Paylaş
Oyuncular Sendikası açıklama yaparak bunun mesleklerine zarar vereceğini açıkladı. Diyorlar ki o açıklamada: “Mesleğimiz tehdit altında. Bir oyuncunun sesinin, bedeninin, emeğinin yapay zekâ olarak kullanması kabul edilemez. Sanat insan emeğiyle var olur. Yapay zekâ insanın yerine değil yanında olmalıdır.”
Şimdi ilk önce: Size ne...
Oyuncular onay vermiş, paralarını da almışlar.
İkinci olarak, bize ne...
Ben bir seyirci olarak karşıma sunulan işe bakarım. Sakil durursa zaten ikinci şansı vermem.
Üçüncü olarak:
‘Kısmen haklısınız.’
Çünkü sanat insan emeğiyle var olmalı. Burada size sonsuz katılıyorum. Yapay zekâ, günümüzde bir oyucunun verdiği duyguyu veremez izleyiciye.
O yüzden endişeye gerek yok. Bırakınız yapılsın böyle şeyler. Yapılsın ki ‘gerçeğin’ değeri anlaşılsın.
Insta haberciliği
Instagram haberciliği...
Var artık böyle bir terim maalesef.
Umarım yayılmaz, kabul görmez. Instagram haberciliğinden kastım sosyal medyada haber paylaşımı yapan hesaplar değil.
Onların aralarında işlerini iyi yapanlar var çünkü.
Hatta bazı haber kaynaklarından daha hızlıları da var.
Kastım instagram görsellerini alıp TV’lerde sık sık haber yapmaları.
Bir fotoğrafı, bir videoyu alıyorsun sonra niyet okuyorsun.
Tarafsızlık desen yok.
Aciliyet ve hız kaygısı bilgi toplanmasının ve yanıt hakkının önüne geçmemelidir normalde, burada aciliyet kaygısı her şeyin önünde.
Hatalı olduğu ortaya çıkan bilgiler hızlı ve şeffaf bir biçimde düzeltilmelidir söz konusu gazetecilikse.
Burada o da yok.
Ver geç, ‘yarın doğrusunu veririz’ anlayışı....
Yani madde madde sayarsam olması gereken çoğu şey yok. Sen birinin paylaştığı bir fotoğraftan ‘O bunu, şunu çok seviyor’ çıkarımı yapamazsın.
Her şeyin kolayına kaçıyoruz artık. Sistem bunu sunuyor çünkü.
Zamanla işin kolayına kaçmak değer kaybedecek ama. Emek, alın teri vesaire tekrar değer kazanacak.
Ben televizyon programlarında karşıma ‘instagram haberciliği’ çıktığı anda zap yapıyorum öyle de devam edececeğim.
Acaba kapattı mı tezgahı?
Bir de utanmaz İzmir boyozcusu var...
Sosyal medya fenomenleri sokak lezzetleri videosu çekerken gidip boyoz yemişler.
7 bin lira da hesap almış onlardan bu boyozcu arkadaşımız. Sonra da demiş ki: “50 kişi boyoz” yediler.
Yahu adamlar 3-4 kişi.
50 kişi değil...
Yenen boyoz sayısı, hadi kişi başı 3-4 adet olsun.
Videoyu çeken çocuk “fazla fazla al rahat ol” diye bir cümle kuruyor. Bu ne demek?
3 eksiktir gözden kaçmıştır hakkın geçmesin sen “8 yediysek 10 al” demek.
Buna duyan fırsatçı esnaf 7 bin lirayı dayamış onlara.
Ya neden bu işleri 100 metrelik bir koşu olarak görüyorsunuz da bir maraton olarak görmüyorsunuz.
Yazıklar olsun!
Bak arkadaşım, bir kere 7 bin lira aldın ondan sonra bakanlık sana 50 bin lira ceza kesti.
Hadi bakanlığın cezasını geçtim, halk da bence sana bir ceza kesecek.
Artık ne boyoz satabilirsin ne başka bir şey. Fırsatçısın ve fırsatçı kalacaksın.
Yakışıksız olmuş sanki
Bazen de yönetmen terörü yaşanıyor sektörde. Bazı yönetmenler kendilerini ön plana atmayı çok seviyor.
Oysa bazıları var ki sadece işlerini yapıp sessizlikleriyle en büyük sesleri onlar çıkartıyor. Önlerinde saygıyla eğilirim. Neyse.
Yönetmen Onur Ünlü’nün tiyatroya uyarladığı “Güneşin Oğlu” oyunun basın toplantısı vardı.
Oyunculardan Deniz Celiloğlu basın mensuplarıyla konuşurken yönetmen Ünlü araya girdi ve “sen biraz sonra” diyerek kenara itti onu. İkinci yönetmeni mikrofonların önüne davet etti.
Ayıptır, olmamalıdır, saygısızlıktır bu.
Kaldı ki onları sen yönetmen olarak el üstünde tutmalısındır!
Daha çok görünülür olsunlar diye elinden geleni yapmalısındır!
Haksız mıyım bilmiyorum.
Yok ya yok! Değilim haksız!
Dizi gibi takip ediyorum
Bakın inanılmaz şeyler yaşanıyor.
Dizi içinde dizi çıkıyor resmen.
Son zamanlarda insanların bu kadar isteksiz çalıştığı bir yer ne gördüm ne duydum. Diziden ayrılan hemen rol arkadaşını silip engelliyor.
Hahahah. Ya inanılmaz komik.
Kızılcık’ın ‘labubusu’ olmuş resmen dizinin Nilay’ı Feyza Civelek.
Seveninden çok sevmeyeni var.
Artık kişisel hijyenine varan laflar etmeye başladı diziden ayrılanlar.
Ben basın önünde söyledikleri kadar arka planda söylediklerini de biliyorum.
Tam bir pembe dizi hikâyesi.
Bence bitirin diziyi. Artık Jennifer Lawrence’ı da getirseniz, Scarlett Johansson’ı yeni ‘Pembe’ diye diziye de soksanız olmaz bu iş...
Tutmaz dikiş.
Geçmiş olsun.
Yıktınız efsaneyi ellerinizle.
Paylaş