"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Bağışıklık herkese lazım

Bağışıklık sistemimiz mükemmel bir organizasyon. Biz ciddi yanlışlar yapmaz, onu hırpalamaz, işini aksatmazsak tıkır tıkır çalışır.

Sağlam bir bağışıklık sistemi kendinizi daha iyi hissetmenizi, daha enerjik ve fit olmanızı, daha iyi görünmenizi garanti altına alır ama o müthiş organizasyonun işleri sadece bunlarla da sınırlı değildir.
Bizi enfeksiyonlar ve kanserlerden, yani iç ve dış düşmanlardan da yine o korur.
Dışarıdan gelecek terörist saldırılara da (enfeksiyonlar), içinizde gelişecek kötü niyetli hastalıklara da (kanserler) o engel olur.
Bedeni çevresel zararlardan koruyan, toksinlerden, kirlerden arındırıp içinizi, dışınızı piri pak yapan da yine odur.
Kısacası “sağlam bir bağışıklık sistemi” her yaşta, herkese, her zaman lazımdır.

Bizi kimler koruyor?

Bağışıklık sisteminin her koruyucu organizasyon gibi askerleri (oyuncuları) ve savunma/saldırma silahları (antikorları) var. Askerleri esas olarak lökositler/beyaz kan hücreleri.
Bunların bazıları sadece kanımızda dolaşıp devriye görevi yapıyor. Bazıları da dalakta, boğazdaki, kasıktaki, koltuk altındaki lenf bezlerinde, kemik iliğinde, karaciğerde ve bağırsak çevresinde görev yapıyor. Özellikle lenfosit olarak bilinen beyaz kan hücrelerinin üstlendiği görevler çok mühim. Onların da T ve B lenfositi olarak bilinen iki ayrı grubu var.
T lenfositler daha çok diğer lökositlerle “koruma/saldırma” görevini üstlenen hücreler. Bunlar Timus bezinde eğitilip belli beceriler kazandıktan sonra sisteme veriliyor. B lenfositleri ise kemik iliğinde üretilip aynı yerde eğitilen ve yabancı bir uyaranla uyarıldıkları zaman antikor adı verilen savunma maddelerini üreten hücreler. Sistemin başka oyuncuları da var ama işin büyük bir bölümünü bu hücreler yapıyor.

Bağışıklık gücümüz neden ve nasıl zayıflar?

Bağışıklık sistemini zayıflatan pek çok şey var. Mesela yeteri kadar gıda bulamama (açlık) durumu, özellikle de proteinden eksik beslenme bağışıklık sistemini zayıflatıyor.
Ayrıca sistemin aksamadan işleyebilmesi için kâfi miktarda vitamine, minerale, antioksidana, yani “mikro besin” unsuruna da ihtiyacı olduğu kesin. Sistemi güçsüz düşüren yanlışlardan biri de gereğinden çok “şeker” tüketmek, aşırı karbonhidrat yüklenip fazlaca “yağlanmak”.
Hareketsizliğin önemli bir sabotajcı olduğu kesin. Listeye “uykusuzluğu, depresyonu, uzamış stres sorununu” da eklemeniz şart.
Bazen de “ilaçlar”, özellikle kortizon içerenler bu sistemi bozuyor. Ayrıca bu sistemi doğrudan felç edebilen ama gerektiğinde kullanılması zorunlu olan ilaçlar da var: Mesela kanser kemoterapisinde kullanılanlar. “Alkol ve sigara”nın da bağışıklık düşmanı olduğunu unutmayalım.
Ve son bir “bağışıklık zararlısı” daha var ki onu aklımızdan hiç çıkarmayalım: Antibiyotikler, özellikle de gereksiz yere kullanılan, boş yere yutulan antibiyotikler korunma kalkanına zarar verir.

Bağışıklık nasıl güçlü tutulur?

Dengeli, çeşitli ve yeterli beslenen biriyseniz, düzenli egzersiz yapma alışkanlığınız varsa, uyku dengeniz yerindeyse, stres yönetiminiz başarılıysa bağışıklık sisteminiz size ölene kadar hizmet edecektir. Ama ben yine de daha güçlü bir bağışıklık sistemi istiyorum diyorsanız:
◊ Özellikle D vitamini, B12 vitamini, B6 vitamini, A vitamini, C vitamini seviyelerinizi de dikkatle izleyin. Ayrıca demiriniz, çinkonuz, selenyumunuz ne durumda öğrenin. Omega-3 eksikliğiniz varsa en kısa zamanda telafi edin.
◊ Eğer daha da güçlü bir bağışıklık sistemi hedefliyorsanız antioksidanların, özellikle de kateşinlerin (siyah ve yeşil çay), likopenin (domates, karpuz), kuvarsetinin (elma, soğan), antosiyaninlerin (siyah erik, siyah üzüm, kiraz, vişne), betakarotenin (havuç, bal kabağı) gücünden de istifade edin.
◊ Baharatların, en çok da tarçın ve zerdeçalın, hatta kırmızı ve karabiberin güçlü birer bağışıklık desteği olduklarını not edin.
◊ Sistemde bol allisin (sarımsak), indol-3 yani sulforanlar zengini (lahana, karnabahar), C vitamini deposu (portakal, mandalina) bulundurun.
◊ Listeye probiyotik ve prebiyotik zengini besinleri de ekleyin.

Güçlü bağışıklık için ilk 5

◊ Daha bol ve düzenli protein kazanın. (Et, yumurta, süt ürünleri...)
◊ Probiyotik zengini besinleri (yoğurt, peynir, tarhana, turşular, kefir), prebiyotik zengini gıdaları (bamya, pırasa, doğan, sarımsak, elma, yer elması, yarı olgun muz) daha bol tüketin.
◊ D vitamini zengini besinler tüketmeyi ve güneşlenmeyi unutmayın.
◊ Omega-3 zengini besinlere yüklenin.
◊ Antioksidan zengini renkli sebze ve meyvelerden istifade edin.

Bağışıklığı güçlendiren 10 mutfak sırrı

İLK 5

◊ Diyetinizde kırmızı et, bol sebze, hamsi, palamut ve lüfer gibi yağlı balıklar yani bol protein ve omega-3 bulunsun.
◊ Haftada iki-üç defa bakliyat, ayda bir iki kez ızgara karaciğer tüketmeye çalışın.
◊ Kefir, yoğurt, ev yapımı ayran, boza, ev yapımı turşular probiyotik zenginlikleri nedeniyle güçlü bir bağışıklık için harika besinlerdir.
◊ Alışveriş listenize antioksidan deposu kırmızı, sarı dolmalık biber, domates, böğürtlen, pancar, kırmızı lahana, kırmızı turp, havuç ve kavunu eklemeyi unutmayın.

İKİNCİ 5

◊ Mutfağınızda zerdeçal, zencefil ve tarçına da sık sık yer açın.
◊ Yemeğin içine hızla nüfuz edebilmesi için, limonu küp şeklinde kesilmiş kabuğuyla koymak daha iyidir. Çünkü bağışıklık desteği limonun kabuğunda bulunur.
◊ Koyabileceğiniz her şeye maydanoz ekleyin. Maydanoz C vitamini açısından zengin olmasının yanı sıra, tümörlerin büyümesi için gerekli olan kan damarlarının oluşumunu engelleyen apigenin diye bir madde de içerir.
◊ Kırmızı biber yiyin. Biber ne kadar acıysa, bağışıklığa o kadar iyi gelir.
◊ Kahvaltıda yulaf ezmesi (yoğurt ve badem sütü ile) deneyin.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI