanın çeşitli ülkelerini temsilen gönderilmiş 50 bin civarında bitki ve ağaç var. Barış Parkı içinden yürüyerek, sağ ve sol kenarında aslan heykelleri olan Aslanlı Yol’u takip edip Anıt Mezar’ın olduğu yere varabilirsiniz.Atamızı saygıyla andıktan sonra Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi’ni gezebilirsiniz. Müzede, Çanakkale, Sakarya Meydan Muharebesi ve Büyük Taarruz’u anlatan panoramalar her yaştan ziyaretçinin ilgisini çekiyor. Atatürk’ün özel eşyalarının yer aldığı bölümü de listenize ekleyin. Atatürk’ün kitaplığıysa en çok ilgi çeken bölümlerden biri.




Cumhuriyet tarihini yerinde öğrenin

Yazının Devamını Oku

Bir ada, bir çocuk... KKTC’de çocukla görmeniz gereken 10 yer

Kuzey Kıbrıs’a ilk defa eşim orada askerliğini yaparken gitmiştim. Hafızamda hep o kavurucu sıcaklarıyla kaldı. Oysa ada, tarihinden yemeğine, denizinden eğlencesine çok şey vaat ediyor. Üstelik burada sadece biz yetişkinler için değil, çocukların da ilgisini çekebilecek pek çok yer var.

Lefkoşa’da eski şehrin
sokaklarını dolaşın
Lefkoşa’da, yüzyıllar öncesinde yerleşim yalnızca surlarla çevrili olan alan içindeymiş. Venedikli mühendis Julio Savarnano’nun bir sanat eseri olarak görülen 3 mil uzunluğundaki surları, şehri eski ve yeni şehir olmak üzere ikiye ayırıyor. Surlar içinde kalan dar ve çıkmaz sokaklarda yürümek oldukça zevkli.

Girne Kalesi’ni
ziyaret edin
Bizanslılar, bu kaleyi Arap akınlarına karşı Girne’yi savunmak için inşa etmiş. Ortaçağdan günümüze dek gelen etkileyici yapılardan biri… Girne, geçmişte ticaretin merkeziymiş. Bu yüzden dönem dönem gerçekleşen saldırılar sonrasında yapılan

Yazının Devamını Oku

Minikleri büyüleyen Eskişehir

Hem arabayla hem de trenle birkaç kez gittik. Çocuk dostu bu şehirde miniklerin zevkle vakit geçireceği, eğleneceği ve öğreneceği birçok durak var. İşte oğlumun en sevdiği etkinlik noktalarımız...

Odunpazarı Modern Müze’yi ziyaret edin
Geçen yıl kapılarını açan, Odunpazarı Modern Müze (OMM) hem yetişkinler hem de çocuklar için ilgi çekici bir yer. Müzede çocuklara özel rehberli turlar ve atölye çalışmaları yapılıyor. Eskişehir’deki ilk tasarım mağazası olma özelliğini de taşıyan OMM Dükkân’da dekorasyondan kırtasiye ürünlerine pek çok şey bulmak mümkün. Ayrıca hem kendiniz hem de çocuğunuz için ilham veren sanat ve tasarım kitapları da satılıyor. OMM’yi ziyaret edecekseniz cep telefonunuza uygulamasını da indirerek rehber eşliğinde gezebilirsiniz.




Masal Şatosu’nda kaybolun

Yazının Devamını Oku

Yemek seçen çocuklar için 8 öneri

Yemek seçen bir çocuktum. Ispanak yemeye, ıhlamur içmeye zorlandığım için şimdi ağzıma sürmüyorum. Oğlum da yemek seçiyor. Yemeğin görüntüsü, kokusu tattan önce geliyor. Ancak onu yeni tatlarla tanıştırmak konusunda kararlıyım. Bunun için bazı kurallar belirledik...

HAFTALIK LİSTE YAPIN
Biz yemek listemizi pazar akşamları birlikte yapıyoruz. Et, balık, baklagiller, sebze yemeklerini bir haftaya bölüştürüyoruz. Sevdiği mantı ve ev yapımı hamburgere de listede yer veriyoruz. Böylece hiçbir öğün sürpriz olmuyor, ne yiyeceğimizi biliyoruz. Sebzeler, meyveler de ziyan olmuyor. Alışveriş sırasında sebzelerin hangi yemeklerde kullanıldığını anlatıyorum.

ATIŞTIRMALIKLARI DOĞRU SEÇİN
Yemek saatleri dışında günde bir kere meyve, bir kere de akşamüzeri atıştırmalık hakkımız var. Atıştırmalıkları da sağlıklı alternatiflerden: Ev yapımı dondurma, kuruyemiş... Yemeğini bitirmeyip doymadan masadan kalkmışsa bir sonraki öğünü beklemesi gerektiğini söylüyoruz.
MASAYA BİRLİKTE OTURUN
Yemek saatlerinde televizyon ve tabletler kapalı, telefonlar masaya alınmıyor. Bu, hem yemeğin tadını almak hem de birbirimizle sohbet etmek için önemli.
Çalışan ebeveynler olarak bu zamanlar bizim için de kıymetli. Birbirimize gün içinde neler yaptığımızı anlatıyor, öğrendiğimiz ilginç bilgileri paylaşıyoruz. 

NASIL PİŞİRDİĞİNİZİ ANLATIN

Yazının Devamını Oku

Saygı, sabır, umut ve uyum için sen anlat Anadolu! Çocuklar bu 10 rotayı mutlaka görmeli

Oğlum doğduğundan beri her fırsatta bazen anne-oğul, bazen de çekirdek aile seyahat ediyoruz. Seyahatler çocuğun yeni şeylere ilgi duymasına, insanları anlayıp farklılıkları görerek saygı duymasına, daha sabırlı, uyumlu ve anlayışlı olmasına yardım ediyor. Çocuğumun Türkiye’yi ve insanını anlaması, sahip olduğu değerleri fark etmesi için mutlaka yapmasını istediğin seyahatler var. İşte o rotalar ve nedenleri…

Dünyanın ilk tapınağı Göbeklitepe

Şanlıurfa’da bulunan, Neolitik Çağ’a ait tarihin bilinen en eski ve en büyük tapınağı Göbeklitepe seyahat listemizde ilk sıralarda. Göbeklitepe, 2018’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girdi. Dev sütunlardan ve üst üste dizilmiş ağır taşlardan oluşan Göbeklitepe’nin inşa süreci, o dönemde elarabası, alet edevat olmadığı için gizemini hâlâ koruyor. Tarihin en eski ibadethanesinin ülkemizde ve ulaşılabilir olması gerçekten çok güzel. Göbeklitepe’de eskiyi korumanın, ona iyi bakıp yaşatmanın önemini ve Anadolu’nun insanlık tarihindeki yerini konuşacağız oğlumla. Göbeklitepe’ye bakıp insanlığın nereden nereye geldiğini görmek de onun için öğretici olacak. Ayrıca Urfa’da ülkenin farklı bir kültürü ve yaşam biçimiyle yerinde tanışacak. Türkiye’nin kültürel zenginliğini anlaması açısından da önemli olacak bu seyahat.

Doğa harikası peri bacaları 
Kapadokya’ya her mevsimde gittim. Peri bacalarını baharda gezmek de karlar altında görmek de ayrı bir keyif. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Göreme Açık Hava Müzesi’ni ziyaret edip peri bacalarının içlerini gezip bölgenin en yüksek noktası olan Uçhisar Kalesi önünde fotoğraf çektirdikten sonra Güvercinlik Vadisi’nde yürüyüş yapacağız. Oğlumun peri bacalarının mimarının yağmur, rüzgâr ve sel sularının olduğunu alması oldukça ilginç olacak. Yeraltı şehirlerinin, efsanelerin ve Orta Anadolu yaşam biçiminin de bu topraklara dair oğluma anlatacak çok şeyi olduğuna inanıyorum. Ayrıca bu seyahat Türkiye’deki doğal zenginlikleri anlaması ve onların kıymetini bilmesi açısından da kritik rol oynayacak. 

Yazının Devamını Oku

Harçlığıyla ne yapabilir?

Çocukken aile büyüklerimiz bayramlaşıp el öptükten sonra bize mendil içinde bayram harçlığı verirdi. Şimdi aynı şeyi oğluma da yapıyorlar. Aldığı bu hediye başta olmak üzere, parayı harcama ve biriktirme konusunda bilinçli olması için uğraşıyorum. Bunun için neler mi yapıyorum?

Küçüklüğünden beri oğluma benim de babasının da çalıştığını ve yaşamamız için para kazandığımızı anlatıyorum. Çocukların paranın nereden ve nasıl geldiğini, emek ve çalışma karşılığında kazanıldığını anlamaları önemli. Para vererek alışveriş yaptığımızı ya da sinema, tiyatro bileti aldığımızı fark ettiği ilk zamanlarda paranın madeni ve kâğıt para olarak ikiye ayrıldığını ve parayı kaybetmemek için hep cüzdanda taşıdığımızı anlattım.

Sayıları öğrendikten sonra da market alışverişlerinde satın aldığımız meyve, sebze veya temizlik malzemelerinin kaç lira olduğunu ara ara oğluma da sordum. Bunu bir oyun haline bile getirdik. “Bir kilo elma kaç lira? Peki biz üç kilo alırsak ne kadar ödeyeceğiz?” diye sorarak hem parayı öğrenme hem de çarpım tablosu çalışma şansımız oldu. Kendi başına yaptığı alışverişlerde de (örneğin okuldaki kermesten alışveriş ya da kitapçıdan kitap alma) istediği şeyin fiyatına bakarak alıp alamayacağını hesaplamasını, parası almaya yetiyorsa para üstünü alıp kontrol etmesini söylüyoruz. 

Para konusunda doğruyu söyleyin

Çocuklar gördüklerini istemek konusunda özgürler. Alışveriş sırasında beğendiklerini gösterip “Bunu istiyorum, bunu alabilir miyiz?” diye sorduklarında tutturmalarının önüne geçmek için pek çok ebeveyn “Paramız yok, alamayız” demeyi tercih ediyor. Bu geçici çözümü oğlumla ilişkim için doğru bulmuyorum. Başka şeylere para harcadığımı görüp paramız olduğunu anlayabilir ve onun isteklerini önemsemediğimizi düşünüp kendini değersiz hissedebilir. Ben doğruyu söylemekten yanayım.

Evden ne alacağımızı kararlaştırarak çıkıyoruz, her zaman olmasa da bu yöntem son dakika isteklerinin önüne geçebiliyor. Eğer istediği şey bütçemi aşıyorsa bunu ona sessizce söyleyip alternatif sunmayı deniyorum. Daha uygun fiyatlı bir alternatif yoksa ve bütçemi aşıyorsam “Bunu alabiliriz, ancak bunu alırsak sonrasındaki yemek, sinema vb. programımızı ertelememiz gerekecek, tercih senin” diyorum. Çoğu zaman birlikte vakit geçirmeyi tercih ettiği için mutluyum.

Satın almak yerine birlikte üretin  

Bizler çocukken bu kadar çeşit oyuncak, kıyafet ya da teknolojik ürünler yoktu. Babamın yurtdışı iş seyahatlerinden getirdiği bebeklerle oynamaya kıyamazdım eskimesinler diye. Şimdi her şeye çok kolay ulaşabiliyoruz. Ailemizin küçükken bize alamadıklarını, özenip sahip olamadıklarımızı çocuklarımıza almak istiyoruz. Burada duruyorum, anne olarak kendime şu soruyu soruyorum: “Bu oğlumun isteği ya da ihtiyacı mı? Yoksa ben mi bunu istiyorum?” Soruya dürüstçe yanıt verdiğim pek çok zaman mağazadan hiçbir şey almadan, elim boş çıkabiliyorum.

‘Biriktir, destek olalım’ yöntemini uygulayın

Yazının Devamını Oku

Balıkçıların rotasında turkuvaz sularda... Çocukla teknede bir hafta

“Kamarada uyuyamam, deniz tutar” bahaneleriyle mavi turdan hep kaçtım. Salgın sebebiyle bu yaz razı oldum ve “Bugüne dek neler kaçırmışım” diye hayıflandım. Size hem duraklarımızı hem de çocukla çıkacağınız tekne turunda bilmeniz gerekenleri anlatacağım. Mesela bir hafta yalınayak ve şortla geçecek, fazla kıyafet taşımayın; yola çıkmadan menüyü kontrol edin, içecek ve atıştırmalıkları önceden alın.

Mavi yolculuk teknesine biner binmez ateşimiz ölçüldü, sağlığımızla ilgili formlar dolduruldu ve mürettebattan teknenin hijyen kurallarını dinledik. Öğle saatlerinde Bodrum’dan demir alıp antik kent Knidos’a doğru yola çıktık. Kaptan 20 dakika sonra Adaboğazı’nda yüzmemiz için kısa bir mola verdi. Karayel estiği için deniz dalgalıydı. Yolun bir kısmında yelkenler de açıldı. Dalgalı deniz midemi bulandırmasın diye kamaraya inmedim, pruvada oturmayı tercih ettim. Yaklaşık iki buçuk saat sonra Knidos’a vardık. Karya dönemi şehri Knidos, bilim, mimari ve sanatta oldukça ileri bir kentmiş. Dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen İskenderiye Feneri’nin mimarı Sostratos’un da burada yaşadığı söyleniyor. Zodyak botla karaya çıkıp günbatımını izledik. Manzara tek kelimeyle muhteşem...




İkinci gün kahvaltıdan sonra Palamutbükü’ne doğru yola çıktık;buradan İnceburun’a, oradan da geceyi geçirmek için demir atacağımız Aktur’a gittik. Çocuklar yol boyunca boyama yaptı ve tabletten film izledi. Teknede internet sınırlı ve kotası dolunca ek ücret ödüyorsunuz. Eğer çocuğunuz film izlemek istiyorsa tekneye binmeden internet paketinizi kontrol etmenizde fayda var. Teknede üçüncü gün Dirsekbükü’nde denize girdik. Öğleden sonra Datça’ya veda edip Marmaris, Bozburun’a vardık. Akşamüzeri, çocukları teknede bırakıp Bozburun Yat Kulübü’ne uğradık. Burada gündüz denize girebilir, öğlen ve akşam yemeği yiyebilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Minimalist ebeveynlik böyle olur!

Okuduğum bir kitaptan ilham alarak bir ay boyunca gıda ve temizlik malzemeleri dışında alışveriş yapmamıştım. Bu sayede ihtiyaç ve isteklerimi sorguladım ve bütçemi gözden geçirmeye karar verdim. Pandemi günlerindeyse devamı geldi...

Evde çok fazla vakit geçirdiğimiz günlerde oğlumun dağılmış oyuncakları üstüme üstüme gelmeye başladı. Japon toplama ve düzenleme sanatının ustası Marie Kondo’nun önerdikleriyle Joshua Fields Millburn ve Ryan Nicodemus’un minimalizm üzerine yazdıkları blog’ları ve kitapları okumuş biri olarak kolları sıvadım. vde çok fazla vakit geçirdiğimiz günlerde oğlumun dağılmış oyuncakları üstüme üstüme gelmeye başladı. Japon toplama ve düzenleme sanatının ustası Marie Kondo’nun önerdikleriyle Joshua Fields Millburn ve Ryan Nicodemus’un minimalizm üzerine yazdıkları blog’ları ve kitapları okumuş biri olarak kolları sıvadım. Mutfaktan banyoya, yatak odasına evin her tarafında kullanılmayan, ihtiyaç duymadığımız eşyayı ayırdım. Sıra oğlumun odası ve eşyasına gelinceyse şunları yaptım...  

Eşyasını gizli-saklı vermeyinEşyasını azaltmadan önce neleri, neden saklamak istediği üzerine konuştuk. Eşyasını ondan izinsiz, gizli-saklı vermeye niyetim yoktu. Oynamadığı oyuncakları ihtiyacı olan çocuklara verme konusunda istekliydi. Oyuncak ve eşyasını ‘verilecekler’, ‘satılacaklar’ ve ‘hatıra olarak saklanacaklar’ olarak üç gruba ayırdık. 

İhtiyaç ayrı, istek ayrıPek çok ebeveyn, üzerinde satın alma baskısı hissediyor. Bazı aileler her şeyi alınca kimileri alamadıklarının çocuklarını mahrum bırakacağını düşünüyor. En iyiyi sağlama düşüncesi, çocukken sahip olamadıklarının üzüntüsü aileleri daha çok şey almaya itiyor. Biz bu süreci ihtiyaç ve istek listesi yaparak çözüyoruz. İhtiyaçlar en kısa sürede alınırken istekler zamana yayılıyor.

Satın değil ödünç al

Eğer belirli bir süre ya da tek bir sefer için bir şeye ihtiyaç duyarsak satın almadan önce aile ve arkadaş çevremize soruyoruz. Her sene boyları uzuyor ve sadece bir hafta giyeceği eşya dolapta çok yer kaplıyor. Örneğin, geçen yıl kayak montu ve pantolonunu kuzeninden ödünç aldı. O parayı da ailece müzikal seyretmek için harcadık. 

Yeni oyuncak gelirse eskisi gider

Oyuncaklar için plastik, kapaklı kutular aldım. Oyuncakları gruplara ayırdık, kutulara yerleştirdik. Böylece onları nereye koyacağını ve odasını nasıl toplayacağını da öğrendi. Yeni bir oyuncağın gelmesi için kutudan artık oynanmayan bazı oyuncakların gitmesi gerekiyor. Bu şekilde hem odayı temizlemek kısa sürüyor hem de çocuklar yaratıcı oyunlar için daha fazla ilham bulabiliyor. 

Resimleri duvarda sergiliyoruz

Yazının Devamını Oku

Çocukla otomobil yolculuğu

Hamileliğimden itibaren oğlumla sık sık seyahat ettik. Bu yolculuklarımızın bir kısmını da arabayla yaptık. Pandemi nedeniyle sağlık önlemi olarak uçak yerine ailece arabayla tatile çıkmayı tercih ediyorsanız güvenli çocuk koltuğu seçiminden yolculukta oynayabileceğiniz oyunlara kadar hayatınızı kolaylaştıracak pek çok şeye ihtiyacınız var demektir.

Bebeklerin doğumdan itibaren araçta güvenli yolculuk yapabilmeleri için ana kucağı dediğimiz kemerle sıkı bir şekilde bağlanan bebek koltuğunda oturmaları gerekiyor. Daha büyük çocuklar içinse uluslararası standartlara uygunluğunu gösteren E4 damgası taşıyan, kendinden çocuk kemerleri ve ISOFIX bağlantısı olan, çocuğunuzun yaş ve kilosuna uygun koltukları tercih edin. Eğer çocuğunuzun başı koltuğa oturduğunda koltuğun üstünü geçiyorsa, artık o koltuğu değiştirme zamanı gelmiş demektir. 8 yaşından sonra çocuklar ‘booster’ denilen yükseltici koltuk da kullanabiliyor. Bu koltukta kemerin güvenli şekilde bağlanması önemli...

Çocukların güvenliği için 12 yaşına kadar arka koltukta oturmaları gerekiyor. Uzmanlar, çocuk koltuğu yerine kucakta ya da ön koltukta oturan bebek ve çocukların çarpma anında kucaktan fırlamasını engellemenin neredeyse imkânsız olduğunu söylüyor.

Yüz kez aynı şarkıyı dinlemeyin
Eğer ‘Arkadaşım Eşek’ ya da ‘Ali Baba’nın Bir Çiftliği Var’ şarkılarını yüzlerce kez dinlemek istemiyorsanız kendi müzik listenizi oluşturun.
Biz Spotify uygulaması kullanıyoruz ve yola çıkmadan oğlumun sevdiği tüm şarkıları bir dosya halinde listeliyoruz. Uyku saatleri için ninniler, yolda eğlenmek ve eşlik etmek için hareketli şarkılar var listemizde. Storytel uygulamasıyla da pek çok çocuk kitabını dinleyebilirsiniz. Selma Ergeç’in sesinden Can Göknil, Doğan Gündüz gibi sevilen yazarları dinlemek oldukça keyifli. Harry Potter kitaplarını da dinleyebileceğinizi biliyor muydunuz?

Yazının Devamını Oku

Tutumlu ebeveyn olmanın ipuçları

Salgın döneminde hem ev hem de kendimiz için yaptığımız harcamaları gözden geçirip değerlendirme fırsatım oldu. Oğlum için yaptığım harcamaları azaltmak ve daha uzun süre kullanabileceğimiz eşyaya yatırım yapmak için kolları sıvadım. Mesela neler mi yaptım?

Evde geçirilen günlerde pek çok kişi dolaplarını düzenledi, temizlik yaptı. Oğlumun dolabını toplarken ona artık küçük gelen kıyafetleri ve ayakkabıları ayırdım. Bunları oğlumun kuzenlerine gönderdik. Bizim gibi dolap düzenlemesi yapmış olan diğer aile üyeleri de küçülen kıyafetlerini bize gönderdi. Ailede kıyafet değiş tokuşu yapabileceğiniz herhangi biri yoksa arkadaş grubunuzla da bu fikri paylaşabilirsiniz. Sadece çocuk kıyafetleri için değil, eğer bebek bekliyorsanız hamile kıyafetlerini de ödünç alabilirsiniz. Arkadaşlarımla kurduğumuz anne grubumuzda hamile olan kişi doğum sonrasında bir hurca kullanılabilir durumdaki tüm hamile kıyafetlerini koymuş ve grupta bebek bekleyen diğer arkadaşımıza vermişti. Ayrı hurç yeni kıyafetler eklenerek birkaç yıl boyunca anne adayları arasında dolaştı.

Pijamalar kesilip şort oldu

Okulların uzaktan eğitimle devam edeceği ve çocukların okula gitmeyeceğini öğrendiğimde sene başında aldığımız okul formalarını ne yapacağımızı düşündüm. Bizim okulumuzun forması kışın eşofman altı, yazın şort ve üzerine de üç farklı renk tişörtten oluşuyor. Bu formalar seneye küçük gelecekti. Bu sebeple, evde olduğumuzda da yeni eşofman almak yerine oğluma bunları giydirdim. Bel kısmı olan ve boyu kısalan eşofmanları kestirip şort yaptırdım. Sonbaharda okullar açıldığında giyebilecek. Oğlumun kışın ve bahar aylarında giydiği ince koton pijama altlarını da şort olacak şekilde kestim. Şimdi yazlık pijama olarak giyiyor hepsini.

Sonbahar ve kış için indirimli alışveriş

Sezon indirimleri başladı. Ben de oğlumun en çok giydiği önden fermuarlı ve kapüşonlu sweatshirt’leri, eşofman altı, uzun kollu tişört, iç çamaşırı ve çorapları indirimden almaya başladım. Bunları önümüzdeki sonbahar ve kış aylarında giymesi için aldığımdan bir yaş veya bir beden büyük seçiyorum. Yaz indirimlerinden de önümüzdeki senenin bahar ve yaz ayları için alışveriş yapacağım. Oğlum için alışveriş yaptığım mağazaların sosyal medya hesaplarını takip ediyorum, indirimlerden bu şekilde haberdar oluyorum. Eğer bebek bezi, ıslak mendil vb. ürünler kullanıyorsanız bunları da market indirimlerinde toplu olarak alabilirsiniz. Ancak bebek bezini çok fazla depolamayın çünkü bebekler hızlı büyüyor ve bez numaraları değişiyor.

Kültür-sanat etkinliklerine bütçe ayırın

Oğlumla birlikte müze gezmeyi seviyoruz. Hem yeni şeyler öğrenmek ihem de birlikte zaman geçirmek için şahane. Müzelerin indirim günlerini ve ücretsiz ziyaretçi kabul eden günlerini takip ediyoruz. Çoğu müzede 12 yaş ve altı çocuklar için ücret alınmıyor. Müzelerin pek çoğu çocuklar için önceden kayıt yaptırmanız gereken ücretsiz etkinlikler de düzenliyor. 

Oyuncak ve kitap değişim buluşmaları

Yazının Devamını Oku

Pandemi döneminde çocukla uçuşunuz daha rahat geçsin

Normalleşme sürecinde bebek ya da çocuğunuzla uçak yolculuğu yapacak mısınız? Yeni önlemler nedeniyle uçuş öncesi evde, havaalanında ve uçuş sırasında dikkat etmeniz, önceden hazırlık yapmanız gereken pek çok ekstra düzenleme var. Yakın zamanda çocukla seyahat edecekseniz bu liste yolculuğunuzu kolaylaştıracak.

Turizm Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda, COVID-19 pandemisinin havaalanlarında yayılımını önlemek amacıyla ‘Havaalanı Pandemi Tedbirleri ve Sertifikasyonu Genelgesi’ yayımlandı. Genelge maske kullanımı ve sosyal mesafe kurallarını tanımlıyor ve uygulanmasını zorunlu kılıyor. Eğer çocukla yolculuğa çıkıyorsanız sizin de mutlaka birtakım önlemler almanız gerekiyor.

Check-in’i evden halledin

Havalimanındaki temas oranınızı düşürmek için check-in işlemlerinizi mobil uygulama veya internet sitesi üzerinden yapın. İç hatlarda uçacaksanız, havalimanında bulunan kiosklardan temassız check-in işlemi de mümkün. Pek çok havaalanında, personelle yolcu arasında güvenli hizmet mesafesini korumak için siperlikler yerleştirilmiş. Eğer biniş kartınızı önceden aldıysanız, otomatik bagaj teslim istasyonları olan havalimanlarında temassız bagaj teslimi de yapabilirsiniz.

Havaalanına erken gidin

Yazının Devamını Oku

Evdeyim, okuyorum, eğleniyorum

Çocuk kitapları yazarı ve eğitmen Dr. Nilay Yılmaz, Okuma Kültürünü Yaygınlaştırma Platformu (OKUYAY) bünyesinde gerçekleşecek yeni projesi için bana “Jüri üyelerimiz arasında seni de görürsek çok mutlu oluruz” dediğinde hiç tereddüt etmeden “Elbette” dedim. Bu vesileyle bu hafta okuma motivasyonunu arttıracak eğlenceli yarışmalardan ve seminerlerden söz etmek istiyorum.


OKUYAY Platformu, Sivil Toplum Sektörü Ortaklıklar ve Ağlar Hibe Programı kapsamında Türkiye Yayıncılar Birliği’ne verilen hibeyle kurulan, ülkemizde okuma kültürünü desteklemeye çalışan bir platform. Geçen yıl uzun yıllardır Türkiye’de yapılmayan Okuma Kültürü Araştırması’nı yeniden yaptılar. Bu çalışmanın sonunda da belli bölgelerde okuma kültürünü yaygınlaştırma konusunda ilgi çekecek projelere destek verme kararı aldılar.

Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Koordinatörü ve OKUYAY Platformu Proje Koordinatörü Ebru Şenol, Ankara, Adana ve İstanbul’dan toplam 12 bin kişiye ulaşmayı hedefleyen dört farklı proje seçildiğini söylüyor.

1) ‘Sıradışı Meydan Okumalar’ (İstanbul)

Çalışmanın içeriğini proje koordinatörü Dr. Nilay Yılmaz şöyle anlatıyor: “‘Kitap her yerde ve her koşulda okunur’ ve ‘Okumak eğlencelidir’den yola çıkarak bir meydan okuma yarışması düzenliyoruz. Yarışmaya katılmak için sıradışı yerlerde okunan kitabın, kitabın içeriğine uygun şekilde fotoğrafının çekilmesi gerekiyor. Örneğin, deniz kenarında kendi yaptığınız bir denizaltıyı tutup ‘Denizler Altında Yirmi Bin Fersah’ kitabını okuyarak poz verebilirsiniz.

Katılım şartları: Fotoğrafları ekim sonuna dek yarışmanın internet sitesi ve Instagram hesabında belirtilen etiketlerle Instagram’da paylaşmanız gerekiyor. 0-6, 7-13, 14-18 ve 18+ yaş grubu, özel gün, öğretmen ve aile olmak üzere farklı kategoriler mevcut. Her hafta ‘haftanın en’leri belirlenecek. Meydan okumaya ve yarışmaya her hafta başka bir kitapla katılmak mümkün.

2) ‘Kütüphane Şehri’ (Ankara)

Kütüp-Anne Platformu kurucusu ve Kütüphane Şehri Projesi Koordinatörü Merve Yavuzdemir,

Yazının Devamını Oku

Çocukla tatilin bu yılki adı: Kamp

Uzaktan eğitimle geçen bir yarıyıl sonrasında çocukların yaz tatili başladı. Seyahat yasakları da kalktı ve çocuklu bir aile için kamp, artık en uygun seçeneklerden. Favorilerim arasında felsefe kampı da var.

Ekrandan uzaklaşıp imece usulü yaşamı öğrensin

Adı: Oyun Kampta
Yaş grubu: 3-12, ailelerle birlikte.
Nerede: Bozburun Kocabahçe ve Fethiye Pastoral Vadi.

İçerik: Çocuklar bu kamplarda doğayı ve mucizelerini yakından tanırken sanat, müzik ve drama atölyelerine katılabilecek. Telefon, internet ya da televizyon olmayan kamplarda çocuklar dijital dünyadan uzak bir şekilde imece usulü yaşamayı deneyimleyebilecek. Kümesten yumurta almanın, doğa yürüyüşlerine çıkmanın, etraftan topladıkları malzemelerle yaratıcı çalışmalar yapmanın ve doğada vakit geçirmenin çocukların ilgisini çekeceğine eminim.

Yazının Devamını Oku

İnternette yaz tatili

Maskeyle ve sosyal mesafeli bir şekilde şehirde çocuklarla bir yaz tatili oldukça zor görünüyor. Evde eğlenip kaliteli zaman geçirmesine destek olacak çevrimiçi yaz okullarını listeledik.


Okullar kapanır kapanmaz oğlumla yaz planımızı konuştuk. Salgın sebebiyle daha önce yaptığımız yaz programımızın neredeyse tamamını iptal etmek ya da ertelemek zorunda kaldığımızı ona anlattım. Pek çok arkadaşıyla birlikte geçen yaz olduğu gibi oyun oynayamayacağını, kalabalık ortamlara giremeyeceğimizi de söyledim. Bu yaz tatilinde onun da mutlu olabilmesi ve isteklerini karşılayabilmek için mümkün olduğu kadar programları birlikte yapmaya özen göstereceğimizi, başta yaz okulları olmak üzere eğlenerek zaman geçirmesi için öneriler sunacağımızı da ekledim. Birlikte bir ‘KOTA’ sistemimiz var. ‘Kitap, oyun, teknoloji ve aile saati’ diyoruz biz buna. Bu yaz tatilinde de hepsini dengeli bir şekilde gün içine yayarak yapmaya çalışacağımız konusunda ortak bir karar aldık. Elbette okulun verdiği ödevler, yabancı dil çalışmaları da bu programın içinde. Her gün temiz hava almaya çıkmayı ve hareket etmeyi de listemize ekledik. Tabletinde oynayacağı oyunlara, aile saatinde birlikte film izlemek, kutu oyunu oynamak başta olmak üzere yapabileceklerimize de birlikte karar verdik. Bu yaz, geçen tüm yazlardan farklı olacak ve neler olacağını, bizi nelerin beklediğini yaşayarak göreceğiz.

Ekran başında sanat, müzik ve hareket

Duygularını ifade etsinİçerik: Oyuncu Ceyda Düvenci ile Aslı Cüreklibatır’ın kurdukları Taş Kâğıt Makas Duygu Atölyesi’nin yaratıcı yazarlık, felsefe ve drama eğitimleri başta olmak üzere pek çok atölye programı var.
Yaş aralığı: 0 -18
Ne zaman: Temmuz ayı boyunca
Nerede: Zoom uygulaması

İngilizcesini geliştirsin

Yazının Devamını Oku

Bu yıl karne notlarını değil, duygularını önemseyin

Neredeyse bir yarıyılı evde geçiren ve uzaktan eğitimle tamamlayan çocuklar, ilk ‘çevrimiçi’ karnelerini aldı. Çocuk ve ergen psikoloğu Ayşe Çil Kara, “Sınıf ortamında öğrenmeyle ekran başında yalnız öğrenme arasında ciddi fark var. Pandemi süreci her çocuğu aynı etkilemiyor. Düşük notları eleştirmek yerine, düzeltmek için planlarını sorun” diyor.


Dün, ikinci yarıyılın büyük bir kısmını uzaktan eğitimle tamamlayan öğrenciler karne aldı. Çevrimiçi olarak gönderilen karneler ve yine çevrimiçi yapılan okul törenleriyle bir eğitim ve öğretim yılının da sonuna geldik. Ebeveynler olarak bu karneleri nasıl değerlendirmeliyiz?

Bu süreçte evde kalan bizler de eğitim sürecinin bir parçası olduk. Acaba bizim karnemiz nasıl? Çocuğumuzun ders başarısını önemseyip evde öğretmeni mi olduk yoksa bu sürece uyum sağlamasını kolaylaştıran, anlayış gösteren anne-babalar mı? Çocuk ve ergen psikoloğu Ayşe Çil Kara ile hem karne sürecini hem de ebeveynler olarak çocuklarımıza nasıl yaklaşmamız gerektiğini konuştuk.

‘Sen değerli değilsin’ mesajı vermeyin

Çocuk ve ergen psikoloğu Ayşe Çil Kara, geride bıraktığımız eğitim döneminde her şeyin farklı bir düzende ilerlediğini, bir sürü belirsizlik olduğunu, bu sebeple ebeveynlerin ders başarısından ziyade çocukların kazanımlarını dikkate almalarını öneriyor. Kara’nın verdiği bilgi ve tavsiyeleri şöyle sıralayabiliriz: Karnenin, çocuğun okuldaki davranışlarıyla derslerdeki başarısını gösteren, ancak kişiliğini ve karakterini detaylı olarak değerlendiren bir belge olmadığını unutmamak gerek. “Ekranın başına oturup ders dinlemedin, oyun olsa hemen oturuyorsun ama!” diyerek çocuğu eleştirmek yerine, bu dönemde aldığı nottan çok, içinde bulunduğu süreçte duygularını önemsediğimizi göstermeliyiz. Çocuğun da duygularını ifade edebilmesine fırsat tanımalıyız.

Karnesi iyi gelmeyen, düşük not alan çocuk genellikle ‘sen değerli değilsin’ mesajını alır. Pek çok çocuk, bu durumda yoğun olarak utanç duygusu yaşar.

Rakamlarla değil, öğrenmesiyle ilgilenin  

Yazının Devamını Oku

Siz yapmazsanız o da yapmaz

Din, dil, ırk ayrımcılığının yanı sıra gözlük takmak, çilli olmak gibi fiziksel özellikler nedeniyle pek çok çocuk zorbalığa maruz kalıyor. Çocuğumuza ayrımcılığı, bunun neden yanlış olduğunu nasıl anlatacağız? Klinik psikolog Burcu Gençer’e göre en önemlisi, ayrımcı dili kendi hayatımızdan çıkarmak...


Bu ara dünyanın gündeminde ABD’deki eylemler nedeniyle ayrımcılık var. Ayrımcılıkla mücadelede anne-babalara da görev düşüyor. Ben, farklılıklara saygı duyan bir çocuk yetiştirmeye çalışıyorum.

Cinsiyet ayrımcılığı konusunda konuştuğumuzda, ev işlerinin kadın olarak benim sorumluluğum olmadığını, babasıyla birlikte kendisinin de işbölümüne katılması gerektiğini anlatıyorum. Erkek işi olarak düşünülen pek çok mesleği kadınların da hakkıyla yapabildiğini söylüyorum.

Marie Curie, Valentine Tereşkova ve J.K. Rowling gibi isimleri de sık sık anıyorum.

Ayrımcılık ve zorbalık hakkındaysa kendime ‘The Munsters’ dizisinde Herman Munster’ın oğluyla yaptığı konuşmayı örnek alıyorum: “Dış görünüşünün bir önemi yok. Kısa, uzun, şişman, zayıf; çirkin, güzel, siyah, sarı beyaz olabilirsin. Önemli olan kalbinin büyüklüğü...”

Ayrımcılığın yanlış olduğunu bilen bir çocuk yetiştirmek için yapılması gerekenleri bir uzmana da danıştım: Nelere dikkat etmemiz gerektiğini klinik psikolog Burcu Gençer anlattı.

FARKLILIKLAR BİZİ VE DÜNYAYI ZENGİNLEŞTİRİR

Çocuklar dünyayı ve insanları anlamaya çalışırken benzer ve farklı özelliklere odaklanır. Üç yaşındaki çocuğunuzdan sık sık  şunları duyabilirsiniz: “Benden küçük” veya “Gözlüğü var”... 

Yazının Devamını Oku

Karantinada geleneği devam ettirmenin yolları

Aile büyükleri, akraba ve dostlarla bir araya gelmeden de eskilerin tadında bir bayram geçirebilmek mümkün mü? Oğluma bayramı en güzel şekilde yaşatabilmek için bir plan yaptım, umarım size de faydası olur...


Bayramları çocukluğumdan beri çok severim. Sabah erkenden kalkar, ailece kahvaltı ederdik. Annem ve babam bize bayramda giymek için yeni kıyafetler almış olurdu.

Kahvaltı sonrasında giyinip süslenip salonda babamın elini öper, bayram harçlığımızı alır, sonra da hazırlanıp rahmetli babaanneme giderdik. Halamlar, amcamlar, kuzenler tüm aile öğle yemeğinde babaannemde buluşurduk. Babaannem mutlaka el açması suböreği ve limon tatlısı yapardı. Herkesin, kendine börek kalmaz endişesiyle mutfağın bir yerine bir tabak börek sakladığını daha dün gibi hatırlıyorum.

Babaannem bize önceleri kenarları işlemeli mendil içinde verirdi harçlıklarımızı. Sonraki yıllarda mendiller yerini zarfa bıraktı ama içinden mutlaka el yazısı bir not da çıkardı.

Bir de aile fotoğrafı çekerdik. Tüm aile babaannemin etrafında yerimizi alır, karşımızda çekim için ayarlanmış kameraya poz verirdik. Zamanla bu fotoğrafa kuzenlerin eşleri ve sonra da çocukları eklenmeye başladı. Akşam yemeğiyse rahmetli anneannemin evinde, bu sefer dayımlarla birlikte yenirdi. Anneannem pırasalı börek yapardı, yine el açması. Dilediğim kadar çikolata yiyebildiğim, bol bol mendil ve bir çocuk olarak harcayabileceğimden çok harçlık biriktirdiğim, tüm kuzenlerimle günlerce oyun oynayabildiğim şahane zamanlardı bayramlar.

Anne olduktan sonra da bayramlardaki aile geleneğimizi devam ettirmek istedim. Bayramlarda oğluma minik bir hediye, birkaç parça yeni kıyafet aldım. Biz de öğle yemeklerinde oğlumun babaannesi, amcası ve kuzenleriyle birlikte olduk. Akşam yemeklerinde de benim ailemle buluştuk. Bayram boyunca yediği çikolataya karışmadım hiç. Babaannesi hep sevdiği ve istediği bir oyuncağı aldı. Babam hep elişi bir oyuncak hazırladı bayramlarda, harçlığını da oyuncağa sakladı. Annem atkı, yelek veya battaniye ördü, oğlumun istediği desen ve renklerde tabii. Yaşça büyük olduğum için sevdiğim arkadaşlarım da “El öpmeye geldik” diye bizi ziyaret ettiler. Çoluk çocuk hep lezzetli, bol çeşitli sofralarda buluştuk.

Bayram öncesi biraz hüzünlüyüm. Tüm aile büyükleri 65 yaş ve üzeri olduğu için oğlum onları neredeyse üç aydır göremiyor. Sokağa çıkma yasakları ve aldığımız sağlık önlemleri sebebiyle de bu bayram kimseyle bir araya gelemeyeceğiz. Peki bayramı evde bayram gibi nasıl yaşayacağız?

Hemen kolları sıvadım.

Yazının Devamını Oku